MEHMET AKİF ERSOY

Hakan Hakıncı; Arkeolog sanat tarihçi..

MEHMET AKİF ERSOY

Akif’in hastalandığı günlerdi. Bir grup arkadaşı ziyaretine gelmişti. Söz arasında bir dostu şöyle sordu:
-Üstad ! İstiklal Marşı yeniden yazılabilir mi ?
İstiklal Marşı’nın yazılma sebebi olan acıklı ve sıkıntılı olayları hatırlayan Akif’in gözleri doldu. Sonra da dudaklarından şu söz döküldü:
“-Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın !”
(Kaynak:http://www.milligazete.com.tr/makale/allah-bu-millete-bir-daha-istiklal-marsi-yazdirmasin-155992.htm)
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı tarafından 2011 yılı, İstiklal Marşı’nın kabulünün 90. yazarının vefatının 75.yılı olması sebebiyle “Mehmet Akif Ersoy Yılı” olarak kabul edilmiştir. Bu çerçevede ülke çapında birçok kurumda törenler düzenlenmiş, üniversitelerde konferanslar yapılmış, sivil toplum kuruluşlarınca basın bildirileri yayınlamıştır. Milli şuur çerçevesinde şairin mesajı tekrar verilmeye çalışılmıştır Türk Milleti’ne. Mehmet Âkif Ersoy’un Türk toplumunda diğer insanlara nazaran apayrı bir yeri ve önemi vardır. Akif’e bu farklılığı yaşatan en önemli özelliklerinden biri, onun yeni kurulan Türk devletinin milli marşını kaleme almasıdır. Türk Milletinin yaşam gayesini anlattığı milli yemini 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile bir milletin İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir. Ancak, böyle büyük bir mucizeyi, ilahi bir destek ile içinde yaşadığı toplumun maddi ve manevi değerlerini kendi benliğinde hissedebilen bir kişi gerçekleştirebilirdi. Bunun izahı bu şekilde yapılabilirdi ancak. Akif’in dışında da kimseye nasip olmazdı o yokluk yıllarında hak ettiği maddi ödülü kendisinden daha çok ihtiyacı vardır diye düşünerek devletine bırakıp, asilce dergâhına çekilmek. İste kısacası Mehmet Akif Ersoy demek yoktan var olan bir milletin sesi demek, onuru demekti. Mehmet Akif, eserinde bir medeniyetin çözülüşünü dile getirmekte halkı uyandırmak istemektedir. Osmanlı İmparatorluğu, Mehmet Akif’ in doğduğu ve büyümeye başladığı yıllarda 1877’de Rusya ile 1895’de Yunanlılarla savaşa giriyor. Ruslarla yapılan savaşlar neticesinde Ruslar Yeşilköy’e kadar geliyor. Balkan savaşları ile Balkanlar Osmanlı Devleti’nin elinden çıkıyor. Bu yılları takip eden dönemlerde I. Dünya Savası ve Kurtuluş Savaşları neticesinde halk perişan olmuştur. Devletinin dağılışını, elden çıkısını gören Akif, bunlar karsısında hiçbir zaman ümidini yitirmemiştir. Bu ateşli günler onu güçlendirmiş, olgunlaştırmış kendisini milletinin huzurunda görmesini sağlamıştır. Olgunlaşan bu duygu ve düşüncelerini İlahi gücün yardımıyla mısralara dökerek milletin sesi olmuştur.
Mehmet Akif Ersoy, 1873 yılının aralık ayında, İstanbul’un (Fatih) Sarıgüzel semtinde doğdu. Mehmet Akif, dört yaşlarındayken, Fatih’te Emir Buhârî Mahalle Mektebi’nde başladığı ilköğrenimini Fatih’teki iptidâî Mektepte (ilkokul) tamamladı. Ortaöğrenimine Fatih Merkez Rüştiyesi’nde devam etti (1882-1887). Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Âkif, rüştiyedeki (ortaokul) eğitimi sırasında, özel öğretmenlerden Arapça, Farsça ve Fransızca dersleri aldı. Rüştiye’yi(ortaokul) bitirdikten sonra dönemin gözde okullarından Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin) âli kısmında bir müddet okudu ancak babasını kaybedince Halkalı’daki Baytar Mekteb-i Âli (Veterinerlik Fakültesi)’ne parasız yatılı olarak girdi ve bu okulu birincilikle bitirdi. 1893 yılında “Ziraat Nezâreti Umur-u Baytâriye Şubesi”nde (Ziraat Bakanlığı Veterinerlik İşleri) göreve başladı. “Umur-u Baytâriye Müdür Muavini”(Veterinerlik İşleri Müdür Yardımcısı) olarak sürdürdüğü görevinden 1913 yılında istifa etti. Baytarlığa başladığı ilk yıllarda bile, mesleğinden çok, şairliği ile tanınan Mehmet Akif, öğretmenlik hayatına 1906’da Halkalı Baytar Mektebi’ne “kitâbet-i resmîye” (resmî yazışma usulü) dersi hocalığı ile başladı. 1908’den sonra ise Edebiyat Fakültesi ile Dârülhilâfe Medresesi’nde “Osmanlı Edebiyatı” hocalığında bulundu. Mehmet Âkif, 1920’de Burdur milletvekili seçildi. 1921 yılında açılan milli marş yarışmasına, “para ödülü almamak” koşuluyla katılmayı kabul etti ve orduya ithaf ettiği şiiri, 12 Mart 1921 günü milli marş olarak kabul edildi. Ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü’l-Mesâi Vakfına (İş Evi) bağışladı. 1923 yılında Abbas Halim Paşa’nın daveti üzerine Mısır’a gitti. 1929 – 1936 yılları arasında Kahire’deki “Câmiü’l-Mısriyye” Üniversitesi’nde, Türkçe öğretmenliği yaptı. 17 Haziran 1936’da İstanbul’a dönmeye karar verdi. 27.12.1936 tarihinde hayatını kaybetti ve Edirnekapı Mezarlığı’na defnedildi. (Kaynak:http://aregem.kulturturizm.gov.tr/belge/1-92352/mehmet-akif-ersoy-yili-etkinlikleri.html). Milli şair Mehmet Akif Ersoy, tüm yaşamı boyunca kalemini toplumun huzuru ve kurtuluşu için kullanmıştır.