Edirne'de yapılan ilk saray: Saray-ı Atik (Eski Saray)

saray
Tarihi belge ve kaynaklarda Saray-ı Atik hakkında doyurucu bir bilgiye rastlanmadığı gibi, Saray-ı Atik’in ne olduğuna dair detaylı bir bilgi de bulunmamaktadır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’ne göre, Edirne’de yapılan ilk saray olan Saray-ı Atik, Saray-ı Cedid-i Amire (yeni saray) yapıldıktan sonra Saray-ı Atik (eski saray) adını almıştır. 
Bilindiği kadarıyla, Edirne’nin fethinden dört yıl sonra Sultan I. Murad tarafından o zaman ki şehrin (Kaleiçi’nin) bir kilometre kuzey doğusunda, kuzey ve doğu vadilerine hakim bir tepede şimdi Sarı bayır veya kavak meydanı  denilen yerde sarayın inşasına başlanılmış ve 1365 (H.767) yılında saray inşaatı tamamlanmıştır.
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Saray-ı Atik’i şöyle tanımlar:
“Edirne şehrinde önceleri Kavak meydanı denilen yerde bina olunan Eski Saray, Edirne fatihi Gazi Murat Hüdavendigâr’ın Edirne fethinden sonra yaptırdığı ilk binadır. Sonraları bu saray Çelebi Sultan Musa İbn-i Yıldırım Bayazıd Han tarafından genişletilmiş olup, kale örneği taş bina çok güzel bir saraydır ki, uzunluğu beş bin adım olup kare şeklinde bir Mihman Saray-ı Sultani’dir. Duvarlarının yüksekliği 20 ziradır(15 metre). Kuzey yönünde Bab-ı Hümayun vardır.
Kanuni Sultan Süleyman Han Macaristan seferlerine çıktığından, bu sarayı ve yeniçeri odalarını imar edip 40.000 yeniçeriyi ve saray hizmetinde kullanılan 3.000 içoğlanı buraya yerleştirdi. Bunlara ek olarak Yüce Divanıhane-i Aliler, Has Oda, Büyük ve Küçük Hazine, Doğancılar, Seferliler odaları inşa ettirdi. Lakin havası, yüksek bir yerde olmakla beraber güzeldir. Yapılışı H.767/M.1365 yılıdır. Eski bir yapı olmakla beraber, burada yetişen ve terbiye edilen iç oğlanları üç senede bir derecelerine göre saray hizmetine girerler. İşte Edirne Eski Sarayı (Saray-ı Atik) böyle bir yerdir”
Ahmet Badi Efendi, Riyaz-i Belde-i Edirne adlı eserinde saray hakkında şunları öne sürmektedir:
Ahmet Badi Efendi, Edirne Fatihi Sultan I. Murad’ın H.767 senesinde sarayın inşa emrini verdiğini ve sarayın H.770 senesinde bitirildiğinin Nuhbet-üt Tevarih adlı eserde yazıldığını belirtmektedir.
Ahmet Badi Efendi, Enis’ül Müsamirin’de de sarayın Sultan II. Selim emri ile yıktırılıp, yerine Selimiye Camii’nin yapılmasına karar verdiğini; Selimiye Camii’nin yanında yer alan Sultan Selim Hamamı’nın diğer isminin “Saray Hamamı” olmasının sebebinin de daha önce burada saray olmasından kaynaklandığını öne sürmektedir. Saray yıkıldıktan sonra saray hamamına gerek kalmadığı için, burada yer alan Sultan Selim Hamamı’nın “çarşı hamamı” olarak anıldığının rivayet edildiğini belirtir.
Bu rivayetin gerçekliğini tespit etmek için, Ahmet Badi Efendi’nin Riyaz-i Belde-i Edirne adlı güvenilir eserine göz atmak gerekir.
Ahmet Badi Efendi, Riyaz-i Belde-i Edirne adlı eserinde şöyle yazmaktadır:
1) Edirne’de memur olarak bulanan Dayezade Mustafa Efendi’nin H.1165 tarihinde kaleme aldığı ve Topkapı Sarayı Revan Kasrı Kütüphanesi’nde bulunan “Risale-i Selimiye” adlı eserinde, Selimiye Camii’nin, Sultan II. Selim’in emriyle yıktırılan Saray-ı Atik Tebirdaran Kışlaları arsasına inşa edildiği yazmaktadır.
2) Yine de şöyle bir noktaya da dikkat çekmek gerekir ki; “Bu tarzda bir hamam Tebirdaran ve Bostaniyan gibi askeri kalabalık kısmına yakışır” hususunu dikkate alırsak, Gulaman-ı Hassa’yı barındıran bir sarayı yıkmanın ne gereği vardır?…
3) Sultan Selim Camii H. 982 tarihinde inşa edilmiş olup, Evliya Çelebi ise H. 1063 tarihinde Edirne’ye gelmiştir. Saray-ı Atik’i ziyaret etmiş olmasını dikkate alarak, Saray’ın Sultan Selim Camii arsasına inşa edildiği iddiasının da gözden geçirilmesi gerekir.
Saray-ı Atik’in Sultan III. Ahmet zamanında oturmaya müsait olmadığı, Damat İbrahim Paşa’nın Sultana Sofya’dan yazdığı mektuptan anlaşılmaktadır. Damat İbrahim Paşa, bu mektubunda Saray-ı Cedid-i Amire’nin kapalı olduğundan ve Buçuktepe veya Hazırlık Sarayı’nda kalabileceğinden bahetmektedir.
Eğer Eski saray o zaman içinde kullanılır durumda olsa idi, III. Ahmet kesinlikle Kasr’da değil de, Saray-ı Atik’te kalırdı.
Saray-ı Atik ile ilgili Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden başka Osmanlı ve yabancı kaynaklarda hiç bir bilgiye rastlanmadığı gibi, Saray-ı Atik’in ne olduğuna dair de en ufak bir bilgi bulunmamaktadır.
Saray-ı Atik’in arsası bir süre sonra zengin bir kişi olan Sıdıka Hanım’a geçmiş, o da bir askeri okulun inşaası için arsayı bağışlamıştır. Günümüzde burada bir askeri kışla bulunmaktadır.
Fatih’in Saray-ı Atik’te doğumu
I. Murad döneminde yapılan Edirne Saray-ı Atik, daha sonraları Yıldırım Beyazıd, fetret devri, II. Murat, Mehmed Çelebi dönemlerinde genişleterek büyük bir alana yayılmıştı. Sultan Selim Camii’nden (Selimiye Camii) başlayarak II. Murat Camii ve Mevlevihanesi’ne kadar genişleyen bu Sarayda II. Mehmed doğdu.
Tacüttevarih (cilt I. s. 344’de) 833 Recebin 7’si Cumartesi günü BAĞ-İ MURAD’TA GÜL-Ü MUHAMMEDİ açıldığını yazar. NEŞRİ Tarihi de olayın aynı tarihlerde olduğunu söyler. Böylece Fatih Sultan Mehmed 1432 yılının 29 Mart’ında doğumu Saray-ı Atik’te gerçekleşir. Fatih Sultan Mehmed’e II. Murat babasının adını verir ve Fatih Sultan Mehmed tarihimize II. Mehmed olarak geçer.