Balkan Savaşında Yunan Zulmü;Selanikli Yedek Subay'ın Hatıra Defterinden…

Bir Selanikli dükkan sahibi olan ve daha sonra Yunan ordusunda yedek
subaylık yapan Yunanlının hatıra defterinde anlattıkları da etnik soykırımın
boyutlarını akıl almaz derecelere çıkarmaktadır. Günümüzdeki en tehlikeli savaş
çesitlerinden biri olarak görülen biyolojik savaş taktikleri daha o zamanda
Türklere uygulanmıştı…

“Çocuklar kadınlar süngülerimizin parıltısını görünce derhal haçı öperek
Hıristiyan oluyorlar, Mutaassıp Türklerin kafalarını kasaturalarımızla vücutlarından
ayırıyoruz … Uğursuz birer numune olan minare ve camiler derhal dinamitlerle
havaya uçuruluyor…. Alman gazeteciler yüzünden Türk esirleri aşikare
boğazlayamıyoruz. Ama bir doktor ile yeni bir usul bulduk, Şişelerle dizanteri, tifo
mikrop kültürlerini bakkallara dağıttık. Müslüman müşterilerinin aldıgı şeylere
hemen bir iki damla katıyor. Hastalık alametleri basladığında havaliyi kordon altına
alıyoruz ne konsolos ne de gazeteci giremiyor. Bundan sonra kuvvetli zehirleri ilaç
diye veriyoruz. Kıvrana kıvrana telef oluyorlar. Türk çocuklarına şeker satarken
kolera mikrobu bulaştırıyoruz hemen ölüyorlar…. Türkleri katlederken kurtulanlar
bir camiye sığındılar ve sürgüleri kapadılar Caminin dört tarafına gaz dökerek
ateşleyince ikinci bir eğlenceye tesadüf ettik çıkanlar derhal süngüleniyordu
Kadınlar saçlarından tutuşunca pervane gibi nasıl dansettiğini görmeli. Hele
Türklerin vücudu tutuştuktan sonra mısır kızartırken hasıl olan çatırdılardan daha

müthiş sadalar çıkarıyor…”
(Ağanoğlu 2001:66)
[adsenseyu2]