Trak ve Türk Sözleri Arasında Benzerlik,E.Ruhi GÜNALP


Trak ve Türk Sözleri Arasında Benzerlik
       Eski Yunanlıların klasik devirlerinde ve ondan önce dönüp dolaşan kanağatlara göre Trak’lar  Grek’lerden  çok  daha  eskidir.  Şiir, müzik gibi güzel arları, dini ve mitolojiyi,  tantürelerini ,  maden işlerini, tarımcı­lığı ve yapıcılığı Trak’lar her tarafa yaymış ve bunlar Trak­ya’da her yerden önce meydana çıkmış; sonra her yana yayılmış tır. Her ne kadar bu rivayetler hayli zaman bir efsane mahiyetinde kalmışsa da son tarihsel araştırmalar bunların hakikate yakınlığını ortaya koymuştur. Çünkü Yunanlılardan gelen bilgiler  erçağlar Trak’larının  Ana­dolu halkı ile akraba olduğunu, gerek Trakya, gerek Küçük Asya ve Etrürya  halkının Atala­rı Pelâsk’lar  idiğini  kabul edi­yorlardı
      O halde Yunanlılara göre Trak’lar, Etrüsk’ler ve bütün Erçağlar Anadolu halkı bir ağıl­dan, bir kökten gelmiştir ki bun­lar da Ataları Pelâsgos olan Pelâsk’lardır. Yunan  efsanelerinin şiirleştirdiği ve hayallere boğduğu, adlarını diğer birçok sözler gibi değiştirdiği Pelâsk’ların  bütün Anadolu ve Trakya halkına verdikleri büyük göç devirlerine ait müşterek bir nam olması çok mümkündür, insan­lığın ilk kahramanlık  devrinlerine  ve en ileri çağlarına kadar  uzayan bu Pelâsk’lar son za­manlarda Etiler ve diğer Ana­dolu Türkleriyle bir soydan, bir asıldan olan  Etrüsk’lerin de müş­terek dedeleri olduğuna göre gerek Trak’ların, onlardan evvel  olan Pelâsk’ların  büyük Türk dünyasından bir parça olduğu akla en mülâyim gelen cihettir. Esas iğtibariyle preshelenistque devirler Trak’larının Türk olduk­ları tarihçe iyice anlaşılmıştır. Yalnız bunlar  Erçağların  bu de­virlerinde orta Asya’dan gelmiş ayrıca bir ulus gibi gösterilmek istenilmiştir. Halbuki son sene­lerde Etrüsk yazısının ve dilinin Sümer dilinden bir dal olduğu ve sıkı benzerliği açıkça anlaşıl­dı, bu en ileri Erçağlar Trak’la­rının da Türk olduklarına şüp­he bırakmasa gerektir.
      Türk Tarih kurumu tarafından hazırlanmış olan tarihin bi­rinci cildinde M. E. (2) bin yılın ortalarında Küçük Asya’dan bü­yük bir göç başlamış olduğu ve bunun da Balkanlar, İtalya,İs­panya istikametlerini takip ettiği ortaya konulmuştur ki Yunan efsanelerine göre Anadolu halkı ile hısım olan Trak’lar da bu­rada göç edenlere karışan ulus­lardan biridir.
    Trak sözü  ise çok değişiklik­ler geçiren Türk sözüne çok ya­kındır. Bunun İçin de Heredot’un anlattığı bir efsaneyi hatırlamak faydalı olur :
Küçük Asya’da Lidya kralı Atys’ın oğlu Tyrsen’ler yahut Tyrrhen’lerin kralı Tyrsenos’un oğlu Tarchon Ata  Etrürya kra­lının da adıdır. Mısırlıların bah­settiği Turş’larla bu Tirsenlerle birdir; buradan ise Etrüsk kralı Tarkinüs adı çıkıyor ki Eti İlâh­larından Tarku ile benzerliği
açıktır. Bu İlâh kralın adı Etrüsk’lerde Tarki, ve Elam’larda Turku olarak geçer.
      Bunlara benzer efsaneler ve Etrürya’da Tarkini gibi Toponimik adlar Etrüsk’lerin Türklü­ğünü açığa vurmaktadır ki Etrüski, Türski adları yukarıda ge­çen sözler gibi Türk sözünün değişmişidir. Yunan’lıların sözleri kendi dillerine uydurmak için değiştirdikleri, yeni bir kelime gibi ortaya attıkları çok defalar olmuştur. İran’lıların  büyük generallarından Keykâvus’un adı Grek diline geçince Megabizos olmuştur. Kelimelerin böyle de­ğiştirilmesi bizi şaşırtmaz olma­lıdır.

  1. E. 2 bin yıldan beri dö­nüp dolaşan masallarda ve dünyanın dört bucağında Türk adı­na rastlıyoruz; Bu ulu ad Avrupa’da Tarkon, Tarkini, Türkaru, Türku, Türki,Etrüski,.. gibi söylenişler arasında Turka,Türkon gibi Trak ismini de almış­tır. Nitekim Afrika’da yaşayan Türk’lere de Tuarek denilmiştir. Bütün bu irdelemelerden şu fi­kir sağlamlaşıyor: Klasik Yunan devirlerinde İskit’lerle birlikte bütün Türk uluslarına birden Trak adı verilmiştir, ve bu ad Türk  adının ve Türük  sözünün değiştirilmesinden doğmuştur. Bunun içindir ki dünyanın Yunan’lılardan çok önce medeniğleşen dördüncü parçasına da Trakya ismi verilmiştir. Asıl Türk adının çıkağı aranılırsa bu değişme keyfiyeti daha iyi anla­şılmış olur.

    Bazı tarihçiler Türk adının Tukyu adından çıktığını benim­semişlerdir. Çünkü eski bir Çin tarihi “Tukyuların, eteklerinde oturdukları – Altay – dağı Tulga şeklindedir, bunlar Tulga’ya Tuk­yu dedikleri için bu adı almış­lardır,,diyor.”  Halbuki  sayın bil­ge Bay Fuat Koprülü’nün Türkiye
tarihi adlı küçük eserinde verilen iğzahata göre bu mütalâayı Frank ve Monkaçı gibi tarihçi­ler de yanlış buluyorlar. Ünlü Türkoloğlardan Vamheri’nin  dediği gibi, Türk sözünün çok defalar Türük olarak kullanıldığı ve türemekten doğduğu fikri akla yatan bir hakikat gibi gö­rünüyor. Bu fikri benimseyenler çok kuvvetli deliller ileri sürü­yorlar. Dünyayı ve tarihi doldu­ran bu yüce Türk adı yayıldıkça değişmiş ve değiştikçe yayılmış­tır. Bu kadar tarigsel delil ve misaller Trak sözünün de bu gibi bir değişme eseri olarak ta­rihe mal olduğu daha sonraları Trak’lara Romalıların Türkarum ve Bizans’lıların Türkopol, Türko demelerile de aydınlanıyor.
E.Ruhi GÜNALP
 
 NOT:
1— Bu yazı için baş vurulan eserler aşağıda gösterilmiştir.
   I.— Tarih Cilt-1 T. T. K. İl
  II.— Türkiye tarihi I. M. F.Köprülü
 III.—      Büyük Ansiklopedi
 IV.—      Osmanlı tarihi -Hamer-
2— Trak sözünün Türkçe etimolojik şekli ne olsa da sözün öz Türkçe’liği meydandadır.
      Diğer kuvvetli tarihi bir de­lil de Trak’ların bu adı müşterek ataları Trak olmasına borçlu ol­dukları rivayetidir. Birtakım ka­musların bu sözü Latinceden gel­miş gibi göstermeleri son derece yanlıştır. Çünkü bütün Yunan efsaneleri ve tarihsel eserler Trak’ları dünyanın en eski ulusu olmak, tarihten önce orta Asya’dan gelmiş olmak üzere göste­riyorlar. Kelimenin morfoloji ve etimoloji iğtibariyle de Latince ile ilişiği olmadığını ispata kâfi­dir. Bu çok boş bir iddiadır ve bugün bütün bütün kıymetten düşmüştür. Güneş – Dil teorisine
göre analizi: At+ağ+ar+ak : Atağarak ve bu Tağarak sözü Türkçenin fonetik kurallarına göre aşınarak Trak olması da kabil  ise de bizce bu söz
en erçağlardan beri bize ka­dar değişerek gelen Türk, Tür­kü, Tarku gibi ulu budunumuzun öz adlarından biridir; Trak’lar ise ilkönce Avrupa’ya Hazer yo­luyla ve Karadeniz üstünden ge­lip yerleşen ve sonra boğazları
aşıp Turova medeniyetini kuran atalarımızdır.
E.R. G.
Kaynak;  Altıok  Dergisi  Sayı..25.Şubat 1936 Yıl.3
Trakya Üniversitesi Kütüphanesi – Edirne