FAZLUALLAH PAŞA TÜRBESİ- HakaN AKINCI

FAZLUALLAH PAŞA TÜRBESİ

 

ADI: Fazluallah Paşa Türbesi.

YAPTIRAN: Fazluallah Paşa.

TARİH: 883 (1478/79)

MİMARI: Bilinmiyor.

PLANI: Bilinmiyor.

BULUNDUĞU YER: Abdurrahman Mahallesi, Feyzullah Sokak. No:18

ADA: 605

PARSEL: 39-40-17

PAFTA:  E17D07D2A

         Türbe, üzeri örtülü mezar olarak algılanmaktadır. Arapça olan kelimenin anlamı ise “yerin üst kısmı, kabir, mezarlık” olarak bilinmekte ve “el turbetu” kelimesinden gelmektedir. İslam inancına göre âdemoğlu topraktan yaratılmış ve yine toprağa döndürülecektir. Birçok hadiste mezarların kutsallaştıramaması gerektiği bildirilmiş ve üzerlerinin toprak ile yığılmaması gerektiği bildirilmiştir.

 İslamiyet’in ilk yıllarında mezar yerinin belirlenmesi için baş ve ayak uçlarına birer taş ve ya tahta parçası dikildiğine rastlamaktadır. Ancak bunların üzerinde yatan kişiyi ve sınıfını belirtici bir işaret bulunmamaktadır.

Anıt mezar düşüncesi İslam inancına göre ters düşmesine rağmen 9. Yüzyılın ilk yarısından itibaren, mezar anıtlarına rastlanmaktadır. Bilinen ilk türbe yapısı 9. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen Samara’daki Kubbetü’s Süleybiye’dir. Bu anıt mezar, Abbasi Halifesi el- Muntasır için inşaa edilmiştir. Türbe sekigen planlı ortadan kubbeli bir mekana ve bu mekanı çevreleyen beşik tonozlu bir koridora sahiptir (Yetkin S.K.;”İslam Ülkelerinde Sanat”, İstanbul, 1984, S.71)

Bu şekilde bir gelişim gösteren türbelerin nadide örneklerinin yer aldığı Edirne’de bir çok türbe yapısından söz etmek mümkün. Bu yapılardan biri de her ne kadar yok olmuşsa da Fazluallah Paşa Türbesi’dir.

Edirne Ayşekadın Semtinde, Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı’nın arkasında yer almaktadır. (Badi Efendi; a.g.e. 1. Clt, s.66)

Yapıdan geriye sadece kabir kalmıştır. (Peremeci Osman Nuri; a.g.e., s.78)

Kabir taşında: “Sahib’ül hayrat v’el-hasenat ve mağfirün leh Faluallah Paşa-yı Atik rahmet’ullah-ı aley ruhiyçün el-fatiha 883 (1478/79)” yazmaktadır. Bu ifadeye nazaran taş sonradan yenilenmiş olmalıdır (Badi Efendi; a.g.e. 1. Clt, s.66).

Hoca Sadettin Efendi : “Veziriazamık makamına getirilen İbrahim Paşa Rumeli yakasını ele geçirmek için, gerekli hazırlıkları yapmak üzere görevlendirildi. Bu sırada Gebze kadısı olan Mevlana Fazluallah’ın yakınlık ve komşuluk dolayısıyla İstanbul tekfurunun dosto oluşunu göz önünde tutan Paşa, onu sultan fermanı ile İstanbul’a gönderdi. Rumeli’ye geçmek için lüzumlu gemileri hazırlaması önerisinde bulundu” diyor.

            Aşıkpaşazade: “Fazluallah Paşa’nın Akçakoca soyundan gelme olduğunu bildirerek, Fetret devrinde aldığı görevlerden ve II. Murat dönemindeki faliyetlerinden sözetmekte ve Edirne’de Seyyidlere mahsus bir darussiya yaptırdığını bildirmektedir.”

            Ahmet Badi Efendi: “883 (1478/79) yılında vefat eden Fazluallah Paşa, mescidi’nin kıble yönüne defnedildiğini” yazar.

            İsmail Hakkı Uzun Çarşılı: “Fazluallah Paşa’nın oğlu ve torunu ile Gebze’de gömülü olduğunu bildirmektedir.” Fazluallah Paşa’nın Ayşekadın semtinde kendi adıyla anılan mahallesi vardır. 935 (1528/29) tarihli kayıtla bu mahalle “Mahalle-i darüssiyeade imaret-i Fazluallah Paşa” adını taşımaktadır. Tarihi kaynakların bir kısmında Fazluallah Paşa’nın Ayşekadın semtindeki mahallesinde bir mescidi, tabhanesi, aş evinin olduğunu yazdığını görüyoruz.

            Abdurrahman Hıbri Efendi Aş Evi İçin: “Biri dahi, darüssiyade namıyla meşhur olan imarettir. Bu mahallede yeşil minareli, iki kubbeli bir mescidi dahi vardır ki her iki tarafında birer küçük kubbelerde tabhaneleri dahi vardır.” demektedir.

            Bu bilgi sayesinde Fazluallah Paşa’nın Darüssiyade ismiyle anılan imaretinin olduğunu ve bu imaret içerisinde yeşil minareli bir camii, tabhanesi ve aş evinin olduğu kesinlik kazanmış oluyor.

            Dr. Rıfat Osman Bey: “Ayşekadın Semtinde Darüssiyade mahallesinde Fazluallah Paşa’yı atik vakfındn cami-i muhteriktir (yanmıştır). Harap minaresi vardır.” Demektedir ve bu durumu fotoğraflamıştır.

            Abdurrahman Hıbri ve Dr. Rıfat Osman’dan şu sonucu çıkarıyoruz:

17. yüzyılda binalar sağlamdır ve imaret işler durumdadır.19. yüzyılın başında imaret kısmen de olsa ayaktadır. İmaret 1910’dan sonra yakılmış ve yıkılmıştır. Muhtemeldir ki, uzun yıllar hizmet veren bu imaret Balkan Savaşları esnasında yok olmuştur.

            Osman Nuri Peremeci: “Fazluallah Paşa’nın, Demirakbaş soyundan geldiğini ve Gebze Kadısı olduğunu yazmaktadır. Yine Fazlullah Paşa’nın, Çelebi Sultan Mehmet’in İstanbul Padişahı ile aralarında münasebet etmiş olduğu gibi, II. Murad’a da büyük yararlılıklarda bulunduğunu, sonunda da vezir olup, II. Bayezid gününe kadar yaşadığını belirtir. Fazluallah Paşa’nın şimdiki belediye arkasında da bir mescidi vardır ki yakında yıkılmıştır. Eskiden bir imaret ve birçok hayratı varmış. Belediye arkasında Fazluallah Paşa Mahallesi adı da buradan kalmadır ki günümüzde yanlış olarak Feyzullah Paşa Mahallesi deniyor.” demektedir. Peremeci sonuç olarak Fazluallah Paşa için 883 (1478/79) senesinde öldüğünü, seyitler mezarlığı denen yerde yaptığı mescidin önüne gömüldüğünü ve bu gün yalnız mezarının durduğunu yazmaktadır. Fazluallah Paşa2nın bir asırdan çok yaşadığını belirtmiştir.

            Prof. Dr. Rıfkı Melül Meriç: “Türbe direkli şebekeli olup üstü açıktı. 1939’da Trakya Müfettiş-i Umumisi General Kazım Diriğin emriyle yıkılmış. Hazirede meftun bulunan, ulema ve müellefinin mezarları ile türbeninsütunları, Ayşakadın’da Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansaray’ındaki ahırların inşası esnasında sarfedilmiştir. 129 (1877) tarihindeki Rus istilasında vuku bulan büyük tahribattan kurtulabilmiş olan mezar taşları, bu suretle tamamen imha edilmiştir. Fazlu Allah Paşa türbesind emftun bulunan Tevkii Mustafa Paşa’nın 1072 (1661/62)müdevver mermer şahidesi ile ayat-ı kerime mahkuk üç mermer sanduka cidarı yere atılmış vaziyette durmaktadır.” demektedir.

SONUÇ:

Fazluallah Paşa Türbesi ile ilgili birçok kaynaktan öğrendiklerimizin dışında maalesef ki elimize bir fotoğraf geçmemiştir. Edirne İl Kültür Müdürlüğü personelince yapılan yüzey temizliği çerçevesinde hazire içerisinde türbeye ait olduğu düşünülen sekizgen planlı bir temel yapısına rastlanmıştır. Bu temelin çevresinde yine bu yapıya ait olduğu düşünülen yapı taşlarına da bulunmuştur. 1920 yılında çekilmiş Dr. Rıfat Osman’a ait fotoğraf (Fotoğraf 1) Fazluallah Paşa Külliyesi’ne ait olan mescidin minaresini ve haziresini bizlere belgeler durumdadır.

Bizlere düşen ise ecdadımızın bölge topraklarına bahşeylediği vakfiyeleri, aslına uygun bir şekilde tekrardan canlandırarak onların sağladığı huzur refah ve bereketi yineleyebilmedir.

KAYNAKÇA

BADİ Ahmet Efendi; “Rıyaz-ı Belde-i Edirne”, Cilt I.Edirne Valiliği Yayınları No:13, Acar                  Matbaası,  İstanbul. 2000.

HIBRİ A.; “Enisü-l Müsamirin Edirne Tarihi 1360-1650” Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Yayınları no:24, Edirne, 1996.

MERİÇ, R. M.; “Edirne’nin Tarihi ve Mimari Eserleri Hakkında”, Türk Sanatı Tarihi.

Araştırma ve İncelemeleri I, s: 439-536, İstanbul, 1963. s:439/536.

OSMAN, R.; “Edirne Rehnüması”,  Edirne, 1994. s: 56/ 93.

ÖZKAN S.; “Edirne Türbeleri”, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Tez Notları, Edirne, 1995.

PEREMECİ, O. N.; “Edirne Tarihi”, Resimli Ay Matbaası, Edirne, 1940. s:145.

YETKİN S.K.;”İslam Ülkelerinde Sanat”, Cem Yayın Evi, İstanbul, 1984, S.71.

Pin It on Pinterest