SİNANKÖY- HakaN AKINCI

Hakan Akıncı, Arkeolog Sanat Tarihçi
Sinanköy, Edirne’nin Lalapaşa ilçesine bağlı ve Edirne kent merkezine 21km uzaklıkta yer alan Edirne merkeze göre kuzeydoğuda ve Edirne-Lalapaşa yolu üzerinde yer alan bir köydür.

Sinanköy yerleşkesinin önemi hem coğrafi hem de tarihsel konumuna bağlı özeliklerden kaynaklanır. Bugün için bu tarihi önemini yansıtan birçok iz harap bir durumda olsa bile günümüze kadar gelmiştir. Bunlardan en önemlisi köy yerleşim yerinin doğu yönü boyunca uzanan kale ve kaleye bağlı manastır yapısıdır. Kale ve manastır yapısı konumu itibari ile demirçağ ve dolayısıyla bölgenin trak mirasının çokça buluntu verdiği bir bölgede yer alır. Çömlekakpınar, Lalapaşa, Süloğlu ve Edirne arasında kalan Sinanköy, bu konumuyla demirçağ süreci içinde de önemli bir sahada yer almış olur.  Ayrıca bölge erken dönemlerden bu yana bölge düşünce inanç sistemi üzerinde etkisi olan “Muhittin Baba” tepesi olarak bilinen “Muhyiddin Abdal” türbesi ile de ilişkilendirilebilecek bir konumda yer alır. Bu da Sinanköy bölgesinin dini açıdan sürekli olarak önemini koruduğuna hatta daha sonra belirtileceği üzerine bu durumun Hıristiyan dönemi içerisinde de devam ettiğine bir gösterge sayılmaktadır.
Bölge ve kale ile ilgili yazılı kaynaklara baktığımızda öncelikli olarak bölgenin ve burada bulunan kalenin adının geçtiği antik çağın son büyük tarihçisi olarak görülen Prokopius’un ünlü eseri  De Aedificii’te yer alır. Bu eser justinien dönemi yapılarının anlatıldığı bir eserdir. Fakat bu yapıların tarihlendirilmesi konusunda da tartışmalar sürmektedir. Bu yapıların 550’ye kadar uzandığını belirtenler olsa da kimi yazarlar bu eserin tamamlanmamış bi eser olduğunu ve M.S.557’ye kadar izlerinin sürülebileceğini belirtirler. Ama her durumda burada bahsi geçen yapılar ünlü Romalı komutan Belisarius’ tan daha öteye gitmemektedir. Bu kitapta Haemimontum bölgesi kaleleri de sayılmaktadır. Bahsi geçen bölge esas itibarı ile kuzey trakyayı kapsamaktadır. Fakat burada adı geçen ‘probinu’ isimli kalenin sinanköy kalesi olduğunu savunanlar da çıkmaktadır. Kale esas itibari ile manastır yapısı ile beraber düşünüldüğünde erken Hıristiyanlık dönemine tarihlendirilebilir. Bu durumda kalenin işlevinin de ne olduğu anlaşılmaktadır. Sadece bir yerleşim merkezi olmasının ötesinde özellikle balkanlardan İstanbul üzerine inen kavimler ve Bulgarlarla yapılan savaşlarda buranın aktif bir savunma merkezi olarak kullanılmış olması ihtimal dâhilindedir.  Kale ile bağlantılı manastır yapısı ise kalenin batı yönünde yer alır. Kale yamacının oyulması ve düzenlenmesi ile yapılmıştır. Yamacın batı yönü boyuncu teras ve yol düzenlemeleri görülmektedir. Aynı zamanda yapılar üzerindeki eklerden sık bir ahşap kullanımının olduğu da anlaşılmaktadır. Kalenin güney batı kısmında yer alan kilise bölümü düzenlemesi ile dikkat çekmektedir. Yapımı bakımından Kapadokya kaya oyma kiliseleri ile de karşılaştırılabilecek olan bu bölüm ayrıca hemen kuzey yönünde bir de kripto odasına sahiptir. Kilise ve ona bağlı kripto odasının önünden manastırın diğer birimlerine ulaşımı sağlayacak basamaklı bir yol düzenlemesi mevcuttur. Yapı oldukça komplex bir görünüm arzeder. Yunan Katolik ansiklopedisine göre trakyadaki yedi metropolitlik merkezinden biri olan Edirne ile ilişkisi de düşünülmelidir. Bu manastır yapısı belli özellikleriyle kıyıköyde  pabuçdere vadisinde bulunan Aya Nikola Manastırı ile karşılaştırılabilir. Kaya oyma yapısı ve ahşap ekleriyle benzer özellikler gösterirler. Bugün için sinanköydeki kilisenin bir fresko süsleme programı olduğunu günümüze bir kısmı ulaşmış olan ve kilisenin içinde yer alan duvarın iç yüzeyinde karşımıza çıkmaktadır. Fakat yakın tarihlere kadar ahıl olarak kulanılan yapının içindeki samanların tutşmasıyla izlerin çok belirgin olmaması ve bu konudaki çalışmaların eksikliği nedeniyle bu konudaki bilgilerimiz sınırlıdır. Fakat kıyıköyde karşımıza çıkan gömü ve süsleme ritüellerinden farklılaşan yanları da mevcuttur.
Kale ve manastır çevresinde yapılan yüzey araştırmalarında burasının sadece bir manastır ve askeri kale olmanın ötesinde zaman içinde çevresinde bir yerleşim oluştuğuna dair buluntulara da rastlanmıştır.
Bölge 14. yy.’ın ikinci yarısı itibariyle Osmanlı topraklarına dahil olmuştur.
SİNANKÖY


 
 
 
 

Pin It on Pinterest