Saruca Paşa Camii Haziresindeki İki Kesik Baş;Sanat Tarihçi-Arkelog Hakan AKINCI

Saruca Paşa Cami, II. Murad ve Fatih Sultan Mehmed döneminde önemli devlet görevlerinde bulunmuş Saruca Paşa tarafından 1458 yılında yaptırılmıştır. Saruca Paşa, Fatih sultan Mehmed devrinde Çanakkale boğazı ve Gelibolu muhafızlığı görevini sürdürürken burada vefat etti ve buraya defnedildi. Saruca Paşa ve haremi Gülçiçek Hatun’un Edirne’ deki bu caminin dışında Tunca boyunda da bir mescidi, medresesi ve gelir getiren birçok vakfı bulunmaktaydı.
Edirne’deki Saruca Paşa Cami (1458), kesme taş ve tuğla örgü kullanılarak yapılmış, kare planlı, tek kubbeli ve tek minareli bir yapıdır. Caminin doğu tarafında yer alan haziresinde Osmanlı tarihine damgasını vurmuş önemli devlet adamları yatmaktadır.
Osman Nuri PEREMECİ,
Saruca Paşa Camii haziresinde defnedilen bu iki paşa (Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ve Melek İbrahim Paşa) hakkında geniş bir anlatımda bulunmuştur. Buna göre:
Kara Mustafa Paşa, Merzifonlu sipahi Oruç Bey’in ve Abide Hatun’ un oğludur. Merzifon’un Marınca köyü’nde dünyaya geldi. Mustafa Paşa henüz dört yaşındayken babası Sultan IV. Murad emrinde Bağdat seferine çıkmış ve orada şehit düşmüştü. Bu dönem Oruç Bey, Köprülü Mehmet Paşa ile samimi bir dostluk kurmuştu. Bu dostluğunun nişanesi olarak öksüz kalan Mustafa’yı yanına alarak kendi oğlu Fazıl Ahmet ile birlikte yetiştirdi. Bu sayede Mustafa paşa iyi bir eğitim görme imkanı da yakalamış oldu. Köprülü Sadrazam olup (1658) Avusturya seferine çıktığında, Yanova Kalesini fethedince müjdeyi IV. Mehmed’e (avcı) Mustafa ile göndermişti. Mustafa bu müjde karşılığında ikinci emriahur payesini almış, 1660’ta da Silistre Beylerbeyi ve Paşa olmuştur. 1661’de Diyarbakır Valisi, 1662’de Kapudan, 1663’de Rikab kaymakamı oldu. Fazıl Ahmet Paşa’nın sadrazam olduğu 15 yıla yakın bir süre kaymakam olarak görevine devam etti. 1674 yılında Fazıl Ahmet Paşa’nın ölümünün ardından Sadrazam oldu. 1676 yılında Çehrin seferine çıktı. 1682 yılında Çekoslovakya’da Macar asıllı Tükeli Emre isimli asilzade’nin başkanlığında Avusturya Hükümetine karşı isyan başlatmışlar ve Osmanlıdan yardım istemişlerdir. Bu isyanı büyük bir fırsat bilen Mustafa Paşa Avusturya üzerine sefere çıktı ve 1683 yılında Viyana’yı kuşattı.
Tarihe II. Viyana Kuşatması olarak geçen bu olay çerçevesinde kuşatma başarısız oldu ve Osmanlı Ordusu bozguna uğradı (Bozgunun sebepleri arasında ordunun yönetim kademesindeki iç çekişmeler ağırlık kazanmaktadır).
Bu bozgun esnasında Mustafa Paşa’nın gücünü çekemeyen makam sahipleri, başarısızlığı fırsat bilerek Padişah IV. Mehmed’e Merzifonlu Kara Mustafa Paşayı infaz ettirdiler (1684). Cevdet Paşa tarihi’nde, Kara Mustafa Paşanın öldürülmesini şöyle değerlendirmektedir: “O zaman düşmanları, eğer Sadrazam Kara Mustafa Paşa yaşarsa gelecek yıl yanlışlarını düzeltir, bu yenilgiyi düşmana ödetir ve parlayıp yükseklerde uçar, bizde onunla baş edemeyiz.” Düşüncesiyle onu katlettirdiler. Ama böyle bir devlet adamının yerini kimin doldurabileceğini düşünmediler.
Kişisel kin ve çıkarlarını devlet çıkarlarından üstün tuttular. İnfazdan sonra Merzifonlu’nun başı Edirne’ye getirilir ve Adalet Kasrı önündeki Seng-i İbret Taşı’ında üç gün boyunca sergilendikten sonra Saruca Paşa Haziresine defnedildi.
Saruca Paşa Cami Haziresi’ndeki Şahidesinde şunlar yazılıdır:
“Seri serdarı ekrem sadrıazam Mustafa Paşa
İdup rihlet civarı evliyada eyledi me’va
Kusuru yoğiken sa’yi gazada minvecih neva
Şehidi hem sait oldu ola Firdevs ebed sükna
1684
Tarih, Kara Mustafa Paşa’yı korkusuz, atak, kararlı ve güçlü bir devlet adamı olarak kaydetmiştir.
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın başının defnolunduğu Saruca Paşa Cami haziresinde Melek İbrahim Paşa’nın da Belgrad’da (1685) kesilen başı defnolunmuştur.
Melek İbrahim Paşa, Diyarbakır Defterdarı Ömer Ağa’nın oğlu olarak 17. yüzyıl başlarında Sivas Divriğ’de dünyaya geldi. Kendisi de babası gibi maliyeci olarak yetişti. 1656 yılında Osmanlı sarayında Baş Defterdar görevine yükseldi ve vezir rütbesini kazandı. 1663 yılında padişah IV. Murat’ın kızı Rukiye Sultan’la evlenerek Osmanlı hanedanıyla akraba oldu. İbrahim Paşa’nın üstlendiği ilk önemli görev 1677 yılında Özi Beylerbeyi iken Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından Kırım Hanı I. Selim Giray ile birlikte Çehrin Kalesi’ni Rusya’dan geri almak idi. Ancak İbrahim Paşa’yla Selim Giray’ın kuşatmalarının başarısızlıkla sonuçlanması üzerine her ikisi de görevlerinden alındı.
Sadrazam tarafından kendisine Şeytan lakabı verilen İbrahim Paşa 1677-1683 yılları arasında Mora, Erzurum ve Diyarbakır valiliklerinde bulundu. Melek İbrahim Paşa Macaristan Serdarı olarak tayin edildikten sonra, 1685 Estergon Kalesi önünde Lorraine Dükü V. Charles’a yenildi. Sadrazam Kara İbrahim Paşa, padişah IV. Mehmed’i Melek İbrahim Paşa’nın ihanet ettiğine ikna ederek çıkarttığı bir fermanla 1685 tarihinde başının kesilerek idam edilmesini sağladı. İbrahim Paşa’nın naaşı İşkodra kalesinde bırakıldı, kesik başı Edirne’ye gönderildi ve birkaç gün sonra Saruca Paşa Camii avlusunda Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın yanında gömüldü.
Mezarında aşağıdaki ifade bulunmaktadır:
El Fatiha
Vali-i Budinken İbrahim Paşa kalenin
Virmedi bir taşın itti düşmanı cengile mat
Dediler ana melek reşketti cengi felek
Bulmadı desti kazadan akıbet bir dem necat
Hak tealâ rahmetin efzun edip mağfur ide
Kıldı bin doksanyedi salinde ol gazi vefat etti.
1685