Lady Montagu'nun Çiçek Aşısını anlattığı Edirne'den yazdığı mektup

Sarah Chlswell’e
Edirne, ı Nisan 1717
Muhterem Sarah, sanırım bugüne kadar ikinci bir mektup yazmakta geciktiğim için özür dilemem gerekirdi,ama Ağustos’da yazılan mektuba Kasım ayında cevap verdiğiniz için benim size kızmam lazım. Karadan yaptığım uzun yolculuk beni o kadar yordu ki, bu yüzden yazamadım. Yolculuğun sonu zannettiğiniz kadar tatsız değil. Çünki burada büyük bir sessizlik içerisindeyim. Tahmin ettiğiniz kadar da yalnız değilim. Sabahtan akşama kadar himayemizde bulunan Rusların, Fransızların, İngilizlerin, İtalyanların bir çoğu bana iltifatta bulunuyorlar. Emin olunuz, içlerinde gayet güzelleri de var. Tehlikeye en fazla maruz kalan Hıristiyanlar, sefirlerden birinin himayesinde bulunmayanlar. Bunlardan zengin olanları daha çok tehlikeye maruz. Türklerde veba’nın müthiş tesirlerine dair anlatılan şeylerin hepsi masal. Maamafih şu kadarını da söylemek gerekir ki, bana korkunç görünen bu kelimenin telaffuzuna kulağım yavaş yavaş alışıyor ve anlıyorum ki, veba dedikleri şey sıtmadan başka bir şey değil. Hastalığın bulunduğu iki üç şehirden geçtim. Birinde yattığımız evin yanındaki evde iki kişi öldüğü halde benden gizlemeye himmet ettiler. Bizim aşçı yamağı da bu hastalığa yakalandı. Fakat beni şiddetli bir nezle geçiriyor diye kandırdılar. Doktorumuzu kendisine bakması için bıraktık. İkisi de dün gayet sıhhatli olarak geldiler. Adamın hastalığının  veba olduğunu şimdi öğrendim. Bu hastalık havayı bozmuyor. Çok kişi de kurtuluyor. Türkiye’yi bu hastalıktan kurtarmak öyle zannediyorum ki İtalya veya Fransa’nın kinden daha kolay olacak. Tehlikesi az olduğu için hastalığa pek önem vermiyorlar. Hastalığa
karşı hastalık. Türkiye’de bilinmeyen, bizim memleketimizde tutulduğumuz hastalıklara bunu tercih ediyorlar. Bu hastalıkla ilgili bir şey anlatayım, siz de mutlaka burada bulunmak istersiniz. Bizde pek çok yaygın ve çok zalimane olan çiçek hastalığını burada keşfettikleri bir aşı ile önlüyorlar. Bir çok kocakarının san’adan sırf bu ameliyatı yapmak. Aşılanma için en uygun zaman sıcakların sonu, sonbaharın başlangıcı. O zaman aile reisleri ailelerinde çiçek hastalığına tutulmuş kimse olup olmadığını öğreniyor ve bir kaç aile toplanıyorlar. Sayılan onbeş onaltıyı bulan aile toplulukları bu aşıcı kocakarılardan birini çağırıyorlar ve ceviz kabuğu içine doldurulmuş çiçek hastalığı aşısını
hangi damardan açılmasını isterlerse, o damarı büyük bir iğne ile açtıktan ve iğnenin ucu kadar aşıyı
buraya koyduktan sonra yarayı bağlıyor ve üzerine bir ceviz kabuğu yapıştırıyorlar. Bütün bu Ameliyat  sırasında en küçük bir acı hissedilmiyor. Aynı şeyi dört beş damara daha yapıyorlar. Rumlar haç taklidi yapmak için birer tane kollarına bir tane de alınlarına yaptırıyorlar, ama bunun neticesi fena. Çünki bu ufak yaralar yer ediyor. Aşı için vücudun kapalı yerleri seçiliyor. Aşılanan çocuklar sekiz gün kadar oynuyorlar, bir şey olmuyor, daha sonra bir sıtmaya tutuluyorlar ki iki gün, üç gün yatakta yatıyorlar. Yüzlerinde yirmi,otuz sivilce çıkıyor. Fakat sekiz gün içinde hiç hastalığa
tutulmamış gibi oluyorlar. Açılan yaralar hastalıkları boyunca akıp çiçeğin zehrini atıyor, başka taraflara yayılmasına mani oluyor. Her sene binlerce çocuğa aynı ameliye yapılıyor. Fransa Sefiri, başka yerde yapılan  banyolar gibi, burada da eğlence olsun diye herkes çiçeğe yakalanıyor, diyor. Aşıdan kimse ölmüyor. Aşının faydasına inandığım için sevgili yavruma da yaptırmaya karar verdim. Vatanımı çok sevdiğim için aşının oraya da girmesini çok isterim. Doktorların, kendi menfaatlerini insanlığın iyiliğine feda edebilecek ve gelirlerinin büyük bir kısmını gözden çıkarabilecek kadar fedakar olabileceklerine inansam bunu onlara yazmaktan geri durmazdım. Bilakis onları kızdıracağımı zannediyorum. Büyük bir hata işlemiş olursam tehlikeli olur. Maamafih, İngiltere’ye döndüğüm zaman onlara
bir harp ilan ederim. Kahramanca gayretimi takdir ediniz, vs. ………… .
 
Kaynak;
[Anı] Lady Montagu – Türkiye Mektupları 1717-1718
Çeviren:
Aysel Kurutluoğlu

Pin It on Pinterest