Yemiş Kapanı

Yemiş kapanı:
Eski Cami’den Selimiye’ye doğru çıkarken yediyol ağzında, solda büyük bir yapı varmış ki (hala yola bakan alt kemerleri kalmış, kalan yerleri yangınlardan, zelzelelerden, bakımsızlıktan mahvolmuştur.) buna Yemişkapanı denirmiş.
Bu bina yapıldığı zaman çesçevre iki katlı olup ortasında meydanı varmış. Burası Yemişkapanı olmak üzere İkinci Ahmet gününde ve 1018 -1609 tarihinde yapılmıştır. Bunu müeyyit olarak kütüphaneler Umum Müdürü Bay Hasan Fehmi’den aldığım bir vesikayı aynen buraya koyuyorum. Çünkü şimdiye kadar Edirne tarihini yazanlar, bu kapanı da Üçüncü Murat gününde Mimar Davut’un yaptığını yazıyorlardı.
Kabban, Arapça büyük kantar demektir. Bütün eski Türk şehirlerinde gördüğümüz Unkapanı, Yağkapanı, Balkapanı, Yemişkapanı gibi kapanlar, müstahsilin malını doğrudan doğruya müstehlike vermesini, verebilmesini temin etmek, aradaki vasıtaları kaldırmak için kurulmuşlardır. Şimdiki haller, bunların daha asrileşmişi demektir. Yani Avrupa’da haller henüz yok iken Türk memleketlerinde bu ihtiyaç duyulmuş ve kapanlar tesis olunmuştur. Göstereceğimiz vesika bunu da ispat edecektir:
“Sebzehane emridir:
Akda kudatil müslimin, evla vülatil müvahhidin, madenül fadli velyakin, varisi ulumil-enbiyai vel-mürselin, elmuhtas bi-mezidi inayetil-melikil-mennan, Mevlana Edirne Kadısı zidet fedailühû ve kidvetül emacidi ve’e ayan Edirne Bostancıbaşısı ve muhtesibi zide mecdühuma tevkii refiî hümayun vasıl olıcak malum ola ki mukaddema bostancıbaşı olan Süleyman der-i saadetime arz gön derüp hassa bahçelerden olan meyva ve bostan ve kabak ve hiyar ve lahana ve sair sebzevat füruht olunmak için İstanbul sebzehanesi gibi muayyen sebzehane olmayıp bostan oğlanları elinden satılmağla ziyade bahaya satılıp bostancılara akçayı noksan üzre teslim edip bu sebeble bahçe mahsulüne gadir ve ehl-i suka zulüm ve taaddi olur deyu bildirüp mahmiye-i Edirnede bir mahal ve münasip olası mahalde sebzehane bina olunup zikrolunan meyva ve sebzevat her gün minba’d mahall-i mezbura varıp meyva pazarcıları ve sebzecileri ve muhtesip ademisi ve hassa bahçeden bir kâtip tayin olunduktan sonra narhi ruzi üzere füruht olunup bina olunacak sebzehaneye lazım olan masraf bahçe mahsulünden verilüp ve her on akçadan bir akça tayafiye tayin olunmak ricasını ilam eylemeğin veçh-i meşruh üzre bina olunması emrolunup dahi mahmiyey-i mezburenin mahal ve münasip olan yerlerinde sebzehane bina ettirüp ve lazım olan masrafı bahçe mahsulünden virdiresin ve ehli sûk taifesine ve sebzecilere muhkem tenbih ve te’kit eyliyesin ki kethüdalariyle her sabah mahalli mezbura gelip hassa bahçelerden gelip füruht olunan meyva ve sebzevatı narh-ı ruzi üzere her biri alıp bir nesne zayi eylemeyeler. Ve füruht olunan meyva akçesine her on akçeden bir akça tavafiye tayin ettiresiz. Emma sebzehane tamiri ziyade ihtimam üzere olup itlaf ve israf olunmalı eylemiyesiz ve ne mikdar akça harç olunursa sıhhatı üzere defter edip, südde-i saadetime gönderesiz deyu mukeddema emri şerif verilüp mucibince amel oluna, deyu hatt-ı hümayun-ı saadet makrunum vakı olmağın veçh-i meşruh üzere amel olunmak emrim olmuştur. Buyurdum ki hüküm vardıkta bu babta sadır olan ferman-ı saadetim mucibince amel eyleyip veçh-i meşruh üzre mukaddema irsal olunan emr-i şerifim muktezasınca mahal ve münasip görülen yerde sebzehane bina ettirüp ve miri meyva ve sair mahsulât narh-ı ruzi üzre sattırup alelacele itmam-ı hıdmet ettirmekte ikdam ve ihtimam eyleyesiz. Husus-ı mezbur ümur-ı lazimenin ehemmindendir. Cidden bu bapta bir ferde inad ve muhalefet ettirmeyüp fermanım olan sebzehaneyi veçh-i meşruh üzre tayin olunan malım ile yaptırıp medhali olmıyan bir ferdi karıştırmıyasız. Ye bu hususta mani olmak istyenileri isimlerile yazıp dergâh-ı muallâma arzeylesiz. Şöyle bilesiz alamet-i şerifeme itimat kılasız. Tahriran filyevmil âşiri şehri rebiulevvel. Sene semane aşere ve elf.
Bimekamı Konstantiniyyetil mahruseti
Kuyyide fi rebiulevvel senete samane aşerete ve elf”

Edirne Tarihi
Osman Nuri Peremeci