Edirne Tarihi .
May 16th, 2012 : 9:39 : İslam Eserleri Müzesi 18 Mayıs Cuma Günü Açılıyor..   May 15th, 2012 : 9:20 : 11 Mart 1913 tarihli “Le Petit Journal”Gazetesinde Yarbay Fuat Bey..   May 15th, 2012 : 6:42 : Fetih ve Sefer Edirne’den başladı   May 14th, 2012 : 8:58 : Edirne Tarihi Tablolar   May 14th, 2012 : 5:22 : “Vakıf Abidelerinde İşgal İzleri” fotoğraf sergisi-Vakıf Müzesi   May 14th, 2012 : 12:38 : 1951-52 Yılı Bulgaristan Göçleri   May 9th, 2012 : 7:23 : 1856 Yılı edirne Valisi Abdurrahman Sami Paşa ve Torunu Fazıl Bülent KOCAMEMİ   May 8th, 2012 : 9:00 : Arpaç Köyü Genel Bilgiler-Araştırmacı-Yazar Erol YILMAZ   May 5th, 2012 : 10:19 : 05 Mayıs 2012 “Balkan Ressamları Edirne’yi Resmediyor”  
Osmanlı Sultanları

Osmanlı Sultanları

Osmanlı Sultanlarını kronolojik olarak tanıtan harika bir video. İyi seyirler....
18/03/12 - 8:23 Yorum sayisi 0(0)
Yavuz Sultan Selim Belgeseli

Yavuz Sultan Selim Belgeseli

Osmanlı Padişahlarından olan Yavuz Sultan Selim için yapılan, hayatını ve yaşadıklarını anlatan mükemmel bir belgesel....
18/03/12 - 6:52 Yorum sayisi 0(0)
Çanakkale Şehitleri Anısına

Çanakkale Şehitleri Anısına

TRT ile Avustralya,Yeni Zelanda, İrlanda, Galler televizyonları ortak yapımı  Çanakkale belgeseli videosu. çanakkale Geçilemedi (Belgesel...
18/03/12 - 6:44 Yorum sayisi 0(0)

Tarihte Edirne Nehir Taşkınları ve Önleme Çalışmaları

Kategori: Cumhuriyet Dönemi, Genel, Osmanlı DönemiEklenme Tarihi: Şub 10th, 2012Ekleyen:

Edirne’den geçen Tunca, Arda ve Meriç nehirlerinin, tarih boyunca bu kente hem faydalarının, hem de, zararlarının dokuna geldiği görülmektedir.

Ne var ki; meydana getirdikleri zararları yüzünden nehirleri suçlamak, büyük bir haksızlık, büyük bir yanılgı olur.

Şayet akıl yolu kullanılıp gerekli önlemler alınmış olsa, bu üç nehir, Edirne için, yeryüzünde eşine az rastlanan bir doğa bağışı, bir bereket kaynağı olur.

Dünyamızda, içinden nehir geçen birçok kentler var ise de, üç nehrin birden kucakladığı kent örneğinin başında, her halde Edirne gelir.

Böylesi kentlerin, bu doğa cömertliklerinden nasıl yararlandıkları ise, bilinmeyen bir sır değildir.

Meriç Nehri’nin, Edirne’den Enez’e kadar, içinde nakliyat yapılan bir su yolu olduğunu, Fetih sırasında, (1361) Bizans Tekfuru’nun buyolla Enez’e kaçmış ol­duğunu tarihi kayıtlar bize öğretmektedir.

Hal böyle iken, nehir yatakları temizlenmez olup, tersine, bu yataklar ortasına yapılan sal değirmenlerinin set ve bentleri, yatakların dolmasına neden olması so­nucunda nehirler taşmaya ve etrafa zarar vermeye başlamışlardır.

Ayrıca, rıhtımlara ve köprü başlarına verilmiş olan (Odun iskelesi, Limon iskelesi) gibi isimlerde bu olayı kanıtlamaktadır.

Bu durumda, suçlu olan, elbette ki, bu doğal nimeti, bu hallere getirenlerdir.

Fatih Sultan Mehmet de, sarayını, bir dünya cenneti olan Tunca nehri kıyısına kurdurmuştur.

Şimdi 17. yüzyılda, nehirlerin durumunu, Edirneli bilgin Abdurrahman Hibri’nin Enis-ül Müsâmirin adlı Edir­ne şehir tarihinden okuyalım.

“Edirne’nin tüm bahçeleri bu üç nehrin kıyılarındadır. Hepsi 450 adet bahçe olmak üzere bağbanlar kethüdası defterinde kayıtlıdır.

“Gerçi bu sular, o bahçelerin çevresinde olan yüksek ağaçlar yüzünden güzelce akarlar. Ama, bahçeler, bun­ların bir yudum suyundan bile faydalanamaz. Ancak, kendi dolaplarının göz yaşı ile geçinirler.”

Bu ifadeden anlıyoruz ki, bahçeler, nehir suyundan değil, kendi su kuyularına kurulmuş dolaplarından fay- dalanmakatadırlar.

Hibri’yi okumaya devam edelim.

“Bu nehirlerin, kış mev­simi sonunda o kadar taşarlar ki, kenarlarındaki mahallerin her evi, sahibinin başına dar gelip, bir çoğu yıkılarak sular altında kalır.

Hatta rahmetli Ali’nin Künh-ül Ahbar adlı kita­bında, Sultan II. Selim döne­minde sular o derece taştı ki, dörtyüzden fazla evin yıkıldığı yazılıdır.

1623 yılında da, büyük bir taşkın olup, sayısız evleri harap etti.”

Bu ifadelerden anlıyoruz ki, 17. yüzyılda nehir yatak­ları, ilkbahar sularını taşıyamayacak derecede dolmuştur.

Nehirler daha ileriki dönemlerde o kadar tahripkar olmaya başlamışlar ki, nihayet, önlem alma zorunluluğu görülmeye başlanmıştır.

Şimdi, önce taşkınları, sonra da önleyici çalışmaları özetle görelim:

  TUNCA NEHRİ’NİN ŞİDDETLE TAŞMASI

O yıl, Balkanlarda şiddetli kış olup fazlaca kar yağmıştı. Havaların ısınmasıyla çözülen karlar yüzün­den, adı geçen nehir öylesine taşmış idi ki, çadırlı ordugaha girmek şöyle dursun, Tunca üzerindek köprü görünmez olmuştu Çadırlarda bulunan bazı bekçiler boğulmuş, ikiyüz den fazla çadır, Meriç yo­luyla Enez’e doğru akmaya başlamış, halk yüksek yerlere çıkıp bu manzarayı seyretmiş lerdir.

 NEHİRLERİN TAŞMASI

R: 27 Recep 1312/R: 11 Ocak 1310 23 Ocak 1895 Çarşamba gecesi, Arda, Meriç ve Tunca nehirleri 20- 30 seneden beri örneği gö­rülmemiş derecede taşarak Tekke Kapı’dan başlayıp Ki- rişhane’ye kadar Tunca’ya yakın mahalleler sular al­tında kalmıştır.

Bu durumda, Vilayetten gönderilen ekiplerin yardı­mıyla Orta İmaret ve su al­tında kalan mahalleler halkı boşaltılmıştır. Demiryolu şosesi de su altında kalmış ve şehrin, istasyonla olan bağlantısı kesilmişti. Telgraf hatları bozulmuş, gidiş ge­liş, sallar ve kayıklar ile ya­pılmıştır.

Belediyece, su altında kalan mahallelere ekmek ve kömür dağıtılmıştır. Yine, su altında kalan köylere ekmek ve diğer ihtiyaç maddeleri gönderilmiştir. Demiryolu köprüleri de yıkıldığından, İstanbul-Avrupa kapan­mıştır.

6 Şaban 1312/ 20 Ocak 1310/4 Nisan 1894 Cuma günü akşam sular yeniden yükselmiş mahalleler boşal­tılmıştır.

H: 1314 zilhicce ortası/ 1313 Mayıs başı/ 1897 sürekli yağan yağmurlar sonunda Tunca, Arda ve Meriç nehirleri taşmış etra­fındaki mahalleler sular al­tında kalmıştır. Sular Yalnızgöz ve Mihal köprülerinin üzerinden aşmış, mahal­leler arası bağlantı kesilmiş­tir.. Yine, su altında kalan köylere ekmek ve diğer ihtiyaç maddeleri gönderilmiştir. Demiryolu köprüleri de yıkıldığından, İstanbul-Avrupa kapan­mıştır.

Karaağaç yolu üzeri 1 metre su altında kalmış 1845 yılı başındaki taşkın­dan (Büyük su) bu yana ilk defa böyle bir su görülmüş­tür.

Bir ay boyunca tekrar yağan şiddetli yağmurlar ve taşan sular büyük tahribat yapmıştır. Üç Şerefeli Cad- desi’ni sular basmış, Kirişhane, Uzunkaldırım sulara-tında kalmış, büyük can ve mal kaybı olmuş, şehir çin­de ulaşım sallar ve kayık­larla yapılmış, şehirde sular denizler gibi dalgalanmış Sarayiçi’de su yüksekliği 4 metreye çıkmış.

1895 TAŞKINI

Bu yıl da sular yine yükselmiş ve şehir, aynı zorlukla karşılaşmıştır. İşte bu taşkınlar ve uğramalar zarar ve ziyanlardan sanra ki, koruyucu önlemlerin alınmasına başlanmış olduğunu görmekteyiz.

NEHİRLER ÜZERİNDEKİ ÇALIŞMALAR

Taşkınların verdiği zararı önlemek için gerekli ted­birleri almak üzere Vilayet makamı, Hükümete baş vurmuş ve Padişah emriyle fen adamlarından oluşan bir komisyon gerekli incelemeyi yapıp bir rapor hazırlamıştır.

Buna göre, Meriç köprü­sünün başlangıcına, setler yapılmasına, H: 13089-M: 1890 tarihinde, vilayette kurulan emanet komisyonu aracılığı ile başlanılmıştır. Yapılan çalışmalar, şöylece sıralanmaktadır.

  1. Meriç Köprüsü’nün ba­şından, 1800 metre uzunlu­ğunda ve 20 metre genişli­ğinde ve çıkan toprak ve kumları, yığın halinde sa­hiller boyunca 120 metre uzunluğa taşımak üzere bir kanal yapılmıştır.
  1. Meriç Nehri’nin sağ sahili üzerinde, Kara- ağaç’tan başlayıp köprüye kadar uzanan 2094 metre uzunluğunda bir set yapıl­mıştır.

Settin yüksekliği, üze­rinden kısmen su aşabilir, kısmen su aşamaz şekil­dedir.

Settin yapısı, aynı dü­zeyde olmayıp yerine göre değişiktir. Setten Kara­ağaçtan itibaren 722 metre­si toprak olup, su tarafı dallar ile örülmüş ve taşla güçlen­dirilmiştir. 40 metresi toprak olup su tarafı kuru divardır.

287 metre boyunda ka­zık bend (enine ve boyuna bağlanmış, su tarafı tahta ve taş ile güçlendirilmiş ve arka tarafı tahta kaplanmış iki sıra kazıkla yapılmış olup bunların arası toprak ve çakıl ile doldurulmuş) olarak yapılmıştır.

393 metre uzunluğunda kazık ve taş bent: Bu bent, enine ve boyu­na bağlanmış, su ve tarlalar yüzü taş ile güçlendirilip ve içi taş ile doldurulmuş olup iki sıra kazık olarak ya­pılmıştır. Bu da eski yatağın başlangıç ciheti bendidir.

713 metre uzunluğunda kazık ve tel örgülü taş bent: Bu bent, üst başta ve or­tada enine ve boyuna ve uzunluğunca dallar ile örülmüş, su ve arka yüzü, içi taş dolgu (Şopar) denilen dal ve demetler ve taşlar ile doldurulmuş iki sıra kazıktan yapılmıştır.

4289 metre uzunluğunda kazık, dal örgülü taş bent:Su yüzü dallar ile örül­müş ve bağlanmış ve arka yüzünün tabanı kazıklara dayanan payandalardan oluşan ve su yüzü, demet ve dal örgüleri ve taş ile güç­lendirilmiş bir sıra kazıkla yapılmıştır.

115 metre uzunluğunda kazık, örgü ve taştan yapıl­mış bent:

Bu bent, baş da ve ortada enine ve boyuna bağlanmış ve uzunluğuna dallar ile örül­müş, su tarafı taş, dal ve demetler ile güçlendirilmiş, içi yine demetler ve taşlar ile doldurulmuş iki sıra ka­zıklardan yapılmıştır.

396 metrelik kazık ve taş bent:

Bu bent, birbirine bağlan­mış, su yüzü taş ile güçlen­dirilmiş ve yol tarafı tahta ile kaplanmış iki sıra kazıktan oluşup, buda eski su yolu­nun bitiş yeri bendidir.

  1. Kirişhane’de, Meriç ve Tunca nehirleri arasında 260 metre uzunluğunda bir set yapılmıştır.

73 metrelik bölümü, baş­ları bağlanmış ve örgüler ve taşlar ile güçlendirilmiş ve içi örgüler ve taş ile dol­durulmuş iki sıra kazıktan, 170 metrelik bölüm ise örgü ve taş ile güçlendirilmiş bir sıra kazıktan yapılmıştır.

  1. Kum Mahalle benti:

Kum Mahallede, Meriç-Tunca nehirlerine kadar açılmış olan bir kanal üze­rine bir bent ile, bu bendin baş ve sonuna setler yapılmıştır.

Bendin uzunluğu 103, 050 metre olup iki tarafı taş ile güçlendirilmiş ve taş ile doldurulmuş iki sıra kazık ve taştan yapılmıştır.

Set kısımları (Mustafa- paşa yönünde 44 metre ve bahçeler yönünde 208,050 metre uzunluğunda) toprak­tan olup, şevleri kuru divar ile örülmüştür.

Toplam uzunluğu 359 metredir.

Bu bentte kullanılan taş­lar, Sultan II.Bayezid Kül­liyesi birimlerinden olan Çifte Hamam’ın yıktırılmasından elde edilmiştir.”

5-Meriç Köprüsü yanında, şehir yönünde 3,050 metre yüksekliğinde ve 300 metre uzunluğunda kuru bir divar yapılmıştır.

Duvarın temeli kazıklara dayanmış olup taş ile güç­lendirilmiştir.

6-İstasyon Yolu setti: Yol boyunca 258 metre uzunluğunda olup, bunun, 120 metresi tek sıra, 138 metresi iki sıra kazık ve mahmuz ile güçlendirilmiştir. Su yüzü ile arka yüzünde taş ile güçlendirilmiştir.

Geçmişte yapılmış olan bazı set ve bentler de, bu son taşkında harap olmuş­tur. Arda Nehri’nln sağ kıyısı üzerinde, ve Meriç İle birleştiği yerin ilerinsinde ve yakınında birkaç mahmuz yapılmış ve kum mahalle kanalının giriş yerine bir bent yapılmasına başlanıl­mış idi.

Bu işlerde kullanılan ağaçlar çam ve meşe türün- dendir. Kazıkları, 5 metre uzunluğunda, 20-30 santim kutrunda (çapında) olup ortalama olarak üç metre daha eklenmiş ve tabana 4-5 metre çakılmıştır. Kullanılan

taşların çoğu Kuleliburg az taş ocağından getirilmişti.

Yukarıda sayılan bütün işler için il bütçesinder 3.800.000 kuruş harcan­mıştır. Bu para arasında Mihal Köprüsü yakınında (150.000) kuruşa kamulaş­tırılan değirmenin yıktırıl­ması ile, Edirne’den Enez’e kadar olan sel bentlerinin (82 adet) yıkım giderleri de vardır.

Yeni serede 867 metrelik bir bendin de yapılmasına başlanılmıştır.

Geçen sene Karaağaç’tan başlayarak Meriç Köprü- sü’nde son bulan nehrin sağ kıyısı üzerinde bir set ve bent yapılmasına başla­nılmış idi. Bu settin toplam uzunluğu 3094 metre olup tamamlanması için kalmış olan 867 metresi bu sene, yani H: 1315 M: 1897 yıl bütçesinden yapılmıştır. Bu sene ıslahat için 560.334 kuruş harcanmıştır.

Bu suretle, 17. yüzyıldan başlayıp 1897 yılına kadar ki dönemde nehirlerin taş­ması ile, bunu önlemek için yapılan çalışmaları özet olarak görmüş bulunuyoruz

Bu tarihten sonra, Cum­huriyet döneminde de bu önemli konu ihmal edilme­miş ve Edirne’de kurulan Devlet Su İşleri Bölge Mü­dürlüğü, yaptığı ıslahat ça­lışmalarıyla bir yandan taş­kınları önlemek, diğer yan­dan ehirlerden sulama için faydalanma projelerini uy­gulamış ve halen de aynı amaçlı çalışmalarını sürdür­mektedir.

Diliyoruz ki, bu gayretli çabalar devam etsin ve bir gün, nehirlerimiz, içinde nak­liyat yapılan faydalı ve ve­rimli su yolları haline gelsin.

Kaynak : Yöre Dergisi 2005
Yard. Doc.Dr. Ratip Kazancıgil

 

Konu Yazari: Cengiz (Cengiz )
...

Yorum Yap

Ziyaretçi İstatiğimiz
  • 185Bu gönderi:
  • 161884Toplam okunan:
  • 48Bugün okunanlar:
  • 329Dün okunanlar:
  • 8221Aylık okunma:
  • 67304Toplam ziyaretçi:
  • 21Bugün kü ziyaretçiler:
  • 183Dünkü ziyaretçiler:
  • 1351Geçen haftaki ziyaretçiler:
  • 4313Aylık ziyaretçi:
  • 0Online ziyatçiler:
Meta
Sevdiğimiz Linkler
Ana Sayfa