Edirne'de Hıdırellez Şener Kulalar

Şener Kulalar;
Hıdrellez’le ilgili bende yaşadıklarımdan bir iki şey anlatayım; daha önce yazdığım gibi, Edirne’de çeşitli dini ve etnik topluluklar, Hıdrellez, gününü eğlenerek kutlamışlardır, Kakava,salhanelerde eğlenme, kıliselerden çıktıktan sonra Selemiye Caminin kapısındaki taşa çıkıp dilek dileme, biz Türkler’de ise, eğlenceler Sarayiçinde yemek ziyafeti, bando şenlikleri ve eğlenceleri şeklinde olmuştur. Daha sonraları Balkanlardan gelen göçler ile hıdrellez kutlamalarında Balkan etkisi görülmektedir, Benim çoçukluğumda yaşadıklarım; Kakava şenliklerini seyreden, (5 Mayıs akşamı,Gogo mezarlığınının önündeki meydanda yapılan) biz mahalle insanları hava kararınca eski hasırları mahalle meydanında yakar üzerlerinden atlıyarak, evimizde bit ve pirenin olmıyacağını inanırdık.O gece mahallenin bayanları bir toprak küpün içine Nisan’ın ilk yağmurlarından koyarlar ve dilek dilemek isteyen insanlar devamlı kullandıkları madeni bir eşyayı kübün içine koyardılar(tarak,toka,yüzük vb.) kübün ağzı bir yemeni ile kapatılır ve küp dualarla bir gül ağacının dibine konur ve Hızır Aleyselamın o gece gelerek o eşyalara şans vereceğine inanılırdı. 6 Mayıs sabahı kadınların erken kalkması gereken bir gündü, sabah yaşlı kadınlar erkenden kalkarak, evlerinin önünü süpürürler ve çöpün bir kısmını da kalkamayan tembel ev hanımlarının yaşadıkları evlerin kapısına espiri amaclı koyarlardı,annelerimiz sabah bizi bir tekerleme olduğunu sandığım bir mısra ile seslenerek uyandırırlar ve kalkarkende ”uçtu, uçtu” diye seslenirlerdi,İlk Nisan yağmurları süpürge ile ev içindeki odalar ıslatılırdı. (eve yılan gibi zararlı mahlukatın gelmemesi için tedbir olduğuna inanılıır) yine sırtımıza oklava ile yavaşça vurularak uzun boylu olacağımız söylenirdi, yedi karınca yuvasından alınan topraklar, kırmızı bir üçgen kumaş içine konur ve bütün yıl para cantamıza bolluk getirmesi dileğiyle konurdu,yemekten sonra mahallenin bütün kadınları ve biz çocuklar akşamda konan gül ağacı altındaki küpün başına toplanardık, küp açılarak, başı etrafı görmeyecek şekilde yemeni ile örtülü bir kız çocuğuna verilir, kız her seferde küpten bir parça çıkarırdı, mahallenin mâni okuyan bayanı her parçaya ayrı mâni okur, çıkan parça kiminse ona iade edilirdi ve mâni o kişinin o yılki şansı olduğu söylenirdi, ama mâniciler parçayı tanıyıp, şayet genç kıza ait ise, ona göre bir mâni söyler, gülüş patırtı yükselir, alkışlanır ve genç kız utanarak kızarırdı, yaşlılara uzun bir hayat, çoçuklara ise parlak bir gelecek mânilerin olmazsa olmazlardandı, bu dilek çekilişi bitince darbuka ile şarkılar söylenir isteyen oynardı. Eve bolluk ve bereket girmesi için kapıların girişine yeşil bir dal parçası iliştirilirdi, şenlikler öğlende biter, nehir kenarındaki mahallelerde oturanlar ve Kaleiçinde oturan aileler Sarayiçi’ne ve Tunca kenarına giderek eğlenirlerdi, bu eğlenceler kadınlar ve çocuklara yönelikti erkekler bu eğlencelerde bulunmazdı veya kenardan izlerlerdi.