Edirne Kakava Şenlikleri

Kaynak;İsmail Engin (kanalkultur.com)
Gogocular gogo yapar
Aç karınla sükse satar
Aman gogocular
Canım gogocular
Plakalar elimizde
İki buçuk cebimizde
Aman gogocular
Canım gogocular
Karkaput mahalleyi bastı
Melek abla yan yan kaçtı
Aman gogocular
Canım gogocular[4]
Yıllar önce, “Çingeneler” üzerine bir çalışma yapıyordum. Muhtemelen 1981 kışıydı. Edirne’de zamanın Sağlık Müdürü Dr. Ratıp Kazancıgil’e görüşüyordum. Ratıp bey, ünlü tıp tarihçisi Ahmet Süheyl Ünver’in de yönetiminde Edirne hakkında bir doktora tezi hazırlamış ve Osmanlıcası son derece iyi olan bir akademisyendi aynı zamanda. Akabinde Trakya Üniversitesi’nde tıp tarihi kürsüsünde öğretim üyesi oldu. Saatler süren ve kayda aldığım konuşmasında, bana Edirne tarihinden söz ederken, Çingenelerin de tarihini anlatıyordu. Bilhassa Edirne’deki “Araplar mahallesi”nin… Ona Çingeneler üzerine bazı bilgiler edinmek istediğimi belirtip, bu konuda kiminle görüşebileceğimi sordum. Bana “Kınacı Muhittin”i önerdi.
“Kınacı Muhittin”, görüşme ricamı kırmadı, saatler süren söyleşi yapabilmiştim onunla.
Ardından ver elini “Gogo mahallesi”… Ve “Gogo mahallesi”nde yeni bir dünya ile tanışmam… Evliya Çelebi’nin ve Alexandre G. Paspati’nin sözünü ettiği gizemli bir dünyaydı bu. Ona açılan o güne kadar bilmediğim ve duymadığım bir dil! Bu dil, sadece Osman Cemal Kaygılı’nın İstanbul’daki “Çingeneler”inde yaşamıyordu elbette. Edirne’de “Gogo mahallesi”nde yaşlılar arasında da vardı.
Ahmed Haşim’in, “insanın tabiata en yakın kalan güzel cinsidir. Zannedilir ki bu tunç yüzlü ve fağfur dişli kır sâkinleri beşerî şekle istihale etmiş birtakım yeşil ağaçlardır. Çingene bizzat bahardır.” diye kaydettiğini okumuştum bir yerlerde; sordum nedir bu diye? “Kakava”yı bilmeden anlayabilmek mümkün değildir diye cevapladı akil adamlar. Sandıklarında sakladıkları bir tomar kağıt arasından iki tanesini uzatıp verdiler bana. Davetiyeydi bunlar. İki ayrı davetiye. Sakla dediler, bir gün lazım olacağını belirterek. “Davetlisin sen de Kakava’ya böylece” diye altını çizerek. Baktım davetiyelere, yılların berisinden ta 1930’dan gelen bir çağrıydı bu…
Sonra bir 5 mayıs günü ben de katıldım Kakava’ya. Davete icap ederek…