Bilinmeyen bir yerel Kahraman ; Emin Çavuş

İnhisarlar idaresinin Kolcu süvarilerinin başı muharebeye katılmış ve dindaşlarının başarısı hakkında bizzat bana hiperbolik ayrıntılar verdi.
Emin Çavuş kısa boylu, bodur, tıknaz, altmışlı yaşlarda ama atının üstünde iki bacağının üstünde durduğu kadar sağlam duruyor. O saf kan bir Kafkasyalı, yani her türlü deneyden başarıyla geçmiş cesarete sahip demek istiyorum. Mesleği, kaçak tütün ticareti yapan eşkiyayı takip etmek ve işini yirmi yıldır vicdanlı şekilde yapıyor. Bölgeyi en ufak yerine kadar tanıyor ve bu bölgede bunu Bædeker’e ispat edebilir. Kaçakçılarla müteaddit karşılaşmalarında bir gözünü kaybedecek kadar öne çıkmış ve diğerini de riske atmaktan başka bir beklentisi yok, yeter ki büyük bir silâhlı çatışmada olsun. Bunu beklerken sağlam gözünü olağanüstü kullanıyor: gönderdiği her mermi onun gördüğü hedefe şaşmadan varıyor.
Savaş başlayınca, Emin Çavuş tek gözünü ve tüfeğini vatanının emrine verdi ve İnhisarlar İdaresi’ne bağlı kalmayı sürdürürken kaçakçı avını bırakıp Bulgar avına çıktı. Dün amatörcesine Çokis taraflarında çarpıştı ve Türkler’in eline 3 top, 8 makineli tüfek ve bol miktarda mühimmat bırakan bir alayın tamamen yok edildiğini söyledi.
İnhisarlar idaresinin ünlü kolcu başı Emin Çavuş beni ziyaret ediyor. 9 Kasım askerî komutanlığın ilânında anlatılan bir başarının kahramanıydı. Bundan hiçbir övünç duymayarak olayı bana çok basitçe anlattı:
“Geçen Perşembe (7 Kasım) Dimetoka yolu üzerindeki Urli’ye, Mustafapaşalı Recep isimli bir kolcuyla gittim. Orada dört mıntıka askerine rastladım (muhafız). Onlara, 1 subayla 16 askerin bulunduğu çeyrek saat uzaklıktaki gar yönünde çekilmelerini söyledim ve oradan pek uzak olmayan Umurbey köyüne Recep’le beraber gittim. Üç kolcu süvari ve bir askerin benden önce mevzi aldığı küçük köprü yanında attan indik.
İşte o sırada bize doğru bir Bulgar süvari devriyesi ve iki piyade bölüğünün geldiğini gördük. Köprünün yan duvarları arkasına saklanarak yaklaşmalarına izin verdik ve bir kilometre mesafeye geldiklerinde ilk süvari sırasına ateş açtık. Her birimiz 20 fişekten, toplam 120 fişek yaktık.
Düşman sıraları arasında hemen bir karmaşa başladı ama gene de ilerlemeğe devam ettiler. Süvari kolu komutanı, rütbe işaretlerine bakılırsa şüphesiz bir yüzbaşı, benden uzakta olmayan yerde mevzi almış askeri görünce onu tabancasıyla öldürdü. Ben acele etmedim, alnına nişan aldım ve Martini’min tek kurşunuyla atından indirdim.
Bu ölüm birliğin geri kalanının düzenini bozunca geri çekilmeğe başladılar. O zaman arkalarından ateş açtık ve bu takip sonunda 11 süvarilerini öldürüp 19 atı ve 7 canlıyı esir aldık. Onları yetkililere teslim ettim. Birini kendime alıkoymakla yetindim.
Benim yanımdaki bütün askerler ve üç kolcu şehit oldu.
Urli garında da ciddî çatışma olmuş. Bizden 10 asker şehit olmuş, 1 subay ve 2 asker yaralanmış. Bulgarlar’dan 11 asker öldürülmüş ve 50’si yaralanmış.”
Şark hayalciliğinin olayları abartması hesaba katılınca belki de rakamlarda bir miktar aşırılık olabilir. Gerçeği ayrıntılarda değil, anlatılanın kalbinde aramak gerekir. Şurası muhakkak ki benim Emin Çavuş’um parlak bir başarı elde etti ve bu davranışıyla günün konusu olmayı ve bu hareketinden dolayı cesaretinden ve görüşünden etkilenen ve ona piyade taburu komutanlığı ve yüzbaşı maaşı veren sivil ve askerî yetkililerin yüksek takdirini kazanmayı hak etti.
Gustave CİRİLLİ
Balkan Savaşı Günlüğü
10 Kasım 1912
Çeviri; Fazıl Bülent Kocamemi