Cengiz Bulut,Eski Edirne Vali’lerinden Hacı Adil Beyin Mağrur ve Mağdur Mektupları.


Bu araştırma Makalesi Edirne Valiliğince üç ayda bir yayınlanan 2014 yılı 43.sayı  “Edirne” isimli dergide yayınlanmıştır..
Cengiz Bulut * 
Eski  Edirne  Vali’lerinden  Hacı Adil  Beyin  Mağrur  ve  Mağdur  Mektupları.
    Hacı Adil Bey (ARDA) Kimdir;
     Lofça’da  1869 yılında doğmuştur, 1903 yılında Hukuk mektebini bitirdi , 1908  yılı  Meşrutiyetin ilânından sonra  Selanik Rüsumat nazırı, 1909’da Edirne valisi tayin edildi. 1910’da İttihat ve  Terakki   genel  sekreterliğine  seçilerek  memuriyetten  ayrıldı. Selanik   Hukuk  mektebinde  usul-i  fıkıh ve nikâh öğretmenliği yaptı. 1912’de  Dahiliye  nazırlığına  getirildi. 1912’de Gümülcine mebusu ve  1913 yılında ikinci defa Dahiliye   nazırı  oldu.   Balkan Savaşı sonrası 23 Temmuz da Edirne’nin geri alınmasından sonra, Bursa  mebusu  oluncaya  kadar   Edirne  valisi olarak görevde bulundu.( Edirne Valiliği sırasında Edirne’nin imarı  için bir çok başarılı çalışmalara imza atmıştır, Meriç  Köprüsü karaağaç yolu üzerinde  kendi adını taşıyan bir çeşmesi halen kullanılmaktadır, Karaağaç’ta boş bir arsası ve Hacı Adil Bey Caddesi  vardır.)   Meclis-i  Mebusan’ın  3. döneminde  Bursa mebusu seçildi. 21 Aralık 1918’e  Meclis-i Mebusan’ın kapatılmasına  kadar Meclis başkanlığında kaldı. Mütareke’de  İstanbul darülfünununda  medenî  hukuk  müderrisliğinde  bulundu. İtilâf  kuvvetleri  tarafından  tevkif  edilerek  Malta’ya  sürüldü. Malta’dan döndükten sonra, bir süre Almanya’da kaldı. 1922’de Adana ve Bursa valiliği yaptı. 1923’te Reji umum müdürüyken emekli oldu. İnhisarlar idare meclisi üyesi olarak 1926’ya kadar bu görevde kaldı. Lozan antlaşmasına göre, İstanbul’da kurulan Türk-Fransız  karma hakem mahkemesinde Türk hakemi ve  İstanbul  darülfünunu Hukuk fakültesinde müderris oldu. Darülfünun üniversite haline getirilinceye kadar bu görevde kaldı. Hukuk konulu Borçlar Kanunu Şerhi isimli basılmış eseri vardır  1935 yılında İstanbul’da vefat etmiştir..
   Hacı Adil Bey  sadece  İttihat ve Terakki’de  güçlü bir Genel Sekreter değildir, o aynı zamanda 1913 Yılı  23 Temmuz sonrası  Edirne Valiliği sırasında, Edirne’nin geri alınışından sonra Mustafa Kemal ile Enver Paşa arasındaki kırgınlıkları gidermek için ara buluculuk yapan kişidir.Teşkilatı  Mahsusa da da önemli görevler  üstlenmiştir, Mustafa Kemal’e Trablusgarp’a gönderileceğinin tebliğ edildiği toplantıyı idare eden  kişidir.Teşkilatı  Mahsusa’nın  tetikçilerinden  efsane  isim  Hasan Tahsin’i,   Balkanları Türkler aleyhine  kışkırtan   İngiliz  ajanlarını  Romanya’da  etkisiz  hale  getirmekle  görevlendirmiştir. Osmanlı  Meclisi  Mebusanı’nda Birinci Dünya Savaşına girme sebeplerini Talat Paşa’nın isteği üzerine kürsüden anlatan kişidir aynı  zamanda..
   Hacı Adil Bey’in daha önce hiç bir  yerde yayınlanmamış  iki mektubunu paylaşacağım sizlerle, bu mektuplardan  ilki “Mağrur”  olandır, Yıl;  1911  Yer; Ohri  Hacı Adil Bey  İttihat  Terakki’nin  Genel Sekreteridir, güçlüdür  özgüveni  tamdır,  kardeşi Süleyman Bey’e  yazdığı  mektup  bir  devrin  özetidir aslında.
     “Mağdur” olarak yazdığı  mektubu ise Malta sürgünü sırasında  kardeşi Süleyman Bey’e yazdığı mektuptur    ki, özlemlerini  hasretlerini  dile  getirir..
 mektup1

 
           
 
 
Hacı Adil Bey’in  Ohri’den Yazdığı  “Abdülhamid Han” Antetli
                                               Mektup  15 Mart 1327 (1911)
 mektup2
                  Hacı Adil Bey’in  Ohri’den Yazdığı  “Abdülhamid Han” Antetli
                                                 Mektup   15 Mart 1327 (1911)

 IMG_2290

Abdülhamid Han’ın şahsına mahsus halis gümüşten, armalı, altında A.H. (Abdülhamid) markalı mektup kağıdı.

 
Mektup : 01
 
Ohri: 15 Mart 1327 (1911)
Ey Hazreti Sırrı!
Bu mektubu aldığın vakit biraz hayret edeceksin. Evvela şu baştaki armaya bakacaksın, bu ne diye?
Ne olacak, Abdülhamit’in şahsına mahsus halis gümüşten, armalı, altında A.H. (Abdülhamit) markalı mektupluk kağıdı. Ya sonra bu mektup nereden yazılıyor? Ohri’den! Ohri ki Hürriyet’in merkezi olan mevkilerden birisi. Resne’nin Tabur Merkezi. Mektubu kim yazıyor? İttihad ve Terakki Cemiyeti  Genel Sekreteri. Sübhanallah! Hani o zalim, baskıcı, ağızlara kilit vuran, cemiyet değil, “Rumeli” kelimesini ağıza alanı telef eden, hürriyeti esarete döndüren, Abdülhamit…
İşte bu Allahın büyüklüğüne bakıp da ibret almalı. Evet, işte o Abdülhamit bugün millet pençesinde kıvranıyor. Paris’in en meşhur mekanlarına yaptırdığı armalı, “Hususi mektup kağıtları da kurucu ve hürriyetlerini bu yolda feda edicilere miras kalıyor. “Fa’tebirû yâ uli’l-ebsâr.” (Basiret sahipleri ibret alın)”
Ohri’de gayet duygusal, samimi, güzel bir kabul gördük. Ohri’liler evvela vatan eseri olan kahraman Eyüp Sabri’ye, sonra kutsal cemiyetin sözcüsü olan Genel Kâtibe büyük bir muhabbet eseri gösterdiler.
Bu fedakâr zatın babadan kalan hanesine girip de sade ve latif köşe penceresi yanında oturduğum vakit hissettiğim manevi zevki tarif edemem.
Ohri müderrisi, herkesin önünde söylediği nutkunda “Adil, İkinci Mithat Paşa’dır.” Dediği vakit kendimi küçük görüyordum. Fakat buradan da bu samimiyet muhitinde ruhum o kadar yükseliyordu ki.
Aman söylenen nutuktan hatırıma gelen, Manastır’da, İlkokulların birisinde, zekice gördüğüm bir çocuğa;
— “Sen hangi cemiyettensin?” diye sordum.
— “İttihad ve Terakki Cemiyeti” dedi.
—“İttihad ve Terakki Cemiyeti nasıl idare olunur ?” dedim.
—“Genel Merkez vasıtasıyla” dedi. Hürriyet!..
—“Genel Merkez üyelerini tanır mısın ?” dedim.
—“Evet” dedi.
—“Hacı Adil Bey, Eyüp Sabri Bey, Doktor Nazım. Hürriyet!
— “Bunları sever misin” dedim.
— “Evet, çünki bunlar hayatlarını, şahsi faydalarını unutmuşlar, hayatlarını vatana vakfetmişler, çalışıyorlar, tabiidir ki ben onları seveceğim.” dedi.
İşte Meşrutiyet ışığı.
İşte gayret sahiplerinin ve hayranlarının, daha ziyade utanarak vatan hizmetinde kararlılıklarını gerektirecek kıymet bilir tezahürat örneği….
Meşrutiyet.. Oh kardaşım! Biz bu yüce, bu kutsal, yönetim şeklinden pek bahtiyar olduk.
Meşrutiyet sayesindedir ki bugün bu mübarek vatana gönlümüzün istediği gibi hizmet etmeye çalışıyoruz. Meşrutiyet sayesindedir ki sen orada istikbal için büyük büyük ümitler besleyerek çalışıyorsun. Öyle ise “Yaşasın meşrutiyet!”
Valideye çok çok mektup yaz. Yani daha evvelkilerden ziyade sık yaz. Ben de Selanik’te bulunuyorum. Duygusal ve yufka yürekli validemiz üzülmesinler. Sonsuza değin mübarek gözlerinizden öperim. Aman Ohri Köyü, aydınlık, şirin….
Ağabeyin Adil

 

 mektup3

Hacı Adil Bey’in 01 Mart 1920 tarihli Malta sürgününde Kardeşine yazdığı mektup.

 
 
Mektup : 02
 
1 Mart sene 1336 Pazartesi
 
   Gözümün nuru sevgili kardaşım, Bu hafta da yani On İki gün oluyor ne senden ne de yengenizden mektup gelmedi. İnşallah manası hayradır. Ben hamdolsun sıhhat ve afiyetteyim. Sizlerin de hepinizin sıhhat ve afiyette olduğunuzu Lütf-ı Bârî’den ümit ederek dualar ediyorum. Bedriye hanımın, yavrularımızın ayrı ayrı gözlerinden öperim. Yengenize yazdım Bugün Martın biri. Burada da hava bahar, bütün manasıyla burası güzel renkler içinde. Siz kışla iyice üzüldünüz fakat zannederim artık bir şey kalmamıştır değil mi? Kayınbiraderim ile ablamın, eniştenin gözlerinizden öperim. Kendisine her vakit mektup yazmak isterim fakat her posta onu duygulandırıp üzsün istemiyorum. Şimdi onun hakikaten meşguliyeti hem çok, hem de ağırdır. Cenab-ı hak hayırda muvaffak buyursun.  Muhterem eşleri  Bedriye hanımın da gözlerinden öperim. Kayınvalidenin de ellerinden öperim. Kayınpederinize de özel selam ederim. Bizleri soran diğer kardeşlere de selamlar ederim. Mektup yazamadığımdan hatta cevap veremediğimden dolayı kusura bakmasın. Dün hatırıma tuhaf bir şey geldi. Edirne’den İstanbul’a gelirken bir kutu un kurabiyesi getirmiştin, zannederim sizin kayınpederden idi. Canım o kurabiyelerden istedi. Burada da bu gibi şeylerin bulunması mümkün, tatlı ihtiyacını bol bol giderecek her şey mevcut fakat memleket ürünü insanın hoşuna gidiyor. Ve bilhassa sizin de hoşunuza gider diye yazıyor ve istiyorum. Sonraki mektubunuzu gözleyerek gözlerinizden öper ve cümlemizi hazret-i samedaniye  tevdi ederim. Sevgili kardaşım, gözümün nuru.
Bizim Hasan ağanın afiyeti nasıldır. Edirne’den bahsetmiyorsunuz.
Ağabeyin Hacı Adil 
 
 
    Bu mektupları  özel  arşivinde  muhafaza  eden  ve  yayınlamama  izin veren,Hacı  Adil bey’in kardeşi Süleyman bey’in torununun  kızı  sayın  Zübeyde  ARDA  ALTINBAŞ  hanımefendiye ve   bu mektupların  çevirisini  yaptırmak  üzere  bana  ileten  Trakya  Paşaeli  Cemiyeti’nin kurucularından  Kasım Yolageldili’nin  torunu  Sayın  M. Kasım Yolageldili’ye , Edirne  ile  ilgili bir çok  Osmanlıca  belgeyi günümüz Türkçesine  çevirerek  araştırmalarıma  destek olan Zeki Özkan’a  çok  teşekkür  ederim..
 
 
 
 
 
*-  Araştırmacı