EDİRNE BÂNÎSİ

EDİRNE BÂNÎSİ

Edirne, 5 Mayıs 1361 tarihinde Sultan I. Murat zamanında fethedildi.
Fetihten kısa süre sonra da Osmanlı’ya payitaht oldu. Gerek fetih faaliyetlerinin yoğunluğu,
gerekse Ankara Savaşı sonrasında yaşanan Fetret Devri nedeniyle gerçek manada başkent kimliğine uzun süre kavuşamadı.
Edirne’yi imar edip kuran ve gerçek manada başkent yapan Sultan II. Murat olmuştur.
Bundan dolayı Sultan II. Murat Han’a “kurucu” manasına gelen “bânî” unvanı layık görülmüş,
bundan sonra kendisi “Edirne’nin Kurucusu” manasında “Edirne Bânîsi” olarak anılmıştır.

 Hayatı
Sultan II. Murat 1403 yılında Amasya’da doğdu. II. Murat manasına gelen Murad-ı Sani namını aldı. Çocukluğu Amasya’da geçti. Amasya Valisi iken, babası I. Mehmet’in Edirne’de bir av kazası sonunda ölümü üzerine 1421 tarihinde, 17 yaşında Bursa’da tahta çıktı. Çok iyi bir asker olan II. Murat aynı zamanda şair ve hattattı. Koca Murad mahlasıyla şiirler yazdı, hat sanatında sayısız güzel eser verdi.
Padişahlığı zamanında Düzmece Mustafa isyanı oldu ve bu isyanı bastırdı. Germiyan Beyliğini Osmanlı topraklarına kattı. Selanik, Bosna ve Mora fethedildi. İstanbul ve Belgrad muhasara edildi. Venedik ve haçlılara karsı zaferler kazandı.
II. Murat, sükûneti ve huzurlu yasamayı arzu eden fakat icap ettiğinde cesur ve hiçbir şeyden yılmayan bir padişahtı. Edirne-Segedin Antlaşması üzerine küçük yastaki oğlunu tahta çıkarıp Manisa’ya dinlenmeye çekildi. Bunu fırsat bilen haçlıların Osmanlı topraklarına girmeleri üzerine yeniden tahta geçip Varna ve İkinci Kosova Zaferini kazandı.
Sultan II. Murat 47 yasında iken 3 Şubat 1451 tarihinde Edirne Sarayında vefat etti. Vasiyeti üzerine Bursa’da Muradiye Camii haziresine defnedildi. Mezarının üzerinin örtülmemesi, kenarlarına hafızların oturup Kur’an okuyabilmeleri için yerler yapılması ve Cuma günü mezara konulmasını vasiyet etmişti. Talepleri aynen yerine getirilerek vasiyetine uygun olarak defnedildi.
 Eserleri
II. Murat, 30 yıllık padişahlığı süresinde sayısız camii, medrese, saray ve köprüler yaptırmıştır. Yaptırdığı bu hayır eserleri nedeniyle Ebu’l Hayr (Hayırların Babası) unvanını almıştır.
Yaptırdığı eserlerin en ünlüleri Edirne’dedir. Yaptırdığı ölümsüz eserlerle Edirne’yi süsleyen II. Murat’ın Edirne’ye yaptırdığı eserlerin akla ilk gelenleri gördüğü üç rüya üzerine yaptırdığı üç eser (Muradiye Camii, Darül Hadis ve Üç Şerefeli Camii) ve Ergene Nehri üzerindeki 175 ayaklı dünyanın en uzun taş köprüsü olan Cisr-i Ergene (Uzunköprü) dir.
a- Muradiye Camii
Sultan II. Murat’ın gördüğü rüya üzerine yaptırdığı ilk eser Muradiye Camiidir. Sultan bir gün rüyasında Mevlana’yı görür. Mevlana ondan bir Mevlevihane yaptırmasını ister. Muradiye Cami 1426 yılında bir Mevlevihane olarak yapılır. Bir zaman sonra Mevlevi dervişleri arasında çıkan ve kanla sonuçlanan kavgalar sonunda Mevlevihane kapatılarak camiye dönüştürülür. Caminin solunda bulunan büyük imaret, Mevlevi Tekkesi ve Semahane günümüze ulaşmamıştır.
Zaviyeli (yan mekânlı) camilerin en güzel örneği olan cami, dış görünüşünün sadeliğine rağmen, iç süslemesi yönünden 15. yüzyıl Osmanlı sanatının en önemli eserlerindendir. Mihrap ve duvarları kaplayan çiniler, Türk çini sanatının en güzel örneklerindendir. Çiniden yapılmış mihrabı ile kanatlardaki altıgen duvar çinileri nadir Osmanlı eserleridir.
Muradiye Camisi’nin haziresinde Edirne Şairlerinden Enis Recep Dede, Şair Neşati ve Hacı Eşref’in mezarları bulunur. Ayrıca İkinci Dünya Savaşı sonrasında İngilizlerin Edirne’ye sürgün ettikleri Şeyhülislam ve Türk Bilginlerinden Musa Kazım’ın mezarı da buradadır.
b- Darül Hadis Camii
Sultan II. Murat’ın gördüğü rüya üzerine yaptırdığı ikinci eser Darül Hadis Camiidir. Sultan bir gün rüyasında peygamber efendimizi görür. Efendimiz ondan bir Darül Hadis (Hadis Mektebi) yaptırmasını ister. 1435 tarihinde bir külliye olarak yaptırılan Darül Hadis daha sonra camiye dönüştürülür. Bugün külliyeden sadece camii ayaktadır.
Darül Hadis’in kıble tarafında biri altı köşeli açık, diğeri sekiz köşeli kapalı iki türbe bulunmaktadır. Bu hazirede Osmanlı şehzade ve sultanları medfundur. Bunların dışında hazirede medfun olan şahsiyetlerden ikisi, bu medresenin ilk müderrisi Osmanlı’nın ikinci Şeyh-ül İslam’ı Fahrettin-i Acemi ve sekizinci Edirne Valisi Şehit Karaman Bey’dir.
Üç ayların ilk kandili olan Regaib Kandili’nde okunan meşhur 1001 Hatim Duası geleneği bu camide halen devam etmektedir. Caminin kayda değer bir özelliği de çevre düzenlemesi nedeniyle ödül alan bir camii olmasıdır.
c- Üç Şerefeli Camii
Sultan II. Murat’ın gördüğü rüya üzerine yaptırdığı üçüncü eser Üç Şerefeli Camiidir. Sultan bir gün rüyasında peygamber efendimizi görür. Efendimiz ondan bu defa bir camii yaptırmasını ister. Bunun üzerine 1447 yılında Üç Şerefeli Camiini yaptırır.
Üç Şerefeli Camii, Osmanlı mimarisinde erken dönem ile klasik dönem arasında yer alan bir geçiş dönemi eseridir. Selçuklu mimarisindeki çok kubbeli dönemden tek kubbeli döneme geçişin ilk denemelerindendir. Osmanlı mimari tarihinin ilk büyük revaklı avlusuna sahiptir. Revak kubbelerindeki özgün kalem işleri, Osmanlı camilerindeki en eski örneklerdir.
Dört minaresinin biri üç, biri iki, ikisi birer şerefeli olup; baklavalı, şişhaneli, çubuklu ve burmalı motif üsluplarıyla bezenmiştir. Camiye adını veren ve caminin ilk ve asıl minaresi olan üç şerefeli minare,67.62 metreyüksekliğindedir ve her şerefeye ayrı yollardan çıkılan ilk minaredir.
Burmalı Camii olarak da bilinen bu caminin de içerisinde yer aldığı ve Edirne’nin üç büyük camisi için söylenen “Eski Caminin Yazısı, Üç Şerefelinin Kapısı, Selimiyenin Yapısı” üçlemesine konu olan kapısı, en az minaresi ve caminin kendisi kadar ünlüdür.
d- Cisr-i Ergene (Uzunköprü)
 Cisr-i Ergene II. Murat tarafından Gelibolu’dan Rumeli’ye geçişte, geçiş güzergâhında bulunan ve Ergene ovasını geçilmez kılan Ergene Nehri üzerine yaptırılmıştır. Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından yapılan köprünün yapımı 14 yıl sürmüş ve 1443 yılında tamamlanmıştır. 174 gözden oluşan ve1.392 metreboyunda olan köprü, bu uzunluğu ile hâlâ dünyanın en uzun taş köprüsüdür.
Abdullah ASLANER
Edirne Vali Yardımcısı