Sakallı Mustafa’nın Balkan Savaşı Edirne Kuşatması Anıları,Dedem Şevket Dağdeviren’in Balkan Savaşı Anıları ile bire bir aynıdır, Cem Altınel

04/Ekim/2015
Sayın Ayhan Tunca,
Yöre Dergisi Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Edirne
Dayım Selçuk Dağdeviren ile yaptığınız söyleşinin bulunduğu Ekim 2004 tarihli, 55 numaralı Yöre dergisinin 17 ile 21. sayfaları arasında yer alan açıklama yazısı ile “Sakallı Mustafa’nın Balkan Savaşı Edirne Kuşatması Anıları (1)” başlıklı yazı son derece şaibeli olup, tarihi gerçeklerle örtüşmemektedir.
Sözü geçen yazı, formatı ve kullanılan dili ile büyük dedem Şevket Dağdeviren’in “Balkan Savaşı Anıları”’ile bire bir aynı olup, Şevket Bey’in anılarının Türkçe’ye oldukça kötü çevrilmiş bir versiyonudur.
2004 yılının Ocak Ayı’nda Prof. Dr. Murat Tuğrul ve Yrd. Doç Dr. Ratip Kazancıgil ile birlikte evime yaptığınız ziyarette Şevket Bey’in anılarını sizlere sunmuştum. Dr. Ratip Kazancıgil, anıların çok değerli tarihi belgeler olduğunu bildirerek bunları günümüz Türkçe’sine aktarmak ve Şevket Bey’in Salnamesinin sonuna eklemek istediğini bildirmişti. O zaman hazırlıklarının bitmek üzere olduğu Şevket Dağdeviren Salnamesi’nin yayınlanması Dr. Ratip Bey tarafından durdurulmuş ve benim iznimle anıların Türkçe’ye aktarımı tamamlandıktan sonra “Dağdevirenzade M. Şevket Bey’in Edirne Tarihi ve Balkan Savaşı Anıları” başlığı ile 2005 Temmuz’unda Türk Kütüphaneciler Derneği yayını olarak basılmış ve dağıtılmıştı. İlgiyle karşılanan bu yayın yerli ve yabancı birçok araştırmacı tarafından kaynak gösterilmiş ve günümüzde de referans olmayı sürdürmektedir.
Aynı anılar 2013 yılının Mayıs ayında Edirne Valiliği Kültür Yayınları’ndan “Savaşı Yaşayanların Kaleminden Edirne Balkan Savaşı Anıları” başlığı ile Hafız Rakım Ertür, M. Şevket Dağdevirenzade ve Dr. Rifat Osman’ın anıları olarak 2. defa yayınlanmıştır.
İlişikte Başbakanlık Osmanli Arşivleri Sicil Kayıtları’nı sunduğum 7 sayfalık belgelerde Şevket Dağdeviren’in kimliği ve aldığı devlet görevleri tüm açıklığı ile görülmektedir. İsminin Edirne’de bir sokağa bile verildiği Şevket Dağdeviren, döneminde birçok ilçenin mutasarrıflığını yapmakla kalmamış, vali yardımcılığı, Edirne Belediye Başkanlığı, Trakya Paşaeli Müdafa-i Hukuk Derneği kuruculuğu ve başkanlığı görevlerini de başarı ile yürütmüş, Edirne’nin sayılan, sevilen köklü ailelerindendir. Balkan Savaşı sırasında Şevket Bey, il sınırları Selanik’ten Çatalca’ya uzanan, Kırklareli, Tekirdağ, Gelibolu, Gümülcine, Dimetoka ve Dedeağaç’ı da içine alan, yaklaşık 631,000 nüfuslu Edirne Vilayeti’nde, mutasarrıflık görevlerinden sonra, Vilayet Matbaası müdürlüğü ve Yeni Edirne Gazetesi’nin imtiyaz sahibi sorumlu yayın yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Bu devlet adamı ve gazeteci – matbaa müdürü sıfatlarıyla savaş ve kuşatma sırasında birçok yetkili ile sürekli görüşme halinde olduğu ve birçok bilgiye ulaşabilmesi aşikârdır.
Yöre dergisinin 55. Sayısında ilk bölümü yayınlanan sözde Sakallı Mustafa’ya ait olan anılarda, hiç bir tarihi belgede adı geçmeyen Sakallı Mustafa’nın bu detayda bilgiye nasıl ulaştığı ve hangi sıfatla merkez komutanlığına davet edildiği ve Kale Komutanı Hakkı Paşa ile görüştüğü (Yöre dergisi sayı 55 sayfa no: 21) anlaşılamamaktadır. Oysa aynı davetleri Şevket Bey’in alması ve görüşmeleri gerçekleştirmesi tarihsel süreçle örtüşmektedir.
Aynı derginin 19. Sayfasında en sağdaki paragrafta yazar; Arif’in kendisini uyandırmasından söz etmektedir. Bilindiği gibi Arif, Şevlet Dağdeviren’in tek oğlu olan Arif Dağdeviren’dir (1888 – 1979). Arif Dağdeviren’in Sakallı Mustafa’yı uyandırması söz konusu olamaz ancak vahim bir halüsinasyon olabilir. 20. sayfada yer alan ve Dedeağaç yolu üzerinden İstanbul’a gönderilen Arif, gene Şevket Bey’in oğlu Arif Dağdeviren’den başkası değildir. Aynı bölümde ismi geçen İbrahim ise Şevket Dağdeviren’in anne bir baba farklı üvey kardeşidir. Balkan Savaşı’nın başlamasıyla Şevket bey’in annesi Hacı Ayşe Hanım, İbrahim Bey ve Arif Dağdeviren’in İstanbul Erenköy’deki Hacı Ayşe Hanım köşküne gittiği bilinmektedir. 1931 yılında Şevket Bey de aynı köşkte vefat edecektir. Yalnızca kızları olduğundan söz edilen Sakallı Mustafa’nın evindeki ve yaşamındaki bu Arif’in ve İbrahim’in kim olduğu açıklanamamaktadır.
Balkan Savaşı sırasında ailesi ile birlikte Kurşunlu Fırın İzzet Bey Sokak’ta bulunan 18 odalı 3 katlı Dağdeviren Malikhanesinde bulunan Şevket Bey’in anılarında, top atışlarını gözlemek için üst katlara çıktığı ve malikanesinin Bulgar top atışları sırasında hasar gördüğü anlatılmaktadır. Oysa Sakallı Mustafa’nın 1912 – 1913 yıllarında Tophane’deki evinin büyüklüğü ve ailesi ile ilgili bir kayıda rastlanmamaktadır.
Anılar, Salname’de olduğu gibi ağır bir Tanzimat Türkçesi ile gazeteci dilinde yazılmış olup Ratip Kazancıgil tarafından uzunca bir sürede günümüz Türkçe’sine aktarılabilmiştir. Sözü geçen Sakallı Mustafa’nın böyle bir dile hakim olduğu da şüphelidir.
155 günlük Edirne kuşatmasını anlatan Şevket Bey’in anıları, Edirne Savunması Kahramanı Şükrü Paşa’nın kendisine yazdığı mektupla bitmektedir. Şükrü Paşa’nın hangi sıfatla Sakallı Mustafa’ya mektup yazdığı yanıt arayan bir diğer sorudur.
Öte yandan 6 Şubat 2013 tarihli yazınızda Arif Dağdeviren’in Balkan Savaşı’nda Yayınlanan gazeteleri Ahmet İhsan Gökçe’ye verdiğinden söz edilmektedir. Oysa 4 cilt halinde bulunan Yeni Edirne Gazetesi’nin tüm nüshaları benim arşivimde bulunmaktadır ve bu yıl içinde Trakya Üniversitesi Kütüphanesi tarafından dijital ortama aktarılmıştır. Çoğu yüksek tahsilli ve mevki sahibi 4 çocuk, 2 damat ve 6 torun sahibi olan Arif Dağdeviren’in Ahmet İhsan Gökçe’ye hangi nedenle gazeteleri verdiği bir muammadır. Büyük olasılıkla Arif Bey’in eski Türkçe’den çevirip kendi el yazısı ile yazdığı Şevket Dağdeviren anıları okunması için Ahmet İhsan Gökçe’ye verilmiş olabilir. Ahmet İhsan Gökçe’nin ya da oğlu Erdoğan Gökçe’nin gazeteleri ve anıları aldığı kişileri karıştırdığı aşikardır. Anıların Arif Bey’e iade edilmemesi de etik yaklaşımla uyuşmamaktadır.
Özetle 2 defa yayınlanmış olan Şevket Dağdeviren’in Balkan Savaşı anılarının iddia edildiği gibi Sakallı Mustafa ile uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Derginizde yapılan bu vahim yanlışın ivedilikle düzeltilerek, yayınlanacak ilk sayıda yukarıda sıraladığım gerçeklerin açıklanmasını rica ederim. Sakallı Mustafa adlı şahısın vârislerinin Şevket Dağdeviren anılarını Sakallı Mustafa anıları olarak yayınlatarak telif hakkı isteklerinde bulunduğu duyumlarını almaktayım. Ben Şevket Bey’in anlılarını yalnızca tarihi gerçeklerin bilinmesi için hiç bir maddi istekte bulunmadan Ratip Kazancıgil’e vermiştim. Kimliği şüpheli bazı şahısların büyük dedemin anıları üzerinden maddi çıkar sağlamaya çalışmaları başta Yöre dergisini sonra da böyle bir oyuna alet olacağınız için şahsınızı töhmet altında bırakacaktır.
Etik yayıncılık ilkelerine uyarak bu tehlikeli yanlışın zaman geçirilmeden düzeltilmesini ve Yöre dergisinin saygın prestijine tekrar kavuşmasını dilerim.
Saygılarımla,
Cem Altınel