TERS LÂLE ve EDİRNE’YE KÂBE – İ SANÎ DENMESİ

TERS LÂLE ve EDİRNE’YE KÂBE – İ SANÎ DENMESİ

TERS LÂLE ve EDİRNE’YE KÂBE–İSANÎ DENMESİ
HAMBELÎ Bilginlerinden, ABDÜL VEHHAP ;
Savaş açtı. Öldürdü üçyüz bin Arap.
MEKKE’yi, MEDİNE’yi, eyledi harap.
Fethetti (Bin sekizyüz bir) yılından.
——–o——–
BİRİNCİ ABDÜLHAMİT zamanında,
Bilginleri topladı, dîvanında,
Yepyeni bir MEZHEP kurdu, anında.
İstiklâlini ilân etti, ardından
——–o——–

Kendine, DER’İYE’yi Pahitaht yaptı.
DER’İYE’den sonra, BASRA’ya saptı.
Ardından MEKKE – MEDİNE’yi zaptı;
(Bin sekizyüz bir Yılı) başlarından.
——–o——–
Harap etmeye başladı, her yeri,
Yakıp – yıktı, gördüğü TÜRBE’leri.
(Peygamber’in Türbesi)’ndeki eşyaları ;
Geri kalmadı, Yağma yapmaktan.
——–o——–
Yakıp – yıkma, tam (on bir yıl) sürdü.
HAMİT öldü. SELİM’i, MAHMUT devirdi.
İKİNCİ MAHMUT ta, durumu gördü,
Yardım istedi, MEHMET ALİ PAŞA’dan.
——–o——–
MISIR VALİSİ MEHMET ALİ PAŞA,
VEHHABÎ’yle, başlayınca savaşa,
HİCAZ’ı geri aldı, baştan – başa,
Yine KÂBE kaldı, kurtulamadan.
——–o——–
Bütün İSLÂM ÂLEMİ, şaştı işe.
VEHHABÎ’ye karşı MEHMET ALİ PAŞA,
Arasındaki yapılan savaşa ;
Ait durumu görelim DESTAN’dan :
——–o——–
-Hazır ol vaktine, dayan VEHHABÎ.
HİCAZ’ı görmeye arzumanım var.
Ol (Hak’kın Beyti)’ne yüzüm sürmeye
Yaradan’dan böyle ahd amanım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Gelip te yorulma.
MISIR üzerine bir seyranım var.
Derya’dan – Kara’dan, Ordum kurdum ;
ARABİSTAN üstüne, tûfanım var.
——–o——–
-MEHMET ALİ PAŞA’m der ki: <<-Birdir Yaradan. (Kapudan)’larım var. Gelir Derya’dan. Niçün yorulur gelürsün ? Karadan ? Seni yolda tutan, Kurt – Kaplanım var.>>
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : İşlerin sezdim.
BASRA’dan YEMEN’e URBAN’larım var.
Senden evvel (BAĞDAT VASİ)’n bozdum,
Acem Sınırı’nda, bir nişanım var.
——–o——–
-MEHMET ALİ PAŞA’m der ki : Uludur Yezdan.
Öyle lâfı – lûfu, dinlemezim ben.
İKİ KIRAL bozdum. Üçüncüsü sen.
MISIR BEYLERİ’nden, çok kurbanım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Benim çöllerin şahı.
Pençeme girenler, çıkmaz bir dahi,
Bir URBAN’ım zapteyledi, KÜLAH’ı,
Zaloğlu gibi de, ŞEYH OSMAN’ım var.
——–o——–
-MEHMET PAŞA’m der ki : Hak ile işim.
Sen daha yemedin, benim ateşim.
ŞEYH OSMAN’ı bozdu, sor DELİL BAŞI’m.
MUSTAFA BEY gibi, kahramanım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Ben öyle ederim.
Askerin çöllerde, susuz keserim,
Tuttuğumu mızrak ile delerim.
Benim bu Çöllerde, yüzbin kanım var.
——–o——–
-MEHMET PAŞA’m der ki : Bilirim seni.
Askerim kasaptır, keser insanı.
Su bulamazlar ise, içerler kanı
Haytalardan bozma, çok merdan’ım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Hele gel hele.
Zaptettim suları, Kaleler bile.
Vehhabî demesi, çok kolaydır dile,
Yer götürmez, benim çok askerim var.
——–o——–
-MEHMET PAŞA’m der ki : Müjdecim geldi.
BONPART yetişti, MEDÎNE’ye daldı.
CİDDE’yi, MEKKE’yi, TOSUN’um aldı.
AHMET PAŞA gibi, genç aslanım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Beni bilmeyen bilmez.
Meydana girmeden, yiğitlik olmaz.
Pençeme giren, bir daha kurtulmaz.
Yer götürmez, bende çok urban’ım var.
——–o——–
-MEHMET PAŞA’m der ki : Azim cenk kurun.
Yürün Bayraktarlar, ileri durun.
Topçuyla, tüfekçi, durmayın vurun.
Kelle getirene, çok ihsanım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Osmanlı yetişti.
Bir ateş püskürdü, çöller tutuştu,
Üstüne düşenin, bağrını deşti,
Ben bilmezdim, böyle zor düşmanım var.
——–o——–
-MEHMET PAŞA’m der ki : Açıldı nusrat.
Vurun Gazilerim, vermeyin fırsat.
Önümüz işitsin, ol (Saib Devlet)
SULTAN MAHMUT gibi, adil HAN’ım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Ben büyük söyledim.
Urbanlar arasında, rüsvay oldum.
Dört yanım kesildi, çaresiz kaldım.
Ne takatim var. Ne dermanım var.
——–o——–
-MEHMET PAŞA’m der ki : Namus–ı Hünkâr.
Bu çölleri, başına eyledim dar.
Miktarın bilirim, MEDİNE’de yatar.
Benim bu çöllerde, Şah Sultan’ım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Ben kanda kaçayım.
Kırıldı kanadım. Nasıl uçayım.
Bana bir tas zehir verin içeyim.
Zulmette kaldım, ah çok figanım var.
——–o——–
-MEHMET PAŞA’m der ki : Nasılsın ? Hacı ?
BASRA’dan YEMEN’ e, aldın haracı.
Şimdi kurtulmanın yoktur ilacı,
Cismini Kaldırmağa, fermanım var.
——–o——–
-VEHHABÎ der ki : Çekticeğim, çok zahmet.
Hakikat, OSMANLI da varmış heybet.
Aman İSA HUBBÎ, eyle merhamet.
Hâkipaye geldim, çok amanım var.
——–o——–
Güzel medhin ettin, AŞIK ESRARÎ.
Gazi MEHMET PAŞA, sözünün eri.
Tarihlere yazın, bu cengi bahri
HİCAZ’ın fethine bir DESTAN’ım var.
AŞIK ESRARÎ’nin belirttiği gibi,
ALİ PAŞA’nın devam etti takibi.
Kısmen tutuldu, VEHHABÎ’nin ipi,
Olmıyacak tı, tekrar saldırmadan.
——–o——–
Henüz daha, gözü yılmamıştı harpten,
Geri kalmıyordu, her gün gazaptan.
Arap Halkı eziliyor, azaptan,
Ümit kesilirken, ARABİSTAN’dan :
——–o——–
Mısır Valisi MEHMET ALİ PAŞA,
Hiç bir savaştan yenik çıkmazdı haşâ,
VEHHABÎ’yle olan ikinci savaşa ;
Oğlunu yaptı, ORDU’ya kumandan.
——–o——–
Oğlunu getirdi, ORDU’nun başına,
KETHÜDASI da geldi. Bakmaz yaşına,
Plân yaptılar, düşüne – düşüne
Saldırıya geçildi, iki koldan.
——–o——–
(Bin sekizyüz onüç) Yılı idi,
VEHHABÎ’nin kuvvetleri eridi.
Hiç gücü kalmadı, hemen farıdı.
Kaçıp kurtulamadı, esir olmaktan.
——–o——–
MEHMET ALİ PAŞA, bitirdi işini.
VEHHABÎ’nin, esir edilişini,
İSTANBUL’a nasıl gidişini,
Görelim REŞİDÎ’nin Destanından.
VEHHABÎ’nin vasfını edem yağrana.
Akıl ermez bu Hikmet–i Mevlâ’ya,
Bunca dem, velvele saldı cıhana.
Hep yazılmış ki gelecek, Dünya’ya.
——–o——–
Takdirde yazılmış, ne olacağı.
→ (YEDİ SENE MEKKE KAPANACAĞI) ←
VEHHABÎ’nin böyle şan bulacağı,
MEHMET ALİ ile, cenk–ü vegaya.
——–o——–
Şeytan igvasiyle, hain–î bî–din,
Aklınca sen, başa çıkarım dedin.
Nice keleşlerin, başını yedin,
Çok yiğitler, kanın döktün SAHRA’ya.
——–o——–
MEHMET ALİ’nin, mertliği çoktur.
Padişah aslanı, bir eşi yoktur.
Cenkte armağanı, düşmana oktur.
Anın içün, çok el açtık Senâya.
——–o——–
Hamdülillâh, kabul oldu dilekler,
Şâd oldular, Evliyalar – Melekler.
Sevincinden, raksa girdi felekler.
Ordusunu uçurdular havâya.
——–o——–
Perişan oldukça, eyledi firar.
Bir yerde eğlenip, etmedi karar.
Emir Padişahın, başka bir esrar,
Tez yetişir, kanda ise âdâya.
——–o——–
VEHHABÎ’nin yurdu, asıl DER’İYE,
İBRAHİM PAŞA’dır, çeken beriye.
MISIR iskelesi, İSKENDERİYE
Bendler ile götürdüler oraya.
——–o——–
Giriftar olunca, öyle oldu. Sus.
MEHMET ALİ PAŞA, eyledi mahpus.
Girince gemiye, çehresi abus,
Geldiğine pişman oldu, Dünya’ya.
——–o——–
TOPKAPI’dan girdi. Bir Alay ilen.
Hain–î din olan, bin belâ ilen.
Yanında, bukadar bin yaya ilen.
Çifte lâle ile geldi, SARAY’a.
——–o——–
Seyise benzer, üç tane habis,
VEHHABÎ önde, bir Sarı İblis.
Müftüsü var. Hazînedarı dinsiz
Bak asker verdiği, şu fetvâya.
——–o——–
Bu taife, böyle ezeleden bunda.
Asker–i İslâm’dan, yüzleri döndü.
Nufuz–ı Şah ile, ocağı söndü.
İşte ukûbetle, düştü cezaya.
——–o——–
Hikmeti bilmemek, her işin gücü,
Takdîre bağlıdır, bunun bir ucu.
İşte VEHHABÎ’nin, günagün suçu.
Uğrattı başını, derd–ü belâya.
——–o——–
Rikâb ısmarlandı, ESKİ SARAY’a,
VEHHABÎ’yi götürdüler oraya.
Tatar keleşleri kondu, pirâya,
İhsan aldılar, her biri bî–nihâye.
——–o——–
Hil’at geyip, altın çelenk aldılar.
VEHHABÎ’ler, hayretle daldılar.
Her birisinin, birer yere çaldılar.
Her birinden başladı, kan akmaya.
——–o——–
GAZÎ SULTAN MAHMUD, bak imdi n’etti.
Cezalarını böyle, O tertip etti.
Gayri VEHHABÎ’nin, sohbeti bitti,
Halk–ı âlem, düştü bir temaşaya.
——–o——–
Düşmanların Hak’tan, şahım sen dile,
Elbet’te, tutarlar anı fend ile.
Huzuruna gelsin, bend ile,
Cümlenin niyazı budur Mevlâya.
——–o——–
Daima ricamız budur, Settar’a,
Hain–î din olan, çekilsin dâra.
Her kanda var ise, düşsün efkâra.
Onlar da inşallah gelür ortaya.
——–o——–
REŞİDÎ’yim, hikmetinden agâhım.
Ömrüm efzun etsin, her dem Allahım.
Her düşmanın böyle olsun, Ey Şahım.
Asılsın kılıcın, Arş–ı Alâ’ya.
REŞİDÎ’nin de belirttiği gibi ;
Uzun sürdü, VEHHABÎ’nin takibi.
Katledilmekti, sonunda vacibi,
Kurtaramadı başını, satırdan.
——–o——–
Haberi İSTANBUL’da duyuldu.
Hemen İSLÂM ÂLEMİ’ne yayıldı.
Onbir Yıldan sonra, (HAC YOLU) açıldı.
SELİMİYE çıktı, KÂBE olmaktan.
——–o——–
Onbir yıl, gidilemeyince MEKKE’ye,
Ne gerektiği, soruldu HALİFE’ye.
HAÇ için, uygun görüldü SELİMİYE.
Ortaya MAHFİL yapıldı ahşaptan.
——–o——–
Balkanlar, Anadolu, Rumeli,
Her yöreden gelen, insan seli,
KÂBE kabül etti YENİ MAHFİL’i ;
TAVAF oldu. Hacılar tarafından.
——–o——–
Gelenlerin HAÇ YAPMAK’tı emeli,
Misafir etti geleni Edirneli.
ATAULLAH EFENDİ’nin MAHFİL’İ ;
Tavaf edildi. İçten – dıştan.
——–o——–
Yeni yapılan MAHFİL, KÂBE’ye uydu.
Halk O’ nu da, KÂBE temsili saydı,
Yeni yapıldığını, herkes duydu,
Pek çok kişi UMRE yaptı meraktan.
——–o——–
Mikâp şekli ; KÂBE’nin yapısını,
Altın top ; Haceri Esved taşını,
Şadırvan ; Zemzem Suyu Akışını
Temsil etti. Caminin ortasından.
——–o——–
MAHFİL’in ortasında, ŞADIRVAN,
Kaynayan suyunu, ZEMZEM sanan.
Su almaya, taşradan gelen insan ;
Günümüze dek sürdü. O zamandan.
——–o——–
Memleketinden su kabı getirir.
Kaplarını, doldurup ta götürür.
Ramazanda, oruç bozar bitirir,
Yine gelir, su alır ŞADIRVAN’dan.
——–o——–
Su alma, günümüze kadar sürdü.
Kayyum, Müezzin, su alanı gördü,
Niçin gelip, su aldıklarını sordu,
Cevap aldı : <<-Zemzem suyu olduğundan.>>
——–o——–
Su alan da, soran da, nerden bilsin.
Yahut, bileni arayıp ta bulsun.
İmam bakar, gelenler namaz kılsın.
(SU ALMA YASAĞI) kondu, sonradan.
——–o——–
Su almaya gelen, bakar TERS LÂLE’ye.
LÂLE’nin ünü yayılmış, çevreye.
Bu sefer, O sorar : <<-Bu nedir? >> Diye,
İmam ne bilsin, O da gelmiş taşradan.
——–o——–
MAHFİL’İ, Mimar SİNAN yaptı sanır.
Sorulacak kişileri, nerden tanır,
Biri, yalan uydurur, O da aldanır,
Bıktık (LÂLECİ BABA MASALI)’ndan.
——–o——–
Eski Saray (BALTACILAR DAYRESİ).
Yıktırıldı, Kalmadı envaresi,
Konduruldu SELİMİYE CAMİSİ,
Baş Mimar KOCA SİNAN tarafından.
——–o——–
Caminin Yeri : (BALTACILAR DAYRESİ).
Nerden çıkmış ? <<-Baba>>’sı <>’si ?
Müftü uydurunca, bir BABA EFSANESİ,
Söz edilmez, yaptıran ATAULLAH’tan.
——–o——–
MAHFİL’i, yeni baştan yaptıran da,
Ortaya, ŞADIRVAN’ı konduran da,
Lâle’yi ters yaptırıp, baktıran da,
ATAULLAH. Çıkı verdi, hatırdan.
——–o——–
Şeyh–ül İslâm ATAULLAH EFENDİ;
Padişah’ı da, azlettirdi fendi.
SELİM’in azline, her yol denendi,
Azlolundu, ATAULLAH’ın oyunundan.
——–o——–
Osmanlı Tarihçisi, hiç sevmez.
ATAULLAH’a, yazısında yer vermez.
Mevlevî, yazar, SELİM’i yermez,
Madbuat, destek buldu, FRANSA’dan.
——–o——–
Fransız yanlısı basın der : <<-YOBAZ.>>
Hurafî Yobazlar der : <<-Bize yaramaz. >>
Çevresinde, softa çok, Vatanperver az,
Kendine destek buldu, TÜRK HALKI’ndan.
——–o——–
Fransa, hep duyar, MISIR’a istek,
Dış görünüşte olur, SELİM’e destek,
ATAULLAH ta vurur, çifte köstek,
Takdir görür, TÜRK HALKI tarafından.
——–o——–
Fransa, (NİZAM–I CEDİD)’i kurdu.
İki yıl sonra NAPOLYON, MISIR’a girdi.
Ardından da, SIRP İSYANI belirdi,
Ayaklanma başladı, BALKANLAR’dan.
——–o——–
Üçüncü SELİM, o yıl Padişah oldu.
Avusturya da, BELGIRAD’ı aldı.
Donanma, Kara Deniz’de yenik kaldı,
MAÇİN’le, ANAPA’yı verdi ardından.
——–o——–
VEHHABÎ, (HİCAZ’ı – MEKKE’yi) aldı,
Ruslar ; (BENDER – HOTİN – KİLİ)’ye daldı.
Kırım Yöresi, hep Ruslara kaldı.
TÜRK GÖÇLERİ başladı, AKKERMAN’dan
——–o——–
O gün, Millet ayrılmıştı ikiye,
ORDU istenmiyordu ; BEKTAŞÎ diye.
NİZAM–I CEDİD’in, YENİÇERİ’ye
Saldıracağı, sezilmişti baştan.
——–o——–
NİZAM–I CEDİD ; Halkı bastırsın diye.
Sanma ORDU !.. Jandarma !.. Polisiye.
ORDU da, HALK ta, ayrıldı ikiye.
Görüntüler başladı, İÇ İSYAN’dan.
——–o——–
NİZAM–I CEDİD’te Hristiyan çoktu.
Müslüman var. Türkçe konuşan yoktu.
FRANSA, Beşbin LEJYON’unu soktu.
(ALO PAŞA)’yı yaptı, Başkumandan.
——–o——–
NİZAM–I CEDİD’in çoğu, PONTUS RUMU.
Elinde silâh var. Hiç durur mu ?
Türklere saldırdı. Fırsat buldumu.
Kadına – Kıza da saldılar ardından.
——–o——–
Halk, zarar geleceğine inandı.
CEDİD’e karşı, büyük nefret uyandı.
<> Dendi. Bıçak kemiğe dayandı.
Yer–yer, saldırı başladı, halktan.
——–o——–
(Bin sekizyüz altı Yılı) ortası,
Patlak verince (EDİRNE VAK’ASI),
Ardından da, PAZVANT OĞLU DAVASI,
ATAULLAH, bunu sezdi, olmadan.
——–o——–
EDİRNE VAK’ASI’nı sezdi.
Bilgi topladı. Halk arasında gezdi.
TÜRK–TÜRK’E çıkan Savaşı istemezdi,
SELİM’e, cephe aldı. Halk yanından.
——–o——–
DAMAT İBRAHİM PAŞA vurulmuştu.
Eski (LÂLE DEVRİ) unutulmuştu.
Geçen zaman ; (Yetmiş Yıl)’ı bulmuştu.
ÜÇÜNCÜ SELİM, başlattı tekrardan.
——–o——–
Meclis kurup, daldı zevk–u Sefaya.
Sazendeleri topladı, SARAY’a.
Tüm felâketler geldi, bir araya ;
Başını kaldırmadı, zevk–u Sefadan.
——–o——–
ATAULLAH ; (LÂLE)’yi, ters işletti,
SELİM’i de, EDİRNE’ye davet etti.
Fitne–ficur, SELİM’e haber iletti,
SELİM döndü, ÇORLU’dan. Yarı yoldan.
——–o——–
SELİM gelecekti SELİMİYE’ye,
Yeni yapılan MAHFİL, nasıl olmuş diye,
Gözü takılacaktı (TERS LÂLE)’ye ;
Sezinleyecekti. Kimse konuşmadan.
——–o——–
TÜRK MİLLETİ ; için–için kaynıyordu.
Şeyh–ül İslâm’a Millet inanıyordu.
Her kez : <<-Bu LÂLE nedir ?>> Diye sordu,
O da dedi : <<-Haber verir batmaktan. >>
——–o——–
O demek istedi ; (Devlet Batması)’ndan.
Cahil, yorum yaptı ; (Dünya Batması)’ndan.
Araştırmalar başladı, arkasından.
Ölçüldü. Araştıran tarafından.
——–o——–
Yedi yıl KÂBE oldu, SELİMİYE,
Her yerden gelen, baktı (TERS LÂLE)’ye.
LÂLE’nin ünü yayıldı, her yöreye.
Meraklı gelmeye başladı, her yandan.
——–o——–
TERS LÂLE diye, her yöreden gelir.
Nedenini sorar, cevapsız kalır.
ŞADIRVAN’dan <> deyip, su alır.
Geri dönmez, LÂLE’yi araştırmadan.
——–o——–
Her yıl geldi, ARAŞTIRMA yapanlar.
ZEMZEM diye, ŞADIRVAN’dan su alanlar.
Gelip, (GÜNEŞ SAATI)’na bakanlar.
Hepsi söz eder ; (DÜNYA BATMASI)’ndan
——–o——–
Kimisi bakar, (GÜNEŞ SAATI)’ndan,
Haber verir ; (KUTUP KAYMASI)’ndan.
LÂLE’ye bakan , (DÜNYA BATMASI)’ndan.
Cami boş kalmaz, ARAŞTIRMA yapandan.
——–o——–
LÂLE ARAŞTIRMACISI’na sorarsın ;
<<-Bana öğret. Nasıl hesap yaparsın ?>>
Der , <<- LÂLE–ZEMİN arasına bakarsın. >>
<<-Anlarsın, ne kadar yere sarktığından. >>
——–o——–
<<-Beş yıl önce ölçtüm. Fark var arasında. LÂLE, zemine değdiği zamanda, Hemen Dünya batacak. O anda. Hiç kimselerin, haberi olmadan. >>
——–o——–
Cemaat, ölçeni gülerek seyreder.
İçlerinden biri dayanamaz, Şöyle der :
<<-Oyma taşta şekil, nasıl hareket eder ?>>
O da, cevap verir : <<-Allah tarafından. >>
——–o——–
Araştıran, namaz arasını seçer,
Sonra (LÂLE – ZEMİN) arasını ölçer,
Ölçü’yü, defterine kayda geçer ;
Kısalma arar, önceki kaydından.
——–o——–
Araştırma, (İki buçuk asır) sürdü,
Pek çok yöreden insan gelip gördü.
Dönüşünde, ŞADIRVAN suyu götürdü,
Hepsi de habersizdi, ne yaptığından.
——–o——–
ATAULLAH’ın tek, <<-BATACAK>> Sözü,
ARAŞTIRMA’ya sevk etti, herkezi,
Üstün geldi ; (DÜNYA BATACAK) tezi,
Ölçüler alındı, LÂLE altından.
——–o——–
Bir gurup ARAŞTIRMACI daha gelir.
MAHFİL’i, kimin yaptırdığını bilir,
(LÂLE ALTINDAKİ ÇİZGİLER)’i görür,
Geri kalmaz, çizgileri saymaktan.
——–o——–
Cahil : LÂLE’nin, yere indiğini,
Bilgin ise : Kaç SULTAN öldüğünü,
İlgisiz de : Bilmez ne olduğunu,
Rivayetler yayılır, her kafadan.
——–o——–
<> Deniyorsa, üstünde durma.
Bilmediğin geçmişe, masal uydurma.
Efsane düzüp te, Halkı kandırma ;
Cami Yeri ; (BALTACILAR KIŞLASI)’ndan.
——–o——–
TERS LÂLE ; Geleceği işarettir.
İŞARET’ten anlaşılan ; beşarettir.
Beşaret ; Bir uyarıdan ibarettir.
Uyarıydı : (EDİRNE VAK’ASI)’ndan.
——–o——–
Diğer, bilinçli olarak gelenler,
<> Rumuzunu bilenler,
Açıklama yapıp, bilgi verenler,
Şöyle dediler, sonuç olaraktan :
——–o——–
SONUÇ OLARAKTAN :
Tekrar, meşk’le başladı; zevk–ü sefa, (DEVR–Î LÂLE).
NİZAM–I CEDİD; İtince Milleti ihtilâle,
Türk’ü–Türk’e kıydırıp, halel gelirken HİLÂL’e,
(LÂLEN BATSIN) deyû ; ikaz içindir, bu TERS LÂLE.

Kaynakça : Edirne Destanı – İ.Hakkı SOYYANMAZ