Edirne Yahudi Cemaati

Moiz Bayer

Edirne Yahudi Cemaati
Edirne Yahudi Cemaati teorik olarak tam bes yuz yildir mevcut. 1492 Yahudilerin Ispanya ve Portekizi terketmek zorunda kaldigi yil. Ve Osmanli Sultani onlari ulkesine davet ediyor. Ispanya’dan gelen Yahudiler Osmanli Imparatorlugunun cesitli bolgelerine yayiliyorlar. Selanik, Sofya, Filibe, Rodos adasi ve elbette Istanbul, Bursa, Edirne ve sayilamiyacak kadar pek cok kent ve kasaba Yahudilerin yerlestigi merkezler oluyor.[adsenseyu1]

Osmanli Yahudileri asirlar boyu mutlu bir hayat yasiyorlar. Ticarette cok basarili oluyorlar, ibadet yerleri olan sinagoglarini serbestce her yerlesim merkezinde kurabiliyorlar.
Benim atalarimin yerlestigi Edirne’de 1900’lerde yirmi bini askin bir Yahudi nufusu mevcuttu. Sehirde Yahudilerin yogun olarak yasadigi bazi semtler vardi ve Yahudiler Musluman komsulari ile cok iyi iliskiler icindeydiler.


Yuzyilin basinda ise Osmanli Imparatorlugu buyuk bir hizla cokuse dogru ilerliyordu. Balkan savasinda sehir bir kac kez muhasara altinda kalmis, Yahudi ya da Musluman butun sehir halki perisan olmustu. O gunleri yasamis buyuklerim o muhasara gunlerinde sehirde hic yiyecek kalmadigini, supurge tohumundan ekmek yapildigini, acliktan yasamini yitirmemek icin halkin yerden ot koparip yedigini anlatirlardi.
Sonra Birinci Dunya Savasi cikti ve Edirne isgal altinda kaldi. Edirne artik bir hudut sehri olmus ve hukumet sehre yapilan butun yatirimi durdurmustu. Bunun anlami, korkunc bir issizlik, fakirlik ve aclikti. Sehir halki perisan haldeydi.
Edirne Yahudileri durumun biraz daha iyi oldugu Istanbul’a goc etmeye baslamisti. Bazi Yahudiler ise Kuba’ya, Fransa’ya, Meksika’ya, Amerika’ya, Filistin’e ve hatta Misir’a bile goc ediyorlardi.
Edirne’deki Yahudi nufusu azaliyordu. Sonra Ikinci Dunya Savasi ruzgarlari esmeye basladi. Almanya’daki korkunc Yahudi dusmanligi dalgasindan Turkiye’de nasibini almaya baslamisti. Butun Turkiye’de oldugu gibi, Edirne’deki Yahudiler de taciz ediliyorlardi.

1934 yilinda kimin tarafindan baslatildigi hala bilinmeyen Trakya olaylari meydana geldi. Butun Trakya Yahudileri goce zorlaniyorlardi. Kirklareli, Tekirdag, Edirne ve butun cevre kasabalardaki Yahudiler bir kac gun icinde Istanbul’a dogru yola cikmaliydi.
Yahudiler evlerini, dukkanlarini, esyalarini yok pahasina satiyorlardi. Oyle ya, kacan adamin malina kim para oderdi ki?
Bir Pazar gunu butun Yahudiler esyalarini evlerinin onune cikarmislar ve satmaya calisiyorlardi. Bugun yasadigim Amerika’daki “Garage sale” denilen kucuk pazarlarin temeli herhalde o gunlerde atilmisti! Yahudilerin mallarinin satar patar satildigini duyan cevre koyluleri okuz arabalari ile Yahudilerin semtlerine akin etmislerdi.
O gunler icinde sehir Yahudilerinin en az yarisi satabildigini satmis ve Istanbul’a varmisti bile. Bir kac gun sonra 
Ankara’dan bir emir geldi Yahudilerin goce zorlanmasi durduruldu. Ancak sehri terkedenler hem evlerini sattiklarindan ve hem de agizlari sutle yandigindan bir daha sehre geri donmeyeceklerdi.
Benim buyuklerim ise sehirde kalanlar arasinda idiler. Bir sure sonra yine toparlanip mutlu yasamlarina devam etmeye basladilar.
Yahudiler ozellikle ticarette cok basariliydilar. Meshur Edirne peynirini imal edildigi mandiralarin cogu Yahudilerin elindeydi.
Trakya olaylarindan daha sekiz yil bile gecmemisti bile ki, Yahudileri baska bir surpriz bekliyordu. Yil 1942 idi ve Naziler butun Avrupa’yi ele geciriyorlardi. Yahudiler Almanlarin isgal ettigi ulkelerden toplanip cogunun olume gidecegi kamplara yollaniyordu. Yahudi karsiti politika bir kez daha Turkiye’yi sarmisti. Bu sirada hukumet; “Varlik Vergisi” isimli bir vergi cikardi. Bu vergi ile ozellikle Istanbul’da yasayan pek cok Yahudi neyi varsa kaybetti. Kendilerine yazilan vergi o kadar coktu ki, evlerini, esyalarini sattiktan sonra bile vergiyi karsilamaya yetmiyordu.
Ikinci Dunya savasi sirasinda Turkiye’de pek cok mal ortadan kaybolmustu ve bazilari bu mallarin karaborsasini yaparak buyuk servetler sahibi olmuslardi. Bunlar arasinda Yahudiler de vardi ama bir kac kisi icin butun bir toplumu insafsizca cezalamak ne kadar dogruydu bilemiyorum.
Allahtan Edirne halki bu vergiden cok etkilenmedi. Edirne Yahudileri Istanbul’daki dindaslari kadar varlikli degillerdi ve bir kac kisi disinda cemiyetin cogunlugu bu vergiden ufak yara ve berelerle kurtulmus oldu.
Her seye ragmen Yahudiler bu kotu gunlerden cok etkilenmis ve ulkeyi terketmek icin cabaliyorlardi. O zaman Israil henuz kurulmamisti ve gidebilenler Ingilizlerin yonetimi altinda olan Filistin’e goc etmeye calisiyorlardi. 1948 yilinda dunyadaki ilk Yahudi devleti kurulunca, Edirne Yahudilerinin onemli bir bolumu Israil’e goc etti. O gunlerde pasaport verilen ofislerin onunde buyuk siralar olusmus ve bazi gunler yuz kisinden fazlasina pasaport verilmisti.
Bu arada Musluman komsulari ve hatta devlet gorevlileri Yahudi hemserilerinin ulkeyi terketmesine cok uzuluyorlardi. Yuzyillar boyu birlikte yasamislar, komsuluk yapmislar, bayramlarda birbirlerini ziyaret etmislerdi. Bazilari gitmemeleri icin onlara yalvarmaya bile baslamisti. Ancak yeni ve mutlu bir gelecek umidi onlarin cogunu kararlarindan caydiramamasti.
Israil devletinin ilk kurulus yillarinda sehirdeki Yahudilerin cogu o ulkeye goc ettiklerinden sehrin Yahudi nufusu bayagi azalmisti ama yine de Yahudilerin bir kac sinagogu, bir kac dernegi, okulu ve hatta kucuk bir hastanesi bile islemeye devam etmekteydi.
Benim dunyaya geldigim ellili yillarin ikinci yarisindan 1967 yilina kadar sehir Yahudileri azar azar Istanbul’a goc ediyorlardi. Cogunun universite cagina gelmis cocuklari vardi ve ogretimleri sirasinda onlari yanliz birakmak istemiyorlardi. 1967 yilindaki Israil-Arab savasindan Israil buyuk bir zaferle ayrilmisti. Israil pek cok yeni bolgeyi isgal etmisi. Bunun uzerine sehir Yahudilerinin belki de yarisi Israil’e goc etti. Yahudiler yeni vatanlarinda mutlu olabildiler mi bilinmez ama sehirde kalan Yahudi sayisi yuz aileden azdi.
Altmislarin sonuna dogru sadece bir sinagog acikti. O da yuzyilin basinda insa edilmis olan ve cok sonralari harabeye donusecek olan Buyuk Sinagogdu. Muhtesem bir mimarisi olan Buyuk Sinagogun icindeki hakiki kristal avizeler, renkli vitray camlardan suzulen isigi bir gok kusagi gibi yedi renge ayirirken, bu ibadet yeri icinde okunan dualar, dini sarkilar sinagogun icinde herkesi tesir altinda birakacak yankilar yapardi.
Yazlari buyuk sinagog kullanilirken, kislari isitilmasi cok daha kolay olan ve buyugunun hemen arkasinda yer alan ve daha onceleri haham yetistirilen kucuk bir sinagog kullanilirdi.
Yetmislerin basinda Yahudi aileler birer ikiser Istanbul’a dogru yola cikiyorlardi. Onlar Istanbul’a cok daha onceden yerlesmis bulunan es, dost ve akrabalarinin yaninda yasamak istiyorlardi.
Artik buyuk sinagog kapatilmisti. Bu kadar kucuk bir cemiyet icin o koca sinagog gereksizdi. Bu arada maalesef bu muhtesem sinagoga pek cok kere hirsizlar da dadanmisti. Sinagog icinde bulunan cok degerli gumus dini esyalar calinmisti. Kendini bilmez bazi kisiler sinagoga girip kristal avizeleri sopalarla kirmaya baslamislar, ve antik sandalyeleri parcalayip sobalarinda yakacak olarak kullanmaya baslamisti. Ayrica bu buyuk sinagogun yuzlerce kucuk penceresi vardi ve bunlarin camlari kucuk cocuklarin tas atma hedefi haline gelmisti. Camlar kirildikca Cemiyet yetkilileri tamir etmeye calisiyorlardi ama bir sure sonra onlar da kontrolu kaybetmislerdi. Kirik camlardan iceri giren kuslar sinagogun icini bir gubrelik haline donusturmuslerdi.
1966 yilinda Istanbul’dan gelen Edirne’nin son hahami da bir iki sene sonra Israil’e goc etmis ve haham gorevini cemiyetin basi olan yasli kisiler yurutmeye baslamisti. Bir Yahudi erkeginin en onemli yas gunu onucuncu yas gunudur ve o yas gunu dini bir torenle kutlanilir. Bar-mitzva denilen bu yas gunumde maalesef sehirde haham yoktu ve Istanbul’da haham ogrencisi olan Edirne’li bir genc dini torenimi idare etmisti. Bu cok onemli gunume de sadece onbes kadar Yahid katilmisti.Sonralari Yahudi Cemaati basindaki yaslilar da birer ikiser vefat edince o kucuk sinagog da kapanmisti. Sehirde kalan bir kac Yahudi aile dini bayramlarda evlerinde toplaniyorlar, bildikleri dualarla ufak bir ayin yapmaya calisiyorlardi.
Bu gun Edirne’de sadece bes ya da alti Yahudi kaldi. Ancak Istanbul, Israil ve dunyanin her bir yanina dagilmis olan Yahudiler hic bir zaman dogup buyudukleri ve mutlu bir yasam surdukleri sehirlerini unutamiyorlar. Ozellikle yaz gunleri Edirne sehri cesitli diyarlardan gelen Yahudilerin akinina ugrar. Yahudiler cocukluk ve genclik gunlerini yasadiklari semtlere buyuk bir heyecanla geldiklerinde goz yaslarini tutamazlar. Bir an icin yillar oncesine donerler, artik hayatta olmayan buyuklerini huzunle anarken Yahudi ya da Musluman hemserileri ile gecirdikleri o guzel gunleri hatirlarken de gulumserler.