Selimiye Müezzinler Mahfeli

Muezzinler Mahfeli

Bazıları zeminden birkaç karış yüksek bir sofa halinde; bazıları da 2-3 m. kadar yüksekçe olup kagir olanları mermer ayaklar üzerine, ahşap olanları ise direkler üzerine oturtulmuştur.

Selimiye’deki Müezzinler Mahfeli, iç mekana girildiğinde büyük kapı karşısında ve kubbenin tam altında bulunmaktadır.

Yüksekliği 2.40 m. boyutları ise 6×6 olup; 11 mermer ayak üzerine kondurulmuş ahşap bir yapıdır.

Dört tarafı orijinal ceviz korkuluklarla çevrilmiştir.
[adsenseyu1]

1950 yılındaki restorasyon sırasında iskelenin çökmesi nedeniyle zarar görmüştür. Korkuluklarda elma ağacından kakmak fletolar ve açık yeşil, açıkkırmızı , koyuyeşil, gri boyalar; 1984 yılında yapılan, son restorasyonda ortaya çıkmıştır.

Bir yoruma göre, caminin merkezini vurgulamak amacıyla ortaya yerleştirilen Müezzin Mahfeli, Mihrab’a bakışı kapattığı için, yapının tüm kurgusunu bozma tehlikesi getirmiştir.(Doğan Kuban)

Yine benzer yorumlardan hareketle, tüm detayları düşünülmüş böylesine muhteşem bir yapıda; Sinan’ın bu ‘hataya izin vermemiş olması gerekirdi” deyenler vardır.

Evliya Çelebi Minber’in methinde tüm sözlerin yetersiz kaldığını söyler.

Bir değerlendirme de: “Müezzinler Mahfeli’nin bulunduğu yere, çok sonraları konulmuş olduğu” yönündedir.

Bu yaklaşıma göre; Hambeli bilginlerden Abdülvehhap, 1801 yılında, Arabistan’da Osmanlı’ya bayrak açtı ve Mekke ile Medine’ye büyük zararlar verdi.

Bir büyük ayaklanmanın yaşandığı bu yıllarda, Hacca gitmek, tehlikeler arz ettiğinden, duruma çare aranırken, dönemin Şeyhülislamı Ataullah Efendi, Kabe yerine geçecek bir dini nokta olarak Selimiye’yi gösterdi ve içine Kabeye benzetilen Müezzinler Mahfeli yapıldı.(İ.Hakkı Soyyanmaz)

Diğer yandan örneğin Dayezede, Müezzinler Mahfeli’ni “her şeyin hayırlısı ortada olandır” yorumlu bir hadisle açıklar.

Müezzinler Mehfeli Ahşap üstü Kalem İşleri

Kalem İşleri
Kalem İşleri

Ahşap üstü kalem işleri, sıva üstü kalem işlerinden sonra Osmanlılar’da çok uygulanan bir tekniktir.

Bu teknik, sıva üstü işlere göre daha dayanıklıdır ve günümüze kadar restore edilmeksizin ulaşan 500 yıllık örnekleri vardır. Bunun nedeni dış etkenlerden korunan yerlere uygulanması ve yapıldıktan sonra, nakışlar üstüne bir sır tabakasının çekilmesidir.

Bu işçiliklere lake adı da verilir ki, burada sn’ tabakası olarak, inceltilmiş bezir yağı veya vernik kullanılır.

Söz konusu uygulama, en çok 16. yüzyıl Mimar Sinan dönemi eserlerinden; Hünkar Mahfeli tavanları ile Müezzin Mahfeli tavanlarında görülür.

Selimiye Müezzinler Mahfeli’nde olağanüstü güzellikte Ahşapüstü Kalem İşleri örnekleri bulunmaktadır.

1950’deki hasardan sonra, bir-iki ahşap, orijinal desen ve renklere sadık kalınarak yeniden boyanmış, diğer süslemelere törpüleme dışında müdahale edilememiş, yalnızca yer yer eksik motifler tamamlanmıştır.

Çarkıfelek

Müezzinler Mahfeli’nin tavanında Budizm’de sonsuzluğu sembolize eden, Çark-ı Felek bulunur. 1984 restorasyonunda yenilenmiştir. Çark-ı Felek burada, caminin de sonsuza kadar yaşayacağı dileğini anlatır.


Şadırvan


“Görenin ağzının suyunu akıtıp gönülleri çelen o eşsiz şadırvan Kevser havuzu sanki.”

Evliya Çelebi bu şadırvanı Bursa Ulucami ortasındaki havuzla mukayese eder.

Halk arasında şadırvandan gelen suyun Zemzem suyu olduğuna inanlır ki; yakın zamana kadar, Ramazan aylarında camiye gelenler buradan temin ettikleri su ile oruç bozmaktaydılar.

Giderek su kaplarıyla taşınmaya başlanan su için bir yasaklama uygulanması yaşanmıştır.

Kuşkusuz; su şebeke suyudur.

Eski yıllarda bu su, büyük kapıdan camiye girildiğinde, sağ ve sol taraflarda bulunan iki su deposundan gelmekteydi.

Bunlara “Gümüş Kap” denilir.

İç Şadırvan örneği, Erken Osmanlı camilerinde ve öncesindeki Selçuklu döneminde yaygın biçimde kullanılmıştır.

 
Kaynak : Mimar Sinan, Edirne ve Selimiye (Ayhan Tunca)