Kategoriler
Osmanlı Dönemi

Edirne BUÇUKTEPE VAKASI – Hakan AKINCI

BUÇUKTEPE VAKASI
Edirne ilk olarak Tunca ve Meriç Irmaklar’ının kesiştiği kavşakta bir Trak Boyu olan Odrisiler tarafından küçük bir yerleşim birimi şeklinde kurulmuştur. Makedonyalılar bu yerleşim yerine Orestia varoşlarına ise Gonnoi adını vermişlerdir. Bölge M.Ö. 513’te Persler’in yönetimi altına girmiştir. Pers hâkimiyetinin ortadan kalkmasıyla birlikte Trakya 5. yy’ın ortalarına kadar Osdrisiler’in yönetimi altında kalmıştır. M.Ö. 280-279 yıllarında Keltler’in geçici istilasına uğramış, Makedonya Krallığının Romalılar tarafından ortadan kaldırılmasıyla birlikte M.Ö. 168 yılında Romalılar’ın hâkimiyeti altına girmiştir. Roma boyunduruğuna giren Traklar M.S. 46 yılında İmparator Claudios zamanında “Provoncia Tracia” ismi verilerek bir Roma eyaleti haline gelmiştir. (Mansel 1999:21-22-23)
M.S. 123-124 yıllarında Doğu seferine çıkan Roma İmparatoru Hadiraunus, Orestia kasabasının stratejik bakımından önemini görmüş ve bu kasabayıyeniden imar ederek Ordugah şehri haline getirmiştir. Daha sonraları şehrin sakinleri İmparatora olan minnet duygularından ötürü kentin İsmini Hadrianopolis olarak değiştirmişlerdir. 395 yılında Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla birlikte Edirne ve çevresi Doğu Roma İmparatoluğunun Bizans’ın sınırları içinde kalmıştır. Edirne bu tarihten sonra birçok kez farklı milletler tarafından istila edilmiş ve sık sık el değiştirmiştir. Bölge 5 yüzyıl boyunca sürekli olarak Balkanlar’dan inen önce Hunlar sonra da Slav ve Bulgar akınları ile büyük zarlar görmüştür. 14. yüzyılda Bizans’ın iç çekişmelerinin artması ve Bizans’ın bunlarla zayıf düşmesiyle kısa süre de büyüyen Osmanlı Türkleri Balkan yarımadasına akınlar yapmaya başlamışlardır. 1360 yılında Osmanlı Devleti Tahtına oturan Sultan Murat 1362 de balkan yarımadasına geçerek Keşan, Lüleburgaz, Çorlu, Babaeski ve Dimetoka’yı aldıktan sonra Lala Şahin Paşa’ya Edirne üzerine yürüme emri vermiştir. Bunun üzerine Lala Şahin Paşa dönemin Edirne Tekfuru olan Adriyan’ı yenerek şehri 1362 yılını yaz aylarında teslim almıştır. (Peremeci, 1940:-9-10-11)
Şehrin Fethi ile birlikte Adrianopolis olan ismide Edrinos, Edrune ve Edirnebolu olarak değiştirilmiştir. I. Murat’ın İlhanlı Hükümdarı Uveys Han’a gönderdiği fetihnamede şehirden Edirne olarak bahsetmektedir. Edirne’nin Fethedilmesiyle birlikte şehir Osmanlının Rumeli’ye geçişlerinde önemli bir merkez halini almıştır ve 1362 den, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u Fethine kadar olan sürede Osmanlı Devletine başkentlik yapmıştır. (Badi, 2000: 21)
Günümüzde var olan yapıların birçoğu II. Murat Döneminden kalmıştır. İstanbul’un fethi için gerekli olan planlar burada yapılmış ve Şahi isimli ağır toplar Edirne’de döktürülmüştür. 29.05.1453 yılında İstanbul’un Fethi ile birlikte başkent İstanbul’a taşınmıştır. Buna rağmen Balkanlara yapılan seferlerde hareket üssü olarak kullanıldığından Edirne önemini yitirmemiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın hükümdarlığı döneminde yapacağı seferler öncesi Edirne’de aylarca süren hazırlıklar yapması şehir adına büyük bir şans olmuş ve şehirde pek çok sanat eseri inşa edilmiştir. (Gökbilgin, 1997: 107-112)
İşte bu tarihi süreç içerisinde II. Murad’ın tahtı çocuk yaştaki II. Mehmed’de bırakmasıyla birlikte Edirne’nin en yüksek rakımlı tepesi bir takım olayların merkezi konumuna geldi. II. Murad’ın tahttan çekilmesini istemeyen Çandarlı ailesi’nin dolduruşuna gelen yeniçeriler kazan kaldırmışlardır. Aynı zamanda bu olayla birlikte Osmanlı’daki bir ilk gerçekleşmiş, askeri bir isyan yaşanmış oluyordu.
Tarihte bir çok kez ayaklanan yeniçeriler, ilk kez Serhataki Payıtaht Edirn’de kazan kaldırdılar ve bunun devamı çeşitli zamanlar geldi.
Yeniçerilerin isyan sebeplerinin genellikle siyasi ve ekonomik olduğu düşünülse de bunların dışında daha birçok sebepten dolayı isyan ettikleri aşikârdır. Bunlardan birkaçı, güçlü bir otoritenin eksikliği, maaşların yetmemesi ve devlet adamlarının kendi istikballeri için ocağı kullanmalarıdır. Yeniçeriler kullanılarak gerçekleştirilen askeri darbelerde, belirli bir yönetici kitle arasında nimetlerin yeniden paylaşılması amaçlanmaktadır. Çünkü bu darbeler sistemin özüne dokunmamakta sadece iş basındaki bir hükümetin uzaklaştırılması, onun yerine aynı yönetici zümreden başkalarının getirilmesini sağlamaktadır.
Padişahın siyasi iktidarı yeterince kontrol edememesinin sebeplerinden biri de genç yaşta tahta oturmasıdır. Nitekim II. Mehmed’in genç oluşunun ve dolayısıyla kuvvetli bir otorite eksikliğinin Buçuktepe isyanına zemin hazırladığı görülmektedir (Kantemir, Dimitri ; “Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükseliş ve Çöküş Tarihi”,1998:144-145). Hâlbuki bu isyanda yerlerini korumak isteyen ve başını Çandarlı ailesinin çektiği Türkmen Aristokrasisinin etkisinin de büyük olduğunu unutmamak gerekir. (Uzunçarşılı, İsmail Hakkı; “Osmanlı Tarihi”, 1988: 434).
Buçuktepe isyanıyla birlikte iktidar mücadelesinin niteliği değişmiş ve artık padişah, vezirler ve yeniçeriler arasındaki bu mücadelelerde halk pasif bir durumda kalmış ve ne olup bittiğini anlamadan, olup bitenleri “hikmet-i hükümet” diye normal karşılar hale gelmiştir. (Akdag, Mustafa; “Türkiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi”, 1999b:21–22).
II. Mehmed’in cülusunda olduğu gibi ölümünde de bir takım karışıklıklar olmuştur. Ancak padişahın cülusunda meydana gelen isyanda genç oluşunun etkisi olduğu halde ölümünde meydana gelen karışıklıkların daha çok otorite boşluğundan kaynaklandığı söylenebilir.
Yeniçeri ocağı, devlet adamlarının belli çıkarlar elde etmek için oluşturdukları cuntalara bilerek veya bilmeyerek alet olmuşlar ve bunların ateşlediği olaylarda aktif rol oynamışlardır. Öte yandan, devlet adamlarının tahrikleri bazı isyanlarda açıkça görülmüştür. Buçuktepe isyanının, II. Murad’ı yeniden tahta çıkarmak için Çandarlı ve ekibinin askeri tahrikleri ile gerçekleştiğine inanılmaktadır. Osmanlı tarihinde kapıkullarının ilk isyanı olarak bilinen Buçuktepe isyanının altında Çandarlı Halil Paşa’nın II. Murad’ı yeniden tahta geçirme isteği vardı (Uzunçarsılı,İsmail Hakkı; “Osmanlı Tarihi”, 1988a:439-441). Sultan Selim’in babası II. Bayezid’i tahttan uzaklaştırmak konusundaki en önemli destekleyicileri yeniçerilerdi. Devlet adamlarının yeniçerileri istedikleri gibi yönlendirerek devlet yönetiminde etkili olduğu görülmektedir.
Cülus bahşişi, yeniçerilerin isyan etmelerinde doğrudan olmasa da dolaylı bir etkisi olduğu düşünülen bir unsurdur. Cülus bahşişleri saltanata geçmek için sultanlarla yeniçeriler arasında bir pazarlık konusu halini almıştı (İlgürel Mücteba; “Yeniçeriler”, 1993:390).
II Murad, Varna Savaşını kazandıktan sonra Manisa’ya çekilmişti, Ancak Veziriazam Çandarlı Halil Paşa II. Murad’ın tekrar tahta çıkmasını arzulamaktaydı. II. Mehmed’i destekleyen Şehabeddin, Saruca ve Zağanos Paşalarla anlaşamıyordu. Çandarlı’nın barışçı siyasetine karşılık diğer vezirler II. Mehmed’i fetihlere özellikle de İstanbul’un fethine teşvik ediyorlardı. 1446’da Edirne’de Osmanlı tarihinin ilk yeniçeri ayaklanması gerçekleşti. İsyanın görünüşteki sebebi paranın değerinin düşürülmesiydi, Bu durumdan rahatsız olan asker ayaklanarak Rumeli Beylerbeyi Şehabeddin Paşa’nın evine saldırıp ardından da şehrin doğusundaki bir tepeye çekildi. İsyan yeniçerilerin maaşlarına yarım (buçuk) akçe zam yapılarak günlük 3 akçeden 3,5 akçeye yükseltilerek bastırılabildi. Ancak asker tahtta II. Murad’ı görmek istiyordu. Aslında bu isyan Çandarlı Halil Paşa’nın tertibiyle genç padişahı tahttan uzaklaştırmak için çıkartılmıştı. Padişah’ın yakınlarından olan Şehabeddin paşanın evi hedef alınmış ve II. Mehmed’in hükümdarlığı tehlikeye düşmüştü. İktidar boşluğu meydana geldiği için Çandarlı’nın gizlice haber gönderdiği II. Murad Edirne’ye gelerek tahta geçti. Buçuktepe isyanı bir başka kaynakta ise şu şekilde yer almaktadır. “Buçuktepe Vakası, Osmanlı tarihindeki ilk yeniçeri ayaklanmasıdır. II. Murad’ın yerini oğlu II. Mehmed’e (Fatih) bırakarak Manisa’ya çekilmesinden sonra para ayarı düşürülünce, asker, asker ocağı ve piyasa olumsuz yönde etkilendi. Bundan hoşnutsuzluk duyan yeniçeriler, Edirne’ de çıkan ve kentin önemli bir bölümüyle çarşısını yok eden büyük yangını fırsat bilerek ayaklandılar. Vezir Hadım Şehabeddin Paşa’nın konağını yağmalayan ayaklanmacılar, daha sonra bu olaydan ötürü “Buçuktepe” adını alacak olan tepeye çekildiler. Yeniçerilerin “buçuk akçe” zam yapılarak yatıştırılmalarına karşın bunların, “küçük padişah’ı” değil de babasını istedikleri anlaşılınca, Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ve öteki devlet adamları II. Murad’ı tekrar tahta çağırmak zorunda kaldılar. On üç yaşındaki oğlu II. Mehmed’in yerine babası II. Murad’ın tekrardan tahta çıkması sonucu ayaklanma son buldu.” (ÖZKAN ABDULLAH; “Adım Adım Osmanlı Tarihi, Kuruluş: Bir İmparatorluk Doğuyor”, 1299-1520, S.97)II. Murad tahta geçtikten sonra altı yıl devam eden bu yeni hükümdarlık döneminde II. Kosova Savaşı’nda (1448) haçlıları bir kez daha mağlup ederek, Balkanlardan gelebilecek tehlikeyi tamamen ortadan kaldırdı. Lalalarıyla birlikte Manisa’ya gönderilen II. Mehmed bu durumu kabullenemedi ve padişah gibi davranmaya devam etti. Ayrıca kendisinin tahttan indirilmesine sebep olan Çandarlı Halil Paşa’nın bu hareketini unutmadı. İstanbul’un fethinden hemen sonra onu öldürterek intikamını aldı. (AFYONCU Erhan; Sorularla Osmanlı İmparatorluğu, cilt-I, S.104-105)
Kaan Uslu, www.osmanliparalari.com’ dan alınmadır.
II. Mehmet
KAYNAKÇA
AFYONCU, Erhan; “Sorularla Osmanlı İmparatorluğu”, C:1, Doğan Gazetecilik A.Ş., İstanbul, 2006.
AKDAĞ, Mustafa; “Türkiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi”, C:2, Barıs Yayınları, Ankara, 1999.
İLGÜREL, Mücteba “Yeniçeriler”, İslam Ansiklopedisi, C:13, MEB. Yayınları, İstanbul, 1993.
KANTEMİR, Dimitri; “Osmanlı İmparatorluğu’nun Yükseliş ve Çöküş Tarihi”, (Çev.:Özdemir Çobanoglu), C:1, Cumhuriyet Kitap Kulübü, İstanbul, 1998.
OSMAN, Rıfat: “Edirne Rehnüması”, Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi, 763–1338, İstanbul, 1994.
ÖZKAN Abdullah; “Adım Adım Osmanlı Tarihi, Kuruluş: Bir İmparatorluk Doğuyor”, Boyut Yayıncılık A.Ş., İstanbul, 2003.
PEREMECİ, Osman Nuri: ”Edirne Tarihi”, Resimli Ay matbaası, İstanbul, 1939,
TUNCA, Ayhan: “Mimar Sinan, Edirne ve Selimiye”, Edirne 2005,
UZUNÇARSILI, İsmail Hakkı; “Osmanlı Tarihi”, C.3,4, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1988.
MANSEL, Arif Müfit; “Ege ve Yunan Tarihi”, TTK. Ankara 1999.
BADÎ, Ahmet; ” Riyaz-ı Belde-i Edirne: Edirne Şehri Bahçeleri (Edirne Şehri Tarihi),”, I. çev. Ratıp Kazancıgil, İstanbul 2000.
www.osmanliparalari.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir