Can Bartu ve Edirne

1936 yılında İstanbul’da doğan Bartu, Haydarpaşa Lisesi ‘nde okurken sporla haşır neşir olmaya başladı. Ama yaptığı spor, futbol değil basketboldu o dönemde… Basketbol Milli Takımı’nın formasını defalarca giydi. Ve bir gün yolu Fenerbahçe’nin basket takımıyla Edirne‘ye düştü. O sırada Edirne’de Fenerbahçe’nin genç futbol takımının da maçı vardı. Farklı kaybettikleri ilk maçtan sonra Edirne karmasına karşı oynayacakları ikinci maç için basket takımından iki takviye aldılar.
Biri kaleye geçti, diğeri de santrfora… O maçta santrfor oynayan genç, basketçi Can Bartu idi. Tam dört gol attı; üçü sayılmadı, biri sayıldı ve maçı Fenerbahçe 1-0 aldı. Gene de Bartu’nun gönlünde basket yatıyordu. Futbolu düşünmüyordu o dönemde… Çünkü ünlü bir milli basketçiydi.
O dönemde bütün arkadaşları Galatasaraylıydı. Kamil, Coşkun, Tayyar… Can Bartu, bu arkadaşlarıyla zaman zaman yedişer kişilik takımlar halinde yapılan minyatür kale maçlarında da yer alıyordu. Arkadaşları bir maçta Can’a Galatasaray forması giydirdiler ve Fenerbahçeli basketbolcu Can, Fenerbahçe’ye karşı Galatasaray formasıyla oynadı. O maçta Galatasaraylılar, Can’ın attığı 9 golle fark yaptı. Ancak maç tamamlanmadı, yarım kaldı. Kavga çıkmıştı. Galatasaraylılar hemen Baba Gündüz’e koştular. “Can diye bir çocuk var. Süper futbolcu. Beş bin lira verirsek onu Galatasaray’a alırız.”
Ama Galatasaray’ın “Baba”sı Gündüz Kılıç, belki de tüm yaşamı boyunca Galatasaray için tek günahını işliyor ve bu beş bin lirayı verdirtmiyordu. Gerekçesi de şuydu: “Ben Can’ı tanıyorum. O futbol oynamaz. Çünkü basketbolu çok seviyor.”