Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler

Edirne'li Rıza Tevfik Bölükbaşı

Rıza Tevfik Bölükbaşı

Rıza Tevfik Bölükbaşı
Hece vezninde yazdığı şiirlerle tanınan Tevfik Rıza Bölükbaşı, felsefeye merakı nedeniyle Feylesof Rıza olarak anılırdı. Tıp eğitimi gören Tevfik Rıza, Osmanlı döneminde milletvekilliği, Milli Eğitim Bakanlığı da yapan çok yönlü bir kişilikti. Politikadaki tutarsızlıkları ve ateşli kişilik yapısı nedeniyle olaylarla dolu bir ömür sürdü. Sevr Antlaşması’nı imzalayan Osmanlı delegesi olarak Yüzellilikler arasında yer aldığı için uzun yıllar sürgünde yaşadı; gurbet acısını, şiirlerinde dile getirdi. Sürgünde iken yazdığı “Uçun kuşlar” isimli şiirinde yer alan;
“Uçun kuşlar uçun! Burda vefa yok!
Öyle akar sular, öyle hava yok!
Feryadıma karşı aks-i sedâ yok!
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır.”
kıt’ası o zaman ki sıla özlemini dile getirir.

Hayatı
1869’da günümüzde Bulgaristan sınırları içinde bulunan ([Svilengrad])o yıllarda ise Edirne vilayetine bağlı bir kaza olan Cisr (Cisr-i Mustafapaşa)’da doğdu. Babası Mülkiye kaymakamlarından Hoca Mehmet Tevfik, annesi Kafkas muhacirlerinden Münire Hanım idi. Babasının isteği üzerine İstanbul’da bir Musevi okulunda okudu. İspanyolca ve Fransızca öğrendi. Babasının kaymakamlık yaptığı Gelibolu’da rüştiyeyi(ortaokul) bitirdi. Galatasaray Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenci hareketlerine katıldığı için Mülkiye’den kovulduktan sonra 1890’da Tıbbiye’ye girdi. Tıp eğitimi sırasında da birkaç defa hapse girdi, çıktı, hapiste mahkumları isyana teşvik etti. Okulu 1899’da bitirip doktor olabildi.
Tıbbiye yıllarında tanıştığı Ayşe Sıdıka Hanım ile evlenerek 3 kız çocuğu sahibi oldu, ancak eşini 1903’te çocukları henüz 3, 4 ve 7 yaşlarında iken kaybetti
1907’de İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girdi ve bir yıl sonra Edirne mebusu olarak Osmanlı parlamentosuna girdi. Bir süre sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti ile anlaşmazlığa düştü. Balkan Harbi’nin İttihatçılar yüzünden çıktığına inanıyor, devletin Birinci Dünya Savaşı’na girmesine karşı çıkıyordu. İttihatçılarla mücadele için 1912’de Hürriyet ve İtilaf Partisi’ne girdi. Bu sırada Sultan II. Abdülhamit’ten özür dileyen bir şiir de yazdı.
1918’de son Osmanlı kabinesinde Maarif Nâzırı (Eğitim Bakanı) olarak bulundu. Aynı yıl hür ve kabul edilmiş masonlar büyük locası’nın büyük üstadı oldu. 1919’da Şûra-yı Devlet (Danıştay) Reisliği yaptı. Darülfünun’da felsefe dersleri verdi. Felsefenin eğitim sisteminde yer alması için çabaladı.
Osmanlı delegesi olarak, Sevr Antlaşması’nı (1920) imzaladı. Bu nedenle Yüzellilikler listesinde yer aldı ve 1922’de yurtdışına kaçtı. Sürgün yıllarında Hicaz, Amerika, Ürdün ve Lübnan’ da yaşadı, Af Kanunu’nan yararlanarak 1943’de kendi ifadesiyle hesaplaşmak için değil, vedalaşmak için yurda döndü. 31 Aralık 1949’da, felç tedavisi için yattığı İstanbul Gureba Hastanesi’nde zatürreden öldü. Mezarı, Zincirlikuyu Asri Mezarlığı’nda bulunmaktadır.
Eserleri
Tevfik Bölükbaşı, bütün şiirlerini tek kitabı olan Serab-ı Ömrüm adlı kitabında bir araya getirmiştir. Bu kitap, 1934’de Lefkoşa’da basıldı. Halk edebiyatının tanıtılması ile ilgili çalışmalar da yapan Bölükbaşı’nın Hayyam çevirileri, Tevfik Fikret hakkında incelemesi ve yarım kalmış Felsefe dersleri adlı yapıtları vardır. Bazı anılarını Biraz da Ben Konuşayım (İletişim Yayınları) adıyla kaleme almıştır.

Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler

Edirne'li Bestekâr Derviş Küçek Mustafa Dede (ölüm. 1684)

Derviş Küçek Mustafa Dede

Bestekâr Derviş Küçek Mustafa Dede (ölüm. 1684)
Edirne’de doğdu. Edirne Mevlevihanesi’nde çilesini tamamlayıp “dede” ve dergâha “aşçıbaşı” oldu. Müzik öğrendi. Birçok dinî ve din dışı söz – saz eseri besteledi.
Derviş Küçek Mustafa Dede’nin günümüze kalan en önemli eseri Beyati Mevlevi Ayin-i Şerîfi’dir. Beyati Mevlevi Ayin-i Şerîfi’nden önceki Mevlevi ayinlerin tüm bestekârları meçhuldür.Beyati Mevlevi Ayin bestekârı bilinen ilk ayindir.
Mevlevi Ayinleri;Kul’un kendi benliğinden kurtulup, Hakk ile hak olma yolunda verdiği mücadelenin sembolü olarak yapılageliyor. Mevlevihanelerin Semahane bölümlerinde “Mutrıp Heyeti” tarafından çalınıyor ve söyleniyor. “Mutrıp Heyeti”i içinde, ney ve kudüm olmak üzere, Türk muziği içinde yer alan diğer enstrümanları çalanlarla birlikte ayini okuyan “Naathan” grubu da bulunuyor.
“Mutrıp Heyeti” ve “Semazenler”in Mevleviliğe ait özel giyisilerle icra ettiği Mevlevi ayinleri dört ana bölümden oluşuyor. Her bölüm “Selam” ismi ile anılıyor.
“Birinci Selam”da âşıklar şüpheden kurtulup Allah’a iman ediyor. “İkinci Selam”da Allah’ın birliğini görüş haline getiriyor. “Üçüncü Selam”da bu biliş ve görüş, olgunluk devresine eriyor; “mutlak olgunluk durağı”na ulaşılıyor. “Dördüncü Selam”da ise “birlik durağı”nda ayak direterek, kendi merkezleri etrafında dönmeye başlanıyor. Bu Selam’da “Şeyh” de semaya katılıyor. Ortada “sema eden” “Şeyh” Mevlana’yı temsil ediyor. “Şeyh” “sema”dan sonra makamı olan “Post”a vardığında “sema” sona eriyor ve Kur’an okunmaya başlanıyor. Ardından yapılan dua ile ayin sona eriyor.
Derviş Küçek Mustafa Dede – Beyati Mevlevi Ayini
Edeb bir tac imiş Nûr-u Hüdâ’dan
Giy ol tâcı emin ol her belâdan
Ehl-i irfan meclisinde aradım kıldım taleb
İlim en gerideymiş, illâ Edeb illâ Edeb…

Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler

Uluğ Turanlıoğlu

Uluğ Turanlıoğlu (1913 – 17 Şubat 2002)
Şair. Kırklareli’ne bağlı Pehlivanköy’de doğdu. Edirne İlk Öğretmen Okulunu, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü bitirdi (1937). Değişik yerlerde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 1962’de emekliye ayrıldı. Edirne’de öldü.
Hece ölçüsüyle, millî duyguları terennüm ettiği epik ve lirik şiirler yazdı. Şiirleri Kopuz, Yücel, Çığır, Damla, Gökbörü, Orhun, Toprak, Kemalist Türkiye, Batı Yolu, Yeni Defne dergilerinde çıktı.
Şiirleri: Meriç Kıyılarında (1932), Bir Haykırış (1933), Edirne Şiirleri (1941), Köy Şiirleri (1942), Meriç Konuşuyor (1942), Memleket Şiirleri (1945), Edirne’den Kars’a Kadar (1949), Her Şey Vatan İçin (1952), Aşk ve Vatan Şiirleri (1957), Seçme Bayrak Şiirleri (1957), Türk Şiirinde Türk Büyükleri (1961), Şiirimizde Edirne (1963), Türk Ozanları Antolojisi (1971), Âşık Veysel Şatıroğlu (1973), Bir Sarışın Geldi (1972), Trakya’dan Bir Ses (1983), Atatürk Çocuklarına Şiirler (1993).
MERİÇ
Gönlüm gibi dalgın, kanlı sularında,
Bir gam dünyasını yıkılırken gördüm.
Rüyaya dalarken yeşil ‘Bülbül Ada’
Ağlıyan seslerle ben besteler ördüm.
Solgun bir çehreydi kâinat o akşam,
Maziyi anarak inledim sessizce,
Gölgeler erirken ufku sarmıştı gam
Ve gönül dalmıştı uyuyan Meriç’e.

Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler

DESTAN-I EDİRNE – İ.Hakkı Soyyanmaz (Merhum Emekli Öğretmen )


İ.Hakkı SOYYANMAZ


İ.Hakkı Soyyanmaz Hocamızın kitaplarında çok ilginç bilgi, görüş ve iddialar var.Yıllardır sağda solda anlatılan II. Dünya Savaşı yıllarındaki açlıktan toplu ölümler konusuna daha önce yalnızca Mihri Belli’nin anılarında rastlanılmıştı. İlk defa Soyyanmaz hocamız çok net açık açık yazıyor.
Büyük Edirne yangını, büyük Edirne depremi, Kaleiçinin Dilaver Bey tarafından yaktırılması ve yeniden inşa edilmesi*, Şehit Ressam Hasan Rıza Bey*, Birinci Edirne Vakası ve Bedreddincilerin rolü**, Edirne’nin 1938’e kadar askerden arındırılmış bölge olarak kalışı, İkinci Dünya Savaşı sonunda Türk Ordusunun Bulgaristan topraklarına girmesi, Edirne’nin Fethi, Kakava bayramının doğuşu, Türkiye’de Türk Müziğinin Yasaklanmasına Dair Kanun, Bu kanıunun Tamburacı Osman Pehlivanın girişimiyle Atatürk tarafından iptal edilmesi… Daha neler neler… Türküler, maniler, notalar, sazlar***
Merhum Hocamız Elinde Meydan Sazı ile..

*Azınlıklar tarafından kurtarılmış bölge ilan edilen Kaleiçi semtini yaktırır Belediye Başkanı Dilaver Bey (1905). Ve yeniden yaptırır. Yeniden yaptırmadan önce Hasan Rıza Bey ile Avrupa’ya gidip inceleme yaparlar. İtalya’da bir müzede Mimar Sinan resmi görürler. Fotoğraf çekmek, çizim yapmak yasaktır. Hasan Rıza Bey gizlice avucuna çizer Mimar Sinan resmini marangoz kalemiyle. Ünlü Mimar Sinan portresinin kaynağı, önce Hasan Rıza ve daha sonra da öğrencilerince çizilen o resim imiş.

Mimar Sinan (1490-1588)
**Bin yediyüz üç yılının gelişi
İkinci Musrafa’nın tahtan inişi
Üçüncü Ahmet’in tahta çıkışı
Darbeyle Edirne’de yapıldığından…
Sopa balta neşter atılan taşlar
Cadde ve sokaklara serilen leşler
Birinci Edirne Vakası başlar
Türkün Türke saldırı yapmasından
“Niçin ülkeyi Rus’a verdiniz” diye
Saraylı ile halk ayrıldı ikiye
Taraflar kapıştı iyiden iyiye
Mezhep çatışması başladı ardından
Ahmet’e taht değiştirenlerin başı
Vakayı hazırlayan pek çok kişi
Yeniçeriler de Alevi Bektaşi
Hepsi de Şeyh Bedrettin’in yolundan
Söylemeye başladılar
Erenlerin evliyanın yoluna
Derviş oldum erdim kudret sırrına
Hüseyn’den aldılar senin yerine
Güzelsin Serez’in şahı güzelsin
Güzelsin pirimin nuru güzelsin

Fatih’in dedesince basılan
Bin dörtyüz yirmi yılında asılan
Vaka günü isyan için yazılan
Bedrettin’in methiyesi ağızlardan
Duyulmaya başlandı isyan için
Halk kaynamaya başladı için için
Tarafsıza dediler “Siz burdan kaçın”
Savaş başladı taraflar arasından
—————————–
**Sanat Okulu ağaç işleri bölümü mezunu ve öğretmeni olan Soyyanmaz hem iyi bir müzisyen hem de iyi bir saz yapımcısı imiş. Kadın vücudu, kaplumbağa, şahin… şeklinde saz gövdeleri de yapmış. Türküler derlemiş..
Bİr Türkünün Dönüşümü
İstanbul’dan gelir kayık
İçi dolu sarhoş ayık
Bulamadım kendime layık
şeklindeki halk türküsünün sözleri1945 yılında
Ahmet İhsan Gökçe tarafından şu şekilde değiştirilmiş:
Edirne’nin ardı bağlar
Meriç akar Tunca çağlar
Yarinden ayrılan ağlar
Ve bir mani:
Kara tavuk tepeli
Kulakları küpeli
Evlenmeyin bekarlar
Şimdiki kızlar şüpeli
Ve Gazi Osman Paşa Marşından Değişik Kıtalar
Ahmet Paşa uzun boyun
Mırtat mıydı senin soyun
Osman Paşa harbediyor
Sen yersin Varna’da koyun
Damat Paşa iki gözüm
Böyle miydi senin sözün
Osman Paşa harbediyor
Sen yersin Rusçuk’ta üzüm
İ.Hakkı Soyyanmaz – Edirne

Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler

Mübeccel Korkmaz, Emekli Fizik-Kimya Öğretmeni..

Mübeccel Korkmaz

........

Mübeccel Korkmaz ve Edirne’li Devlet Bakanımız Sayın İlhami Ertem Edirne Müzesinde öğrencileri ile düzenlediği defilede..
Mübeccel Korkmaz; (Receb-i Şerif 27 sene 344 / Efrenci 10 Şubat 1927 – 28 Rumi Kasım : 95 Çeharşenbe) hanım efendinin doğum tarihidir..

Mübeccel hanım 1943-1944 Yılında Edirne Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Yüksek Öğretmen Okuluna devam eder, 1949 yılında mezun olduktan sonra kimya öğretmeni olarak 1949-1952 yılları arasında Van Fen lisesinde görev yaptıktan sonra 1953 yılında Edirne Ticaret Lisesinde Fizik Kimya Öğretmeni olarak göreve başlar bu görevini 1964 yılına kadar sürdürür , 1965 – 1972 Yılları arasında Edirne Lisesinde Fizik-Kimya öğretmenliği ve 1972 – 1977 yılları arasında Edirne Eğitim Enstitüsünde Fen Bölümünde görev yapan Sayın Mübeccel KORKMAZ 30 11 1977 yılında emekliye ayrılan Mübeccel hanımefendinin Edirne’de eğitim verdiği Öğrencilerin büyük bir bölümü bu gün Ülkemizin değişik yerlerinde çok önemli görevlerdedir.
Edirne’nin sosyal ve kültürel yaşamına büyük katkılar yapmış 1969 Yılında Edirne Müzesinde düzenlediği defile ile dönemin Milli Eğitim Bakanı Sayın M.İlhamı ERTEM’in takdirlerini kazanmıştır.
Edirne Turizm’inin gelişmesi yönünde çalışmaları olmuş, öğrencileri ile birlikte Tiyatro, defile gibi etkinlikler düzenleyerek öğrencilerinin ufuklarının açılmasını sağlamıştır., II.Bayezıd Külliyesi Sağlık Müzesine, Edirne Müzesine, dedesi Terlikçi Mehmed ve Anneannesi Saadet hanımın uzun yıllar yaşadığı Taşodalar’a çeşitli materyaller bağışlayarak, geçmişi geleceğe taşımaya aracılık etmiştir , kendisine uzun ömürler dilerken şükranlarımızı sunarız. Sayın Mübeccel hanım halen Ankara’da yaşamakta ve kalbi Edirne için atmaktadır..

Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler

Balkan Savaşında Edirne ; Edirne’li Hacı Ahmed Oğlu Terlikçi Mehmed’in Anıları.

Terlikçi Mehmet

Terlikçi Mehmed ( 1876-1933 )
.......

Balkan Savaşında Edirne..
“Anladık amma, muvaffak olamadık anlatmağa.”
Hacı Ahmed Ağa Oğlu Terlikçi Mehmed’in Anıları
Osmanlıcadan Çeviri yapan : Adem UYSAL – Ankara
Yayına Hazırlayan : Cengiz BULUT
Kapak Resmi ve Balkan savaşı resimleri : Suat ÖNENGÜT Arşivi

Hacı Ahmed Ağa oğlu Terlikçi Mehmed’in Torunu Emekli kimya Öğretmeni Sayın Mübeccel KORKMAZ dedesinin 1892 yılından itibaren cebinden eksik etmediği not defterine, güncel olayların yanında Balkan savaşı (1912-1913) ve Yunan işgali (1920-1922) sırasında Edirne’de yaşananları not aldığı günlüğünü Cengiz BULUT’a yayınlanması için izin vererek Edirne kültür hayatına çok önemli bir katkı yapmıştır.
Sayın Mübeccel KORKMAZ emekli olduktan sonra da Edirne Kültür hayatına katkılarını sürdürmüş, II.Bayezıd Külliyesi Sağlık Müzesine, Edirne Müzesine, dedesi Terlikçi Mehmed ve Anneannesi Saadet hanımın uzun yıllar yaşadığı Taşodalar’a çeşitli materyaller bağışlayarak, geçmişi geleceğe taşımaya aracılık etmiştir , kendisine uzun ömürler dilerken şükranlarımızı sunarız.
Okuyacağınız bu günlüğü zamanının Toplumsal ve Siyasal meselelerinin
Entelektüel bağlamlarını göz önünde tutarak incelemeniz daha isabetli olacaktır.
Terlikçi Mehmed ; 1876 yılında Edirne’de doğmuş,1933 yılında Edirne’de vefat etmiştir,Meslek sahibi Esnaflık yapan, ama Balkan Savaşında ve Yunan işgali sırasında küçük dükkanından çıkıp vatan Müdaafasında 13 defa belirli zamanlarda değişik görevler alıyor, ama her terhis belgesini aldıktan sonra da “Cenab-ı Mevla bir dahi bana askerliği nasip etmesin..” diye not düşerek, savaşın ülkelere ve insanlara felaketler getirdiğinin bilincinde olarak, ne kadar savaş karşıtı olduğunu da bu kısacık notu ile bizlere anlatmaya çalışıyor.
Günlüğünde yaptığımız incelemede,Edirne’nin savunulması için teşkil edilmiş olan Mevki-i Müstahkem Kumandanlığı’nın esas muharip birimlerinden olan 10. Fırka Kumandanlığının erkân-ı harp reisliğini Kurmay Binbaşı Rütbesi ile yapmakta olan , sonradan İstiklâl Savaşı’nın Doğu Cephesi Kumandanlığını yapacak olan “General Kâzım Karabekir’in” 10. Fırkasında da görev yaptığını görüyoruz.
O ayrıca Edirne’de zamanının, Entelektüel kişiliklerinden biri olarak çıkıyor karşımıza, ileri görüşlü,esnaflar arasında şapka devrimi sonrası fesini çıkararak ilk Fötr şapka giyenlerden biri, sanattan, müzikten anlayan,……..marka gramofonunda günün popüler şarkılarını,kantolarını dinleyen,günlük yerel ve ulusal gazeteleri takip eden, Edirne’de mevcut sinemalara ailesi ile birlikte devamlı giden ve ilgisini çeken önemli bilgileri,şarkıları-kantoları-şiirleri not ederek kayıt altına alan ve gelecek kuşaklara aktarmanın yollarını arayan bir kişilik sahibidir Terlikçi Mehmed…
Terlikçi Mehmed ve eşi Saadet hanım 1896 yılında evlenirler ve 1900 yılında bir kızları olur, Fatma hanım dönemine göre iyi bir eğitim alır,aldığı eğitimler sonrası hak ettiği diplomaların örneklerini günlüğün resimler bölümünde göreceksiniz, aldığı bu diplomalar sayesinde ilkokullarda öğretmenlik yapma hakkını da kazanmıştır (Resim 07)..Fatma hanım 24 Teşrini evvel 1921 yılında Edirne’nin Yunan işgali altında olduğu dönemde Refet Efendi oğlu Murat Efendi ile nikahlanmıştır ve nikah akit belgesinde iki adet pul vardır, birisi Osmanlı devlet pulu diğeri Yunan puludur..
Fatma hanımın Murat bey ile evliliğinden iki kızları olur Müzeyyen Korkmaz (1924-2005) ve Mübeccel Korkmaz (Receb-i Şerif 27 sene 344 / Efrenci 10 Şubat 1927 – 28 Rumi Kasım : 95 Çeharşenbe) hanım efendiler.Müzeyyen hanım yıllar sonra Sayın Fikri UTKU beyefendi ile evlenecektir.
Mübeccel hanım 1943-1944 Yılında Edirne Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Yüksek Öğretmen Okuluna devam eder, 1949 yılında mezun olduktan sonra kimya öğretmeni olarak 1949-1952 yılları arasında Van Fen lisesinde görev yaptıktan sonra 1953 yılında Edirne Ticaret Lisesinde Fizik Kimya Öğretmeni olarak göreve başlar bu görevini 1964 yılına kadar sürdürür , 1965 – 1972 Yılları arasında Edirne Lisesinde Fizik-Kimya öğretmenliği ve 1972 – 1977 yılları arasında Edirne Eğitim Enstitüsünde Fen Bölümünde görev yapan Sayın Mübeccel KORKMAZ 30 11 1977 yılında emekliye ayrılan Mübeccel hanımefendinin Edirne’de eğitim verdiği Öğrencilerin büyük bir bölümü bu gün Ülkemizin değişik yerlerinde çok önemli görevlerdedir.
Edirne’nin sosyal ve kültürel yaşamına büyük katkılar yapmış 1969 Yılında Edirne Müzesinde düzenlediği defile ile dönemin Milli Eğitim Bakanı Sayın M.İlhamı ERTEM’in takdirlerini kazanmıştır.
Edirne Turizm’inin gelişmesi yönünde çalışmaları olmuş, öğrencileri ile birlikte Tiyatro, defile gibi etkinlikler düzenleyerek öğrencilerinin ufuklarının açılmasını sağlamıştır. Sayın Mübeccel hanım halen Ankara’da yaşamakta ve kalbi Edirne için atmaktadır..
“Şevket Süreyya AYDEMİR”, Ben bir sınır şehrinde Edirne’de doğdum diye başlar “Suyu Arayan Adam” adlı kitabına, evinin Edirne’nin en kenar mahallesinde olduğunu belirtir, bu mahalle Yıldırım mahallesidir ve Terlikçi Mehmed ile aynı mahallede doğup büyümüşlerdir, yıllar sonra Sayın Mübeccel KORKMAZ öğrencilik yıllarında Şevket Süreyya AYDEMİR’in Sarıkamışta şehit olan kardeşinin ailesinin yanında kalırken ilgi ve alakasını eksik etmeyerek, dedesi Terlikçi Mehmed’le olan dostluğunu yad edecektir ona.*
* Mübeccel Korkmaz

Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler Osmanlı Dönemi

O BİR EDİRNE’LİYDİ,O BİR OSMANLI TEB’ASI İDİ,O BİZİM İNSANIMIZDI…

Paşa

O BİR EDİRNE’LİYDİ
O BİR OSMANLI TEB’ASI İDİ
O BİZİM İNSANIMIZDI…
Hürriyet TARİH dergisini, tarih okumayı sevenler iyi bilirler,
30 haziran 2004 sayısında 1800 ‘lü yıllarda gelişen OSMANLI’
lık bilinci işlenmiş, imparatorluk sınırları içinde yaşayan
gayrımüslim’lerede devlet yönetiminde görev alabilme olanağı
verilmiştir, bazıları vezirlik ve paşalık payeleriyle,büyükelçilik,
Nafia Nazırlığı(Bayındırlık bakanlığı), Hariciye nazırlığı(Dışişleri
Bakanlığı) gibi görevler yanında, uluslar arası anlaşmalara
Giden heyetlere başkanlıkta yapanlar olmuştur.
Bu kişilerden biri de EDİRNE’li bir RUM olan Aleksander
KARATODORİ’dir.

Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler Genel

"Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" Bilinmeyen Edirne'li Kahraman Kasım Yolageldili..


Ortada Edirne’li Kasım Yolageldili Yunan İşgali sırasında Silahlı Çeteleri ile Trakya Paşaeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti üyeleri ile sığındıkları Bulgaristan-Kızanlık’ta..

Trakya Paşaeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin Kuruluş Beyannamesi..

Trakya Paşaeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin kullandığı Müğür ve düzenlenen Büyük Kongreye giriş davetiyeleri örnekleri.

Trakya Paşaeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin Kurucusu

Kasım Yolageldili ve Evlatları
TRAKYA-PAŞAELİ MÜDAFAA HEY’ETİ OSMANİYYESİ, Mondros Mütarekesi’nden sonra Trakya’da yaşayan Türklerin haklarını korumak amacıyla kurulan örgüt (7 Kasım 1918). Edirne’de kurulan cemiyetin kurucuları Yolageldili Tüccar Kasım Efendi, Edirne Müftüsü Mestan Efendi, Ali Seyfi Bey (Tülümen), Dimetokalı Fabrikatör Cemal, Edirne Belediye Reisi Şevket Bey’dir. Kısa sürede Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Çatalca ve Gelibolu’da örgütlenen cemiyetin amacı, Trakya’nın Yunanistan’a bağlanmasını engellemekti. Bu amaçla “Yeni Edirne” ve “Ahali” “Paşaili” gazetelerini çıkardı. Önceleri Doğu Trakya ile Batı Trakya’nın birleştirilerek Osmanlı yönetimine bırakılmasını, bu olmazsa Batı Trakya’nın bağımsız olmasını savundu , önceleri Anadolu hareketiyle doğrudan ilişki kurmadı. Lüleburgaz (Nisan 1920) ve Edirne’de (9 Mayıs 1920) toplanan kongrelerde Trakya’nın silahla savunulması, Ankara ile ilişkinin kesilmemesi, halktan asker toplanması, TBMM’ye bağlı kalınması yolunda kararlar alındı. Heyeti Temsiliye’nin önerisiyle örgütün adı Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak değiştirildi. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulmasından sonra bu cemiyete katılırken Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adını kullandı ve bu adla cemiyetin Edirne şubesi durumuna geldi.
Trakya Paşaeli Müdafaa-i Heyet-i Osmaniyesi
2 Aralık 1918 tarihinde merkezi Edirne’de kurulan bu dernek, Mondros Ateşkesi’nin azınlıklara tanıdığı taşkınlık ve haksızlıklar karşısında Trakya’da yaşayan Türkler’in direnişini sağlamak, gerekirse silahla karşı koymak amacıyla çalışmışır. Venizelos tarafından önerilen, Yunan idaresinde Trakya muhtariyeti önerisini red ederek, Sivas Kongresi kararıyla Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği’ne ve sonra T.B.M.M. Hükümeti’ne bağlandı. Sivas Kongresi kararlarının 9. maddesine uyularak adı, “Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Derneği”ne çevrildi. Bu derneğin kurulması için ilk öneriler Sadrazam Talat Paşa tarafından yapılmıştı. Balkan Savaşı’nda Batı Trakya’nın nasıl elden gittiği henüz tüm canlılığı ile yaşanıyordu. Ateşkes döneminde ise Ahmet İzzet Paşa gibi devlet adamları, Trakya heyetine “Türkiye’de kalmıyacağı anlaşılınca Trakya’nın bağımsızlığını ilan ediniz.” öğüdünde bulunmuşlardı.
Merkez Edirne olmak üzere, Kırklareli, Çatalca, Tekirdağ ve Gelibolu’da kuvvetli teşkilat kurmuş olan dernek daha ilk günden itibaren Avrupa merkezlerine Osmanlı Hükümeti’nden ayrı olarak heyetler göndererek notalar vermişlerdi. 31 Mart 1920’de Lüleburgaz ve 9-13 Mayıs 1920’de Edirne kongrelerini yaptı. Bu son kongrede, Trakya’nın silahlı savunmasını sağlamak için, derneğin, halktan asker toplamak yetkisi kabul edildi ve tamamen T.B.M.M.’ne bağlanıldı.
Dernek, 1919 Meclis-i Mebusan seçimlerine ve onun kapatılmasından sonra da Heyet-i Temsiliye’nin ilanı üzerine T.B.M.M. seçimlerine katılarak , buralara mebus gönderdi. “Yeni Edirne”, “Ahali”, “Paşaili” Gazeteleri derneğin yayın organı kabul edildi, fakat “Teminat” Gazetesi muhalif olarak kaldı.

Kategoriler
Edirneli Şahsiyetler

Mimar Kemaleddin ve Edirne'deki Eserleri..



MİMAR KEMALEDDİN (1870-1927) |