Tarihte Edirne Zelzeleleri  Prof.Dr. A.Süheyl Ünver

Yazan : Prof.Dr. A.Süheyl  Ünver
Vatan Gazetesi  01 Temmuz 1953
Sene 1953 Haziranı!
Edirnede şiddetli bir sar­sıntı oldu, abideler meş­heri olan bu serhad şehrimiz­de, yalnız binaların değil, kıymetli camilerin de ehemmi­yetli derecede zarar gördüğü­nü teessürle öğrendik. Bu işin mütehassısları şimdi bu hasarın derecesini ve tamir olunacakları zamanı ölçmekle meşguldür. Vaktiyle bu eserlerin tamir ve tahkimine para esirgeyen makamların şimdi yekûnun bir hayli kabarma­sından yeni bir malî sarsıntı geçireceklerine şüphemiz yok­tur. Bittabi gazetelerde oku­duklarımıza pek üzüldük. El­den gelen bir şey yoktu. Tabiate karşı ne kadar zayıf ol­duğumuz bir kere daha tebeyyün etti. Velhasıl üzerinde yalnız hassasiyetle durduğu­muz Edirnemize de yazık ol­du.
Edirnede sık sık zelzele ol­maz kanaatini bize bahşeden tarihî ve kronolojik bilgileri­mizdir. Birinci Sultan Mu­rattan bugüne kadar Edirne şiddetli iki yer sarsıntısı geçi­riyor. Birisi bundan 201 sene önce 1165 (1752) Ramazanın­da olmuştur ve Edirneyi bu­günkünden daha çok sarsmış­tır. O tarihten 244 sene yani bugünden 444 sene önce 915 (1509) 27 Muharrem (21 ni­san) da olan da; İstanbulu ve içinde Fatih devri âbidelerini nasıl perişan etti ise, Edirne­de mevcut olanları da bir hayli sarsmış. Bu tarihler arasında ufak ve orta derecede sarsıntıların 1076 (1665), 1249 (1833) ve 1328 (1910) senelerinde oldu­ğunu duyuyoruz.Şimdi bu tarihlerde Edirne­de her iki veya iki buçuk asırda bir hareket oluyor di­ye hüküm çıkaramayız Tabiatin bu husustaki kanununun katiliğini bilmiyoruz. Edirnenin bizden önceki devrelerin­deki sarsıntılarından malûmatimiz yoktur. Belki aradaki ufak fasılalarla yine devam edebilir, belki ebediyyen de olmaz, bir şey denemez. Yalnız şuna dikkat etmek lâzımdır: Temeller sağlam olacak! Zira insanın da temeli sağlam oldu mu bir şey olmuyor. İnsan bi­nalarında da buna dikkat eder se bir çok muhataraların önü alınır. Temel sağlam ya, var­sın sallanıp dursun. Denizde vapurlar sallanmıyorlar mı? Biz­de temellerin her tarafiyle ay­nı rabıta olmaz. Bilhassa dev­let binalarında müteahhitler kendilerini ilerde felâkete sü- rükliyecek fazla kazanç hırsla­rından vazgeçip de doğru ve sağlam temeller yaparlarsa, bir daha bu gibi hâdiselerin tekerrüründe devlet daireleri çadırlarda çalışmaz. Amma varakı mihri vefayı kim okur kim din­ler.
Bibliyografyasiyle birlikte hazırladığımız Edirne kronolo­jimize göre 915 (1509) de Edirne’de hareketiarz 5 ay ara ile iki defa olmuş İlki Muhar­rem ayında (21 Nisan) dır. İkincisi 27 Cemaziyülahır’de jl muştur. Hattâ İstanbul’da da aynı olan bu hareketin şidde­tinden korkarak İkinci Sultan Bayezid Edirne’ye göç etmiş, Lâkin aynı senenin 9 Recebin­de tekrar Edirne’de şiddetli hareket, tuğyanlar olarak Tunca taşmış ve şehirde hasıl olan hasardan İstanbul’a dönmüş­tür.
Tarihte esasen Edirne’de tuğ yanlar pek çok ve hem de sık sık vukua gelmektedir. Bunla­rın zamanlarını az çok biliyo­ruz. Fakat bu esas 3 hareket arasında olanlardan maadası hakkında tafsilât elimize geç­medi, Nitekim 1076 (1665) yer sarsıntısında Edirne sarayında harap olan Hünkâr sofası Di­vanhanesi mükemmelen tamir edilmiştir.
Ramazan 1165 (18 Temmuz 1752) büyük zelzelesinde pek çok tarihî, eski bina ve âbide­ler arasında kısmen veya ta­mamen harap olanlar çoktur. Bu meyanda Yavuz Sultan Se- lim’in annesi Gülbahar Hatun mescidinin kubbesi, fetihden önce kilise olan küçük eski ca­mi, Mezid Bey camii minare­sinin yarısı, girişhanede Ab- , dürrahman mescidi ve Konduk Osman mescidi minareleri. Vi­ran Cami, Edirne Sarayı cedidi âmiresi harem dairesinde bü­yük Sultan veya yatak hamamı, Sabun mahallesinde Sabuncu Hacı Ali Camii minaresi, Eski cami, Muradiye camii, Fenarî Ahmet Efendi mescidi, Rakkas Ali Bey mahallesinde İkinci Murat devrinden kalan Mescit, Kanunî vezirlerinden Süley­man Paşanın Tunca kenarında camii çok hasara uğramış ve kısmen yıkılmışlardır. Bunlar müteakip senelerde tamir edil­miş ve hattâ bu yeni tamirleri­ne tarihler söylenmiştir. Selimiyenin müteaddit defalar yıl­dırımdan bazı minareleri şere­felerinden hasar görmüş, yeni­den yapılmıştır, fakat camide esas bir hasar olduğunu bula­madım. Şimdiki vaziyeti de salâhiyetli bir ağız bildirme­di.
Bu büyük zelzele Edirne sa­rayında bilhassa fazla tahribat yapmış saraydaki tamirler 1177 (1763) senesine kadar yer yer devam etmiştir.
1249 (1833) de zelzelede kubbesi yıkılan Süle Çelebi camii sakafı ahşap olarak yapılmıştır. 1165 (1751-1752) de harap olan binaların hepsi müteakip senelerde tamir olunmamıştır. Nitekim Kale (Hisar) içinde Fatih’in yaptırdığı cami 1165 (1751) hareketinden sonra ka panmıştı. 1265 (1848-49) da yâni harekette harap olmasın­dan tam 100 sene sonra yık­tırılmıştır.
Büyük zelzelede kubbesi yı­kılan Defterdar camii ancak 1282 (1865) de Hacı Ruşen ve diğer hayır sahipleri tarafın­dan yeniden yapılmış ve avlu­suna bir de medrese inşa edil­miştir. 26 temmuz 1328 (1910) gecesinde Edirnede olan hare­keti arzdan yalnız Sitti Sultan camii minaresi şerefesinden yu karı kısmının yıkıldığını öğren miş bulunuyoruz. Diğer ufak büyük hasarlardan malûmatı­mız yoktur.
İşte Edirnemizin zelzeleleri hakkında edinebildiğimiz malûmatın hülâsası! Onlar geçmiş asırlarda olmuş, fakat bu seferkine hepimiz şahit oldu Su muzdan bittabi çok üzüldük. Elimizden bir şey gelemezdi Fakat Edirnenin umumî kal­kınması tahmin ediyorum ki ele alınacaktır. Temellerine bil hassa itina olunması icap etti­ğini ve hareketler bize bildir­mektedir. Bu da imar ile ilgili olanlara kâfi bir ders olmalı­dır kanaatindeyiz.
Görülüyor ki zaman zaman Edirnede zelzeleler oluyor. İs­tanbul’da ve memleketimizin her tarafında olduğu gibi ora­da da bir tek parça halinde te­mellere dikkatli bulunmalıyız Zira zelzeleden tek bir parça halinde yine sallanır amma, Süleymaniye gibi bunlardan müteessir olmaz.