EDİRNE BİZİMDİR 23 TEMMUZ 1913-23 TEMMUZ 2013 Uzm. HALUK KAYICI

485610_10151652989739257_1874627549_n
EDİRNE BİZİMDİR
23 TEMMUZ 1913-23 TEMMUZ 2013
Edirne, 26 Mart 1913 ( Rûmî-13 Mart 1329 )’te Bulgarların eline geçmiş; bu işgal âlem-i İslâm için umûmî, Türkler için ise husûsî bir yüzkaralığı olmuştur. Kalbinde îmân eseri, din hamiyyeti ve millet gayreti olanlar için bu gün büyük bir mâtem günüydü. Bu savaşın sonucu, sadece Türkler ve Müslümanlar için değil, Şark milletleri içinde nedâmet ( pişmanlık ) ve hüsrândır. 27 ve 28 Mart’ta ( 1913 ) ( Rûmî-14/15 Mart 1329 ) neşredilen Japonya’nın Pây-ı taht ( başkent ) gazetelerinden bir kısmı bile Edirne’nin sukut’unu ( düşme, düşman eline geçme ) siyah çerçeveler içerisinde bildirmişlerdi .
Gün nasıl nedâmet ve hüsrân günü olmasın ki; on altı paşa efendiler ile altmış bin Osmanlı askeri Bulgarlara karşı esâreti kabul ederek tarihte emsali görülmemiş bir rezâleti irtikâb ( kötü bir iş işleme ) ediyorlardı.
Yaklaşık dört ay sonra 23 Temmuz 1913’te ( Rûmî-10 Temmuz 1329 ) ise Allah’ın yardımı ile Edirnemize kavuştuk. 23 Temmuz 2013, Edirne’ye kavuşmamızın 100. “ Sene-i devriyye ”sidir.
Bu kavuşmanın Türkler, Müslümanlar ve Şark milletleri için ne anlam ifade ettiğini, Hindistan’da Edirne’nin geri alınışına gösterilen büyük sevinçten anlayabiliriz. Dönemin Hindistan’ında Edirne’nin yeniden Osmanlı’nın eline geçişini hazmedemeyen İngilizler, bu başarıyı çekemediklerinden dolayı sürekli aleyhte yayınlara girişmiş, ancak bu biçarelere Hindistan halkı tarafından ehemmiyet verilmemiştir. Buna mukabil, yüzlerce telgraf Bombay’da ki Osmanlı Şeh-bender-hâne’sine ( konsolosluk ) Hindistan’ın her tarafından, Müslümanlardan, Müslüman encümen ve kulüplerden gönderilmiş, Edirne’nin fethi üzerine samimi tebrikler takdim edilmiştir .
Edirne’nin Bulgarların işgalinden kurtuluşu münasebetiyle 25 Temmuz 1913 ( Rûmî-12 Temmuz 1329 ) Cuma günü Selimiye Câmii’sinde Cuma namazını müteâkıben bir mevlid okutulmuş ve bu mevlidin ayrıntıları dönemin “ HALKA DOĞRU ” dergisinin 7 Ağustos 1913 ( Rûmî-25 Temmuz 1329 ) tarihli 16. sayısının 124. ve 125. sayfalarında neşredilmiştir. Osmanlı Türkçesi ile mevlide ait ayrıntıları bildiren bu yazı, günümüz Türkçesine uygun olarak çevrilmiş ve aşağıya eklenmiştir.
SULTAN SELİM CAMİİ’NDE
“ Tanrının yardımı ile Temmuz’un onuncu günü ( Rûmî-10 Temmuz 1329/Mîlâdî-23 Temmuz 1913 ) Edirne’mize kavuştuk ve Temmuzun onikisine ( Rûmî-12 Temmuz 1329/Mîlâdî-25 Temmuz 1913 ) tesadüf eden Cumanın namazını “ Tanrıya şükürler olsun ” Sultan Selim Câmii’nde kıldık.
Şu son iki sene zarfında kudret ve azamet-i ilâhîyenin pek garib tecellilerini görmüş olan askerin ordugâhdan câmii şerife tekbîr ve tehlîl ( lâilâhe-ill-Allah ) ile gelişi görülecek bir vakia idi.
Tanrısının rızasını tahsile koşan binlerce asker câmii şerifin içini dışını doldurmuşlardı. Câmii şerifin tam ortasında müezzinler mahfili bunun altında da bir fıskiye vardır. Bulgarlar burada o minberde nutuklar îrâd etmiş ve “ hurra ”lar la şampanyalar içmişler! Bu güzel, mübarek câmii müze yapmağa karar vermişler.
Çok şükür Cenabı-Hak’ka ki bugün Müslümanlara o minberde bir hutbe ve o mahfilde bir ezân okundu ve mevlid-i nebevî tilâvet edildi.
Mevlidden sonra şehir müftüsü faziletli efendi hazretleri zemin ve zaman münasip bir dua okudular fakat yazık ki zabt ve kayd edilemedi. Müftü efendiden sonra ( yine o mahfilde ) otuzbirinci fırka kumandanı Mîralay Fahreddin Beyefendi ayağa kalkarak ve kıbleye dönerek aşağıda ki Türkçe duayı okudu ve bununla cemiyet bitti.
DUA
euzubillahimineşşeytanirracîm bismillahirrahmanirrahîm
Elhamdülillahi rabbil âlemîn essalâtü vesselâmü alâ resûlihil emîni ve âlihi ve ashâbihil ekremin
Yâ-Rabbî! Yeryüzünde peygamberinin vekîli, seni ( bir ) tanıyan Müslümanların ulûsu başkumandanımıza, sevgili padişah babamıza sabır, metânet ve selâmet ver! Onun sesi gür, sözü geçkin, kılıcı keskin, yeri yurdu emin ve metin olsun!
Yâ-Rabbî! Biz, sevgilim dediğin hazreti Muhammedin gösterdiği yolun bekçisiyiz bize kuvvet ve muvaffakiyyât ver!
Yâ-Rabbî! Biz, habîbim dediğin peygamberimizin emânetlerini koruyoruz; bize kuvvet ve muvaffakiyyât ver!
Yâ-Rabbî! Biz, beyt-i şerîfinin muhafızlarıyız; sen bize nusret ve muvaffakiyyât ver! Sana ( Allahım! ) diyen, her iyiliği senden bekleyen bizleri düşman şerrinden esirge!
Yâ-Rabbî! Biz sana sığındık; senden gayri bize yardım edecek bizi koruyacak yoktur. Sen bize hayırlı muvaffakiyyâtlar ihsân eyle, sen bizi düşman şerrinden koru!
Yâ-Rabbî! Osmanlılık ırzının öcünü almağa bizi muvaffak eyle!
Yâ-Rabbî! Ordumuza, donanmamıza yeniden şan ve şeref ver!
Yâ-Rabbî! Sancâğımızı senin kudret ve azametinin bir misali olan ay ve yıldızla süsledik. Bu sancâk senindir. Sen onun şerefini yükselt!
Yâ-Rabbî! Mutlak senin yardımınla düşmandan kurtardığımız yurdlarımızı topraklarımızı, halîfelerimizin mezârlığı, şehidlerimizin mezârlığı olan mübârek Edirne’mizi artık düşman istîlâsından koru!
Yâ-Rabbî! Gaffururrâhimsin! Günâhlarımızı, kusurlarımızı af eylede câmilerimizi, mezârlarımızı artık düşmanlarımıza çiğnetme!
Yâ-Rabbî! Dileklerimizi, din-i Muhammed uğrunda can vermiş şehidler hürmetine kabul et ve cümlemizi dünya ve âhiret saâdetine nâil eyle! ”. ( Çevirenin Notu: Yaklaşık 100 sene sonrada “ÂMİN” )
Uzm. HALUK KAYICI
 

Pin It on Pinterest