Edirne'li Dr.Moiz BAYER'İN Edirne Anıları;

Dr.Moiz BAYER

Edirneli Köylülerin Dr.Amcası,Edirne’li fakir hastaları ücretsiz muayene eden ilaç temin eden,Kaleiçinde oturan,Rahmetli Dr.Yasef Bayer’in Amerika’da yaşayan Oğlu Dr.Moiz Bayer’in Edirne Anıları;
•24 temmuz 2010–Moiz Bayer
Yaz aksamlari Edirne sokaklari, kozlenmis patlican kokusuna burunurdu. Bilirsiniz patlican kozlenince istah acici bir koku verir!
•Moiz Bayer
Altmisli yillarda Edirne irmaklarinda hala balik mevcuttu. Sehirde balikci diye biinen kisiler sabahin erken saatlerinde ya oltayla, ya da ag ile balik yakalarlar sonra da sehir sokaklarinda satarlardi. Balikci baligi satmakla kalmaz, evin bahcesinde bir guzel de temizlerdi. Ev hanimindan istedigi bicagi, buldugu bir tasa surterek keskinlestirir, sonra da baligi parcalara bolerdi.
•Moiz Bayer
Balik bahcede temizlenirken balikcinin etrafina kediler ususur, onlar da kendi paylarini isterlerdi. O balik bazen hemen her evin bahcesinde bulunan yesil erikle pisirilir, aksamleyin evde nefis bir yemek oluverirdi.

•Moiz Bayer
Agustos sonu, sebzelerin en bol oldugu ay oldugundan, sehirde herkes; Salca ve tursu islemine girerdi. Komsumuz bizi evine cagirir, taptaze biberlere, bamyalara igne ile iplik gecirtirdi. O sebzeler kis aylarinda kurutulmak uzere kurutulurdu. Yaptigimiz is cok eglenceli idi ama ucret olarak, bize ev yapimi nefis pogacalar verilirdi.
•Moiz Bayer
Evin ahsap ve tarihi balkonunda, yasitim arkadaslarla hem sohbet eder, hem sokaktan gelip geceni seyreder, bir taraftan da ipligi sebzelere gecirirdim. Bu arada diger komsular da buyuk bir tenekeye tursuluk sebzeleri doldururlardi. O gunlerde sokaktan lehimci gecer, tursu tenekesini lehimlerdi. Bazilari da o kipkirmizi olgun domateslerden salca yaparlardi.
Moiz Bayer
Anlayacaginiz mahalle bir cesit konserve imalathanesine donusurdu sonbaharin yaklastigi o gunlerde. O taze, olgun, hormonsuz, dogal sebzelerin nefis kokulari istahimizi acardi. Ancak okullarin acilma tarihi de yaklasmakta ve yaz tatili de sona ermektedir ve bu da biraz huzun verir bana….
•Moiz Bayer
O gunlerde disarda yani lokantada yemek adeti yoktu. Daha dogrusu ailece lokantaya gidilmezdi. Daha cok erkekler, carsidaki lokantalarda ve ozellikle cigercilerde ya da koftecilerde ogle yemeklerini yerlerdi. Bir de ozellikle Tunca ve Meric irmagi kiyilarinda Bogaz lokantalari misali ickili lokantalar vardi.
•Moiz Bayer
Acik havadaki bu lokantalardan meze, izgara et ve tabii ki raki kokulari gelirdi. Hemen tamami erkek olan musteriler bir taraftan gunesi batisini seyrederlerken, diger yandan da alkolun verdigi etki ile de nese icinde birbirleriyle sohbet ederler, hatta sarkilar soylerlerdi.
•Moiz Bayer
Çarsi lokantalarinda yemek yemeyenlere sefertasilarla ogle yemegi yollanirdi.bana ve kardesime her sefertasi icin 25 kurus oderlerdi.bu para aksam ustu gececek olan dondurmaciya verilmek icin saklanirdi.
.Moiz Bayer
O sokaktan gecen dondurmdan oyle doya doya yiyemezdik. Paramiz mahduttu. Simdi sukur, kepce ile bile dondurma yiyebiliyoruz ama tadi ayni degil!
.Moiz Bayer
1962 Yılı idi ve bir akrabamız vefat etmişti sonbahar idi ve mutlu bir olay için, yani ilkokula kayıt için şehit asıma gittik, Foto istendi ve Eski Camii karşısında körüklü ve seyyar fotoğraf makinesiyle Dilaver Beye Resim çektirdik, fotoğrafçının filim banyosu sırasında, kovadaki suya filmi daldırıp çıkarmasını cok iyi animsiyorum. Okulda bana 4 numarasi verildi. Lakabim de Moiz 4 oldu uzun yillar icin.

Moiz Bayer
Edirne Şehit Asım İlkokulunda ‎1962-1967 yillarinda okudum. öğretmenim Kibris tan İFFET HANİM idi. İki kizi vardi. O kizlar bunu okursa lutfen bana yazsinlar. Tesekkurler.
Moiz Bayer
Ben 1967 mezunuyum. 1962 yili sonbaharinda okuldaki ilk gunumu cok iyi hatirliyorum! Cogu ogrenciler hayatlarinda ilk kez annelerinden ayri bir gun gecireceklerinden velileri ile okula gelmislerdi. Sinifin arkasinda da agabey diye cagirdigimiz ama bizlerden sadece bes alt yas buyuk olan eski mezunlar bize destek olurdu.
. Moiz Bayer
Atatürk ortaokulunda ‎1967-70 yillarinda okudum ve hayatimin en unutulmaz gunlerini yasadim. O gunlerde sabah ve ogle tedrisati vardi. Sabahciydim ve ogleden sonra ders calismak icin bol zamanim vardi. İlk okula gore dersler daha agir ve ogretmenler daha ciddi idi. Sinifimda inanilmaz derecede basarili ogrenciler vardi ve ben onlarla rekabet etmekten yorgun dusmustum.
Moiz Bayer
Ben gunumun cogunu babamin muayanehanesinde gecirirdim. Orta Okulda dersler bittikten sonra muayanehaneye gelir, dersimi oradaki bir odada calisrdim. Sonbahar ve kis aylarinda gunler kisa oldugundan saat 18 de muayanehane kapandiginda her yer zifiri karanlikti artik…Muayanehaneden eve iki yoldan gelebilirdik, birisi kisa olan yoldu ki bunu hic sevmezdim….
Karanlik ya da loş sokaklardan eve gitmek icimi kapatirdi. Diger yol ise carsinin icinden gecen ama uzun olan yoldu. Ben bunu severdim. Isikli ve hatta Neonlu tabelalarin kaldirimlari renklendirdigi yoldan eve gitmek beni daha mutlu ederdi. Ayrica eve gitmekte olan insanlari gormek, bakkalarin, balikciklarin, pastanelerin onunden gecmek beni eglendirirdi… Zaman zaman o gunlerin unlu Pastanesine de ugrar, karisik tatli alirsak benden daha mutlusu olmazdi!
•Moiz Bayer
Babamin muayanehanesi Caddenin tenhalasmaya yuz tutmus asagi kisminda yer alirdi. Yanimiz ve karsimiz meyhane doluydu. Bir yaz gunu karsimizdaki son derece salash bir meyhanede bir assubay oturmus rakisini iciyordu. Asker ve subaylarin meyhaneye hele uniforma ile gitmeleri kesinlikle yasakti. Bu assubay yakasini da iyice acmis, onunde koca bir marul tabagi, bardagini raki ile doldurup doldurup iciyordu.
Yaz oldugundan meyhanenin butun kapilari ve camlari acikti ve Assubay , uniformasi ile birlikte gelip gecenin seyiri altindaydi. Ama assubay hic aldirmiyordu. Son derece efkarli bir gorunumu vardi. Kimbilir hayatinda neler gecip bitiyordu? Belki karisi onu terketmis, belki sevgilisi ona hakaret etmis, belki de bir ustu onu cezalandirmisti…
Meyhane ogle saatlerinde henuz cok tenha idi. Aksamcilar lakabina uygun aksama dogru gelirlerdi. Belki meyhanede bir iki musteri vardi ama Assubay kimse ile konusmuyor dusunceleri icinde seyahat ediyordu…
Assubay yanindaki koca raki sisesini coktan bitirmis; marul ve beyaz peynir gibi bir iki mezeden pek az yemisti. Aksamustu meyhanenin onunden gecerken Assubaya bir daha dikkatle baktim… Artik Assubay tamamen sarhos olmus. Alkolun etkisiyle ter icinde kalmis, uniformasinin dugmelerini neredeyse gobegine kadar acmisti. Oturmakta dahi zorlaniyordu artik! Meyhaneci bir taksi cagirdi, Assubayin koluna girip taksiye bindirdi ve Assubayi evine gonderdi. Bu gorduklerim beni de cok etkilemis, o gece uyuyamamistim…
•Moiz Bayer
Benim KABAK CEKIRDEGI muptelasi oldugumu herhalde bilmiyorsunuzdur!? Calisimadigim geceler bir avuc cekirdekle baslar, yarim kiloyu bitirmeden yatmam ve ertesi sabah da mide fesati ile uyanirim!!! Edirne’lilerin hepsi de kabak cekirdegine bayilir! Edirne cekirdegi kucuk ve gevrektir ama ben iri Nevsehir cekirdegini severim.
•10 eylül 2010 Moiz Bayer
Yillar once Seker Bayrami geldiginde bir kac gun icin de olsa tatile girdigimizden cok sevincliydik. Ben, kucuklugumde kis aylarina rast gelen bayramlari daha iyi animsiyorum. Aileler Zogo Pastanesine gunlerce oncesinden baklava ismarlardi. Pastaneye kendi tepsilerini birakirlar ve arife gunu pastane onunde bir sira olusturup baklavalarini teslim alirlardi. Bayramin birinci gunu soguk bir kis gunune rastlamisti. Carsida sadece sekerci dukkanlari acikti. Balik Pazarina yakin kucuk sekerci dukkanina girdigimde icerisi bayramliklarini giymis kadin ve erkekle doluydu. Kimisi lokum, kimisi akide sekeri ismarliyordu. Dukkan sahibi bu islek gunde nasil olmussa dukkani kucuk ciraga birakmisti. On uc, on dort yaslarindaki cocuk musterilerin istekleri arasinda bunalmisti…
Moiz Bayer
Edirne’de yasarken hic aklimiza gelir miydi computer araciligyla gorusecegimiz? Evde telefon dahi yoktu! El diyo ke de vidas, para ver maraviyas!
30 kasım 2010
•Moiz Bayer
Edirne’de babamin muayanehanesine yakin bir lokanta vardi. Lokantanin siyah carsafli bir bulasikcisi vardi. Ise onbir civarinda gelen bu Roman kadin, eldiven bile takmadan kopukleri yerlere kadar tasan bulasik kabinda sonsuz gibi gorunen bulasiklari kan ter icinde yikardi. Bulasikcinin isi aksamustu biter, eve gitmeden once en sevdigi yemekleri tabagina doldurup bir guzel yerdi. Bulasikci kadin, gundeligini almadan once bir sigara da yakar, derin dusuncelere dalip sigarasini tuttururdu.
“Raufe Asıl
Bayram Kabristan ziyareti ile başlar.Baban doktordu biliyorum babanın babası ne iş yapıyordu Moiz?Edirne de biliyorsun Şekerci Mişon amca,Naftali Amca Çukur Bakkal bunlar babamın çok iyi arkadaşları idi.Hepsi ölmüştür büyük ihtimal.”
2 aralık 2010
. Moiz Bayer
Edirne kara iklimine sahip oldugundan kislar cok uzun surerdi. Evimizde diger evlerde oldugu gibi izolasyon yoktu. Yattigim oda buz gibiydi. Zaten sadece oturma odasi odun sobasi ile isitilirdi. Soguk yatagima girdigimde kat kat battaniye ve yorganin altinda dahi bes dakika sureyle titrerdim. Sabah uyandigimda basimda zonklayici bir agri olurdu. Soguk ve rutubet sinuzitimi azdirirdi.
•08 aralık 2010
. Moiz Bayer
Edirne’de babamin muayanehanesinin etrafi meyhane doluydu. Cogu musterisi ucuz sarap icen meyhanelerdi. Tahta sandalyeler, tahta masalardan ibaret meyhanelerdi. Genellikle is cikisi dolmaya baslardi ama bazilari ogleden gelirler ve aksama dogru musterilerin yardimiyle disari cikarilirdi. Alkol duvarini asmislardi ve cagrilan bir payton ya da taksi ile evlerine gonderilirlerdi.
21 aralık 2010
Edirne’de yilbasina dogru postanelerin onunde yilbasi kartlari satilirdi ve ben bu kartlari saatlerce seyrederdim. Hani kar manzarali kartlar…Her arkadasima ayri bir yilbasi karti satin alirdim. Sonra yagli boya kopyasi Istanbul manzaralari da ortaya cikti.
23 aralık 2010
. Moiz Bayer
En mutlu yilbasi gecem 1967 yilini 1968’e baglayan gece gerceklesti. O sene kis tatili Subat yerine yilbasi basliyordu. Tatilin verdigi sevinc, birinci somestrede tesekkure gecmem beni zaten sevindirmisti. O gece komsumuza gittik. Gece yarisina dogru kar yagisi basladi, ideal bir yilbasi gecesi gibi…Komsumuz cevizli kabak tatlisi verdi ve kopuklu sampanya diye anilan sampanya actik…
10 Ocak, 17:55
•Moiz Bayer
Altmisli yillarda Edirne’de fazla hekim yokken babamin klinigi hasta ile dolup tasardi. Cogu koylerden gelen hastalardi. Ben de bekleme odasinda oturur, dersimi calisirken konusulanlara kulak misafiri olurdum. Koyden gelen iki genc bayan hasta en yeni ve temiz elbiseleri ile endiseli bir sekilde muayene siralarini beklerlerken.. Baska bir hastanin yakini olan bir erkek, genc bayanlara sikayetlerini sorar. Bayanlardan biri aglayarak, yakin akrabasinin bir sene once genc yasta vefat ettigini ve kendisinin de olenin agri ve sizilarina benzar sikayetleri oldugunu soyler. Diger hastanin yakini erkek de hemen tavsiyelerine baslar: Sana verecegim okunmus kagidi koye gidince mum alevinde yakacak, …kullerini bir bardak su ile icecek ve sonra da iki rekat namaz kilacaksin.
O gunlerde batil inanclar bugunkunden cok daha yaygindi…
•Moiz Bayer
Bir gun doktor olan babamin muayanehanesine suh gorunuslu bir bayan ve annesi oldugunu soyleyen baska bir kadin geliyor. Genc olan bayan bir sureden beri oksurdugunu, kilo kaybettigini soyluyor. Kisa bir muayeneden sonra teshis belli oluyor: Hastada Verem var! Yakindaki bir gece klubunde ki sadece erkek musterileri var, sarkici ve konsomatris olarak calisiyor bu bayan… Babam kadina verecegi ilaclar disinda, alkol ve sigara kullanmamisini soyluyor. Kadin ise alkol ve sigara yasagina kesinlkle karsi cikiyor; Gece klubune Kapikule’den gumrukculer geliyor, onlara icki icirtiyoruz ki, hesap kabarsin…Musteri raki icerken ben limonata icemem ki…diyor kadin. Recetesini alip klinikten ayriliyor kadin.
Hasta olan koylulere uzulurdum. Hasta olarak sehre gelmek bir mesele, doktoru koye getirmek baska bir mesele! Ayrica o gunlerde simdiki gibi sofistike muayene aracalari yoktur. Tomografi gibi, MR gibi, vs. Teshis,…Devamını Gör
15 ocak 2011
. Moiz Bayer
Atlmisli yillardaki ekmek bugunku giibi degildi. Sanirim, bugun bayatlamasini geciktirmek icin katki maddeleri ekliyorlar. Trabzon ekmegi ise o gunlerin ekmegini andiriyor biraz.
Biz ekmegi genellikle Kaleici’ndeki mahalle firiniindan alir…
•24 ocak 2011
Moiz Bayer
Altmisli ve yetmisli yillarda geceleri sik sik isiklar sonerdi. Isiklar yanarken radyoya, gazeteye ya da bir aile ferdine takili olan gozler ve dusunceler bir anda “Bagimsizliklarina” kavusurdu! O kapkaranlik anlarda insan tam bir meditasyon icine girebilirdi. O karanlik odalarda, ya da sadece bir mumla ya da gaz lambasi ile aydinlatilan odalarda insan tamamen ayri bir ruh dunyasinin icine girerdi..
28 01 2011
.Moiz Bayer
Ben lisedeyken aynı mahallede yasayan sınıf arkadasım kiz ıle bırlıkte okula yurudugum icin cezalandirilmistim. Erkek bir ogrenci, kiz olan sinif arkadasinin boynuna kolun koydugu icin agzindan burnundan kan gelinceye kadar okul muduru tarafindan dovulmustu! Bugun ise Amerikada yakin akrabalarım olan kiz ve erkekler evlilik akidi olmadigi halde birlikte oluyorlar; Bu ne ahlaksizliktir! Basimiza tas yagacak!!