Selimiye Camii'nde Çarkıfelek Motifi

 

Hakan AKINCI -Sanat Tarihçi;  

SELİMİYE CAMİİ’NDEKİ ÇARKIFELEK MOTİFİ (SVASTİKA)

    

Edirne’deki Selimiye Camii’nin Hünkar mahfilinin doğuya bakan duvarında mavi zemin üzerine beyaz renk kullanılarak bezenmiş çarkıfelek motifi ve onun uçlarından başlayan makıli hat sanatıyla tersten (kuzeyden güneye doğru) yazılmış “Muhammed” ve “Ali” yazılarından oluşan iki pano, oldukça ustalık gerektiren bir sanatın ürünü olarak, hünkar mahfiline yakışan bir profil oluşturmaktadırlar.

Öyle sanıyorum ki bu iki pano ve çarkıfelek motifinin daha kolay anlaşılabilmesi için her iki motifin ilk yapılmaya başlandığı dönemden başlayarak günümüze kadar olan süreçleri irdelemek gerekir.

Semboller yaşamı kolaylaştırmak, iletişimi güçlendirmek, kültür aktarımını sağlamak gibi birçok toplumsal dinamiğin merkezinde yer almıştır. Ayrıca semboller gizemli yapıları, biçimleri ve şaşırtıcı anlamlarıyla da ilgi çekici özelliğe sahiptirler. Tüm dünyada Svastika ismi ile bilinen çarkıfelek motifi, [Svastika kelimesi Sanskritçe’deki su (iyi) ve asti (olmak) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. “İyi olmak, mutlu ve sağlıklı olmak” anlamlarına gelir] denilen çarkıfelek motifi erken süreçlerden beri, duvarlarda ve kap kacakta kullanılan dolgu motifidir. En erken örneklerine; Hong Kong Sanat Müzesinde bulunan ve Majiyao kültürüne, yani M.Ö. 2200-2000 yıllarına tarihlenen neolitik döneme ait geometrik desenli toprak kap, üzerinde çarkıfelek motifi dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Mezopotamya’da bulunan pek çok sikkede svastika görülür. Erken dönem Hristiyanlıkta ve Bizans İmparatorluğu’nda da svastika kullanıldığı görülür. Gamalı haç ismi Bizans döneminde kullanılmaya başlanmıştır.

Hindiuzim’de: Kutsal bir sembol olarak kullanılmıştır. Yaratıcı tanrı Brahmanın iki formunu temsil ediyor; sağa dönük şekilde, evrenin evrimini temsil ediyor. Sola dönük şekilde ise evrenin içe dönüşünü temsil ediyor.

 

Budizm’de: Sonsuzluğu ve evren düşüncelerini ifade etmektedir. Asya’daki küçük ya da büyük birçok Buda heykellerinin üzerinde bulunur.

 

Orta Asya’da: Çarkıfeleğin değişik şekilleri, Eski Türk Orhun-Yenisey alfabesinde “Z” sesinin karşılığı olarak kullanıldığı gibi, aynı işaret halı ve kilimlerde de motif olarak görülmektedir.  “Oz” damgasının diğer şekli “Çarkı Felek”tir. “Çarkı Felek”, “Gamalı Haç”, “Svastika” olarak ta bilinmektedir. En eski örnekleri Türkistan (Orta Asya) Kara – Tau, Ala – Tau ve Jungar Ala -Tauları’nda bulunmaktadır.

 

 

Anadolu’da: Tarih öncesi çağlara ait Konyada bulunan Çatalhöyükte yapılan kazılardan elde edilen M.Ö. 7500 yıllarında Cilalı Taş ve Bakır Devrine ait taş tabletlerde ve ev gereçlerinin bir kısmında çarkıfelek sembolü kullanılmıştır. Çatalhöyük’le ilgili olarak kapsamlı araştırmalara imza atmış olan James Mellaarta göre, “Bütün gamalı haçlar, dışarıya doğru yayılan olan merkezi bir hareketle gösterilir. Kendi statik merkezi, evren ve Tanrısal gücün merkezini temsil eder.

 

İslam Sanatı’nda: Çarkıfelek motifi dolgu malzemesi olarak kullanılmaktır. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde, halı kilim motiflerinde ayrıca süsleme resimlerinde ve hat sanatında kullanılmıştır. İslam sanatında süsleme resimlerinde desen ve motif olarak kullanılmıştır. İran’daki Cuma Camii ile ve Lübnan’daki Tiripoli de Taynal camilerinin her ikisinde de Çarkıfelek motifleri vardır. Anadolu’da ise Milas’taki Kurşunlu Camii olarak bilinen Firuz Bey Camii’nin giriş kapısı üzerinde bir çarkıfelek motifi bulunur. Firuzbey Camii 1394’de Yıldırım Bayezid’in Menteşe Valisi Hoca Firuz tarafından tarafından yaptırılmıştır.

 

Hasankeyf, insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mezapotamya bölgesinde yer almaktadır. Dicle nehrinin akıp gitmesi, korunmaya müsait coğrafi yapısı, mesken olarak kullanılan binlerce mağarası hep dikkatleri çekmiş ve çağlar boyunca stratejik önemini korumuştur. Yekpare taştan meydana gelen kalesi nedeniyle “Hısn Keyfa” adını almıştır. Ancak başka isimler de kullanıldığı bilinmektedir.

İslam Döneminde Hasankeyf:

Müslümanlar burayı ikinci halife Hz.Ömer döneminde M.638. yılında fethettiler. Halifeler döneminin ardından sırası ile Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar buraya hakim oldu.

Sultan Süleyman Camii: Minare kaidesinde bulunan kitabeye göre; bu yapı ve minare 1407 yılında Eyyubi Sultanı Süleyman Şah tarafından yaptırılmış. Cami’nin büyük bir bölümü yıkılmış. Manirenin yarısı bilinmeyen bilinmeyen bir nedenle ve yine bilinmeyen bir tarihte yıkılmış.. Avlu giriş kapısının güneyinde bulunan dikdörtgen kaideli minarenin her cephesine Arapça kûfi yazı frizleri yerleştirilmiştir. 

Edirne’deki Selimiye Camii’nin Hünkar Mahfilindeki Pano; Doğu Duvarı Pencere Aralarındaki 2 Panonun Üzerindeki Kûfi Makıli Hatla Yazılmış 2 Pano:

Lacivert zemin üzerine beyaz makıli hatla tersten yazılmış kare levhalar sivri kemerli alınlıkların arasında yer almaktadır. Kuzeyden güneye doğru sıralandığında çarkıfelek şeklinde düzenlendiği 4 kere “Muhammed” ve yine 4 kere “Ali” isimleri okunmaktadır. Kûfi yazı stili oldukça zor ve tecrübe isteyen bu tezyini nasıl ustalıkla işledikleri görülmektedir.

 

HAT SANATI

Hat, sözlüklerdeki manasıyla çizgi demektir. Çizgi ise noktadan başlar. İşte nokta, hattın temel unsurudur. Noktaların belirli ölçülerinde elde edilen çizgiler, kıvrımlar, ortaya sonsuz uzunlukta ve kabiliyette desenler çıkarmaktadır. Tek noktadan çıkan şekiller “tekten çokluğa” başlangıçtan sonsuza anlayışını geliştirir. Maddeden manaya geçişi sağlar.

Makıli Hat Sanatı: Genel olarak sert ve kübik bir yazı türüdür. Harfler düz ve köşelidir, kıvrım içermez. Çoğu dört hareketle meydana gelmiştir. Bu yazı İslamiyet’ten önce abide yazıtı olarak kullanılmaktaydı.

Kufi Hat Sanatı: İlk devirlerin Makıli yazısı pek uzun zaman devam etmemiş, köşeli çizgilerden oluşan bu hat, yerini bazı yerleri daha yuvarlak kısımlardan ve yazma kolaylığı biraz daha fazla olan, Kufe’de ortaya çıktığı için de “Hatt-ı Kufi” denilen yazıya bırakmıştır. Buna, yazıların anası denir. Öbür yazı türleri de bundan çıkmıştır. Kutsal kitaplar, genel olarak deri üzerine veya çeşitli yaprakların kağıt gibi bir hale getirildiği yüzeylere, kufi yazısıyla kaydedilmiştir. Sonra tarih, Abbasiler’in yazıyı daha okunabilir, kolay yazılabilir bir biçime getirme çabalarına tanık olmuş; vezir İbn-i Mukle kufi’den sülüs ve nesihe geçme dönemini başlatmıştır. Sonra İbn-i Hilal veya İbnü’i Bevvab denilen ünlü kişi, bu gelişmeyi sağlamış, artık onun zamanında yazı estetik güzellik yoluna girmiştir. Yazdığı nefis Kur’an-ı Kerim, Dublin’de Chester Betty Kütüphanesi’ndedir.


Kufi, Ayetel kürsi

 

Kufi Hat Sanatı kullanılarak Latince harflerle yazılmış Çarkıfelek motifli “Allah” yazısı.

SONUÇ:

Türk çini sanatının en parlak devrinde yapılmış olan birbirinden faklı göz alıcı renk ve desenleri ile çini süslemeleri, yapının içindeki üstün mekan etkisini bozmayan, mimari bezemelerinin yoğunluğu altında ezilmemesi prensibine uygunluk göstermektedir.

Sultan II. Selim eserin çinilerinin 1572 tarihli bir fermanla İznik’e sipariş ettiği bilinmektedir. Robert Anhegger’ın “Quellen zur Osmanischen Keramik”, İstanbuler Forschungen 13, Berlin 1941, 165 vdd isimli eserinden öğrendiğimize göre; Sultan’ın doğrudan dönemin mimarbaşı Sinan’a gönderdiği fermanla da yapının çinileri özellikle Hünkar Mahfilinin çini süslemelerini Sinan’ın fikrine bırakılması ona duyulan güveni belgelemektedir. Yine aynı tarih içerisinde gönderilen diğer fermanla da, Hattat Molla Hasan’ın çalışması için, Sinan tarafından yapılan teklif kabul olunmuş, Divan da yazılan hüküm, fermanda da kaydedildiği gibi Çini Emini vasıtasıyla gönderilmiştir. Diğer bir fermanla da Hünkar Mahfilinin duvarlarının pencerelere kadar çini ile yazılmasının, Sinan’ın münasip gördüğü üzere olması istenmiştir. Buradan da anladığımıza göre çocukluğundan beri devşirme sistemiyle girdiği Yeniçeri Ocağına hizmeti kutsal atfetmiş bir mimar başı, yetiştiği kültür olarak Bektaşi düsturunu ön plana çıkararak kendine bırakılan süsleme panolarında Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) ve Müslüman olanların üçüncüsü ve aynı zamanda Efendimiz’in Amcaoğlu Hz. Ali nin isimlerini tercih etmesi yetiştiği kültürü o muhteşem yapının duvarlarına nakşederek kullanması doğal değil mi sizce?

Çarkıfelek Motfi’nin bu panolarda Malıki uslup ile her bir kolun üzerine ustaca yerleştirilmesi bu mekana verilen önemin bir ifadesi gibidir adeta. İslam Sanatı’nda oldukça zor ve büyük bir ustalık gerektiren Makıli uslubuyla yazılmış çarkıfelek motifi üzerine ustalıkla yerleştirilmiş Muhammed ve Ali isimleri yapının değerini bir kat daha arttırmaktadır.
yukarıda işlediğimiz çarkıfelek motifinin kulanım amaçları ve kullanan medeniyetler açısından İslamiyet’teki yeri sadece boşluk doldurmak amacıyla, göze hitabeti arttıran bir süs dolgu malzemesi niteliğindedir. Ayrıca bu dolgu malzemesini ustaca kullanarak İstediği mesajıda aktarabilmiştir.

KAYNAKÇA

ALPARSLAN, A.: “Beşeri Bilimler Dergisi”, S.2-3.

PARLAK, T.: “ Geleneksel Kazak Halı Sanatı (Aral Bölgesi El Halıcılığını Geliştirme Projesi)”, Ankara 2002, s. 124.

TARCAN, H.: “Tarihin Başladığı Ön-Türk Uygarlığı Resmi Tarihin Çöküşü”, İstanbul 2003, s. 146-147

YAKUPOĞLU,E., B. SEYSENOV,B.: “Elemge Eygili Korkut Ata Tağlımı Egemendi Elimizde”, Almata 2001, s.74.

http://tr-wikipedia.org/Wiki/svastika

http://www.hasankeyf.itgo.com/efsaneler.html

http://www.kontured.org/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=40

http://www.mumsema.com/misafir-sorulari/112570-makili-hat-sanati-ile-kufi-arasindaki-fark-nedir-makili-stilinde-yazilmis-kurani-kerim-kelimesi.html#ixzz1n1g0vQ00

http://www.mumsema.com/misafir-sorulari/112570-makili-hat-sanati-ile-kufi-arasindaki-fark-nedir-makili-stilinde-yazilmis-kurani-kerim-kelimesi.html#ixzz1n3QCpr7Y

http://www.hasankeyf.gov.tr/