Abdurrahman Hibrî’nin Hayat Hikâyesi

Abdurrahman Hibrî’nin Hayat Hikâyesi
Asıl adı Abdurrahman olup, sonradan, döneminin kurallarına uyarak: büyük bilgin, hoca ve mürekkep satıcısı anlamına gelen “Hibrî” mahlasını almıştır.
Tarih yazarlarımız ondan ‘Molla Hibrî, Abdurrahman Hibrî Çelebi veya sadece Hibrî Çelebi” şeklinde de söz ederler.
Babası, Edirne’nin ileri gelen müderris ve kadılarından “Salbaş” lakabıyla tanınmış Habbaz “Ekmekçi” zâde Hasan efendidir.
Hibrî H:Zilhicce l012-M:Mayıs 1604 yılında Edirne’de doğmuş olup çocukluk yıllarını burada geçirmiştir.
İlk öğrenimini de Edirne’de gören yazarımız yüksek medrese öğrenimini İstanbul’da tamamlayıp belli basamakları atladıktan sonra hocalık sınıfına geçmiştir.
Hibrî, önce Edirne Emir Kadı, sonra da H:1046-M:1636 sıralarında Dimetokadaki Oruçpaşa medreselerine müderris olmuştur.
Daha sonraları H:Cemaziyel evvel 1049 M: Eylül 1639’dan itibaren sırasıyla Edirne İbrahimpaşa, Saraciye, Eminiye, Taşlık, Câmi’i atik ve üç şerefeli medreselerine ve nihayet H:1069-M:1658 yılında da dârü’l hadis’e müderris olmuştur.
Mezar taşı hitabesinden öğrendiğimize göre de H:1069-M:1658 yılında vefat etmiş ve Edirne’nin Yıldırım semtindeki kabristana defnedilmiştir.
Sultan IV.Mehmet dönemi bilginlerinden “Bostan zâde dâmadı11 demekle ünlü Feyzullah efendi de Hibrî’nin oğludur. O da babası gibi müderris olup H:Zilkade 1124-M:Kasım 1712 tarihinde vefat etmiştir.
Hibrî’nin Eserleri
Hibri, yalnız tarihçi değil, aynı zamanda güçlü bir biyograf ve şairdir.
Eserlerinin hepsi el yazmasıdır:
1 – Hadaikü’l Cenan (Cennet bahçeleri)
2- Enisü’l Müsamîrin (Gece sohbetçilerinin dostu)
3- Defter-i Ahbar (Haberlerin deftedi)
4- Tarih-i Feth-i Revan
5- Tarih-i Feth-i Bağdat
6- Riyâzü’l Arîfîn Fi’l-ahâdis’I erbâin
7- Evkat-ı Hamse’ye ait risâle
8- Dîvançe
9- Mevâsik-i Mesâlih
Hlbri’nin Ölüm Yılı, Öldüğü Yer ve Mezarı
Hibri’nin biyografisini anlatan kaynaklardan (Ata’i’nin ‘Şakayık Zeyli”, Ahmet Badi efendi’nin “Riyaz-ı belde-i Edime”, Bursalı Tahir Be/in ‘Osmanlı müellifleri” ve profösör Tayyip Gökbilgin’nin “Edirne Armağan kitabındaki Hibri ile ilgili makalesi” gibi eserlerde Hibri’nin H: 1087-M: 1677 yılında Serez kadısı iken vefat edip kale dışındaki kabristana gömüldüğü ve hatta mezarının da bir su taşkını sonunda ortadan kalktığı yazılıdır.
Ancak, Osman Nuri Peremeci, 1939 yılında yayınlanan “Edime Tarihi” adlı eserinde, Hibri’nin mezarının Edirne’nin Yıldırım semtindeki kabristanda olduğunu yazmış ve bir de fotoğrafını koymuştur.
Sonra, sayın Doçent Sevim Üngün, Hibri ve Enisü’l Müsâmîrîn üzerine hazırlamış olduğu doçentlik tezinde Peremeci’nin fikrini kabul etmiş olup o da mezarın bir fotoğrafını yayınlamıştır.
Biz, bu son iki hocanın yayınları ışığında Prof.Dr.Murat Tuğrul ile önce o semtteki Bâdemlik mezarlığında ve sonra da Yıldırım mezarlığında araştırma yaptık. Her ikisinde de Hibri’ye ait dikili bir taş bulamadık.
Ancak, Yıldırım mezarlığında kitâbe yönü toprağa gömülmüş yatay durumdaki bir taşı çevirip temizledikten sonra okuyunca bunun Hibri’ye ait olduğunu gördük. Prof.Dr.Murat Tuğrul ve Yrd.Doç.Mehtap Cömert Ülkücü kitabeyi fotoğraflayıp İstampajla kalıbını aldılar.
Kitabedeki yazıyı aynen buraya alıyoruz.Bu belge karşısında sanırım ki artık Hibri’nin ölüm yılı ve mezarı üzerindeki belirsizlik ortadan kalkmış olacaktır.
ABDURRAHMAN HİBRİ’nin MEZAR TAŞINDAKİ KİTABE
Hayf Salbaş zâde yani Hibrîi allâme kim Rihletile âlemi etmekte şimdi pürkeder Eyleyip tekmil dikkatle ulûmi zahiri İlmi batından dâhi olmuştur hakka bahaber Perev-i kadı Şureyh-u seyyidü ibn-i Kemal Hemreh-i Hassan-ü Urfı sahib-i fadl-u eser Düştü bir tarih-i ziba fevtine ol fâdılın Rûhi Hibrî amem-i mânide oldu cilveger H:1069/M:1659
Kaynak;Ratip Kazancıgil
Enisül Müsamirin