Kategoriler
Genel Osmanlı Dönemi

Engin KOÇ; OSMANLI DÖNEMİ RUMELİ PANAYIRLARI….

OSMANLI DÖNEMİ RUMELİ PANAYIRLARI
Panayırlar yerli ve yabancı tüccarın katılımının sağlandığı büyük ölçekli
ticaret merkezleriydi. Buralarda perakende ticaretin yanı sıra toptan
ticaret de yapılmaktaydı.Osmanlı dönemi belgelerinde panayırlar için
“yılda bir defa ikame olunan panayır tabir olunur pazar“ denmektedir.
Anadolu’da panayırlar kurulmakla birlikte en aktif olanlar Rumeli’de
kurulanlardır. Edirne eyaletinde yılın değişik zamanlarında kurulan
panayırlar ise şunlardı:Lülerburgaz, Yenizağra, Çorlu, Dimetoka, Yanbolu,
Eskicuma, Sofular,Cisriergene, Karinabad, Avratalan, Durali, Prasandum,
İslimye, Aydos, Misivri,Pazarcık (Tatar), Ferecik, Şarköy, Keşan,
Tekirdağı, Kalivye, İstanimaka, Uzuncaova,Eskizağra, Hayrabolu, Kızanlık
panayırlarıdır. 18. yüzyılın ikinci yarısında Balkan ticareti gelişmeye
başlamış ve ticaret alanlarına olan ihtiyaç panayırları ortaya
çıkarmıştı. Panayırların çoğunda yapılan yerli hayvan ticareti, köy
düzeyindekifazlalıkların atılması için de bir araçtı.
Rumeli bölgesinde ticaretin en canlı tutulduğu yerler arasında olan
panayırlara,bölgeye yakın olan yerlerden ve ülkenin dört bir yanından
tüccar gelirdi. Osmanlı-Rus savaşları sırasında zaman zaman kesintiye
uğrasalar da bu panayırlar her yıl kurulurdu. Panayırların güvenliği
ise üst düzey idareciler tarafından sağlandığı gibi panayırlar kurulmadan
bir süre önce mutasarrıf ve diğer mülki amirler bölgeye gönderilirdi.
Bununla beraber panayıra gelecek tüccarın hem gelişinin hem de panayır
bittikten sonra dönüşünün güvenliğini sağlamak Bostancıbaşının göreviydi.
Böylece hem tüccarın zarar etmesi önleniyor hem de devletin mukataa
gelirleri kontrol altında tutulmuş oluyordu. Panayır bittikten sonra
tüccarın elinde kalan ürünler dönüşte yine gümrüğe tabii tutulurdu.
Edirne gümrük defterlerinde, panayırdan artan ürünler için“avdet-i
panayır” ibaresi düşüldükten sonra alınan vergi yazılmıştır.
18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren panayırlarda para mübayasına da
başlanmıştı. Darphane adına zahireci adı verilen mübayacılar, darbedilmek
üzere altın ve gümüş satın almak için panayırlara gönderilirlerdi. Bu
panayırlara her bölgeden ve milletten tüccar katıldığından piyasadaki
para da çeşitlilik göstermekteydi. Her çeşit eski altın ve sikkeler
darphane için önemli hammadde kaynağıydı.18. yüzyılda bu panayırlar
içerisinde en işlek olanlar, İslimye, Ferecik ve Uzuncaabad-ı Hasköy
panayırlarıdır. Bu yüzyılın ikinci yarısında, özellikle son çeyreğinde
kurulan panayırlara katılan tüccarın menşei, getirdikleri eşyanın cinsi
ve ödedikleri vergiler Edirne Gümrüğü’ne ait mufassal ve icmal
defterlerinden takip edilebilmektedir.
Uzuncaova Panayırı, Doğu Trakya’nın en büyük yıllık panayırı
konumundaydı ve en parlak zamanında 50.000 kişiyi cezbeder, buraya
batılılar kadar Rus tüccarı da gelirdi. Bu panayır aynı zamanda kambiyo
senetlerinin tedavül ettiği bir borsa olarak da çalışırdı. 1780–1790
yılları arasındaki karışık dönem, bu panayırın kapanmasına neden
olunca bütün bu bankacılık faaliyetleri de Bükreş’e taşındı.En işlek
panayırlardan olan Uzuncaabad-ı Hasköy panayırının kurulduğu 1199
yılı Şevval ayında aynı zamanda Ferecik Panayırı da kurulmuştu. Bu
gibi durumlarda bazen panayıra katılacak tüccar diğer panayırın
ertelenmesini talep edebiliyordu. Ancak devlet böyle bir talebi kabul
etmez ve tüccarın panayırlardan birini tercih etmesini isterdi.
Aynı tarihte kurulan Ferecik ve Uzuncaabad-ı Hasköy panayırına getirilen
eşya birkaç istisna ile birbirinden farklıdır. Örneğin Alipaşa ve çerç
eşyası ortak ürünler olmakla beraber Uzuncaabad-ı Hasköy panayırına
getirilen çerç eşyasının miktarı daha fazladır. Diğer mallar ise tamamen
birbirinden farklıdır. Panayıra gönderilen eşya arasında ilk iki sırayı
kaşağı ve kutu ihracatı almaktadır.
En işlek panayırlardan biri bekli de 18. yüzyılın sonunda bölgedeki en
faal panayır İslimye panayırıydı. Özellikle 1199 Receb ayında panayıra
götürülen eşyanın cinsinden ve miktarından da anlaşılacağı üzere bu yılda
kurulan panayır oldukça hareketlidir. Bu yılda kurulan panayırda 1210
yılından farklı olarak kürk eşyalarının miktarı oldukça çeşitli ve
fazladır. Özellikle, Ruslar tarafından getirilen kürkler, bu panayırdan
elde edilen gelirlerinin artmasında önemli bir rol oynamaktadır.
1199 Receb ve 1210 Zilkade aylarında İslimye’de kurulan panayırlara her
türlü dokuma, kazzaz, deri ve temizlik ürünleri ile kuyumcu ve maden
eşyası getirilirdi. Ayrıca içeriğinin ne olduğu tam olarak tespit
edilemeyen ve kayıtlarda Alipaşa eşyası olarak geçen eşyalar panayırlara
gelen ticarî mallardı. Bununla beraber gıda maddeleri de panayır eşyası
arasında önemli bir yere sahiptir. 1199 senesi Receb ayında panayıra
getirilen eşya daha ziyade dokuma ürünleri ağırlıklıdır. 1210 yılında
ise dokuma, gıda,özellikle kürkler ve zeytinyağının daha fazla miktarda
olduğu görülmektedir. İslimye Panayırı’nda az miktar da olsa da maden
eşyalarının da ticareti yapılmaktaydı. Yukarıda görüldüğü üzere her iki
yılda da kuyumcu eşyası adıyla kıymetli madenler getirilmiştir.
Kurşuncu eşyası, nuhas (bakır) ve bakırcı eşyaları ise diğer madenlerdir.
Panayırlara getirilen eşyadan panayır resmi adı altında “duhûliyye” ve
“hurûciyye” vergisinin alınması mutaddı. Bununla beraber tüccarın
kalacağı yer için kira ve muhafazasını sağlayanlar için de ayrıca ücret
alınırdı. 1838 Osmanlı- İngiliz ticaret muahedesine kadar gümrük vergisi
%3 iken, ticaret antlaşması mucibince panayırda, ellerinde gümrükten
geçtiğine dair tezkiresi olmayan bütün mallarından %9“amediye”, %3
“reftiye” olmak üzere toplam %12 guruşluk gümrük resmi ödeme
zorunluluğu getirilmiştir.
1213 Rebiyülevvel (Ağustos-Eylül 1798) ayında kurulan Uzuncaabad
panayırından elde elden gelire bakıldığında, panayırların bölge
ticaretini ne ölçüde etkilediği çok kolay anlaşılmaktadır.
26 Rebiyülevvel’den itibaren kurulan panayırın açılmasıyla birlikte
gümrüğün gelirinde büyük ölçüde artış yaşanmıştır. Öyle ki bir
aylık gümrük geliri 524. 333 akçe iken bunun 433. 360 akçesini Uzunca-
abad Panayırı’na giden eşyadan alınan vergiler oluşturmaktadır. Bu
artışın en önemli nedeni ise o yıl kurulan panayıra getirilen kürk nevi
eşyadan alınan yüklü miktardaki vergilerdir. Bu tarihte Edirne
Gümrüğü’nden geçerek Uzuncaabad Panayırı’na gelen tüccar Müslüman,
zimmî ve Yahudilerden oluşmaktaydı. Bu tüccarın 110’u Müslüman,
96’sı zimmî ve 69’u ise Yahudi idi.Edirne civarında kurulan
panayırlarda sadece Müslüman zimmî ve Yahudi gibi yerli tüccar
bulunmuyordu. Ayrıca 1700’lerin başlarından itibaren Fransız tüccarlar
da Edirne’de yerleşmeye ve ticaret yapmaya başlamışlardı. Daha önce de
belirtildiği üzere Edirne’de bulunan Fransız tüccarların ve İstanbul’
da bulunan tüccar temsilcileri Uzuncaova ve İslimye panayırlarını
ziyaret etmekte ve orada önemli ticarî münasebetlerde bulunmaktaydılar.
Zira güzel Fransız dokumaları Osmanlı Devleti’nin her yerinde aranılan
eşyalardandı.
Görüldüğü gibi panayırlar gerek bölge ticaretinin canlanması gerekse
gelen tüccarın ödediği gümrük vergileri sayesinde devlet gelirlerinin
artması bakımından oldukça önemlidir. XIX. yüzyılda ise artan ticarî
faaliyetler ile birlikte panayır ticaretinde de önemli bir canlanma
olmuştu. Bu yüzyılda Osmanlı’nın dışa açılma eğilimleri doğal olarak
iktisadi düşünceleri de etkilemiş, pazar ve panayırlar da bu
düşünce doğrultusunda gelişme göstermişlerdi.
Kaynak; Engin KOÇ