Selimiye Camii Kasidesi

Selimiye Camii
Selimiye Camii Kasidesi  

Allah yüceltsin nedir bu süslü yer, bu yüce cami
Aksa Camii binası, Ulu Ka’be misali

Temeli Yeryüzünde Allah’ın gücü bu mamur evin
Göğe doğru yükselmiş sanki Tufan’dan kaçar delici

Güzellik suyunu sütun bolunca akıtmak için
Canla başla çalıştı nice aşina taş ve dağ delici

Yüksek kubbesi O’nun çok büyük gökyüzüdür.
Hangi gökten örnek olduğunu anlar ancak bilge kişi

Yapılmadı, yapılamaz yer yüzünde böyle bir kubbe
Yoktur dünyada eşi, olsa olsa gök kubbesi

Asılmış Samanyolu ile kubbesi evrene
Seyredilir içinde dünya, sanki aynadan bir top küresi

Minberin İpek yüzü dünyaya armağan oldu
Kubbe bağlanıp astıklarında atlas ve kadifeleri

Kutsal seslenici tamamlandığını duyunca tarih düşürdü
Yüce kubbe bu anda bağlandı, buldu dengesini

Dört minaresi İslam’ın dört dostunu andırır
O kubbe de ima eder Peygamberler’in dinini

Davudi sesli güzel hafızlar toplanır
Servi ağacının üstüne yuva kurmuş kumrular gibi

Dört minareden daima neva ve pençgah makamıyla
O kubbe de ima eder Peygamberdin dinini

Davudi sesli güzel hafızlar toplanır
Servi ağacının üstüne yuva kurmuş kumlar gibi

Dört minareden daima neva ve pençgah makamıyla
Bülbül gibi bu gül bahçesine davet ederler herkesi

Dört sütunu doğrusu bu İslam evinin dört dileğidir
Dört minare arasında o kubbe bilge yol gösterici

Minare oldu sandılar melekler gök kubbeye
Dokuz kat gökten yüksek olunca minaresi

Halkın gözünü kamaştıran altın alemi
Yansıtır herkese nurlu bir ışık huzmesi

Seher vakti güneş yerine düşse kubbeden ışık
Derler, Hazret-i İsa altın kaplamalı alem gönderdi

Ne zaman ki, kova burcuna yada kutup yıldızına giren
Dünyayı süsleyen güneş görünür kuyusunda Yusuf gibi

Özellikle o ustaların piri mimar ağa Hazretleri için
Bütün dünya der yaptıkları evliya kerameti

Sanatında öyle özen göstermiştir ki,
Mümkün değil asla ifade edilmesi

Ayasofya’nın çizimini Hazret-i Hızır yaptı derler
Sanmayın yapım ustasıdır, bu binaya yetişen de hızır kişi

Minber ve Mahfil yüce ününün adaşı olmuş
Biri dokuz kat gökten yüksek kürsüden yüce diğeri

Açılan kapılarda yazılıdır Fatiha başlığı
O yüce mihrab ise gökkuşağı yerinin gizi

Her köşesi Cennet’in gül bahçesi, ilkbaharın süsü
Müsessel hatları ise onun selsebil ırmağı sanki

Selefinin yadigarı hayırlı halef, Duacı Hasan Yazıcı
Müsenna hatlarla benzersiz bir yazı eyledi

Koyamaz harfine bir nokta dünya bir araya gelse
Muhakkak ki, güzel yazı kurallarını işledi

Onun güzel mihrabı saf yeşil kıvılcımındandır
Safa kaynağıdır dünyayı süsleyen şahı o mahfili

Nice eşsiz usta dökmüş göz nuru
Burda işlenmiş Hatayi, Rumi ve Irak iklimi

Mermerlerinin nakısını görenler sanır güzellikler denizi
Hakk’ın güçlü rüzgarıyla dalgalar çıkmış sanki

Her biri gökkuşağına benzeyen O renkli mermerleri
Allah’ın iyiliklerine eğilmiş, gözyaşı döker gibi

Ondaki kandiller ile küresel aynalar
Cennet bağındaki Tuğba Ağacı’nın sanki yaprak ve meyvesi

Kat kat bağlanmış sırça bir gök kubbede
Dünyayı süsleyen ay ile güneştir, iki altın kandili

Cennete benzer bu gül bağçenin açılmış kapısı
Karşılar, Allah’ın lütfunu ifa etmeye gelen herkesi

Burayı girenler cehennem ateşinden uzak kalırlar şüphesiz
Çünkü bir tek Allah’tır inanıp ima ettikleri

Safa ile Merve hakkı gibi avlusunda tavaf edilir
Şaşmamak gerek, olursa bu yana herkesin kıblesi

Görenin ağzının suyunu akıtıp gönülleri çelen
O eşsiz şadırvan Kevser havuzu sanki

Sanmayın ki mermer sütunlardır caminin içinde dikilenler
Görün temasa için ayakta duran yasemin yüzlü servileri

Avlusundaki kemer kavislerinin her biri sağlam bir yaydır
Şüphesiz sütunlar da yaydaki oklar gibi gerili

Bu resmi seyredip göz atanlar derler
Hayret, emsalsiz olmuş cidden yoktur benzeri

Bu yüksek kubbeli cami Edirne’nin baştacı oldu
Aynı zamanda da Tunca’nın yüzü suyu idi

Edirne halkına bir lutüf kıldı ki mahallinde
İçene sığmaz halkı şaha olan sevgisi

Ağız açık onun vasıflarını anlatmak ne haddine senin
Bilirsin ey gönlü perişan, dere testiye sığmaz ki

Bu binayı burada yaptıran Şah’a dua etmeli
O’nun adelet fermanı kendi adıyla bütünleşti

Anadolu ve İran’ın Şahı kutsal Mekke ve Zemzem’in Bey’i
Ki O’dur ihya eden Aksa Mescidi ile Kabe’yi

Güzel yüzlü ve iyi fikirli Süleyman Han oğlu Selim
Dünya Şahlarının başı, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi

Olgunluk, fazilet, güzellik, iyi huy ve cömertlik adaletle toplandı
Ne güzel tesadüf ki, O’nun dünyasını Allah Mahmur eyledi

Gündüz ve akşam kulaklara ulaşan iyilik kösü
İma eder herkese “İnna fetehna” ayetini

Bayramın alemini görse düşman kaybolur gözden
Tıpkı, gün doğarken belirsizleşen Süha Yıldızı gibi

Döneminde, taşı başına, başını taşa vuran düşmanın
O derece ki, taş taş üstüne koymaya da yetti kudreti

O’nun zamanında süsen dışında kimse iki dilli değildi
Rana çiçeğinden başkası da iki yüzlülük etmezdi

Ne çıkar, kılıcının gücü eğerse hasmının başını
Güneş kılıcına da başlarını eğer sahra bitkileri

Doğunun hükümdarı başına tablo ile altın koyarak gelse
Adalet sayesinde gider doğudan batıya rahat ve güvenli

Ne zaman seyre gelse Şehrin gül bahçeleri huzuruna
Çimenleri andırır yeşil atlası ve gün ışığmdaki işlemeli canfesi

Yüce binayı yapıcı olan Allah sağlam kılsın
O’ndan ancak budur halkın dileği

Ey duacı Sai perişan gönlünün O’dur sen kılan
Gönüller Ka’besi’ni yapan Halil İbrahim gibi

Ulu Ka’be gibi binası yükseklere ulaşsın
Kemaliyle olsun herkes nasip sahibi

O eşsiz yaratıcı hem yapının hem yapanın
Dünya döndükçe dengede tutsun temelini

Cami içinden ibadet ettikçe tanıdık yüzler
Bu temiz ve süslü yer olsun İslam ehlinin mabedi.