SELİMİYE’NİN KUŞLARI-Yaver Tetik Makine Mühendisi

SELİMİYE’NİN KUŞLARI
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının geleneksel olarak Selimiye Meydanı’nda kurduğu iftar çadırında, iftardan sonra yatsıdan önce Selimiye Camii’nin minareleri arasında, önce 8-10, daha sonra sayıları yüzü bulan kuşlar geldi. Minareleri aydınlatan lambaların ışığı altında bir birleri ile yaklaşık yarım saat adeta raks ettiler. Sonra uçuşarak dağılıp gittiler. Bizler hayranlıkla şaşkınlık arasında kalmıştık.
Sonraki akşam yine aynı saatlerde, kuşlar tekrar gelip, aynı seremoni ile caminin kubbesi üzerinde ve dört minaresi arasında büyük bir ahenkle uçuştular ve önceki akşam ki gibi gittiler. Bu durum diğer akşamlar da, aynı saatlerde ve aynı şekilde devam etti. Günler geçtikçe kuşların değil onları izleyen bizlerin sayıları artmıştı.
Bizim göz zevkimizi okşayan bu kuşlar aslında ne yapıyorlardı? Hepimiz merak ettik. Herkes bir fikir yürüttü kendi aklınca. Kimi Mimar Sinan’ın, akşam ezanı ile yatsı ezanı arasında, hava yoğunluğu farkından termodinamik kural ile yer değiştiren havanın minarelerin arasında buluşup, torununu selamlayacak kuşların gelebileceğini hesapladığını söyledi kimi başka şeyleri.
Ben merak etmekle kalmadım ve bunu araştırmaya başladım. Her şey 1568 yılı sonbaharında başlamıştı. Sultan Selim; Mimarbaşı Mimar Sinan’a “Edirne’ye giderek ecdadım ve benim adıma Ayasofya’dan daha ulu bir cami yap!” emrini içeren bir ferman yollayarak, görevlendirir. Mimar Sinan ikinci hanımı olan; Mihri Sultan, kızları Ümmühan ve Neslihan ile dokuz yaşındaki torunu Fatıma’yı yanına alarak Edirne’ye gelir. Mimarbaşı, eski sarayın karşısında, Kazasker Abdullah’ın evinde, hanımı, kızları ve torunu ile kalır. Burası, yapımı altı yıl sürecek olan Caminin projelerini, hesaplarını yapacağı ve inşaatını direkt cepheden görebileceği en uygun yerdir
Gece gündüz çalışır Koca Mimar. Yorgunluğunu torunu Fatıma’yı severek atar üzerinden. Ona duyduğu sevgi, ona insanüstü güç verir. Caminin kaba inşaatı bittiğinde Fatıma 14 yaşına gelmiştir. İnşaatla ilgili çok şeyi onunla paylaşmaktadır. Camii tamamlanmak üzere iken Fatıma’nın arkadaşları kıble yönünde minarenin eğik olduğunu söylerler. Fatıma bunu dedesine iletir. Mimarbaşı, torunun başını okşayarak “evet arkadaşların doğru söyler!” der ve ustabaşına dönüp “hemen bir halat bulun, eğik olan minareyi, torunumun arkadaşlarının tamamdır demesine kadar çekerek düzeltin!”diye emir buyurur. Ustabaşı emredileni yapar ve minare çocukların istediği dik duruma gelir.
Bu olayın üzerinden bir hafta geçmeden Fatıma hastalanır. Hekimler derdine çare bulamazlar. Bir gün, akşam ezanı ile yatsı namazı arasında Sinan’ın torunu bulunduğu dünyadan ebediyete göçer. Mimar Sinan çok üzülür. Öyle ki zaman zaman gözyaşlarını gizlemeye çalışır ama başaramaz. Torunu ile beş yıl birlikte yaşadıkları eve bakar. Sanki evlerinin üzerinde onlarca beyaz kuş uçmaktadır. Kendi kendine “O bir melekti, arkadaşları onu yalnız bırakmadı” der ve Selimiye Camiini tam olarak görebileceği, Fatma Sultan Mezarlığı adıyla anılan Hacılar Ezanı’nı mezar yeri seçer ve torununu buraya defneder.
Halk arasındaki inanca göre Kâbe’de tavaf hiç kesilmez. Ancak insanlar zorunlu olduğu zaman Kâbe’de tavaf durur ve tavaf sırası kuşlara geçer. İşte Kâbe’ye uçmaya kanatları yetmeyen kuşlar tavaflarını yapsın diye Selimiye’ye öyle bir kubbe yaptı ki, oluşturduğu hava akımı kuşları kendine çekti. Hacılar Ezanı’nda yatan torunu Selimiye’nin ruhaniyetine inen melekleri, dönen kuşları seyretsin istedi. Böylece Üsküdar’da yaptığı Kuşkonmaz (Şemsipaşa) Camiinde uyguladığı teknikle kuşları camiden uzak tutan Sinan, bu eksiğinden Selimiye Camiinde kurtuldu.
İşte bu yüzdendir ki Selimiye ibadete açıldığı günden bu güne her akşam mağribde güneş tüllenirken melekler Selimiye’nin minaresine iner, kuş olur ve Fatıma için tavaf eder.
Yaver Tetik
Makine Mühendisi
Makine Mühendisleri Odası Edirne Şube Başkanı