mahallede oynadığımız bazı oyunlar


ESKİ MAHALLE ANILARIMIZ;
Arkadaşlar hepimiz çocukluk dönemlerinde , mahallede oynadığımız bazı oyunlar vardı hatırlarsanız, o anılarda aslında şu an komik gibi görünen bir sürü olay var aslında bunlardan bazılarını paylaşmak istiyorum mutlaka sizinde anlatacaklarınız vardır.
Çiğdem Oguz;
Misket oynamak istiyorummmmm …
Mutasım Süngün;
Hep ders çalıştığım için fazla anım olmadı:(
Tufan Baş;
Çember çevirmek,birdirbir,saklambaç,kovalamac,çelik çomak,alt üst,laklak, benim ekleyaceklerim
Ayça Durmuş;
beş taş
Saadet Ataktürk Ortaç;
Biz ucgen yerine MUSELLES (MUSALLES) derdik.Anlam ayni.Ayrica BAS ve CUKUR adli 2 misket oyunu daha vardi.Oyunlarla ilgili detaylari USTAMIZ Onder Baltali`dan bekliyorum.Bunlar disinda cok oynanan oyunlar arasinda SAKLAMBAC,ISTOP,DONME ya da DONMECE (ki kiz oyunu sayilirdi) CELIK-COMAK su anda aklima gelenler Bazen donmeyi hafif meyilli bir yuzeyde (sira vb) kalem yuvarlayarak veya havaya bir kus tuyu atip ufleyerek oynadigimiz da olurdu.Acaba Mutasim arkadasimiz cocuklugunu yaris ati gibi gecirmeye mahkum edilenlerden mi?Cunku ben hem oynayip hem de ilk okulda karnemde hic iyi gormedim,orta okulda da hep iftiharda idim.Yani takdir almistim.Oyun cagini gerektigince yasayamayan cocuklar beni cok uzuyor.O yuzden bu konuda cocuklarima hic baski yapmadim ve simdi 3 cocugum da universite mezunu,basarili yetiskinler.
Yücel Avcı;
Babanı dık :)))
Ciftlikevi Kuzukokorec;
saadet hanım çok teşekür ederim ilgi bilgi paylaşımınız için
Yücel Avcı;
Bız mısket e PATE , Cukur oyununa GOGO, ucgen e de MORS , derdık :))
Saadet Ataktürk Ortaç;
Bir de gazoz kapaklarini camur doldurup agirlastirarak oynadigimiz oyun vardi.Misketle oynadigimiz bas gibi oynuyorduk galiba.Tabii bunlar acik alan oyunlari.Bunlar biraz acilsin,daha sonra baskalarina da deginiriz umarim.
Ciftlikevi Kuzukokorec;
yağmurdan sonra yumuşamış toprağa v çizer sıkitırma oynardık civi saplardık yere:))
Saadet Ataktürk Ortaç;
Simdi aklima geldi.Bir de topac (ISTIFAN) cevirirdik.
Yücel Avcı;
Topac cevırırdık , Topaca da fıldırak derdık , alttakı kabarasını cıkarıp cıvı cakardık kabara yerıne :))) daha sonrasın da da fıldırak kırmaca oynardık….Gundondu kafalarını yanyana getırıp ortasından sopa gecırıp kostururduk:))) tekerlek cevırır, Yanında kostururduk :))) 2 uzun tahtanın altına bılye koyup bılyelı araba yapardık :))))) karda kaymak ıcın tahtadan kızak yapardık :))) kus avlamak ıcın agac dalından Catal yapıp ustune serum baglayıp avlanırdık:))). Bayagı yaratıcıydık aslında … Ama guzel gunlerdı….Hey gıdı gunler hey ,,,, keske sımdı de yapabılsek :((
Ciftlikevi Kuzukokorec;
yücel aga bilgi ve paylaşımın için teşekür ederim
Ciftlikevi Kuzukokorec;
nerde eski günler beee
Tufan Baş;
Saklambaç onamak isteyenler ”kaleye mum dikerdi.Bir kişi avuç içine yere paralel havaya kaldırır oynamak isteyenler işaret parmaklarını arkadaşının avuç içine koyardı.Ayrıca daha çok kız oyunu olan ”aç kapıyı ben geldim bezirganbaş” vardı…Halen fu…Daha çok kız oyunu olan ”aç kapıyı ben geldim bezirganbaş” vardı…Halen futbolcuların öynadığı ”ortada sıçan”.çocuklar hava soğuk ise evde ve hiçbir oyuncak gerektirmeyen ”el pişirmece”…ön,dö,trua diye bağıran çocuk birden arkasını döner hareketli bir arkadaşını görür ise o yanar ve oyundan çıkardı….”Güzellik,çirkinlik yine çocukların mizansen kabiliyetinin gelişmesine yardımcı olurdu….İsim,şehir,hayvan Adam asmaca yine genel kültüre katkıda bulunurdu….öte yandan haritada şehir bulmaca,Amiral battı,kibrit kytusu atmak, çocuk oyunlarımızın yaratıcılığında sınırları zorluyordu…
Ciftlikevi Kuzukokorec;
TUFAN BEY bilgi ve paylaşımın için teşekür ederim
Mustafa Bayulgen;
9 numaralı Mendil kapmaca olarak adlandırılan oyun da mendille oynanırdı fakat adı ”yağ satarım – bal satarım ” idi . Mendil kapmaca iki takım haline ve ayakta oynanırdı ..
Paylaşım ve yorumlar için tüm dostlara Teşekkürler.
Ciftlikevi Kuzukokorec;
MUSTFA BAYULGEN BEY bilgi ve paylaşımın için teşekür ederim
Cengiz Bulut;
tekin senin bu konuda çok güzel bir projen var biliyorum bir gün inşallah gerçekleşecektir..
Ciftlikevi Kuzukokorec;
SEN NE ZAMAN DERSEN GÜZEL AĞBİM SENLE PAYLAŞTIM BİR BÜYÜĞÜM OLARAK SENİN BİLGİ TECRÜBENLE BİLİYORUMKİ UNUTULMUCAK BİR ESER YARATILCANI..
Önder Baltalı;
her mahallede oynanan oyun ve araçlarının ismi değişiyordu..rulmanların içinden çıkarılan demirlere “misket”,plastik ve topraktan yapılanlara “pate” ve camdan yapılanlara da “cimdaki” denirdi bizim mahallede..aşağıki mahallede bu isimler değişirdi..yere “müsellez” (yani üçgen)çizilir,içine de cimdakiler konur..elimizdeki sert cam cimdaki ile müsellez içindekileri çizginin dışına çıkarmaktı oyunun aslı..bu arada kullandığım elimdeki cimdaki de,müsellezin içinde kalmayacak,yoksa yanarsın ve kazandıklarını da yere bırakırsın..bütün mikroplar bunların üstünde olduğundan,ailem bu oyunu oynamama çok kızardı ve akşam eve dönüşümde cebimdekilerin hepsi bahçedeki “kenef”in kuburuna atılırdı..güzel günler yaşadık..
Engin Koç;
Fotoğrafta Körebe yazıyor,ama saklanbaça benziyor.Körebe farklı bir oyundu.Gözler bağlanarak oynanınırdı diye biliyorum…
Önder Baltalı;
evet “körebe” değil,”saklambaç” oyunu bu fotoğraftaki..körebe oyunu,ev içinde oynanan bir oyundu..çünkü düşme riski çok fazla..ebenin gözleri mendille sımsıkı bağlanır..odanın içinde ve kendi etrafında döndürülerek,”feleği şaşırtılır”..tuttuğu kişinin kim olduğunu el yordamıyla anlamaya çalışır ve ismini söylerdi..doğru çıkarsa,yakalanan kişi ebe olurdu..uzuuuuun kış aylarında kızlar tarafından oynanan ev içi oyunuydu..
Önder Baltalı;
saklambaç oyunu ise,yaz aylarında sokakta oynanır..şimdiki “mimarsinan vakıf binası” nın olduğu yer geniiiiş arsalıktı..Süleyman Es’in babası “ALİ DEDE”,köy öğretmeni ŞABAN HOCA(geçen yaz evi yandı),köy öğretmeni EMİN HOCA,terzi SABRİ AMCA,gazete sahibi ve müşavirlik işleriyle uğraşan ALİ RIZA ATAKTÜRK amca ve eşleri ile dedem MUSTAFA YETKİN ile anneannem başta olmak üzere mahallede oturan herkes orada oturmaya çıkardı..çaylar,kahveler içilir,börekler yenir,kahkalar “JANDARMA”nın duvarlarını aşardı..biz “kızanlar” da saklanbaç oynardık..bir kişi ebe olur,tesbit edilen bir ağaç veya bir evin köşesine kollarını koyar gözlerini yumar,başını da kollarının arasına sokarak bağıra bağıra yüze kadar sayardı..bu işleme “yumma” denirdi..en sonunda “önüm arkam sağım solum sobe,saklanmayan ebe” der,ve saklananları arayıp bulmaya çalışrdı..zaman sınırlaması yoktu..eve girmek te yoktu..saklananı tesbit edip ismini yüksek sesle zikretmesi gerekir ve koşarak “yumduğu” yere gidip ellerinle dokunarak “sobe” demesi gerekiyordu..yanlış isim zikrederse,”çanak çömlek patladııııı” denir ve ebe tekrar yumardı..yorulan olursa,su içmek için büyüklerin yanına gidip soluklanır,büyüklerimiz de,terlediğimiz için sırtımıza mendil sokardı..yaaa işte böyle..
Saadet Ataktürk Ortaç;
Bazen ebeyi yaniltmak icin bir esyamizi,ornegin hirka ya da sapka olabilir,baska birine verirdik.Ebe yanilirsa gene canak comlek patlardi.Ebenin kaleden uzaklastigini veya yakininda oldugunu”Elma dersem cik,armut dersem cikma” sozleriyle henuz saklanmakta olan arkadaslarimiza duyururduk.Oyunun cokca uzadigi dusunuldugunde henuz bulunamamis olan kisi ya da kisiler ebe tarafindan AZAT edilirdi.Bir de gorulse de gorulmemis sayilan CIKOLATA oyuncular vardi ki onlar hic sobelenmezdi.
Saadet Ataktürk Ortaç;
ASIK KEMIGI ile oynadigimiz bir oyun var mi?Bu sorum daha cok bayanlara.Hatirladigim kadariyla bu ve BES TAS gibi oyunlar kiz oyunlariydi.
Cengiz Bulut;
evet saadet hanım ben hayal meyal hatırlıyorum ablam arkadaşları ile oynardı ama kemik ti zannedersem..
Saadet Ataktürk Ortaç Oyunlari ogretmek harika bir fikir.Simdikilerle aramizdaki nesilden olanlarin bile bir cok oyundan haberleri bile yokIp atlamayi bile neredeyse YANGIN ALAYI ile sinirlayacaklar.Sadece duz atlamayi biliyorlar.Biz ip atlarken ne sekiller yapardik.Ayrica bir de AYAK ATLAMACA vardi.2 kisi karsilikli oturup ayak tabanlarini biribirine dayardi.Digerleri ustunden atlardi.Sonra 2 ayak ust uste,2 ayak 1 karis,2 ayak 2 karis ustunden atlanirdi.Bir de ayni atlama bacaklar acikken arada kalan kare benzeri bosluktan ki HAVUZ denirdi atlanirdi.Daha fazla hatirlayanlar,haydi bakalim parmaklariniza kuvvet…Kus gibi ucup bizlere anilarimizi tasisinlar…
Nurhan Güleçyüz;
aşık oyununu daha çok erkekler oynardı ama bayanlar arasında oynayanlarda vardı,
Oktay Özcan;
Bir de celik comak oyunu vardı .Comağı cok saydırıp en uzağa atılması en makbulü idi.
Engin Koç;
Çelik çomak çocuklar için en tehlikeli oyunlardan biri olduğu için olsa gerek çeviklik dikkat isteyen bir oyundu… Yoksa kaşı gözü kaybetmek an meselesiydi…
Mümine Güden ;
güssücük,en az iki kişi ile oynanır.katılım fazla olursa daha güzel olur tabii.oyon için yumruk büyüklüğünde bir taş parçası.baston kalınlığı ve uzunluğunda bir ağaç dal parçası gerekir.kaç kişi oynuyor ise birbirlerine eşit uzaklıkta ,taş parçasının girebileceği kadar çukurlar açılır.orta yere taş parçası konur.başla emrinden sonra oyuncular ellerindeki sopalarla taşa vurarak,diğer oyuncuların çukurlarına sokmaya çalışırlar.kimin çukuruna taş girerse oyundan çıkar.kalanlar devam eder,taki bir oyuncu kalana kadar.kalan galip olur.kız erkek baraber oynardık diyor 75 yaşındaki annem.kan ter içinde kalırdık diyor.bugün ingilizlerin yeşil alanlarda oynadığı polo oyununa benziyor sanki.
Firuzan Takan;
Aşık kemiklerinin isimleri vardı.Çukur yerleri üste gelince aç, alta gelince tok, yan olarak dikili durunca bir tarafına bey bir tarafına katır denirdi.İçi dolu küçük lastik topla oynardık .işaret parmağı ile baş parmağımızı köprü yapar topu havaya atar ,hemen topu attığımız elimizle aşık kemiğini bu köprüden geçirirdik,geçiremeyen yanar sıra ondan sonrakine geçerdi.köprününü öteki tarafına geçen aşıklarda duruş şekline göre değerlendirilirdi.En değerli Bey hali idi onların toplamı sonucunda BEY AŞIĞI ÇOKLUĞUNA GÖRE PUANLAMA YAPILIRDI. çOK ENTERESAN ALMANYAYA GÖTÜRDÜĞÜM BU OYUNU ÇOCUKLAR ÇOK SEVMİŞTİ OKUL MÜDÜRÜMÜZDE ÇOCUKLUĞUNDA BUNA BENZER OYUNLARI OLDUĞUNU SÖYLEMİŞTİ. BEN HER SABAH ÇOCUKLARA 10-15 DAKİKA ÇOCUK OYUNLARI OYNATTIĞIM ZAMAN AŞIK OYUNUNA MUTLAKA KATILIR VE ÇOK MEMNUN OLURDU.
Firuzan Takan;
Engin Bey fikrinizi değiştirdiğinize üzüldüm . Halbuki tüm yukarki tariflerime Aşık kemiğklerinlen oyunları da ilave ettim.Gelseydiniz hep beraber oynardık.
Saadet Ataktürk Ortaç;
Firuzan Hanim,asik oyununun nasil oynandigini hatirlattiginiz icin tesekkur ederim.Galiba BES TAS oyunu da benzer sekilde oynaniyordu.
TC Engin Koç;
Ben oyun oynamayı erken yaşta bıraktım… Ayrıca sizinle de aşık atabileceğiımı zannetmiyorum.. Allaha şükür fikirlerimde de kolay kolay değişiklik olmaz,çünkü ben fikr-i sabitim…
Firuzan Takan;
Saadet Hanım tahmin ediyorum aşağı yukarı aynıdır.Ama biliyorsunuz bazı oyunlar semtler arası değişikliğe uğramıştır,ilave ve eksikleri olabilir.
TC Engin Koç;
AŞIK ATMA:
Genellikle kırsal kesimde hayvanların aşık kemiği ile oynanan bir oyundu ve kayış ile ele vurma vardı.
Benle kimse aşık atamaz lafı dilimize bu oyundan girmiştir.
Aynı kibrit kutusu ile oynanan oyun kuralları geçerli idi.
Aşık kemiği yere atıldığı zaman eğer dik gelirse daha fazla sayı alınırdı.
TC Engin Koç ;
AÇ KAPIYI BEZİRGÂNBAŞI
Genelde kız çocuklarının tercih ettiği bir oyundu.
Oyuncular içinden iki elebaşı seçilir. Elebaşılar bir kenara çekilerek kendilerine birer isim alırlar. Ancak diğer oyuncular elebaşı olan arkadaşlarının aldıkları isimleri bilmeyeceklerdir. Diyelim ki elebaşlarından birisi “ayva” diğeri “nar” adlarını almış olsun.
“Ayva” ile “nar” karşılıklı durarak elele tutuşurlar ve kollarını kaldırarak bir köprü oluştururlar. Diğer oyuncular bu dizilişi bozmadan aşağıdaki tekerlemeyi söyleyerek köprü altından geçerler:
“Aç kapıyı bezirgânbaşı, bezirgânbaşı…”
“Kapı hakkı ne verirsin? Ne verirsin?”
“Arkamdaki yadigâr olsun, yadigâr olsun.”
Tekerlemede yer alan “Kapı hakkı ne verirsin?” sorusu elebaşılar tarafından sorulmaktadır. Kapı, dizideki ilk oyuncu tarafından açtırılır. Ancak dizinin en arkasında yer alan oyuncu yadigâr edilmiştir. Bunun için en arkada yer alan oyuncu köprü altından geçerken köprü indirilir ve kendisi halkaya alınır. Bu oyuncuya ancak onun duyabileceği bir sesle:
– Ayva mı? Nar mı? diye sorulur.
O da aynı sessizlikte bu isimlerden birini söyler. Hangi ismi söylemişse onun arkasına geçer. Oyuna dizi bitinceye kadar devam edilir. Daha sonra ortaya bir çizgi çekilir. Elebaşılar karşı karşıya geçerler. Birbirlerini çekmeye başlarlar. Hangisi diğerini kendi tarafına çekerse, oyunu o taraf kazanmış olur.
yaklaşık bir dakika önce · Beğen
TC Engin Koç;
KÖREBE:
Genellikle herkesin bildiği bu oyun,ebenin gözlerini bağlayarak,zevkle oynanan oyundu.
Gözleri bağlı ebe birisini yakalıyarak ismini söylerdi ve ebelikten kurtulurdu.
TC Engin Koç;
MENDİL KAPMACA:
Yine bu oyun okularda oynanırdı.
Sınıftakiler ikiye ayrılarak, karşılıklı dizilir ve ortada elinde bir mendil tutan,kişinin vermiş olduğu işaretle,guruplardan karşılıklı iki kişi çıkarak mendili rakibine yakalanmadan kendi tarafına getirmeye çalışırdı
TC Engin Koç ;
YAĞ SATARIM BAL SATARIM OYUNU:
Bu oyun genellikle,İlkokullarda beden derslerinde öğretmen nezaretinde oynanan bir oyundu.
Sınıfta ki kişiler,yere çömelir ve bir daire oluşturulurdu,elinde mendil olan ve mendilin bir ucuna da düğüm atılırdı.
Daire olmuş kişilerin etrafında,yağ satarım,bal satarım,ustam ölmüş ben satarım diyerek gezerdi ve birisinin arkasına mendili bırakırdı,arkasında mendil olduğunu fark etmeyen kişi mendil ile dairenin etrafında kovalanır ve yerine oturuncaya kadar,kendisine mendil ile vurulurdu.
Yağ satarım, bal satarım
Ustam ölmüş ben satarım
Ustamın kürkü sarıdır
Satsam on beş liradır
Zam-bak, zum-bak
Dön arkana iyi bak
Yağ satarım bal satarım
Ustam ölmüş ben satarım
Alacağına, bulacağına
Bir kaşık ayran
Yarın sabah bayram.
TC Engin Koç UZUN EŞEK:
İki türlü olanı vardı,birisi ferdi tek eşek olur,öbürü ise eşli oynanırdı.
İki gurup halinde oynanan eşli uzun eşek, ,oyunu yöneten bir kişinin ilk baştaki kafasını bacaklarının arsına sokup eğilirdi ve arkadaşları da ardı ardına,onun arkasına dizilirlerdi,bur da amaç eşeği çökertmekti.
Herkes bir kişinin üzerine atlayarak bütün ağırlık ona verilir ve o şahıs üzerindeki yükü çekemeyip,yere düşerdi, buna eşek çöktü denirdi.
Oyunu yönetene Üsteki ekip başı,parmakları ile bir sayı gösterirdi ve alttakilere sorardı.
Çattı pattı kaç attı?
Altta ki sözcü bir sayı söylerdi eğer,gösterilmiş rakamı bilmişse,guruplar yer değişirdi.
Bu oyunda resmen altta kalanın canı çıkardı ve mızıkçılık çok olurdu.
TC Engin Koç BİRDİRBİR:
Hala,yeni nesiller tarafında bilinen bir oyunumuz,ama onunda kuralları vardı.
Birdirbiri yöneten başkanın,ebenin üzerinden altlarken yaptığını aynısını,kendisini takip edenler tarafından yapmak zorunda idi oyuncular yapamayan ebe ile yer değiştirilirdi.
Her atlamanın değişik sitilleri ve her atlamada ebe yerden biraz daha yükseğe durma kuralı vardı.
Amaç yüksekten atlamaktı,atlıya mayan ebe olurdu.
Engin Koç;
YAKAN TOP: Yakan top oyunu en az 4 kişiyle oynanırdı.
Oyuncular ya sayışarak yada eşleşerek iki eşit sayıda grup oluştururlar ve ortaya geçen gurubu belirlemek için sayışma yapılırdı.
Atış mesafesi için iki tarafa da çizgi çizilirdi ve bu çizgiyi geçmeden her iki taraftan topla çizginin içindeki oyunculara atış yapılırdı.
Top kime değerse o çıkardı.
Havadan gelen topu yere düşürmeden tutan bir hak daha kazanmış olurdu.
TC Engin Koç;
TOPAÇ OYUNU:Sert ağaç cinslerinden topaçlar yapılırdı,genelde şimşir ağacı tercih edilir ve topacı yere hızlıca atınca kırılmaması için bu ağaç tercih edilirdi.
Topacın ucuna kabara dediğimiz ve yerde dönmesini sağlıyan çivi çakılırdı,topaçın dengesi önemliydi ve bu denge güzel olursa daha fazla dönerdi.
Topaça bal mumu yedirilmiş ip sarılır ve ustalıkla yere atılırdı.
Topaç oyunları iki türlü oynanırdı.
1-Büyükce yere bir daire çizilir ve boş topaçlar bunun içine konurdu,oyuncu topacını bunun içine atarak,yerdeki boş topaçları dairenin dışına çıkarmaya çalışırdı,çıkardığı topaç onun olurdu.
2-Birde zaman yarış yapılırdı,aynı anda döndürülen topaçlardan hangisi daha fazla dönerse o galip sayılırdı.