Edirne'deki Osmanlı Dönemi Mezarlıkları

Osmanlı Mezar Taşları
Osmanlı Mezar Taşları

Edirne’de hâlâ ayakta kalabilmiş cami hazireleri ve müstakil mezarlıklar ile mezarlık olduğu bilinen fakat tamamiyle tahrip olmuş alanlar bulunmaktadır.
Bu yerleri üç gruba ayrılabilir.
1– Mezarlık olduğu bilinen ancak tamamiyle tahrip olmuş alanlar,
2– Büyük bölümü tahrip olmuş hazire ve mezarlıklar,
3– Orijinalitesini korumuş olarak günümüze gelebilmiş hazire ve me­zarlıklar.

1. Grup içerisinde; Ayşekadın Camii, Sitti Sultan Camii,Hıdır Ağa Camii, Defterdar Mustafa Paşa Camii, Çakırağa Mescidi ve Mezit Bey (Yeşilce) Camii hazirelerinde çok yakın bir zama­ na kadar mezartaşları bulunmakta iken bugün tümünün hazireleri ort adan kaldırılmıştır. Yine bu grupta yer alan müstakil mezarlıklardan Uzunkaldırım Mezarlığı’nda ise 1942 yılından itibaren tahribat başlamış, bu tarih­ te Kirişhane Caddesi ile Tunca Nehri arasındaki Vilayet Aygır deposu’nun inşası sırasında bu mezarlıktan ve bazı hazirelerden getirilen mezartaşları da kullanılmıştır. 1950 yılından sonra ise tamamiyle ortadan kaldırılarak yerine aynı adı taşıyan bir mahalle kurulmuştur. Bu mezarlık­ta yer alan mezartaşların birazı müzeye kaldırılmış, büyük bölümünün ise akıbetleri bilinmemektedir. Edirne’nin kuzey-doğusunda yer alan, halk arasında Sarıtepe, bazı yayınlarda ise Tepe Mezarlığı olarak geçen mezarlık geçtiğimiz 20 yıl içerisinde tamamiyle tahrip edilmiş, mezartaşlarının yerini gecekondular almıştır.

2. Grup içerisinde değerlendirebileceğimiz mezarlıklar arasında yer alan Nazırçeşme Mezarlığı; Edirne-İstanbul Yolu’nun sağ ve solunda yer almaktayken İstanbul’a gidiş yönünün sağında yer alan bölümtamamiyle ortadan kaldırılmış, halen otopark olarak kullanılmaktadır. Yolun sol tarafında yer alan bölümde ise; Mimar Sinan’ın torunu Fatma Hatun’un lahdi
ile birlikte Dr. Rıfat OSMAN’ın mezarının baştaşı, örnekleri çok az görü­ len 2 yeniçeri mezartaşı ve değişik tarihli birçok lahid ve mezartaşı yer al­ maktadır. Burada yer alan lahidler ve mezartaşları arasında bizce en önemlileri: 981 H. (M. 1573) tarihli Fatma Hatun’un lahdi ile 1148 H. (M. 1735) tarihli Yeniçeri Mehmed ve 1206 H. (M. 1791) tarihli Yeniçeri Emin’e ait olanlarıdır. Bu mezarlıkta yer alan bazı mezartaşları, Edirne Mezartaşlarının korunması için büyük çabalar göstermiş Hikmet Turhan DAĞLIOĞLU tarafından 1930’larda Edirne müzesi’ne kaldırtılmıştır Bu mezarlıkta üzerinde durulması gereken bir diğer tahribat da; bilgisiz kim­ seler tarafından yapılan onarımları döneminde olmuş, erken tarihli mezar­ taşları 18-19. yüzyıllardan kalma lahidlerin üzerlerine dikilmiş, yeniçeri mezartaşlarına da dayanacakları beton sandukalar eklenmiştir, yapılan bu yanlışlıkların şahide ve lahidlerin orijinalliklerini bozduğu gibi araştırma­ cıları yanıltıcı bir rol de üstlenmektedirler. Selimiye Camii haziresinde yakın zamana kadar ayakta olan birçok şahideden günümüze sadece, kare baldaken türbe içerisinde Sultan II. Ah­ met’in oğlu Küçük Selim’in, Yüzbaşı Reşit Bey’in mermer lahdi, Cevad Seyid’in mezartaşı ile Edirne eski belediye başkanlarından Dilaver Bey’in mezartaşları kalmıştır. Bu hazirenin güney-doğusunda bir biri üze­ rine istiflenmiş, pek çoğu kırık, değişik tip ve tarihli yüzlerce şahide bu­ lunmaktadır. Yine bu grup içerisinde inceleyebileceğimiz Darülhadis Camii hazi­ resinde bulunan türbeler içerisinde II. Murad, II. Mustafa, III. Ahmed’in oğulları ve kızları medfundur Bu lahidlerin bir kısmının baştaşları kırılmış, üzerlerine yakılan mumlar nedeniyle de kitabelerin bir bölümü oku­namaz hale gelmiştir. Aynı hazirede yer alan bir başka lahid de eski Edir­ne Valilerinden Karaman Bey’e aittir. Bunların dışında erken tarihli 2 şahide bulunmaktadır.
Aynı grup içerisine aldığımız bir diğer hazire de Sarıcapaşa Camiininkidir. Bur ada bulunan mezartaşları arasında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ile Budin Valisi Me l ek İbrahim Paşa’nın baştaşlarının yanısıra, Edirne Sarayı Kapıcıbaşısı Mehmet Ağa ve yakınlarının lahidleri bulun­ maktadır. Bu yapının haziresi; muhtemelen Devlet Hastanesi’nin yapımında büyük çapta tahribata uğramıştır.
17-18. yy. mezartaşlarının ağırlıkta olduğu Kadı Bedrettin Camii hazıresinde az sayıda erken tarihli mezartaşı da bulunmakt adır. Oldukça harap durumda olan Yahya Bey (Kirazlı) Camii ‘nin ihata duvarlarının büyük bir bölümü yıkık olduğundan burada da tahribat çok büyük olmuş, bu hazireden günümü ze çok az örnek gelebilmiştir. Selimiye Camii ‘nin güney-doğusunda yer alan Atik Ali Paşa Camii haziresinin mihrap yönünde bulunan mezartaşları günümüze kadar gele­bilmişken, yakın geçmiş te Kuzey ve kuzey-batı yönünde yer alan mezar­ taşları tamamiyle ortadan kaldırılmış ve buraları yeşil alan olarak düzen­lenmiştir. İkinci Beyazıd Külliyesi’nin doğu yönünde yer alan ve halk arasında Saraçhane Mezarlığı olarak adlandırılan mezarlık da oldukça kötü durum­ dadır. Bir bölümü ekime açılarak tahrip edilmiş, şahidelerin büyük bölü­mü kırılmış, birkısmı toprağa gömülmüş, birkısmı da yabani otlar ara­sında kaybolmuştur. Kirişhane Semtinde, Tunca Nehri’nin hemen kıyısındaki Kasımpaşa Camii haziresindeki şahidelerin tümü serpuşları kırılarak tahrip edilmiştir.
3.Grup içerisinde alabileceğimiz, diğerlerine oranla orijinalitesini günümüze kadar koruyabilen hazirelerden; Muradiye Camii ‘ninki Edir­ne’deki en yoğun mevlevi ve bektaşi mezartaşlarının bulunduğu haziredir. Bunların yanısıra 18-19. yüzyıldan günümüze gelmiş, taçkısmı natürmort süslemeli çok sayıda şahide burada yer almaktadır. Edirne mezartaşlarında, insan elinin yaptığı tahribatın yanısıra doğa­ nın da büyük tahribatı söskonusudur. Özellikle Tunca nehri kenarında yer alan yapıların hazirelerindeki mezartaşları üzerinde, oldukça yoğun bir yosun tabakası oluşmuş, bu da kitabelerde okumayı zorlaştırmaktadır. Bu tür tahribatın görüldüğü Gazimihal Camii haziresinde yer alan mezartaş­ larının büyük bir bölümü yosunlardan görülmeyecek hale gelmiştir. Bu hazirede 6 yeniçeri mezartaşının yanısıra Haseki Sancaktarı Mezartaşı özellikle korunması gereken örneklerdir. Gazimihal Köprüsünün güney-doğusunda yer atan Şah Melek Camii haziresi de doğal tahribatın dışında insan elinin tahribatından uzak kal­ mıştır. Bu hazirede Şah Melek Paşa’nın Lahdi ile yerinden çıkarılmış ve her an tahribata hedef olabilecek 1 yeniçeri mezartaşı ile 18-19. yüzyıl örnekleri yer almaktadır. 19-20. yüzyıl başlarına tarihlenen asker mezartaşlarının yoğunlukta olduğu Üç Şerefeli Camii Haziresi, askeri bölge içerisinde yer alması ne­deniyle araştırma zorluklarına rağmen doğal koruma altındadırlar.


Kaynak:http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1255/14447.pdf