Eski Edirne Kışları

kisRahmetli Babam, anlatırdı. Eski bir bağcı olan Dedem ona, ”Kırmızı kirazın üstüne kar yağdığını bilirim” dermiş. Eski Edirne kışları öyle pek eğlenerek vakit geçirilecek zamanlar değildi. Edirne’liler evlerde Sonbahar geldimi hummalı bir faaliyet içine girer kışlık pekmez, reçel, turşular, Kesme,nişasta ve salçalar yapılır. Cevizler, bademler ve meyva kuruları hazırlanır. Odunlar alınıp, kırdırılıp izbelere yerleştirilirdi. Havalar soğumaya başlarken sobalar kurulur, bacalardan dumanlar yavaş yavaş savrulmaya başlardı. Bu arada turp, pırasa ve havuç gibi sonbahar ürünleri toprağa gömülerek ihtiyaç oldukca çıkartılıp yenmiye hazır hale getirilirlerdi. Edirne’li kışa artık hazır hale gelirdi. Kış önce bir müddet kuru soğuklarla kendini hissettirir. Kurtuluş Bayramlarında biraz yağarak kendini gösterirdi. Ama esas kış bir gece ansızın bacaları devirecek kadar kuvvetli bir fırtına ile başlar sabaha kadar eserek savurta savurta yağardı. Sabah yine hava gece gibi karanlık olur. Evin erkekleri güç bela işe gidip dükkanlarını açarken, çocuklar göz kulak radyoda veya komşularda okulların tatil haberlerini beklerlerdi. Zaten bir müddet sonra elektrikler kesilir günlerce gelmezdi. Bu arada kar yağışı devam eder işi olmıyan kimse evinden çıkmaz sokaklar ıssızlaşırdı, herkes sobaların etrafına toplaşır. Bakliyat türü kış yemekleri yapılır olurdu, Edirne’deki bir iki manavdaki ürünlerde azalır, hatta bulunmaz olurdu. Kar günlerce sürer evler yavaş yavaş karın içinde kaybolurdu. Fırınların önünde kuyruklar oluşur, hatta evlerdeki maşina sobalarda ekmek pişirilirdi, bakkallardan gazyağı almak için şişelerle çocuklar gönderilirlerdi. Soğuklar sürdükçe bir müddet sonra çeşmelerdeki sular donar, fırtına kesildikten sonra suyu kesilmeyen tarihi çeşmelerin önünde kuyruklar oluşurdu.En sonunda kar yağışı da kesilir, evlerde kar, tavan aralarına kadar girer evin içinden bahçelerdeki tuvaletlere yollar açılır. Yollarda insanlar gidip gelmiye başlardı, daha sonra talikalar ve diğer arabalar yavaş yavaş yolları doldurur, çocuklar okullara gitmeye başlardı. Sanki bir bahar havası gelmiş gibi olurdu. Buzlar sarkıtlar halinde evlerin saçaklarından aşağıya doğru uzar, güneş azda olsa kendini gösterir. O zamanda işte, gündüzleri kızak yarışları yapılır. Geceleri ise helva sohbetleri ve erkeklerin kahve muhabbetlerinin tadına doyulmazdı, evlerde komşular arası gidip gelmeler mısır patlatmak çekirdek ve muşmula ikramlardandı. Sanki bir bahar havası yaşanır, tarlalarda yem bulamayan türlü türlü kuşu evinizin bahçesinde görürdünüzdü. Ara sıra üzerine yağan başka karlarla, uzun bir zaman kar yerden kalkmazdı. Havalar ısınmaya başlarken yollarda eriyen kar suları yüzünden dereler oluşur. Bir iki defa daha kar yağsada artık bahar gelmiş sayılırdı. Sobalar silkiler bir dahaki kış için hazır halde kaldırılırdı. Artık bağ ve bahçelere bakım zamanı gelmiş olurdu. Evlerde kireç ve boya işleri yapılır, bahar temizliği başlardı.

 
Kaynak : Şener Kulalar.

Pin It on Pinterest