Edirne Yahudileri ; Rıfat N. Bali

Edirne Yahudileri ; Rıfat N. Bali*
*Araştırmacı Yazar
Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde çok önemli bir Yahudi yerleşim merkezi olan Edir­ne’deki Yahudi yaşamı üzerinde yurtdışmda bir­çok İlmî araştırma ve makale yayımlanmışsa da, Türkiye’de bugüne kadar salt Edirne Yahu­dilerinin tarihini ele alan toplu bir çalışma ya­pılmamıştır. Bu konuda yapılmış olan tek teşeb­büs Edirneli araştırmacı yazar Oral Onur’un ha­len yayımlanmamış olan “Yahudilerin Dinsel Merkezi Edirne” çalışmasıdır.
Osmanlı İmparatorluğu Yahudileri için Edirne yüzyıllardan beri Tevrat eğitiminin verildiği bir ilim ve bilim merkezi oldu, birçok kuşak bo­yunca bilgeliğe ve bilgiye haiz Yahudi aydınlan barındırdı. Edirne, Yahudi tarihi içinde, Selanik ve İstanbul gibi büyük Yahudi yerleşim merkez­leriyle aynı derece öneme haiz bir yerleşim merkeziydi.
Yahudilerin Edirne’ye yerleşmelerinin ilk izle­ri Bizans dönemine kadar uzanır. Bu kentte Ya­hudi yerleşimine ait ilk iz 389 yılındaki Birinci Theodosius dönemine aittir. Yahudiler Edirne’de uzun süre kaldılar ve başta İkinci Theodosius (438) ve Birinci Jüstinien (527-565) olmak üze­re Bizans İmparatorlarının baskılarına maruz kaldılar. Yahudilerin Hamursuz bayramının1 Hristiyanlarm Paskalya bayramından öncesine isabet etmesine rağmen, Bizans İmparatorları Edirne Yahudi cemaatinin Hamursuz bayramını Paskalya bayramından önce kutlamasına izin vermediler. Bizans İmparatorları ayrıca Edime Yahudilerini kutsal Cumartesi günleri düzenle­nen dinî ayinlerde okudukları metinleri İbranice yerine Latince ve Yunanca çevirilerinden oku­maya zorladılar. Bu yıllarda Edime Yahudileri tekstil, deri ve şarap ticaretiyle meşgulduler. Edirne’de Bizans döneminde bir Yahudi varlığı­nın mevcut olduğuna kanıt olarak Edime Yahu­dileri arasında Papo, Papos, Kanti, Mori, Sibri- kos gibi soyadları örnek gösterilebilir.
Birinci Murad 1361 yılında Edirne’yi fethetti­ğinde burada yerleşik küçük ve fakir bir Yahudi cemaatiyle karşılaştı. Bu cemaat Sultan Birinci Murad’ı kendi kurtarıcıları olarak karşıladı. Edirne Yahudileri Bursa’da yerleşik Yahudilere çağrıda bulunarak onlardan Edirne’ye gelip yer­leşmelerini ve yeni hükümdarın dili olan Os- manlıcayı kendilerine öğretmelerini istediler.
İdarî ve hukukî yetkilerle donatılmış olarak Rumeli Yahudi cemaatleri Hahambaşısı olarak atanan Edirne Hahamb aşısı Edirne’de bir ruhanî okul kurdu. Bu okul Rusya, Polonya ve Maca­ristan’dan Yahudi öğrencileri kabul ediyor ve bu bölgede yaşayan Yahudilerin tüm suallerine cevap veriyordu. 1376 yılında Birinci Louis ta­rafından Macaristan’dan kovulan bir grup Ya­hudi Edirne’ye sığındı. Edirne’de bir vakitler mevcut olan ve adını Macaristan’daki Budin kentinden alan Budin Sinagogu da Edirne’ye göç eden bu Macar Yahudileri tarafından kurul­du. Benzer bir şekilde 1394 yılında Fransa Kralı Altıncı Karlos tarafından Fransa’dan kovulan Yahudiler de Edirne’ye sığındılar. Konstantiniye’nin 1453 yılında Fatih Sultan Mehmed tara­fından fethinden sonra, 1454 yılında, Edime Aşkenaz Yahudi cemaati başkanı Haham İz ak Sarf ati, Batı Avrupalı Yahudilere çağrıda bulu­nup onların Osmanlı İmparatorluğu’na gelip yerleşmelerini istedi. Haham İz ak Sarf ati ve da­ha sonra onun ailesinden gelen din adamları Bulgaristan, Rumeli ve Sırbistan^ın- resmî ha­hamları idiler. Hahambaşı Sarfati’nin bu çağrı­sından sonra Bavaıya, Bohemya, Silezya ve di­ğer Avrupa ülkelerindeki Aşkenaz kökenli Ya­hudiler Edirne’ye göç ettiler, burada bir Aşke­naz cemaatinin temelini attılar ve kendi sina­goglarını kurdular. 1492 yılında İspanya’da ya­şayan Yahudilerin İspanya’dan kovulmaların­dan sonra birçok İspanyol Yahudisi Edirne’ye gelip yerleşti. Avrupa ülkelerinden Edirne’ye yapılan göçün yanı sıra, Korinthos ve Patras Ya­hudilerinin de Edirne’ye göçleri görüldü. Kons- tantiniye’nin 1453 yılındaki fethinden sonra Edirne Yahudilerinin bir bölümü Osmanlı împa- ratorluğu’nun bu yeni başkentine yerleşmek için İstanbul’a göç ettiler. Diğer bir bölümü ise Fatih Sultan Mehmed’in çağrısı üzerine İstan­bul’a gelip yerleştiler. Fatih Sultan Mehmed ta­rafından verilen vakfiyelerin birinde – “Edirne Yahudileri Mahallesi”nden bahsedilmesi ve İs­tanbul’da bir Edime sinagogunun mevcut ol­ması bu göçün kanıtlandır.
SİNAGOGLAR VE MEZARLIK
İspanya ve Portekiz’den kovulmalanndan sonra, Osmanlı İmparatorluğu’na önce 1492 yı­lında İspanyol ve daha sonraki yıllarda göç eden Portekiz Yahudilerinin bir bölümü Edir­ne’ye yerleşti ve kendi cemaatleri için Edirne’de sinagoglar kurdular. Sinagogların sayısı on üçü buldu. Her bir cemaatin sinagoglarından adlan saptanabilenler şunlardı :
İspanyol cemaati
: Aragon, Majorka (Mayor), Katalan, Sevil, Toledo : Küçük Portekiz, Büyük Portekiz (Bu sinagogun eski adı Evora idi)
: İtalya, Sicilya, Polya : Budin : Kefalonya : Alaman (Aşkenaz)
: Geruş2
Edirne’nin 1905 yılında büyük bir yangına mamz kalması üzerine tahrip olan on üç sina­gogun yerine bü^tik bir sinagog inşa edilmesi şart oldu. B%£magogun inşaatı için gerekli fer­man 6 0cak :İ906 tarihinde verildi. 1907 yılında sinagogun inşaatı sona erdi ve adı “Büyük Si­nagog” olarak konuldu. Sinagog Fransız mimar ve mühendis France Depre tarafından inşa edil­mişti. Altı yüz erkek ve üç yüz kadını banndı- rabilecek bir alana sahipti. Bahçesinde bir ha­ham lojmanı ve Yahudi çocuklan için bir okul bulunuyordu. Edirne Yahudilerinin Edirne’den  göç etmelerinden sonra cemaat nüfusunun en asgari düzeye inmesi üzerine 1977 yılının Ağustos ayında hükümet yetkilileri sinagogun Vakıflar İdaresi’ne devrini istediler. Ancak Edir­ne cemaatinin resmî makamlarla olan ilişkileri­ni yürüten ve genel sekreter durumunda olan Yasef Romano, nüfusu ne kadar önemsiz olursa olsun Edirne’de bir Yahudi cemaatinin varlığı mevcut olduğu sürece sinagogun Vakıflar İdare­si’ne devredilmeyeceğini bildirdi. 1960’lı yılla- nn başında A.B.D.’den gelen Yahudi asıllı turist­ler cemaatin üç yüz yıllık yaşamını belgeleyen “dinî mahkeme defterleri”ni kimseden izin al­madan alıp beraberlerinde ABD’ye götürdüler. 1975 yılında Abraham Peretz ve Haham İshak Haleva Edirne’yi ziyaret edip cemaat arşivlerini
alıp İstanbul’daki Hahambaşılık arşivine devret­tiler. Türkiye Hahambaşılığı 15 Ekim 1979 ta­rihli bir dilekçe ile o tarihte Edirne’de yaşayan 100-150 kişilik cemaat için Sinagogun bahçe­sindeki müştemilatı küçük bir sinagog haline getirmek koşuluyla sinagogun mülkiyetini dev­retmeye hazır olduğunu bildirdi, ancak bir ce­vap alamadı.
1984 yılında Başbakan Turgut Özal Edirne Kırkpmar güreşlerine gelince Edime’li gazeteci yazar Oral Onur, Özal’a kültür sitesi yapılması kaydıyla Yahudi cemaatinin sinagogu devret­meye hazır olduğunu bildirip ilgisini rica etti. Başbakan Özal konuyla ilgilendi. Üç ay sonra Ankara’dan üç kişilik bir heyet gelip sinagogda keşif yapıp Edirne Belediye Başkanı ile görüştü. Çıkarılan maliyet dönemin parasıyla yüz, yüz elli milyon lira civannda idi. Ancak yetkililer Türkiye Hahambaşılığı’nm sinagogun bahçesin­de mevcut olan müştemilatı sinagog haline ge­tirmek istemesini bahane ederek projeyi uygu­lamadılar.
Dört yıl sonra İsrailli askerlerin bir Filistinli gencin kolunu taşla kırdıkları görüntüsünün bir TV programında yayımlandığı gece olan 27 Ocak 1988 gecesinin ertesinde, sabah ezanı sı­rasında bir grup ellerinde balyozlarla sinagogun kapısı kırarak içeri girdiler, her yeri talan ettiler, üç eski halı, üç bakır şamdan, yarım kilo gümüş eşya, üç sim işlemeli örtüyü alıp gittiler. Sina­gogun bekçisi Yuda Avigdor olayı Edirne Emni­yet Müdürlüğü’ne bildirdi, açılan soruşturma sonuçsuz kaldı3.
On yıl süreyle cemaati olmayan kilise, sina­gog gibi gayrimenkullerin mülkiyetlerinin Va­kıflar Genel Müdürlüğü’ne geçmesini şart koşan Vakıflar Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince, Edirne’de bir Yahudi cemaati varlığı kalmadığı için artık kullanılmayan Edirne Sinagogu’nun mülkiyeti 1995 yılında Vakıflar Bölge Müdürlü­ğü’ne geçti. Mülkiyetle ilgili işlemlerin bitme­sinden sonra sinagogun kültür hizmetlerinde kullanılmak üzere Trakya Üniversitesi’ne devre­dileceği bildirildi. Bu kararı Edirne’de yaşamak­ta olan Edime Yahudi cemaatinin son temsilci­lerinden Yasef Romano ve Türkiye Hahambaşı- lığı olumlu karşıladılar4. Edirne Büyük Sinago­gu’nun çatısı 5 Ocak 1997 tarihinde biriken kar nedeniyle tamamiyle yıkıldı5. Aynı ay içinde de Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Trakya Üniversi­tesi arasında sinagogun Trakya Üniversitesi’ne devri konusunda anlaşma sağlanclı. Trakya Üni­versitesi Rektörü Prof. Dr. Osmaırîııci de yıkın­tının koruma altına alındığını ve maddi katkılar sağlandığı takdirde Mimarlık t,e Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerinden müteşekkil bir restorasyon birimiyle sinagogun aslına uygun olarak restore edileceği, bunun 2000 yılında ta­mamlanacağını ve tamamlandığında sinagogun kültür amaçlı bir mekân olarak kullanılacağını belirtti.6 Restorasyonun yapılabilmesi için ge­rekli olan tutar, 1997 yılı rakamıyla, on milyar olarak ifade edildi ve bu paranın toplanması konusunda henüz ciddi bir başlangıç yapılama­dığı belirtildi7. Sinagogun restorasyonu için ge­rekli paranın toplanması yönünde bir ilk adım olarak Erensya Sefaradi müzik topluluğu 11 Ocak 1998 günü Atatürk Kültür Merkezi’nde, geliri Trakya Üniversitesi Vakfı’na bırakılmak üzere bir konser verdi. Konserden önce Trakya Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Osman İnci say­dam gösterisi eşliğinde sinagogun şu anki hali ve inşa edilmesi tasarlanan kültür merkezi hak­kında bilgi verdi8.
Tarihi Edirne mezarlığı 350 000 metrekarelik bir alana dağılmış olup dört yüz yıllık mezarları kapsıyordu. Edirne Vilâyeti 1971 yılında mezar­lığı istimlak etme kararı aldı. Mahkeme mezarlı­ğın Yahudi cemaatinden alınıp Vilâyet emrine verilmesini emretti. Vilâyet mezar taşlarını in­şaat şirketine sattı. Kalan beş yüz mezar taşının çoğu da civardaki kişiler tarafından tahrip edil­diler. Bakımsızlıktan harap hale dönen tarihi mezarlık Trakya Üniversitesi Arkeoloji bölümü öğrencileri tarafından 1996 yılında bakıma alındı. Arkeoloji bölüm başkanı Yrd. Doç. Dr.Özkan Ertuğrul mezarların temizlenip gün ışığı­na çıkarılacaklarını belirtti. Dr. Ertuğrul, baş­langıçta “Bizim mezarlıklarımız dururken niye Yahudi mezarlığı?” şeklinde tepki aldıklarım belirtti, ancak bunu bir insanlık görevi olarak yaptıklarını ekledi. Dr. Ertuğrul ayrıca mezarlık­ta gömülü olan Yahudilerin kimliklerini mezar taşlarından derleyip bir kitap yayımlama niye­tinde de olduğunu söyledi9.
EDİRNE’DE YAŞAMIŞ OLAN YAHUDİ İLİM ADAMLARI
Edirne’nin Yahudi ilim âlemine yakmış oldu­ğu ışık yakındaki ve uzaktaki birçok kenti de etkisi altına aldı. Edirne Yahudi cemaati Doğu ülkelerinin ve özellikle Bulgaristan’ın birçok Yahudi yerleşim merkezlerine ilim adamları gönderdi.
Dönemin önemli ilim adamları arasında on beşinci yüzyılda yaşamış Hanoh Saporta vardı. Hanoh Saporta, Katalonya’lı olup daha sonra İstanbul’a ve nihayetinde Edirne’ye yerleşti. Özellikle Talmud10 alanında büyük bir bilgindi.
Hanoh Saporta ile birlikte İstanbul’da eğitim görmüş olan Haham Mordehay ben Eliezer Komtino da (1420-1487) bir başka ilim adamı idi. Haham Komtino felsefeci, matematikçi, ast­ronom, Kitab-ı Mukaddes tefsircisi, güfte yazarı idi. Vefatından sonra geride birçok günlük bı­raktı. Bunlar bugüne kadar yayımlanmamış olup Leningrad, Paris, Leiden ve Parma kütüp­hanelerinde muhafaza edilmektedir.
Edirne Yahudi cemaati Haham Jozef Ben Ephraim Caro’nun (Î488-1575) Edirne’de yaşa­mış olması ayrıcalığına da sahiptir. Haham Caro Toledo’da doğdu. Yahudilerin 1492 yılında İs­panya’dan kovulmalarından sonra ailesi Os­manlI İmparatorluğu’na veya Portekiz’e göç et­ti. Kesin olan, 1497 yılında Yahudilerin Porte­kiz’den de kovulmaları üzerine kendisinin Os­manlI İmparatorluğu’na göç etmiş olmasıdır. Önce ailesi ile birlikte İstanbul’da daha sonra da, 1522 yılından daha geç olmamak kaydıyla,
Edirne’de yaşadı. 1522 yılında 34 yaşındayken büyük eseri olan “Beit Yosef’i yazmaya başladı. Bu eseri üzerinde ara vermeden yirmi yıl bo­yunca çalıştı. 1536 yılında Osmanlı İmparator- luğu’nu terk edip Safed’e gitti ve eserini 1542 yılında Safed’de bitirdi. İlk cildi 1555 yılında yayımlandı. “Beit Yosef’ Ortodoks Yahudilik için Yahudi şeriatının temel kitabı oldu.
Bir başka ilim adamı olan Avtalon ben Mor­dehay 1570 yılında İstanbul’da doğdu, önce Fi­listin’e göç etti. Burada Haham İsrael Najara’nm öğrencisi oldu. Filistin’den döndüğünde Edir­ne’ye yerleşti. Birçok şarkıyı besteledi. Şarkıla­rının çoğu Eretz Hakodesh (Kutsal Topraklar) içindi. Şarkıları bugün bile dinî bayram günle­rinde söylenmektedir. Şarkılarının bir bölümü “Eski Zamanların Eretz İsrael Şarkıları” (İbrani- ce, İstanbul 1927) koleksiyonunda basıldı. Bir diğer bölümü ise Selanik’de “Naim Zmirot” (Hoş Şarkılar) kitabında basıldı.
Edirne’de yaşamış olan ilim adamları arasın­da Abraham Danon (1857-1925) önemli bir yer tutar. Abraham Danon, Geron Yeşivası’nda11 eğitim gördü. Jozef Halevy’den destek gördü ve kendi kendine Fransızca, Almanca ve İngilizce öğrendi. “Hevrat Shomerei Tushiyyah” cemiye­tini (Bilgeliğin Dostları Demeği) kurdu. 1888 yılında onbeş günlük Yosef ha-Da ’at veya El Progreso (İlerleme) adlı İbranice, Türkçe ve İs­panyolca dilinde basılan bir dergiyi Edirne’de çıkardı. Dergide Osmanlı Yahudilerinin tarihiyle ilgili İlmî makaleler yayımladı. 1891 yılında kendisinin kurmuş olduğu hahamlık seminerini yönetti. Birinci Dünya Savaşı sırasında Edir­ne’yi terk edip Paris’e yerleşti.
Son olarak, Edirne’de doğup yaşamamış olsa da, “Canetti” soyadını aldığı dedesi ve ninesi Bulgaristan’ın Rusçuk şehrine Edirne’den gel­dikleri için, Alman yazar ve düşünürü Elias Ca­netti’yi de anabiliriz. 1905’te Rusçuk’ta doğan ve 14 yaşma kadar Osmanlı pasaportu taşıyan Canetti, Serbest Bırakılmış Dil adını verdiği anılarının “Türk Evi / İki Dede” bölümünde, öğrendiği ilk çocuk şarkısının “İstanbul’dan gelen küçük kırmızı elmalar” olduğunu yazar.
EDİRNE YAHUDİ CEMAATİNDE
KURULMUŞ OLAN DERNEKLER
Edirne’de bir çok Yahudi demeği mevcuttu. Bunlardan biri “Hevra Kadişa” (Kutsal Topluluk) idi. Bu demeğe hiçbir günah veya suç işleme­miş olan Yahudiler üye olabilirlerdi. Bu demek cenaze işleriyle meşgul olurdu. Diğer demekler “Bikur Holim” (Hasta Ziyaret Demeği), “Özer D alim” (Fakirlere Yardım Demeği), “Matan Ba- seter” (Fakirlere Gizli Yardım Derneği), Bene . Berith Cemiyeti’nin Edime Acharon Locası gibi derneklerdi.
“Bikur Holim” “Fakir Hastalara Yardım Cemi­yeti” altında da tanınıyordu. Bu demek imkân­ları yetersiz olan Edirne Yahudilerine ilâç, süt, et, kışlık kömür ve hatta giyecek çamaşır konu­sunda yardım etmekteydi. 1945 yılında yapılan bir gözleme göre bu kurumdan ilâç yardımı alan Yahudilerin sayısı yılda beş yüz, altı yüz civarında idi. Derneğin yıllık bütçesi dört ilâ beş bin Lira civarında olup bu para İstanbul’a göç etmiş ve orada yerleşmiş varlıklı Edime Ya- hudileri tarafından karşılanıyordu. Maddi im­kânlardan tamamiyle yoksun seksen civarında aile Edirne Yahudi cemaatinin yardımıyla ge­çinmekteydi. Edirne Yahudi cemaati tarafından haftada kullanılan kaşer et (dinî kurallara göre kesilmiş et) miktarı ise 700 iî|; 800 kilo civarın­da idi12.
Yirminci yüzyılın başında “El Circle israélite” (Yahudi Çevresi) cemiyeti faaliyetteydi. Üye sa­yısı yüz yirmi idi. Ayrıca gençlerin Filistin’e göç etmelerini teşvik eden “The Society of Past Alliance Scholars” (Eski Alliance Öğretmenleri Derneği) de vardı.
1940 yılında Edirne’de esnaf ve işçi sınıfı ta­rafından kurulmuş bir “Edime İşçiler Cemiyeti” de mevcuttu. Bu cemiyetin başkanı Eliezer Ka- neti, başkan yardımcısı (Terzi) Salamon Alkalay idi. Cemiyet üyeleri Edirne’de işçi olarak çalışan Edirne Yahudileri idi. Cemiyet, üyelerine doktor, ilâç, süt ve et yardımında bulunmaktaydı. Bu cemiyet muhtaç durumda olan birçok işçiyi ölümden kurtardı13. Ayrıca 1940 yılında başka­nı aynı zamanda Edirne Yahudi cemaati başka­nı Behor Pilosof olan Muâvenet-i Hayriye Ce­miyeti de mevcuttu. Bu cemiyet yaklaşık yüz üyeden müteşekkil olup üyeleri Edirne’nin Ya­hudi tüccarları ve gençleri idi. Cemiyet Edime Yahudi cemaatinin merkezi de sayılabilirdi14.
Bir Yahudi yardımlaşma ve hayır demeği olan Béné Bérith Cemiyeti’nin 677 sayılı Acha­ron adlı locası 14 Şubat 1911 tarihinde Edir­ne’de kuruldu15. Edirne Acharon Locası Trak­ya’da yaşayan tüm Yahudi cemaatlerini kapsı­yordu. Bu loca Edirne’de yaşayan Yahudilerin çıkarlarını korumak için başarılı girişimlerde bulundu. Nüfuslarına oranla Osmanlı Mecli- si’nde iyi temsil edilemeyen Edirne Yahudileri­
nin durumlarını düzeltebilmek için girişimde bulunup Osmanlı Meclisi seçim listelerini dü­zeltti. 1926 yılının Aralık ayında Acharon Loca- sı’nm üye sayısı 78 idi. Acharon Locası ayrıca kentteki Yahudi Hastahanesi, Avi Yetoumim Ye­timhanesi, Küçük İstikraz at Sandığı, Tasarruf Sandığı gibi Yahudi yardımlaşma kuramlarının kurulmalarına da önayak oldu. Edirne Acharon Locası Balkan Savaşı nedeniyle büyük sorunlar ve maddi sıkıntılarla boğuştu. Acharon Locası loca üyelerinden İsrael Danon’un adını taşıyan bir Danon Kütüphanesi’ne sahipti. Kütüphane­nin açılışı 18 Ekim 1930 günü yapıldı ve o ak­şam bu açılış şerefine Loca’da bir yemek verildi. Acharon Locası’nm yayımladığı Danon Kütüp­hanesi katalogunda 889 kitap yer almaktaydı.
0 dönemi yaşamış olan Aron Kasuto Asharon Locası’nm kütüphanesini ve kütüphanenin akibetini şöyle anlattı:
“Bu kulübün takriben iki yüz metre karelik bir salonu ve bu salonun iki duvarını boydan boya kaplayan bir kitaplığı vardı. Bu kitaplık 677 nolu Bnei Brit Acharon Locası’nm kitaplığı idi. Bu kitapların arasında özellikle Fransız, İn­giliz ve Rus klasikleri çoğunluktaydı. Larous- se’lar ve çeşitli ansiklopediler yanı sıra Türkiye­li Yahudi yazarların kitapları da dikkati çekerdi. Seneler geçince insan her şeyi unutuyor. Bu ki­taplar da unutulmuş gitmişti. Günlerden bir gün Edirne’ye askerlik yoklaması yaptırmak için git­tiğimde çarşıdan geçerken kestane kebap yapan bir adamın bu kitaplardan külah yaptığını gö­rünce içim cız etti. İstanbul’a döndüğümde ka­rıma, Edirne’ye gidip bu kitapları toplayacağımı anlattım. O da benimle Edirne’ye gelmeye karar verdi. Günlerden 10 Eylül 1980 Edirne’ye hare­ket ettik. Tyftapları, maalesef hepsini olmasa da­hi, üç yüz, beş yüz tanesini çöplükten çıkarma­ya muvaffak olduk. Temizlerini ayırıp sandıkla­dık ve nakliye şirketine teslim ettik. Daha kitap­lar İstanbul’a varmadan 12 Eylül 1980 Evren Paşa ihtilâli oldu. Kitaplar İstanbul’a geldiğinde yetkili kişiler teslim almak istemediler. Altı ay fabrikamda kaldıktan sonra sandığı büyük bas­kılar neticesinde yetkililere teslim ettim.”
Muhtaç Yahudilerin küçük meblağlarda borç­lanma ihtiyaçlarını karşılama amacıyla İstan­bul’da kurulmuş olan Dersaadet Küçük İstikra- zat Sandığı Edirne’de de bir şube tesis etti. Şu­beden borç para alan kişiler tenekeci, terzi, ayakkabıcı, marangoz, berber, seyyar satıcı gibi küçük zanaat sahipleri idiler16.
SABETAY SEVFNlN EDİRNE’DE SULTAN DÖRDÜNCÜ MEHMED’LE GÖRÜŞMESİ
17’nci yüzyılda yaşamış olan İzmirli bir ha­ham olan Sabetay Sevi (1626-1676) dağılmış olan Yahudileri Siyon’a götüreceği vaadiyle kendisini Mesih ilân etti ve Osmanlı İmparator­luğu içindeki ve dışındaki Yahudi cemaatleri içinde büyük etkiler yaratan dinî ve mistik bir hareket yarattı. Sabetay Sevi ilk kez 1648 yılın­da İzmir’de kendini Mesih ilân etti. Bu hareke­tin İzmir Yahudileri üzerinde yarattığı rahatsız­lık sonucu İzmir Yahudilerince aforoz edildi, İz­mir’den ayrılıp İstanbul’a gitmek zorunda kaldı. 1665 yılının Eylül ayında mesihliğini ikinci kez ilân etti. Bu mesihlik ilânının yarattığı büyük karışıklık ve heyecan sonucunda Sultan, Sabe­tay S evi’yi tutuklayıp Aydos Kalesi’ne hapsetti.
Sabetay Sevi Aydos Kalesi’nde hapisteyken kendisini ziyaret edenler arasında Polonya’lı Nehamya Kohen de vardı. Kohen, Sabetay Se­vi’yi ziyaret edip hareketinin aslını ve Sabetay Sevi’nin gerçek niyetini öğrenmeye çalıştı. Sa­betay Sevi ve Nehamya Kohen arasında Kitabı- Mukaddes ve hahamların tefsirlerine göre bir veya iki mesih geleceğine dair bir tartışma çıktı. Kohen kendisinin birinci Mesih olduğuna dair Sabetay Sevi’yi ikna etmeye çalıştı. Üç gün üç gece süren bu tartışmalardan sonra Nehamiya Kohen, Sabetay Sevi’yi ikna edemeyince Sultan Dördüncü Mehmed’in yaşamakta olduğu Edir­ne’ye gitti. Sultanla görüşmek istedi, ancak gö­rüşmeden önce Sadaret Kaymakamı Mustafa Paşa’nm huzuruna çıktı. Mustafa Paşa’ya Sabe-
tay Sevi’nin Filistin’i Osmanlı İmparatorlu- ğu’ndan ayırmayı ve saltanat tacını Sultan’m başından alıp kendi başına koymayı hedefledi­ğini anlattı. Sabetay Sevi hakkında başka şikâ­yetlerin de yapılması üzerine Sabetay Sevi sor­gulanmak üzere 1666 yılında Gelibolu yolu ile Edirne’ye getirtildi. Sadrazam Köprülü Fazıl Pa­şa Girit’te olduğu için Sadrazam Kaymakamı Mustafa Paşa’nm huzuruna çıkarıldı, o da Sabe­tay Sevi’yi Saray’a götürdü. 16 Eylül 1666 gü­nü Sabetay Sevi, Divan huzuruna çıkarıldı. Di­van Edirne’de Sâray-ı Hümâyûn’da Sadrazam Kaymakamı Mustafa Paşa, Şeyhülislâm Minkâ- rizade Yahya Efendi ve Padişah imamı vaiz Va- nî E fendi’den oluşmaktaydı. Sultan Dördüncü Mehmed de kafes arkasından müzakereyi izli­yordu. Divan Sabetay Sevi’nin huzura getiril­mesini emretti. Sabetay Sevi Türkçe bilmediği için tercümanlığını, asıl adı hekim Moche Ben Raphael Abravanel olup ihtida etmiş olan, Ya­hudi dönmesi hekim Hayati-zâde yaptı. Müza­kere esnasında Divan Sabetay Sevi’den mesihli- ğini kanıtlaması için bir mucize yaratmasını is­tedi. Sultan Dördüncü Mehmed Sabetay Se­vi’nin çırılçıplak soyunmasını, maharetli okçu­ların vücuduna atacağı okların vücuduna işle­memesi halinde mesihliğini tanıyacağını belirt­ti. Bunun üzerine Sabetay Sevi kendisinin me- sih olmayıp basit bir haham öldüğünü itiraf et­ti. Sultan Dördüncü Mehmed bu itirafla yetin­meyip Sabetay Sevi’ye müslüman olmasını tek­lif etti. Başka çaresi kalmayan Sabetay Sevi de Kelime-i Şahadet getirip müslüman oldu ve Aziz Mehmed Efendi adını aldı. Edirne’deki bazı müritleri de onun hareketinin peşinden gidip kendisi gibi müslüman oldular.
YANGINLAR
Edirne’de sürekli büyük yangınlar meydana geldi. Tarih kitaplarında 1704, 1714 ve 1727 yı­lındaki yangınlardan söz edilir. 1773 yılında İz­mir’de büyük bir yangın meydana geldikten sonra İzmir Hahambaşısı Haham Eliyahu Şa- ko’yu İzmir Yahudi cemaati, yardım toplaması için Edirne’ye elçi olarak gönderdi. Edirne Ya- hudileri de bu yangında zarar gören İzmir Ya­hudi cemaatine yardımda bulundular. 1801 yı­lında Edirne’de yeni bir yangının meydana gel­mesi üzerine, bu kez Edirne Yahudileri İzmir Yahudilerine yardım çağrısında bulundular.
1835 yılında muazzam bir yangın daha mey­dana geldi. Yahudi mahallesinin neredeyse tüm dükkânları yangında tahrip oldu. Evlerden sa­dece elli sekizi kurtuldu. 2 Eylül 1905 tarihin­deki yangın daha da büyük zarar meydana ge­tirdi. Yangında bin beş yüz ev tahrip oldu. Ya­hudi mahallesinin büyük bir bölümü alevlerde yok oldu. Dört bin Yahudi tüm varlıklarını bu yangında kaybettiler. On iki sinagog tamamiyle yandı. Yangından önce Edirne Yahudilerinin ik­
tisadî durumları çok parlak değildi. Yangından sonra cemaat büsbütün sefalet içine düştü. Yan­gının sonucunda Edirne’de bir Yardım Komitesi kuruldu. Alliance Israélite Universelle17, Baron Rotschild ve büyük Yahudi şirketleri ve kurum­lan maddi yardımda bulundular.
KAN İFTİRASI VAKALARI 1846 yılında Sadrazam Mustafa Reşid Paşa Edirne Yahudilerine karşı yapılan kan iftiralan- na18 karşı gayri müslim cemaat liderlerine gayri müslim cemaatler ve özellikle Hristiyan ve Ya­hudi cemaatler arasında huzuru davet eden bir beyanda bulundu. 1871-1872 yıllarında Edime Yahudileri aynı anda İzmir, Marmara ve Yanina bölgelerinde çıkan kan iftiralan nedeniyle zor anlar geçirdiler. Kan iftirasını yayanlar Ermeni- lerdi. Bir Yahudinin evine kirasını istemeye gi­den bir Ermeninin kaybolması üzerine Ermeni- ler Yahudilerin bu kişiyi Hamursuz bayramında kanını hamursuz yapımında kullanmak için öl­dürüp yok ettiklerini iddia ettiler. Yahudilerin evlerine ve sinagoglara zorla girip kaybolan Er- meniyi aradılar.
EDİRNE’DE YAHUDİ NÜFUSU Edirne’deki Yahudi nüfusunun yıllara göre seyri şöyledir:
Yıl
1519
1568 ;
1570 ?
1828
1829
1834
1854-1856
1870
1871-1872
1873
1876
1877
1878

1899 15.000-17.000
1901 15.000
1902 16.000
1903-1911 17.000
1911-1914 28.000
1921-1922 13.000
1927 6.098
1943 2.000
1945 1.158
1960 438
1965 298
1977 72
1984-1987 21
1998 3

 
Bir yüz yıl önce önemli bir Yahudi yerleşim merkezi olan Edirne’nin Yahudi nüfusundaki yıllar içinde görülen bu önemli azalış birçok et­kenin sonucunda meydana geldi. Bu etkenler­den bir kısmı kentin artık Osmanlı İmparatorlu- ğu’nun başkenti olmamasından, bir diğer kısmı Balkan savaşlarından dolayı idi. Bu yıllarda göç edenler Selanik ve Amerika’ya gittiler. Cumhu­riyet döneminde ise kısmen 1934 yılında mey­dana gelen Trakya olayları nüfusun azalmasına önemli bir neden oldu. Daha sonra 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasıyla aralarında Edir­neli Yahudilerin de bulunduğu Türkiye Yahudi­lerinin kitlesel olarak İsrail’e göç etmelerinden dolayı meydana geldi.
KARAY YAHUDİLERİ CEMAATİ
Edirne’de bir Karay Yahudi cemaati de mev­cuttu19. Edirne’deki Karay Yahudileri Kırım’dan ve Polonya’nın güneyinden Edirne’ye göç etti­ler. Edirne Karay cemati hahambaşı Menahem Başyazı ve oğullan Musa, Menahem Maroli,
Yaşlı Michael ve Michael’in oğlu Joseph tara­fından yönetildi. Hahambaşı Menahem Başyazı muhafazakârların tüm karşı gelmelerine rağmen Karay Yahudilerinin dini ritüellerinde Cuma ak­şamları lamba, Cumartesi günü de ateş yakıl­masına izin verme gibi reformlar yaptı20. İstan­bul’un feth edilmesinden sonra tüm Karay Ya­hudileri İstanbul’a göç ettiler. Bir zamanlar Edirne’de Karay Yahudileri yaşadığına dair ge­riye sadece tarihi Edime Yahudi mezarlığında “Moses Yeruşalmi (“Karaylardan”)” -adına yapıl­mış “Salı 9 Heşvan 5463 (1700)tarihli bir me­zar taşı kaldı.
İKTİSADİ FAALİYETLER
1716-1717 yıllarında Edirne’yi ziyaret eden Lady Montague’nün yazmış olduğu mektuplar­dan o dönemdeki Yahudilerin ticaret hayatı hakkında da bir fikir edinmek mümkün olmak­tadır. Lady Montague Türk kıyafetleri içinde Edirne’de gezinirken Yahudilerin durumunu ya­kından inceleme fırsatını elde etti: “Zengin Ya­hudi tüccarlarının durumunu epey bir süre in­celedim. Bu millet burada tahmin edilemeyecek kadar güçlü durumdadır. Elde ettikleri ve Türk- lerin imtiyazlarından da fazla olan bir sürü im­tiyaz sayesinde kendi uluslarını yarattılar. Hatta kendi özerk yargı düzenlerine de sahiptirler. Türklerin ihmali yüzünden Yahudiler tüm tica­reti ellerine geçirmeyi başardılar. Her Paşa’nm sadık bir Yahudisi vardır. Bu Yahudi, Paşa’nm işadamı ve özel sırlarının koruyucusu olup onun özel işlerini yönetir. Yahudilerin deneti­minden geçmiş olmayan iş akitlerinin yapılma­sı, rüşvetlerin kabul edilmesi, mal ticaretinin yapılması mümkün değildir. Edime Yahudileri tüm önemli şahsiyetlerin tercümanı, hekimi, ve acentalan durumundadırlar. Bu Yahudi milleti, başarının sımm keşfetmiş olup Osmanlı İmpa- ratorluğu’nun korumasında güvenli bir şekilde yaşamaktadır”21.
Edirne Yahudileri İtalya’nın Ankona kentin­deki Yahudilerle de ticaret yapıyorlardı. Hatta Papa Dördüncü Paul’ün Ankona Yahudilerine baskı yapması, ve görünürde Hıristiyanlığı be­nimsemiş olan ama aslında Yahudiliğe inanan yirmi beş Hıristiyan dönmesini yakması üzerine Yahudi tarihine “Ankona boykotu” diye geçmiş olan Ankona tüccarlarını boykot etme hareketi­ne de katıldılar.
Edime Yahudileri kentin ticaret hayatında önemli bir rol oynadılar. Başka ülkelerdeki Ya­hudi ve Hıristiyan tüccarlarla ticaret yaptılar.
Edirne’deki Yahudi acentalan vasıtasıyla yaptı­lar. İthalattaki vergilerle mamul cam üzerindeki vergilerin toplanması Yahudilerin sorumlulu- ğundaydı.1783 yılında verilen özel bir ferman sayesinde “Gabela” adında dinî kurallara göre kesimi yapılan et üzerinden okka başına dört akçe olarak alman vergiyi toplamaya yetkili idi­ler. Aslen İstanbullu olup Edirne’de yaşayan ba­zı Yahudiler “Gabela” vergisini ödemeyi red ettiler. Bunun üzerine 1692 yılında II. Ahmed tara­fından verilen fermanla Edirne’de yaşayan tüm Yahudiler istisnasız bu vergiye tâbi oldular. Fer­man 1783 yılında Sultan Birinci Abdülhamid’in hükümdarlığı sırasında da bir daha yenilendi.
Kanuni Sultan Süleyman Macaristan seferin­de Budapeşte kentinin kapılarına yaklaştığında tüm Hıristiyanlar kentten kaçtılar ve geride sa­dece Hıristiyanların baskısı altında yaşamış olan Budapeşte Yahudileri kaldı. Budapeşte Ya­hudi cemaatinin başkanı Yosef Salamon Almani kentin anahtarlarını Kanuni Sultan Süleyman’a teslim etti ve bunun karşılığında kendisi ve tüm varisleri vergiden muaf tutuldular.
Edirne’de tüccarlar arasında yapılan ödünç para verme işlemlerini inceleyen bir araştırma­da, tarihçi Haim Gerber, Edime Yahudileri ara­sında faizle ödünç para verenden ziyade faizle ödünç para alanlara rastlandığını belirtti.
EDİRNE’DE YAHUDİ BASIMEVLERİ
1554 yılında Selanik’te çıkan veba salgını yüzünden kaçıp Edirne’ye yerleşen Solomon ve Jozef Jabez kardeşler Edirne’de ilk basımevini kurdular. Ancak bir yıl sonra Selanik’e geri döndüler. Bu kısa süre zarfında Jozef ibn Ver- ga’nm “She’erit Yosef’ eserini, Solomon ibn Verga’nm “Shevet Yehudah” eserini ve Jozef Jabez’in Avot üzerindeki tefsirini yayımladılar. 19’uncu yüzyılda Edirne’de bir diğer basımevi daha kuruldu. Tümüyle İbranice yayımlanan ilk gazete 1882 yılında Baruh Mitrani tarafından çıkarılan Karmi Shelli idi. 1910-1911 arası Jozef Barishak tarafından La Boz de la Verdad (Ger­çeğin Sesi) adlı on beş günlük dergi yayımlandı. 1921-1922 yıllarında Nissim Bahar tarafından yayımlanan haftalık L’Echo d’Adrinopolis (Edir- . ne’nin Yankısı) ise dönemin siyasî, İktisadî ve toplumsal olayları aktardı.
İbranice eserler dışında Edirne’de Ladino (Ya­hudi ispanyolcası) dilinde de kitaplar basıldı. Ayda bir kez çıkan Karmi adlı edebî bir dergi Baruh Ben İshak Mitrani tarafından yayımlandı.
MUSİKİ
Edirne aynı zamanda Yahudi musikisinin bir merkezi idi. 17’inci yüzyılda bir Maftirim (İlâhi) musiki heyeti kuruldu. Bu heyet her kutsal Cu­martesi günü dinî musiki terennüm etti. Bulga­ristan ve Romanya’daki Yahudi cemaatleri bile dinî musiki terennüm edecek iyi bir heyete ihti­yaç olduğu zaman onlara müracaat ederlerdi. Edirne Maftirim heyetinin ünü,’,ve etkinlikleri Edirne’nin birçok İlahî musikisi yazarlarının merkezi olmasına neden oldu. Aıâron İzak Ha- mon (18’inci yüzyıl, Yahudi vHamn), Jozef Da- non (ölümü 1901) Abraham Zeman (19’uncu yüzyılın sonları) bunlar arasında en çok tanı­nanlardı. Edirne’ye ait İspanyolca halk şarkıları 1896 yılında Abraham Danon tarafından derle­nip yayımlandı.
EĞİTİM KURUMLARI
19’uncu yüzyılın ortalarındaki Batı tarzı eği­tim akımı Edirne’ye de nüfuz etti. Rusya ve Po­lonya’da olduğu kadar olmasa da Edirne’de de Batı tarzı eğitime karşı bir direnç mevcuttu. Bu biraz da Doğu ülkelerinde yaşayan Sefarad Ya­hudilerinin haleti ruhiyelerinden ve zihniyetle­rinden ileri geliyordu. Sefarad Yahudileri dinî geleneklerine daha çok bağlı idiler, ancak Aşke- naz Yahudileri kadar radikal değildiler. Batılı tarzda eğitim hareketi Edirne’ye bir Macar göç­meni olan Jozef Halévy tarafından getirildi (1827-1917). Jozef Halévy 1856 yılında Edir­ne’ye yerleşti. 1865 yılında Alliance îsraélite Universelle (kısaca A.I.U.)’in İstanbul’daki bölge komitesiyle temasa geçerek A.I.U. için üye kay­dına başladı. A.I.U.’in Merkez Komitesi’ne de İb­ranice yazılmış bir mektupla Edirne’nin başkent olduğu Rumeli eyaletinde geçici bir A.I.U. ko­mitesinin kurulmasına giriştiğini bildirdi. Jozef Halévy’nin bu çalışmaları ileriki yıllarda mey­vesini verdi. Edirne’deki “Talmud Torah” okulu­nun kurucuları 18 Haziran 1867 tarihinde A.I.U. ’in Paris’deki merkezine başvurarak Edirne’de bir A.I.U. okulunun açılmasını istediler. Mektu­bu imzalayanlar iki tarım tüccarı, bir yün tüc­carı, bir haham ve bir de muhasebeci idi. Talebi yapanlar üç yıl süreyle yılda iki bin Fransız Frangı tutarında bir maddi kaynağı da sağlaya­caklarını garanti ettiler. Mektubu yazanlar A.I.U.’in bütün şartlarını kabul edeceklerini be­lirttiler ve A.I.U.’dan bir öğretmenin gönderil­mesini istediler. A.I.U. bu talebi kabul etti ve Félix Bloch adında Paris Ruhanî Okulu’ndan yeni mezun olmuş genç bir öğretmeni yolladı.
Edirne’deki A.I.U.’in yönettiği erkek okulu 1867 yılının Ekim ayında öğrenime açıldı. Açı­lış büyük bir törenle yapıldı. Edirne Valisi ve Edirne’de tüm yabancı konsoloslar törende ha­zır bulundular. Bu durum karşısında Batı tarzı eğitime karşı olan Edirne cemaati Hahambaşısı da törene katılmak zorunda kaldı. Edirne’de A.I.U. okullarına giden öğrenci sayısı şöyley- di22:

1879 1885 1891 1898 1908
Erkek 216 252 452 380 1106
Kız 300 254 242 472 551

 
1895-1905 yılları arasında Edirne A.I.U. okullarından mezun olan erkek öğrencilerin mezuniyetlerinden sonra seçmiş oldukları mes­leklerin sayısal dağılımı ise şöyleydi23:
Osmanlı İmparatorluğu’nda,
Paris’te veya başka A.I.U.
tarım okullarında eğitime
devam edenler:                                                 61
Talmud Torah gibi başka
Yahudi okullarına devam edenler:                  115
Edime veya.’Edime dışında başka
Yahudi okullarına gidenler:                               99
Edirne’de;niemur olarak çalışanlar:                   28
Zanaatkâf yardımcıları veya el işçiliğini
gerektiren başka işlerde çalışanlar:                  166
Ticaret alanında çalışanlar:                              154
Bilgi edinilemeyen:                                         151
Edirne’den göç eden:                                        91
Vefat eden:                                                         5
Toplam:                             870
Abraham Danon 1892 yılında bir ruhanî okul kurdu. Okulda hem laik hem dinî konularda eğitim verilmekteydi ve eğitim dili kısmen Türkçeydi. Okul 1898 yılında on bir öğrencisiy­le birlikte İstanbul’a taşındı.
EDİRNE HAHAMBAŞILAR1
1394 yılında Fransa Kralı Altıncı Karlos’un Yahudileri Fransa’dan kovması üzerine Fransız Yahudilerinin bir bölümü Osmanlı İmparatorlu – ğu’na göç edip Edirne’de bir Aşkenaz Yahudileri cemaati kurdular. Fransız asıllı olup Alman­ya’dan Edirne’ye gelen Haham İz ak Sarf ati 1428 yılında Sultan II. Murad zamanında Os­manlI împaratorluğu’na göç edip yerleşti. Edir­ne Hahamb aşılığı birkaç yüzyıl Sarf ati ailesinin muhtelif kuşaklarına ait hahamlar tarafından yürütüldü. Bu ailenin son hahamı 1722 yılında vefat etti ve hiç erkek vâris bırakmadı. Onun vefatından sonra Edirne Yahudi cemaatinde bir bölünme meydana geldi ve Hahambaşılık ikiye bölündü. Dokuz buçuk cemaatten oluşan bir bölüm, Sarfati’nin damadı olan Avraham Ge- ron’u seçti. Diğer dört buçuk cemaat ise Mena- hem İshak Aşkenazi’yi seçti. Haham Menahem seçkin bir Talmud öğrencisi olarak temayüz et­mişti. Her iki hahamb aşılık ailesi Sultan’m gö­zünde saygın ailelerdi. Doğal olarak her iki aile birbirleriyle rekabet halindeydi. Her ailenin kendi dinî mahkemesi vardı. Avraham Geron’un vefatından sonra ona bağlı cemaatler 1835 yı­lından itibaren oğlu Yakir Geron tarafından yö­netildi. Yakir Geron daha sonra İstanbul’a Ha­hamb aşılık Kaymamakamı mevkiine atandı ve 1871 yılma kadar bu mevkiide kaldı.
Haim Becerano yaklaşık 1846 yılında şu anda Bulgaristan’ın elinde olan Eski Zağra kentinde doğdu. Dini eğitim gördükten sonra Rusçuk’a gitti. Burada Talmud ve İbranice eğitimi verdi. Ünlü Doğu Yahudileri tarihçisi Salamon Roza- nes’in öğrencisi oldu. Daha sonra Bükreş’e gitti. İbraniceye bilhakkm vâkıf olmasının yanı sıra Türkçe, Romence, Fransızca, İngilizce, Almanca
ve İspanyolca biliyordu. Bükreş’ten sonra ken­disine Hahambaşılık makamını teklif eden Edir­ne’ye gitti. 8 Aralık 1909 tarihinde Sultan’m beratıyla Edirne Yahudilerinin Hahambaşısı ol­du. Burada on yıl süreyle görev yaptı. 1920 yı­lının Nisan ayında da İstanbul’a Hahambaşı olarak gitti. Hayim Becerano’dan sonra Edir­ne’nin son Hahamb aşısı Moşe Behmuaras oldu.
HEKİMLER
Edirne’de yaşayan ünlü Yahudi hekimler ara­sında Fatih Sultan Mehmed’in özel hekimi olan Hekim Yakub vardı. Sultan II. Mehmed Edirne’de yaşarken, bugün Akıntı Burnu diye anılan yerde, Boğazkesen adıyla anılan bir yer tesis etti. Sultan II. Mehmed burayı görmeye giderken Hekim Ya­kub’u da beraberinde götürdü. Hekim Yakub’un yaptığı hizmetlerden dolayı Sultan onu ve tüm varislerini vergilerden muaf tutan bir fermanı 1452 yılında verdi. Bu fermanın kaybolması üze­rine Hekim  
ferman daha verdi. Hekim Yakub daha sonra ihtida edip müslüman oldu. Sultan Baye- zid’in hükümranlığı sırasında Hekimbaşı unvanı­nı aldı ve 1484 yılında vefat etti.
Edirne’de Sultan’m sarayındaki bir diğer ünlü Yahudi hekim, hekim Levi idi. Kanuni Sultan Süleyman tarafından verilen bir ferman saye­sinde kendisi ve tüm varisleri vergiden muaf tutuldu. Daha sonra bu ferman 17 jlaziran 1696 tarihinde bir daha verildi. Bir diğer ünlü hekim de 1678 yılında vefat eden ve mezarı Edirne’de bulunan hekim Yehuda Hamon’dur.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE EDİRNE YAHUDİLERİ
Edirne Yahudi Cemaati Osmanlı İmparatorlu- ğu’nun yıkılışı yıllarında özellikle Balkan Sava­şı sırasında sıkıntılı anlar ve zor günler geçirdi. 1913 yılında Balkan savaşı sırasında Bulgarlar Edirne’yi işgal ettiklerinde Edirne Yahudileri de saldırıya uğradılar. Bulgarlar Yahudilerin evleri­ne, dükkânlarına, sinagoglarına saldırdılar. Edirne’nin savunması sırasında Yahudiler de bu kentin savunmasına katıldılar. Edirne Yahudileri Cumhuriyetin kurulmasıyla rahatladılar ve iç­tenlikle sevindiler. Kentin tekrar Osmanlı yöne­timi altına girmesinden dolayı Edime Valisi Şa- kir Bey, kadın yazar Emine Semiye Hanım ve maiyetindeki kişilerle birlikte Edirne Yahudileri­nin Edirne Sinagogu’nda düzenledikleri törene gitti. Vali burada yaptığı konuşmada Yahudile­rin sadakatini övdü ve Kurtuluş Savaşı’nm sona ermesiyle Müslüman ve Yahudi halklarının iş- birliğiyle Türkiye’nin kalkınmasının sağlanaca­ğını belirtti. Edime Hahambaşısı Moşe Behmu- aras da yaptığı konuşmada Yunan işgali sıra­sında dindaşlarının çektiği acıları anlattı, Çor­lu’da tanınmış iki Yahudi tüccarın Yunan asker­leri tarafından öldürüldüklerini ve Trakya Ya­hudilerinin tekrar Türk yönetimine kavuşmuş olduklarından çok sevinçli olduklarını belirtti24.
Ancak Cumhuriyet rejimini bu şekilde sevinç­le karşılayan Edirne Yahudileri, Cumhuriyetin ilk yıllarında aşın milliyetçi bir havanın ege­men olacağını düşünemiyorlardı.
1923 yılında bir dış basın kaynağında İstan­bul’daki Yahudi cemaatinin aşın milliyetçi Türk basını tarafından başlatılan antisemit kampan­yadan fevkalâde rahatsız olduğuna dair haber­lere rastlandı. Bu kampanyanın sadece Yahudi- lere karşı değil, Türkiye’de yaşayan tüm Hıristi- yanlara ve yabancılara karşı yöneltilmiş oldu­ğunu ve çıkan yazıların özellikle Yahudiler için alarm verici îiitelikte olduğu ve Yahudilerin bir yağma ve kınm tehlikesi ile karşı karşıya bu­lundukları belirtildi. Aynı dış kaynak Tevhid-i Efkâr gazetesinin Selanik’teki Yahudilerin aynı kentte yaşayan Müslümanlara eziyet etmekte olduklannı iddia ettiğini ve buna karşılık Müs- lümanlann Yahudilere karşı misilleme yapmala­rım talep ettiğini belirtti. Benzeri iddia ve misil – leme taleplerine Edirne ve İzmir gazetelerinde de rastlandığı ve bu gazetelerde Yahudilerin Türk davasına ihanet ettikleri ve Yunanistan hesabına casusluk yaptıklan yazıldı25.
Edirne’de A.LU. kız okulunun müdiresiyle Maarif Vekâleti’nin iki müfettişi arasında mey­dana gelen tamamiyle önemsiz bir olay nede­niyle Edime Valisi tüm A.I.U. okullanmn kapa- tılmalannı emretti26. Bu olay üzerine Trakya basınında bir Yahudi karşıtı kampanyanın baş­laması üzerine Trakya’daki Yahudi cemaatleri Mustafa Kemal’e telgraf çekerek adaletin uygu­lanmasını talep ettiler. Mustafa Kemal bir so­ruşturma başlattırdı. Bu soruşturma sonucunda olaya neden olan Maarif Vekâleti müfettişi gö­revinden alındı ve Yahudi karşıtı yayımlan sür­düren basın da geçici bir süreyle kapatıldı27.
1923 yılının Haziran ayının ortasından itiba­ren Yahudilerin Anadolu’da serbestçe dolaşma- ları yasaklandı. Edirne, Kırklareli ve Uzunköp­rü’den İstanbul’a gelmiş bulunan birçok Yahudi tüccar geldikleri yerlere geri dönemediler. Sıhhi ve başka nedenlerle başka kentlerden İstanbul’a gelmiş bulunan Yahudi annelerin ve çocuklann evlerine geri dönmelerine müsaade edilmedi ve Ankara hükümetinin Yahudiler adına müdaha­lede bulunmasını yasakladığı Hahambaşılık da bu konuda resmî makamlar nezdinde hiçbir te­şebbüste bulunamadı. Edirne’deki A.LU. okulu hâdisesini fırsat bilen Trakya basını Yahudilere karşı son derece şiddetli bir lisan kullandı28. Bu serbest dolaşım yasağı aralıklı olarak devam etti ve 1925 yılında bir daha rastlandı. Dahiliye Ve­kâleti, Rumlar hariç, tüm gayri müslimlerin Anadolu’da serbestçe dolaşmalannı yasakladı ve serbestçe dolaşabilecekleri bölgeyi Gebze ile Çatalca arasında kalan bölge olarak tesbit etti. Dahiliye Vekâleti’nin izni olmadan Anado­lu’nun içine girmeleri yasaklandı29. Edirne’de ipek böceği kozalannm satıldığı bir pazara, Ya­hudi tüccarlann gelmeleri, tekelci olduklan ba­hanesiyle müslüman tüccarlar tarafından men edildi. Bunun üzerine ipek böceği kozalarının fiyatları seksen kuruşa düştü. Bu durumdan şi­kâyet eden köylüler Yahudi tüccarların pazara katılmalarının men edilmesini Valilik nezdinde protesto ettiler, katılmalarını sağladılar ve Ya­hudi tüccarlar kozaları iki yüz otuz kuruştan köylülerden satın aldılar30.
CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA TÜRKLEŞTİRME SİYASETİ31
Cumhuriyetin ilk yıllarında Dârülfünûn Hu­kuk Fakültesi Talebe Birliği’nin başlattırmış ol­duğu “Vatandaş Türkçe Konuş!” kampanyası sadece İstanbul ile kısıtlı kalmadı. Kampanya Yahudilerin ve diğer azınlıkların bulundukları diğer kentlere de sirayet etti. Edirne’de de gayri müslimlerin Türkçe konuşmaları için bir kam­panyaya başlandı. Bu konuda komiteler kurul­du, duvarlara “Vatandaş Türkçe Konuş” afişleri asıldı ve tüm vatandaşlar Türkçe konuşmaya davet edildiler. Edirne’de Yahudileri Türkleştir­me kampanyasının ateşli taraftarları özellikle öğrenciler arasından çıktı ve bu kampanya di­ğer kentlere göre Edirne’de çok daha ateşli ve antisemit bir düzeyde sürdü. “Vatandaş Türkçe Konuş” tavsiyesine tehditler eklendi. Türkçe ko­nuşmayanların ülkeden kovulacaklan ve kendi­lerinin rahat bir hayat sürdürmelerine müsaade edilmeyeceği ifade edildi. Dahası Hamursuz bayramı vesilesiyle fırınların hamursuz pişirme­lerine de müsaade edilmedi. Bazı camilerde ve­rilen vaazlarda Müslümanların Yahudileri boy­kot edip onlarla mevcut olan tüm ilişkilerim’ kesmeleri istendi. Bu gösterilere genç öğrencile­rin katıldığını gören Vali, öğrencilere nasihat­lerde bulundu ve afişleri sokaklardan kaldırttı. Ancak bazı öğretmenlerin direnişleri üzerine afişler tekrar yapıştırıldı ve polis direnişle karşı­laştı. Bu gelişmeler üzerine olayın elebaşlan tu­tuklandı. Üç yüz kadar öğrenci tutuklulann bu­lunduğu karakol önünde gösteri yapmak istedi. Olaylar sıklaşınca Dahiliye Vekâleti hiç tered­dütsüz üzerine gidilmesini ve huzurun sağlan­ması için kışkırtıcıların cezalandırılmalarını is­tedi. Maarif Vekâleti de öğrencilere ve öğret­menlere kendilerini bu tür olaylardan uzak tut­malarını tavsiye etti. Olaylar basın tarafından eleştirildi ve suçluların yargılanmaları istendi. Olayların kışkırtıcısı olan Edime İlköğretim mü­fettişi Halid Bey Edirne’de yayımlanan Son Saat gazetesinde Vali ve Emniyet Müdürü aleyhinde yazılar yazdığı için Vekâlet enirine alındı ve Edirne Cumhuriyet Savcılığı nezdinde hakkında suç duyurusunda bulunuldu32. –:£fr
Türkçe konuşma konusunda dönemin kamu­oyunun baskısı altında Edime Yahudileri de Türkçe konuşma ve konuşturma üzerinde ciddi kararlar aldılar ve Muâvenet-i Hayriyye, Uhuv­vet ve İşçiler Kulüpleri üyelerinden üçer kişiden oluşmuş bir komisyon kurdular. Bu komisyon şu kararları aldı:
“1- Bilumum toplantı yerlerinde Türkçe ko­nuşulacaktır.

  • Dinî merasim ve âyinlerde hahamlar halka Türkçe konuşulmasını telkin edeceklerdir.
  • Kız ve erkek Musevî mektebi talebeleri mektepte olduğu gibi hariçte ve evlerinde de Türkçe konuşmaya mecbur tutulacaktır.
  • Edirne’deki tüccar ve esnaftan Türkçe ko­nuşacaklarına dair imza alınacaktır.
  • Musevîler tarafından işletilen Musevîlerin devam ettiği kahve ve gazino gibi yerlerde gar­sonlar müşterilerle Türkçe muamele yapacak­tır.”

Bu kararların derhal uygulanmalarına geçildi, kahveciler ve gazinocular idarelerindeki yerlere “Türkçe konuş” yazılı levhalar astılar, sinagog­larda da hahamlar Yahudilerin Türkçe konuş­maları için vaaz vermeye başladılar. Türkçe ko­nuşturma komisyonu reisi Avukat Selanikli Da- niel Şimşi Bey idi33.
Edirne’de Uhuvvet Musevî Kulübü’nde dü­zenlenen bir danslı çayda da sadece Türkçe ko­nuşuldu, Türkçe temsiller verildi, müsamere İs­tiklâl Marşı ile başladı34.
TRAKYA OLAYLARI
1934 yılının Haziran ayının son günlerinde meydana gelen ve tarihe “Trakya Olayları” diye geçmiş olan olaylar Edirne’nin ve aynı zaman­da, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal tarihinde önemli bir yer tutar35. Olaylar kısmen Cevat Rı­fat Atilhan’m Milli İnkılâp, Nihal Atsız’m da aynı tarihte Orhun dergisinde yayımlanan Ya­hudi karşıtı yazılarından dolayı, kısmen de esa­sında Doğu illerindeki Kürtleri hedefleyen ve 14 Haziran 1934 tarihinde yasalaşan Mecburi İs­kân Kanunu’nun dönemin CHF’na mensup yerel yöneticilerinin Yahudilerin Trakya bölgesindeki yerleşim merkezlerinden              uz akl aştmlmal arı
amacıyla Yahudilere de uygulanmasına göz yummalarından dolayı meydana geldi. Olaylar sonucunda, aralarında Edime olmak üzere Trakya’daki önemli Yahudi yerleşim merkezle­rindeki Yahudiler kendilerine ait mağazalara, mahallelere ve evlere yapılan saldırılardan do­layı kitlesel halde İstanbul’a kaçtılar.
Edirne’de yetkililer önce etlerin mezbahada Yahudi dinî kurallarına göre kesimini yasakla­dılar, Yahudi işçilerin işlerine gitmelerini önle­diler, Yahudilerin işyerlerinin boykot edilmesini kolaylaştırdılar ve boykota göz yumdular. Bu durumu Vali’ye şikâyet eden Yahudilere burada olağanüstü bir şey olmadığı, müslüman halkın Yahudileri istemediği ve dolayısıyle Yahudilerin kenti terk etmelerinin daha doğru olacağı belir­tildi36. Olaydan dolayı kaçıp Yunan topraklarına sığman Türk Yahudilerinin anlattıklarına göre, köylüler 2 Temmuz 1934 günü ellerinde taşlar ve sopalarla ve JY^hudilere ölüm!” nidalarıyla Edirne’de çarşıyı bastılar, Yahudilere ait mağa­zaları tahrip eltiler. Yahudilere ait evler de aynı akibete uğradı, Yahudiler dövüldüler ve İstan­bul’a gönderilmek üzere tren istasyonuna yol­landılar. Edirne’de Yahudilere karşı sert bir boy­kotun uygulandığı, Yahudilere ekmek satılma­ması için fırıncıların tembih edildikleri, bir di­lim ekmeğin beş Lira’ya satıldığı belirtildi37. Olayların Türk basınına ilk yansıması Trak­ya’daki yerleşim merkezlerinden yüz kadar Ya- hudinin İstanbul’a gelmeleri ve Başvekil İsmet İnönü’ye Yahudiler tarafından yapılan şikâyet­ler oldu. Bunun üzerine 5 Temmuz 1934 tari­hinde İsmet İnönü vermiş olduğu beyanatta Ya­hudileri Trakya’dan kovmaya çalışmanın cum­huriyet yasalarına göre suç olduğunu hatırlattı. Kendisine yapılan şikâyetlere de cevabı “şikâyet sahiplerinin Adliye’ye müracaatla haklarını ara­malarını ve mütecavizlerini takip ettirmelerini” tavsiye etmek oldu38. Olaylar üzerine T.B.M.M. başkanı Kâzım Özalp da Yalova’da Atatürk’le görüştükten sonra geldiği İstanbul’da Yahudi düşmanlığının Türkiye’ye sirayet etmediğini ve olayların bazı şahısların münferit hareketleri ol­duğunu belirtti39. Olayların yatışmasından ve 14 Temmuz 1934 günü resmî hükümet bildirisi­nin açıklanmasından sonra Yahudilerde güve­nin tekrar yer etmesi zor oldu. Temmuz ayının ikinci yarısında bile Edirne’de tekrar boykot gi­rişimleri oldu, Yahudilere tehdit mektupları yol­landı. Trakya Olayları’ndan on dört yıl sonra Şükrü Sökmensüer ve Cihad Baban arasında meydana gelen bir polemik sırasında Cihad Ba­ban Trakya Olaylan’mn müsebbibi olarak o ta­rihte Trakya Umumî Müfettişliği Baş Müşaviri olan Şükrü Sökmensüer’i gösterdi40. Şükrü Sök­mensüer bu iddiaları reddetti, bilakis kendisini ziyaret eden Edirne Yahudilerinin ileri gelenle­rinden bir heyetin kendisine Edirne Yahudileri­nin Dahiliye Vekili Şükrü Kaya’ya olayların Şükrü Sökmensüer’in aldığı önlemler sayesinde önlendiğini belirttiklerini yazdı. Buna karşılık olayların müsebbibinin Cihat Hikmet müstear adıyla 1933 yılında Hitler ve Nasyonal-Sosya­lizm kitabını yayımlayan Cihad Baban olduğu­nu iddia etti41.
Edirne’deki Yahudi karşıtı havanın bu olayla­rın yatışmasından sonra bile uzun süre devam ettiği görüldü. 7 Ekim 1934 tarihli bir haberde Edirne’deki okullara gelen bir emirde okullara Yahudi öğrencilerin kaydedilmemeleri talimatı verildiği görüldü. Türk müesseselerin devam ettirdikleri Yahudileri boykot kampanyası yüzün­den bu kentte yaşayan Yahudilerin durumları­nın gittikçe kötüye gittiği, hiçbir Yahudiye iş verilmediği ve her hafta birçok Yahudi ailesinin kenti terk ettiği haberine rastlandı42. Trakya olaylarını aktaran Eli Şaul da kadınlara ve genç kızlara yapılan saldırı ve tecavüzleri anılarında teyit etti43.
Olaylar sonunda altmış kişi tutuklandı. Bun­lar arasında Kırklareli Valisi Nail Bey, Kırklareli Ticaret Odası Başkanı Şevket Bey ve Kırklareli Emniyet Müdürü Kahraman Bey vardı. Bu kişi­ler daha sonra tahliye edildiler. Mustafa, Çavuş, Şuayip, Halim, Bayram ve Yaşar Ağa adlı altı kişi suçlu bulundu ve 3 ilâ 6 ay hapis cezasına çarptırıldılar44. Trakya Olaylan’mn meydana gelmesinden birkaç ay sonra yöreyi ziyaret eden Türkiye’den Fransa’ya göç etmiş bir Fran­sız Yahudisi Trakya Olaylan’mn gerçek bir yağ­ma hareketi olduğunu, sinagogların yakıldığını, Sefer Torah’lann45 tahrip edildiklerini, evlerin tecavüze uğradığını ve bu tahribatın izlerinin halen görüldüğünü yazdı. Yahudilerin yaşadık­ları Trakya kentlerinde bu tür şiddet olaylarının tekrarlanmaları endişesinin çok yüksek oldu­ğundan saat 17.00’den itibaren tüm Yahudilerin kapılarını kapatıp sokağa çıkmaya teşebbüs et­mediklerini belirtti. Pazarlarda Yahudi esnaflara yer verilmediği, itilip kakıldıkları ve polise şikâ­yet ettikleri zaman da polisin kendilerine evde oturmalarını tavsiye ettiğini belirtti. CHF’nm büyük kooperatifler kurması ve subaylarla me­murların maaşlarının bir bölümlerinin bu ko­operatiflerde kullanılabilecek bonolar ile öden­mesi yüzünden ouyuk Yahudi tüccarların işleri­nin de azaldığını yazdı46.
1934 yılında Trakya Olaylan’nm meydana gelmesinden sonra Yahudilerin ümitsizlik, kay­gı, büyük bir korku ve hatta “terör” içinde ol­dukları gözlemlendi47.
Trakya Olayları sırasında Yahudilerin mülkle­rini ve arazilerini değerlerinin çok altında cüzi bedellerle satmak zorunda kalmaları yüzünden bu utanç verici spekülasyonu önlemek için hü­kümet yetkilileri Yahudilerin gayri menkullerini artık Türk yurttaşlara satmalarını yasaklayan bir karar aldı. Bu karar yüzünden gayri men­kullerini satmak isteyen Yahudiler bunları an­cak yasa dışı yollardan ve değerlerinin epey al­tında satabildiler.
Trakya Olayları’ndan sonra The Jewish Agency (Yahudi Ajansı)48 örgütünün göç bölü­münün şefi Greenbaum Trakya’ya geldi ve Trakya’da yerleşik Yahudilere Filistin’e yasal yollardan göçe izin veren sertifikalardan birkaç yüz adet dağıttı49.
EDİRNE YAHUDİLERİNİN SİYONİST FAALİYETLERİ
Siyonizm Yahudilerin dinsel, toplumsal ve kültürel yaşamlarının ayrılmaz bir parçası oldu­ğu için Edirne Yahudi cemaatinin de siyonist faaliyetlerde bulunmuş olması pek şaşılacak bir durum değildir. Osmanlı İmparatorluğu döne­minde siyonist faaliyetler ve dernekler yasal olarak teşkilâtlanıp faaliyetler göstermişse de Cumhuriyet döneminde bu pek mümkün olma­dı50. Bunun nedeni de Tek Parti döneminde “tek dil, tek ülkü, tek hars” düsturuyla hareket eden CHF’nm ikinci bir kültür ve ülkü olan siyoniz- me, en azından resmen, izin vermemesinden ileri geldi.
Edirne’deki siyonist faaliyetler ile ilgili olarak anılarını yazan Yomtov Alkabes 1923 yılında tüm siyonist faaliyetleri durdurduklarını, zira bir gece bazı kişilerin faaliyetlerin yapıldığı me­kânlara gelip duvarlarda asılı bulunan Dr. The­odor Herzl, Nahum Sokolow, Max Nordau gibi siyonist önderlerin fotoğraflarım yırttıklarını yazdı. Polisin soruşturması sonuçsuz kaldı. An­cak bu olaydan dolayı umutsuzluğa kapılan Edirne’deki Yahudi gençlerinin bir kısmı ticaret­lerini terk edip Filistin’e göç ettiler51.
Yomtov Alkabes anılarında 1930’lu yıllarda Edirne Yahudi cemaatinin durumunu tasvir ederken Yahudi çocukların Maarif okullarına gittiklerini, öğretmenlerin Yahudi öğrencilere kötü davrandıklarını, öğrenciler iyi not aldıkları halde Yahudi oldukları için sınıfta bırakıldıkla­rını yazdı. Yahudi öğrencilerin fikirlerini söyle­yemediklerini, tesadüfen söyledikleri zaman da “Pis Yahudi” şeklinde aşağılandıklarını belirtti. Öğretmenlerin bu tavırlarından cesaret alan di­ğer öğrencilerin de ders sonrası Yahudi arka­daşlarına bağırarak onları taciz ettiklerini yazdı. Öğrenciler ve aileler arasında antisemitizmin oldukça kök saldığını yazan Yomtov Alkabes Müslüman arkadaşlarının hakaretlerine dayana­mayan birçok Yahudi öğrencinin okulu terk et­tiklerini, kahvelerde boş vakit geçirip serseri ol­ma yoluna girdiklerini yazdı. Bu duruma bir ça­re arayan Yomtov Alkabes Selanik’te yayımla­nan bir gazeteden Sohnut teşkilâtının52 İstan­bul’da mevcut olan komisyonunun adresini buldu. İstanbul’a gidip bu komisyona Edirne’de­ki Yahudi gençlerin içinde bulundukları duru­mu izah etti. Komisyonun şefi Dr. Yosef Goldin, Edirneli Yahudi gençlerin kötü yola sapmalarını önlemek için 13 ilâ 15 yaş arasındaki tüm erkek ve kız çocuklarını bir araya toplayıp onları Ya­hudi hayatı, kültürü ve Siyonizm konularında eğitmeye başladı. Bu eğitim öğrencilerin ailele­rinin haberleri olmadan gizli bir şekilde yapıldı. Birçok aile bu toplantılarda kumar öğretildiğini zannederek çocuklarının Yomtov Alkabes’in evine gitmelerini yasakladılar. Bu toplantılarda çocuklara İbranice alfabesi de öğretildi. İbranice öğretmeni büyük Edirne sinagogunun hazanı53 Moşe Haras idi. Yahudi tarihinin bir bayramı veya siyonist ülkü uğruna ölmüş bulunan bir kişinin ölüm yıldönümü olduğu günlerde söz konusu bayramlar ve ölüm yıldönümleri büyük bir gizlilikle kutlandı. Örneğin siyonist lider Jo- seph Trumpeldor’un ölüm yıldönümü olan 11 Adar (İbrani takvimine göre Mart ayı) günü Edirne gençliği bir evde toplandı. Bu toplantıda gençler konuşmalar yaptılar ve büyük bir ses­sizlikle şarkılar söylediler.
1944 yılında Sohnut’tan Edirne cemaatine
gönderilen bir taahütlü mektupta Edirne Yahu­dilerinin ilk Aliyah54 dalgası ile Filistin’e göç etmek üzere hazırlanmaları istendi. Yomtov Al­kabes Filistin’e göç etmeye karar veren Edirneli gençleri kendi elleriyle Dr. Yosef Bayer’in tıbbî denetiminden geçirdiğini yazdı. Altmış kişilik bu ilk kızlı erkekli gençler kafilesi maddî im­kânlardan yoksun olduğundan pasaportları ve yol masrafları Edirne’deki Matan Baseter (Gizli Bağış) ve Hevrat Apolaim (İşçiler Ortaklığı) yar­dım cemiyetleri tarafından -karşılandı. Gençler İstanbul’daki Aliyah Anoar;^teşkilâtının55 şefi Akiba Lewinsky’e teslim edildiler ve büyük bir neşeyle Filistin’e göç ettiler56.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında siyonist faali­yetleri azaldı. Ancak Edirne cemaati o yıllarda Edirne Mahazeke Torah57 cemiyetinde Yahudi gençlere Yahudi tarihini öğretmek ve dinî musi­ki dersleri vermek amacıyla kurslar açtı. Bu kursların hocası da Edirne Yahudi cemaatinin yakından tanıdığı siyonist teşkilât üyesi Çelebi Hason oldu58.
1939-1948 YILLARINDA YAŞAM

  • yılında Edirne cemaatinin Hahambaşılık kadrosu Haham Behor Mevorah’m başkanlığın­da şu din adamlarından müteşekkildi : Haham Behor Şoef, Haham Avram Behar Menahem, Haham Çelebi Hason, Haham Nişim Masa (aynı zamanda dinî kurallara göre de kesim yapan ki­şiydi)59. Edime Yahudilerinin Hahambaşılık bi­nası İstanbul Yolu adlı meydanda idi. Haham­başı Hayim Becerano’dan sonra görev almış bu­lunan Haham Moşe Behmuaras’m vefatından sonra 1940’lı yıllarda Edirne’de artık bir Ha- hambaşı’nm mevcut olmaması nedeniyle genel sekreter Yuda Romano Edirne cemaatinin işle­riyle meşgul oluyordu. 1940’lı yıllarda Edir­ne’de Flaham Behor Mevorah adlı tek bir haham mevcuttu60. Yuda Romanö 1940-1946 döne­minde Yahudi Ajansı’nm Edirne’deki temsilcisi olup Filistin’e gitmek için Edirne’den geçiş ya­pan Bulgaristan ve Yunanistan’dan Yahudilere büyük yardımlarda bulundu, geceleri sabahla­yarak trenleri istasyonda bekledi. Yuda Romano 2 Mart 1988 tarihinde vefat etti61.

1940 yılında Edirne Yahudi Cemaati’ne ait Yahudi okulunun parasızlıktan dolayı kapan­masından sonra62 okul Cemaat tarafından has- tahane yapılmak üzere orduya bağışlandı63.

  • yılında Edirne Yahudi cemaatinde ticaretle meşgul olanların Hükümet Caddesi’nde ve Ali Paşa çarşısında dükkânları vardı. Tüccarların çoğunluğu manifatura ticareti ile meşguldüler64.

14 Mayıs 1948 tarihinde İsrail devletinin ku­rulması üzerine tüm Türkiye Yahudilerinde ol­duğu gibi Edirne Yahudilerinin de İsrail’e göç etmeye başladıkları görüldü. Bu göç kısmen ül­kücü bir hareketti, kısmen maddî zorluklar için­de bir hayat sürdüren bireylerin yeni kurulan bir devlette gelecek aramaları, kısmen de geç­mişteki sıkıntılardan dolayı göç etme arzuların­dan da ileri geliyordu. Bu göç hareketinin so­nunda Edirne’deki Yahudi nüfusu daha da azal­dı.
GÜNÜMÜZDE EDİRNE YAHUDİLERİ
1977 yılında dönemin İsrail’in İstanbul Baş­konsolosu tarafından Edirne Yahudi cemaatine yapılan bir ziyarette 28 hane ve 28 hanede 72 kişinin yaşamakta olduğu gözlemlendi. Aile re­islerinin beşi manifatura tüccarı, dördü un tüc­carı, üçü çiftçi, diğerleri de muhtelif ticaretle uğraşan kişilerdi. Sadece üç kişi maddî imkân­lardan yoksun olup cemaatin maddî yardımla­rıyla yaşamlarım sürdürmekteydiler. Birkaç yüzyıllık bir Yahudi yerleşim merkezi olan gü­nümüz Edirne’sinde ise Yahudi nüfusu üç kişi­den ibarettir: Ticaretle meşgul olan 1938 do­ğumlu Yasef Romano ve market sahibi Rıfat- Sara Mitrani çifti.
KAYNAKÇA
Kitaplar:
Başbakanlık İstatistik Genel Müdürlüğü, 21 Ekim 1945 Genel Nüfus Sayımı Edirne İli, Yayın sayısı 286, cilt no. 21, 1949 Başbakanlık İstatistik Genel Müdürlüğü, 21 Ekim 1945 Genel Nüfus Sayımı, yayın no. 286, 1950 Başbakanlık İstatistik Genel Müdürlüğü, 23 Ekim 1960 Genel Nüfus Sayımı
Başbakanlık İstatistik Genel Müdürlüğü, 24 Ekim 1965 Genel Nüfus Sayımı, Yayın no 568, 1969 Başbakanlık İstatistik Genel Müdürlüğü, 28 Ekim 1927 Umumi Nüfus Tahriri, Yayın no 7, 1929 Abraham Galanté, Histoire des Juifs de Turquie, İsis Yayıncılık (t.y.), Cilt 1-9
Yrd. Doç. Dr. Ratip Kazancıgil, Edirne Mahalleleri Tarihçesi 1529-1990, Türk Kütüphaneciler Demeği Edirne Şubesi Ya­yınlan, İstanbul 1992 Doç. Dr. Abdurrahman Küçük, Dönmeler Tarihi, Rehber Yayın­ları, 2.bs., 1990
Aron Rodrigue, French Jews Turkish Jews The Alliance Israélite Universelle and the Politics of Jewish Schooling in Turkey, 1860-1925, Indiana University Press, 1990. (Bu eserin Türk­çe çevirisi Türkiye Yahudilerinin Batılılaşmaları adı altında 1997 yılında Ayraç Yayınlan tarafından yayımlandı).
Stanford J. Shaw, The Jews of the Ottoman Empire and the Tur­kish Republic, Macmillan, 1991 Walter F. Weiker, Ottomans, Turks and the Jewish Polity, Uni­versity Press of America, 1992
Makaleler:
—, “En la comunidad de Edirne”, La Boz de Türkiye, 1 Temmuz 1945, sayı 138, s. 371 —, “Kaal Kadoş ha Gadol Cemaatsiz. Havra Çöküyor Herkes Bakıyor”, Express, 10 Şubat 1996, s. 108.
—, “Los Judios de Edime”, La Boz de Türkiye, 15 Ağustos 1941, S. 50, s. 33.
—, “Los Judios de Edirne y sus origin”, La Boz de Türkiye, 15 Ekim 1939, S. 6, s. 91 Salomon B. Antica, “En la comunidad Israelita de Edime”, La Boz de Türkiye, 15 Kasım 1939, S. 8, s. 145 Moiz Alboher, “Empresyones de un kurto secorno en Edime”, La Vera Luz, 22 ve 29 Ekim 1964 Rıfat N. Bali, “Bir Yahudi Dayanışma ve Yardımlaşma Kurumu: B’Nai B’rith XI.Bölge Büyük Locası Tarihçesi ve Yayın Orga­nı Hamenora Dergisi”, Müteferrika, Bahar-Yaz 1996, S. 8-9, s. 41-60
Rıfat N. Bali, “Bir Yahudi Mali ve Sosyal Yardımlaşma Kurumu: Dersaadet Küçük İstikrazat Sandığı”, Tarih ve Toplum, Nisan 1997, S.160, s. 45-54 Rıfat N. Bali, “Edime Béné Bérith Acharon Locası’nm Danon Kütüphanesi”, Müteferrika, Güz 1995, S. 7, s. 193-194 Roberto Bally, “La Komunidad de Edirne en aksion i progreso”, La Luz de Turkia, 20 Temmuz 1955.
Albert Cohen, “Notas y impresiones de viaje en la comunidad Israelita de Edirne”, La Boz de Türkiye, 15 Ekim 1940, S. 30, s. 93-95 ve 112-113.
Ida G. Cowen, “Jews in Edime”, Jewish Life, Temmuz-Ağustos 1969, s .24-30.
Encyclopaedia Judaica (Keter Publishing House Kudüs), “Edir­ne”, “Abraham Danon” ve “Jozef Caro” maddeleri Haim Gerber, “16’ncı ve 17’inci Yüzyıllarda Edirne Yahudileri”, (Ibranice), Sefunot, 3 (1985), s. 35-52.
Jozef Habib Gerez, “Edime Musevi Cemaati ve Faaliyeti”, La Luz de Turkiya, 14 Eylül 1955.
Necati Güngör, “Doğaya Bırakılmış Bir Tapmak Edime Sinago­gu”, Cumhuriyet Dergi, S. 233, 26 Ağustos 1990, s. 18-19. Marsel ve Yahya Kan, Yasef, “Edime Yahudi Toplumu”, Şalom,

  • Aralık 1984

Salvo Yeşua Loya, “Edime… Ben İçime Sindiremiyorum, ya siz?”, Şalom, 10 Haziran 1997, s. 10 Mar-Chal, “En la comunidad Israelita de Edime – Povredad! Povredad!”, La Boz de Türkiye, 1 Şubat 1945, sayı 128, sh. 210
Dr. Shimon Marcus, “Edime Yahudileri tarihi” (İbranice), Sinai, Cilt 14, S. 7-8, Nisan-Mayıs 1951 Dr. Shimon Marcus, “Edime Yahudileri tarihi”, (İbranice), Sinai, Cilt 14, S.11-12, Ağustos-Eylül 1951 Dr. Shimon Marcus, “Edime Yahudileri tarihi”, (İbranice), Sinai, Cilt 45, s. 13, 1959 Dr. Shimon Marcus, “Edirne’li Giron haham ailesinin tarihçesi”, (İbranice), Sinai, Cilt 11, s. 7-8, 1960 Moiz Mizrahi, “En la comunidad Israelita de Edirne”, La Boz de Türkiye, 1 Ocak 1944, S. 102, s. 171 Moiz Mizrahi, “Notas y impresiones de viaje”, La Boz de Türki­ye, 1 Ekim 1940, S. 193, s. 96-98 Moiz Mizrahi, “La Komunidad Judia de Edime”, Şalom, 6 Aralık 1957
Oral Onur, “Edirne’de Yahudi Kütüphaneleri”, Müteferrika, Yaz

  • 6, s. 47-58 Juda Romano, “En la comunidad de Edime”, La Boz de Türkiye,
  • Nisan 1949, S. 222, s. 251 Dalia Sayah, “500 Yıllık Kültüre Ne Oldu?”, Şalom, 10 Ocak 1990, s. 2

The Jewish Encyclopedia (Funk and Wagnels Co.), 1912, “Türki­ye” maddesi
Shaul Tuval, “Günümüzde Türkiye’deki Yahudi Cemaatleri”, (ib­ranice), Peamim, S. 72, 1982, s. 114-139 Çimen Yeşilyurt, “Erken Eskitilmiş Bir Yapı: Büyük Sinagog”, Cumhuriyet Dergi, 26 Mart 1995, S. 470, s. 11.
NOTLAR
* Bu yazının ilk halini okuyup görüşlerini bildiren dostum Dr. Gat Nassi’ye teşekkür ederim.
lYahudilerin Mısır’dan çıkışını ve özgürlüklerine kavuşmaları­nı simgeleyen dinî bayram. Bu bayramda Hamursuz demlen mayasız ekmek yenir.

  • “Geruş” İbranice bir kelime olup kovulma anlamına gelir. Geruş cemaati de “Edime”ye yerleştirilmiş olanlar” anlamım taşır. Büyük bir ihtimalle İstanbul’daki Geruş sinagogunda olduğu gibi başka şehirlerden getirtilip Edirne’ye iskân edil­miş olan Yahudilerin sinagogu anlamım taşımaktadır.
  • “Kaal Kadoş ha Godol cemaatsız”, Express, 10 Şubat 1996, sayı 108
  • “Edirne Sinagogu Kültür Merkezi Olacak”, Şalom, 11 Ekim
  • . ‘
  • Şalom, 15 Ocak 1997 ‘ ;
  • Şalom, 19 Şubat 1997
  • Salvo Yeşua Loya, “Edime… Ben İçime Sindiremiyorum, ya Siz ?”, Şalom, 10 Haziran 1997
  • “Erensya Sefaradi AKM’deydi”, Şalom, 14 Ocak 1998
  • “Edime Yahudi Mezarlığı’na Üniversite Eli”, Şalom, 22 Mayıs

1996

  • İnceleme anlamında İbranice sözcük. Yahudiliğin Tevrat son­rası döneme ait, Torah ya da Yazılı Yasa’nm gerçek yommu sayılan en önemli kitabı
  • Ruhanî okul
  • “En la comunidad israelita de Edime”, La Boz de Türkiye, 1 Temmuz 1945, S.138, s. 371
  • Mizrahi, “La Boz de Türkiye” en Edime”, La Boz de Türki­ye, 1 Ekim 1940, S. 93, s. 96-98
  • Albert Cohen, “En la Comunidad israelita de Edime”, La Boz de Türkiye, 112-113, 15 Ekim 1940, S. 30
  • Bene Berith Cemiyeti hakkında daha fazla bilgi için bkz. Rı­fat N. Bali, “Bir Yahudi Dayanışma ve Yardımlaşma Kurumu: B’nai B’rith Bölge Büyük Locası Tarihçesi ve Yayın Orga­nı Hamenora Dergisi”, Müteferrika, Bahar-Yaz 1996, S. 8-9, s. 41-60
  • Bu kumm hakkında daha fazla bilgi için bkz. Rıfat N. Bali, “Bir Yahudi mali ve sosyal yardımlaşma kurumu: Dersaadet Küçük İstikrazat Sandığı”, Tarih ve Toplum, Nisan 1997, S. 160, s. 45-54
  • Merkezi Paris’te bulunan ve Evrensel Yahudi Birliği anlamı­na gelen bir yardım teşkilâtı. Bu teşkilât Fransız Yahudilerin- ce kumlmuş olup amaçlan Doğu Yahudilerinin kültür, eğitim düzeylerini yükseltmek ve Yahudi gençlerine bir meslek ka­zandırmaktı. Bu amaçla kısaca Alliance adını taşıyan ve Fransızca eğitim yapan okullar açtı. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Aron Rodrigue, Türkiye Yahudilerinin Batılılaşma­ları, Ayraç Yayınlan, 1997
  • Hıristiyan antisemitizminin önde gelen iftiralanndan biridir, Bu iftiraya göre Yahudiler Hamursuz bayramında yedikleri Hamursuz ekmeğinin yapımında Hıristiyan çocuklanmn ka­nını kullanmak için Hıristiyan çocuklannı kaçmp kanlannı kullanıyorlardı.
  • Karay Yahudileri dinî yasa olarak yazılı metinleri kabul ederler ve sözlü yasayı red
  • Yahudi dinine göre Cuma akşamı kutsal istirahat günü olup bu Cumartesi akşamına kadar sürer, elektrik yakılmaz, ara­balara binilmez.
  • Christopher Pick(ed.), Embassy to Constantinople the Travels of Lady Mary Wortley Montagn, Century Hutchinson Ltd., London, 1988, s.133-134.
  • Aron Rodrigue, “French Jews Turkish Jews”, Indiana Univer­sity Press, 1990, s. 91
  • Aron Rodrigue, A.g.e.., s. 114
  • “The anti-Jewish campaign in Turkey”, The Jewish Chronic­le, 22 Aralık 1922, s. 22
  • Israel, 6 Ocak 1924, s. 2
  • “Jews persecuted in Turkey”, The Jewish Chronicle, 13 Tem­muz 1923, s. 41
  • “Mustapha Kemal and the Alliance schools”, The Jewish Chronicle, 7 Eylül 1923, s. 36
  • “Jews persecuted in Turkey”, The Jewish Chronicle, 13 Tem­muz 1923, s. 41
  • “Harsh new law in Turkey”, The Jewish Chronicle, 6 Mart 1925, s. 24
  • “Jews persecuted in Turkey”, The Jewish Chronicle, 13 Tem­muz 1923, s. 41
  • Bu konuda alanında öncü olan ayrıntılı bir inceleme için bkz. Ayhan Aktar, “Cumhuriyetin İlk Yıllarında Uygulanan Türkleştirme Politikaları”, Tarih ve Toplum, 156, Aralık 1996, s. 4-18
  • “L’incident dAndrinople”, La République, 9 Nisan 1928 ve “La campagne contre les juifs en Turquie les incidents dAndrinople”, Israel, 4 Mayıs 1928, 2
  • “Edirne’deki Musevîler”, Son Posta, 8 Şubat 1933
  • “Edime Musevîlerinin Çayı”, Son Posta, 22 Mart 1933
  • Bu konuda ayrıntılı araştırmalar için bkz. Halûk Karabatak, “1934 Trakya Olayları ve Yahudiler”, Tarih ve Toplum, Şubat 1996, S. 146, s. 4-16; Avner Levi, “1934 Trakya Yahudileri Olayı: Alınamayan Ders”, Tarih ve Toplum, Temmuz 1966, S. 15, s. 101-17, Zafer Toprak, “1934 Trakya Olaylarında Hükü­metin ve CHF’nin Sorumluluğu”, Toplumsal Tarih, Ekim
  • 34, s. 19-25, Ayhan Aktar, “Trakya Yahudileri Olay­larını “Doğru” Yorumlamak”* Tarih ve Toplum, Kasım 1996, S. 155, s. 45-56; Oral Onur, “Trakya Olayları hakkında”, Ta­rih ve Toplum, Mayıs 1996, S. 149, s. 3-4
  • “L’expulsion des juifs de Thrace”, Paix et Droit, XIV, S. 7, Eylül 1934, s. 15-16
  • Amerikan Milli Arşivleri, 4016/Jews/12
  • Yeni Asır, 6 Temmuz 1934
  • Anadolu, 8 Temmuz 1934
  • Tasvir, 17 Kasım 1948
  • Tasvir, 11 Aralık 1948
  • “L’épidémie dé l’hitkrıe se propage”, Israel, 11 Ekim 1934
  • Elie A. Shaul,, “Tres tristas datas en la historia de los Judios de Turkiya”, Los Muestros, Haziran 1994, sh. 10
  • “Turkey protects Jews”, The New York Times, 11 Temmuz 1934, s. 13 / “Turks order arrest of three as foes of Jews”, The New Yotk Times, 15 Temmuz 1934, s. 15 / The Jewish Chronicle, 10 Ağustos 1934, s. 17
  • Musa’nın yazmış olduğu beş dinî kitabı kapsayan metin.
  • Benveniste, “La situation des Juifs”, Israel, 1 Mart 1935, S. 4
  • Henri Nahum, Les Juifs de Smyme t la fm du XIXème Siècle et au début du xème siècle: de l’Etat pluri-national i l’Etat- nation, yayımlanmamış doktora tezi, Université de Paris IV- Sorbonne, 1995, sh. 418
  • Yahudi Ajansı uluslararası hükümet dışı bir kurum olup mer­kezi Kudüs’tedir. Ajans World Zionist Organisation (Dünya Siyonist Organizasyonu) bağlı olup amacı İsrail’e göç etmek isteyen Yahudiler desteklemek ve yardım etmektir.
  • Benveniste, “La situation des Juifs”, Israël, 1 Mart 1935, sayı 4
  • Cumhuriyet öncesi siyonist faaliyetler için bkz. Esther Ben- bassa, “20. Yüzyıl Başında Osmanlı împaratorluğu’nda Siyo­nizm”, Tarih ve Toplum, Ekim 1990, S. 82, s. 34-39; Aynı yazar, “Les Juifs de Turquie durant l’entre deux-guerres”, Les Cahiers de la Shoah, Université de Paris I, 1994-1995, Liana Levi, s. 121-138; A. yazar, “Presse d’Istanbul et de Salonique au service du sionisme (1908-1914)”, Revue Historique, CCLXXVI/2, s. 338-365; A. yazar, “Le sionisme ou la politi­que des alliances dans les communautés juives ottomanes (début du XXème siècle), Revue des Etudes Juives, CL (1-2) Ocak-Haziran 1991, s. 107-131); A. yazar, “Le sionisme dans L’Empire Ottoman (fin XIXe-début XXe siècle)”, Vingtième Siècle – Revue D’Histoire, (24), Ekim-Aralik 1989, s. 69-80 (Bu makalenin çevirisi için Esther Benbassa, “20. Yüzyıl başında Osmanlı İmparatorluğu’nda Siyonizm”, Tarih ve Toplum, Ekim 1990, sayı 82, s. 34-39; Paul Dıımont, “Une communauté en quête d’avenir. Le sionisme à İstanbul au lendemain de la première guerre mondiale”, Les Juifs dans la Méditerranée médievale et moderne, Université de Nice, 25-
  • Mayıs 1983 içinde, s. 97-124.
  • Yomtov Alkabes, “El sionismo en Turkia”, La Verdad, 24 Ağustos 1951
  • Yahudi Ajansı. Kudüs’te yerleşik uluslararası sivil toplum teşkilâtı. Dünya Siyonist Teşkilâtı’nm temsilcisi olup amacı dünyadaki tüm Yahudilerin gelişmelerinde ve İsrail’e yerleş­melerinde yardımcı olmaktır
  • Sinagoglarda okunan dinî duaları yöneten din adamı
  • Yahudilerin İsrail topraklarına yerleşmek için göç etmeleri
  • Gençlerin Aliyası – Sohnut’a bağlı bir kuruluştu
  • Yomtov Alkabes, “El sionismo en Turkia”, La Verdad, 28 Ey­lül 1951
  • Torah’yı elinde tutan, devam ettiren
  • Yomtov Alkabes, “El sionismo en Turkia”,
  • Salomon Antica, “En la Comunidad İsraelita de Edime”, La Boz de Türkiye, 15 Kasım 1939, S. 8, s. 145
  • Mizrahi, “La Boz de Türkiye” en Edime”, La Boz de Tür­kiye, 1 Ekim 1940, S. 93, s. 96-98
  • Viktor Adato, “Acı Kayıp Yuda Romano”, Dostluk, Mart, 1988, S. 19, s. 26
  • La Boz de Türkiye, 1 Ağustos 1940, s. 91
  • Son Posta, 18 Ekim 1940

M.Mizrahi, “La Boz de Türkiye” en Edime”, La Boz de Türki­ye, 1 Ekim 1940, S. 93, s. 96-98