Edirne Güneş Saatleri


Kaynak;Trakya Üniversitesi doktora öğrencisi Hakan Şallı
TAŞTA AKIP GİDEN ZAMAN
Payitahtımız Edirne, öylesine zengin bir mimari doku ve medeniyet nişaneleri ile donatılmıştır ki bakmak ile görmek arasındaki ince çizgiden sıyrıldığımızda, payitahtı saran nice güzellik ve incelikleri çok açık bir şekilde görebiliriz.
Belki birçoğumuz için medeniyetin kalbinin attığı Selimiye Camii ve Cuma namazı denildiğinde akla gelen Eski Camii ya da Edirne’mize gelen tüm misafirlerimizi haklı bir gurur ile ziyaretine götürdüğümüz II. Bayezid Külliyesi ve son olarak minareleri ile medreselerinin isimlerini sürekli karıştırdığımız Üç Şerefeli Camii’nde yer alan güneş saatlerini biliyor muyuz?
Zamanı belirleme ihtiyacı ilk çağlardan beri insanoğlunun bir gereksinimi olmuş ve zamanın maddede yansıyan ilk örnekleri de güneş saatlerinde vücut bulmuştur. Sahip olduğumuz coğrafyada güneş saatleri, ezan vakitleri ve dini günlerin doğru tespit ve tayin edilebilmesi amacıyla muvakkithane görevlileri tarafından kullanılmıştır. Güneş saatleri camilerin kıble duvarında, ya duvarın kendisine ya da mermer bir levhaya işlenmiş ve güneş ışınlarını kırıp levha üzerinde zamanı gösterebilmesi için ortalarında mil adı verilen bir demir çubuk ile tasarlanmıştır.
Osmanlı Devleti coğrafyasında 80 civarında olan güneş saatlerinden payitahtımız Edirne’de de 8 tane bulunmaktadır. Bu sayı ile, 53 güneş saatini bünyesinde barındıran İstanbul’un hemen ardından ikinciliği elde etmektedir. Edirne’de bulunan güneş saatlerinin 3 tanesi Selimiye Cami’nde diğerleri ise Eski Camii, Üç Şerefeli Camii, II. Bayezid Külliyesi  Camii, Ayşe Kadın Camii ve Evliya Kasım Paşa Camii’nde bulunmaktadır. Selimiye Camii’nde yer alan güneş saatlerinden birinin mili bulunmamakla birlikte neredeyse gözle görülemeyecek bir hale gelmiştir. Bir diğeri 1774 tarihli bir kitabe ile levha üzerine çizilmiştir. Sonuncusu ise diğer güneş saatlerinden farklı bir işleve sahip olup ikindi vaktine ne kadar zaman kaldığını göstermektedir. Eski Camii, Üç Şerefeli Camii ve Evliya Kasım Paşa Camii’nde bulunan güneş saatleri camilerin batı duvarlarında yer alırken saatlerin kuzey kesiminde zeval yazısı bulunmaktadır. II. Bayezid Külliyesi Camii ve Ayşe Kadın Camii’nde bulunan güneş saatleri diğer camilerde bulunan güneş saatlerinden farklı olarak müstakil bir taş blok üzerine tasarlanmıştır.
İlk olarak söylediğimiz gibi zaman bu… Taşta akıp gidiyor. Haliyle de zaman her şeyi tüketiyor. Vaktiyle çok derin manalar içeren basit bir araç bugün bilinmiyor ve bilinmediği için de kimliğimize renk katan unsurlardan biri olamıyor, günümüzde sembolik olsa dahi kullanılıp yâd edilemiyor. Ancak ben bu kaybı yine kendi hatalarımızda aramaktan yanayım.
Eskiden bu coğrafyada bir kişinin zamanı, sabahın ilk parıltıları ile başlayıp güneşi Meriç nehrinin arkasında batırdığında son buluyordu. Hani derler ya “Güneşi üzerine doğuranın rızkı kesilir” diye… Bazen düşünüyorum da sanırım eskiler her şeyi biliyordu. Daha etraf aydınlanmadan Çilingirler sokağındaki nalbur dükkânları ve Saraçlar yolundaki esnaf, payitahtı bir bayram yerine dönüştürüyordu. Selimiye Camii arastasındaki dükkân sahipleri ise dua kubbesinin altında buluşuyordu.
Günlük işler planlanırken, öğleden sonra, ikindide Ayşe Kadın Camii’nde buluşarak, diye başlayan ve devamı gelen zaman ifadeleri kullanılıyordu. Ya da saat kaç sorusuna “akşamın okunmasına beş dakika var” diye cevap verilen bir saat vardı.
Aslında geldiğimiz nokta çok açık bir şekilde ortadır belki de geldiğimiz bu nokta son duraktır. Zamanın altından daha kıymetli olduğu vakitlerden, zamanı gösteren araçların altın olduğu vakitlere geldik.