KİTAP BASIMI – KÜTÜPHANE – CİLD – Etem Coşkun Aşiyan Sahaf

 

Aşiyan Sahaf  Etem Coşkun
KİTAP BASIMI – KÜTÜPHANE – CİLD
Kütüphanelerimizi süsleyen kıymetli, vefakâr dostlarımızın serencamı hakkında üç-beş kelâm edecek olur isek, faideden hali olmaz kanaatindeyim.
Türk-İslam toplumunda kitab lafzı ile , Kitabullah [ Kur’an-ı Kerim ]kasdedilir. Sâir telifat için çok zamanlar defter denmesi münasip telakki edilmiştir.
Halk, kitab üzerine yemin eder, Kitaba el basar, öper, tazimen secde ettiği alnı üzerine koyar.Doğru kelam için ;Kitabın ortasından konuşur ” Denir.
Kitap [ Kur’an-ı Kerim ] diğer kitaplar gibi raflara konmaz, nakışlı,simli, müzeyyen kılıfları içerisinde evin kıble tarafına veya başın üzerine gelecek şekilde duvara asılır. Abdestli iken el sürülür,Tazimle açılır, rahle üzerinde edeb ve erkânına münasip bir şekilde kıraat olunur.
* * *
Hicri 1141 miladi 1729 senesinde Bir Macar sığınmacı olan İbrahim Müteferrika hareketli hurufatla ilk defa Osmanlı ülkesinde bir matbaa tesis eder ve Sıhah-ı Cevherî’nin Arapça lügatinin Mehmet Vani Efendi tarafından Osmanlı Türkçesine çevrilmiş halini : Kitab-ı Lügat-ı Vangulu namıyla iki cild olarak basar. Sonra bu basımların arkası devam eder.
Biz bu makule baskılara tipo-graphi [ Tipo ] baskı diyoruz. Matbaaların gelişmemiş zamanları, kağıtların kalınlığı vs.yüzünden harf baskı ( Tipo ) kitaplarda harfler kağıdın arkasından bile belli olacak derecede belirgindir, dolayısıyla sahife üzerinde elinizi gezdirirken pütürleri rahatlıkla hissedersiniz. Maalesef halkımızın kısm-ı azamı bu türde kitaplara Taş-baskı derler ki , yanlıştır.
* * *
Taş Baskı [ Lito-graphi ] :
Bu baskı tekniğini Osmanlı topraklarına getiren Mösyö Jak Kayol ( Jacques Cayol ) ve akrabası Henri Kayol ( Henry Cayol ) ‘lardır. Bu zatlar an-asıl Fransızdırlar, Marsilya’dan İstanbul’a gelen Henri Kayol Avrupa’da öğrendiği Litoğrafya ( Taş-Baskı) basmacılığını İstanbul’da da yapmanın kazançlı bir iş olacağı mülahazası ile bu işe başlar.
Kolalanmış kağıt üzerine hattatın yazdığı yazılar, çizdiği resim veya desenler üzeri perdahlanmış taş üzerine basılıyor, sonra bir on nisbetinde kezzap dökülerek harflerin kabartılması sağlanıyor. Taş üzerine ters çıkan yazılar baskı esnasında kağıda düz olarak geçiyor.
Ve ilk taş baskı kitaplar Mahmud II dönemi ordudaki tebeddülat ve inkişafata müvazi oalarak Askerî kitaplar olup:
1- Nuhbetü’t Talim
2 – Asakir-i Mansure-i Muhammediye’nin İstimanıiçün tertib olunan nefer talimi
3 – Top Alayı Talimi
4 – Talim-i asakir-i piyadegân maa topciyan
5 – Müzekkere-i zabitan
6 – Top Bölüğü Talimi
[ Fakirde sadece bir adet ” Müzekkere-i Zabitan ” mevcuttur.]
Daha sonra : Muhammediye, Ahmediye, Mızraklı ilmihal, Resimli Halk hikayeleri, Cenknâmeler hep taşbaskı yapılmışlardır.
Taş baskı kitapların sahifeleri pütürsüz, düzgün hatta bazı yerleri silik olarak basılmıştır.
Osmanlı döneminde ” Evrak-ı muzırra veya Neşriyat-ı Muzırrdan” sayılan bazı Bahnameler, muska kitapları vs.Hep taşbaskı olarak hükûmet kontrolünden uzak ve gizlice basılırdı. Hatta
Enderunlu Fazıl’ın : Defter-i aşk Hûbânnâme, Zenânnâme, Çengînâme, Şevkengîz ve Melhame-i Cevrî gibi kitaplar bile halk arasında iğtişaşata badi olup ahlaka muğayir ve münafi görüldüğünden Bir müddet sonra izinsiz olarak Taşbaskı / Litograyfa basılmışlar.
* * *
Bundan başka Şapograf baskılar vardır ki Yüksek Mekteplerde[ Mekteb-i Hukuk, Mekteb-i Mülkiye vs. ] Hocaların ders notları bu usülle ve sadece sınıflardaki talebe mevcudu adedince basılmışlardır.
* * *
Teksir Baskı ise az mikrada ihtiyaca binaen devlet dairelerinde hizmete özel bazı talimatlar, yönetmeliklerin bası işinde kullanılmıştır.
Mumlu kağıda el ile veya yazı makinası ile yazılan bu kalıp, teksir makinasının merdanesine takılır, arkası mürekkeplenmesi için merdanesine mürekkep sürülerek el ile çevrilen kolu her devirde aşağdaki kağıt tomarına temas ile ile tek tek basımı yapılır, bu yapraklar ciltlenip kitap haline getirilir.
Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin telifi olan Risale-i Nûr Külliyatlarının basım , yayım ve okunması büyük cürüm sayıldığı, devletin bekasını tehlikeye düşürdüğü [!] zamanlar işte bu Teksir makinaları ile basılır, cildlenir ve okuyucularına arz edilir idi.
* * *
Bunlardan başka 1925 yıllarda, şimdiki ofset baskı primitif şekli olan Çinkograf basım tekniği de vardır ki bu usül fazla kullanılmamış.
.******
Türk-İslam kitap kültüründe kitaplar mücellide verilir cild yapıldıktan sonra kütüphane raflarına yatay olarak istif edilir, Kitaplar dikine olarak raflara dizilmez. Kitabın ismi ise yan tarafına el ile yazılırdı.
Kitapların sırtı düz [ filetosuz ] yapılır , miklepli ve örme şirazelidirler.
Büyük şehirlerdeki gayri müslim mücellidler Avrupa’da yapılan sırtı filetolu cild usülüne taklid etmişler ve 1850 li yıllardan itibaren kitaplar Avrupaî cildlerle cildlenmişlerdir.
* * *
Atatürk’ün Özel baskı Nutuk’u da İstanbul’daki Zellic[ Zeliç] Biraderler mücellidhanesi’nde cildlenmiştir.
Umuma faideli olması temennisi ile işbu mahale meşruhat verildi.
Saygılarımla arz ederim Efendim.
Etem Coşkun