Saraçlar Caddesinde Aşina yüzler,Anka Kuşlarını anarken,Tekin Sayınbaş

tekin

ANKA KUŞLARINI ANARKEN

Eğer bir gün düşerse yolunuz “aziz” Edirne’ye,
Özlemle anarak geçmişi, dönersiniz geriye.
Al, yeşil renk cümbüşü burda, kırlar gül, kekik kokar,
Çiçekleri okşayan rüzgâr, hayat verir yöreye.

“Söğütlük” bâkir, söğüt- kavak sarmaş-dolaş meşeyle,
Ağustos böceği saz çalar, kelebek oynar işveyle.
Bülbül kendi sesine hayran, aşk nağmesi besteler,
At nalları tempo tutar, parkeyi döverken çifteler.

Gece çapkınca göz kırpar fayton fenerlerinin feri,
Karaağaç’ta kampana, düdük, haber verir seferi!
Türk-Yunan treni aynı hatta, yorgun raylar, travers’ler,
İstasyonda halk bekler, istim üzre şimendifer’i.

Coşar bazan Meriç ana, taşar korkutur herkesi,
Köpürür, döver kıyıları, sarar cihanı sesi.
Denize kavuşmak için, yatağa sığmaz şahlanır,
Ezelden bu telâş-heyecan, neden bitmez öfkesi!

Nehirler pâk, içilir suyu Tunca, Arda, Meriç’in,
Manâ gizli renginde, burada gurûp başkadır niçin!
“Yuvaya göre kuş, toprağa göre insan” olurmuş,
Başkent’ti bir zamanlar, belde uygarlıkla yoğrulmuş.

Pek zengin değildi halkı, ölçülüdür yaşamca,
“Aşırı gitme”, kızar Türkân Teyze, Selâhattin Amca!
“Eldeki bir kuş, damdaki iki kuştan evlâdır” der,
Var ‘ı, yok ‘u, sineye çeker, aza kanaat eder.

Atalarım der ki: “Komşu komşunun külüne muhtaç”
Yoksul, yetim kollanır, kimse kalmasın aç, bî-ilâç.
“Ayağı yorgana göre uzatır”, duymazdı kaygı,
İlişkiler hoşgörülü, en önde gelirdi saygı.

Edime Saraçlar Caddesi, şah damarıdır kentin,
Esnaf, müşteri içiçe, merkezidir ticaretin.
Huzur dolu günler yaşadı, mana kattı berekete,
Dile, dünden sayfa açalım, hazır ol harekete.

Yürüyelim ileri sağlı, sollu Zindanaltı’ndan,
Ciğerci Emin, Kahveci Kasım, Hancı Bilâl, Ramazan,
Albert-Yako Malki, Albert Kanitler, Kemal Koman
Arabacı “Kabak Ahmet” gelir çift atlının ardından.

Söz açalım, Hancı Mıstağ(!), Songür, Fedai Baba’dan
Cumalı Haşan, Toprakoğlu, Vefa, Yusuf (Sülün),
Kör Haşan, Saraçhaneli Abdullah, Zafer Han, Deveci Han,
Nalbant Lütfü, Kıyık’ta Şerif, Kırmızı Salih Taşhan!

Arpa Kervansaray, Tavukçular (Kapancı), İki kapılı,
Sezai Baba türbesine karşı, Yörük Salih’in
Han İskender’in peykeli han kahvesi düzgün yapılı,
Hizmet ister her sanat, “Kadayıf olmaz, arpa unundan.”

Kamyoncu, simsar, komisyoncu’lar, sıra ile ambar,
Akşam üstü hareketlenir, telâşla koşuşma başlar.
Koş Nakliyat Ambarı Mustafa Kandı ve Şürekâsı,
Köşede gümrükleme, Salamon Antika, Nihat Vardar.

Yeşil Edime (M. Sabri) Ataktürk ortaklan, yok şakası.
Filozof (Bohor) kasadır, Şamil (Sarfati), Cahit(İslâtince) elde varakası,
Çorbacı (Patron) Hayim Sofyalı, Moiz (Ovadya) malı sigortalar,
Bagaj, Sandık, Süpürge balyası, diziyle hararlar.

Benzin kokan kamyonlardan çok çekmiş Kara İsak Kaptan,
Kar kış demedi, çilekeş Behçet, Halis, Kovboy İlhan.
Şoförlük zor, yoruldu İsmail Aras, Deli Fuat,
Küçükfosforlu, Remzi Anuk, Kâmil Topser, Bülent Haybat.

Trakya fırını, Arasta, Demirkapaklı, Hasfınn,
Fırıncı Zeki, Sultana, Filo (Filip) Özköse, (Ahmet) Gürakın,
Cihat Ağaoğlu, Şükrü Özyoğuran, Refik Dindar,
Ethem Dilgöz, Hüsamettin Top, Gaziye Demirhisar,

Mustafa Uğurel, iki kardeş Ahmet-Şakir Yıkar,
Çalı, çırpı yakılır fırında, kürek (sapı) sokağa çıkar.
Vasil (Diyojen), Nuri (Birik), Bonjur, Mihal, Lazar(Malki), Coka,
Tahtakale, Ayşekadın, Ağaçpazarı’nda (simit ve) yağlı halka.

Kimi uzun fistanlı, kiminin libas’ı “katranı”,
Her inançtan sanatkâr, müslüman, musevî, nasranî.
Kimse karışmaz kimsenin imanına, kalp ateşine,
“Hilâl’ine”, “haç’ına”, “şadday’ına”, ruh güneşine

Elde körük çanta, Nazire Ebe gelir bebeden,
Talât Kıskaç, eli çabuk Sünnetçi’dir dededen,
Sadullah (Bilgiseven), Enver İyiiz, Şükrü (Batubey), aşı gerek bazı,
“Bir lokmayla bir hırka yeter”, herkes hakkına razı.

“Gözbağcı” gözden sürmeyi çalar! Vicdan bazan sözde kalır,
“Bul karayı al parayı”, “Haşan almaz basan alır!”
Madrabaz üç kağıt açar, falın söyler Sara bacı,
Kör Zehra sudan sezer halin, yanındadır bakracı,

Efsun çözer(Büyücü Vedia!), “kurşun döker”, elde “kocakarı ilâcı”.
Nohut’la, çavdar’la karşılanır (yoklukta) kahve ihtiyacı,
“Yüksük fincanla” içer kahveyi Kalaycı Hacı,
Mişon kahve söyler “Ağa’ya şekerli, bana da, acı!”

Müşteride para yok, gönder gitsin (Dale kamino!), pazarlığı boz
“Doz kahve çikitikoz (küçük), hesaplar uymadı, kahve (yok) noz!
Yaya, atlı, eşekli, kupa, briçka dolaşır caddede,
Çift atlı’sı, yaylı’sı, fayton’u, çamparalar tekerde.

Altmış-yetmiş fayton, şahlanır atlar gemi kastıkça,
Akif Hoyi mıhlar nalları, kâh ayakta, kâh yerde.
Süslü atlar, düğün alayları, millet coşar, coştukça,
Elde kırbaç, başında kalpak, Salim Palabıyıkça,

Faytoncu Nazmi, Sabri, Hüseyin, Selim, Uzeyir dede.
Kâzım, Cemal, Arap Hamdi, Azmi, Balık (Mehmet)“Destur, hayde!”
Araba yapımcı (Akif) Tanyeli, (Mehmet) Ünlüsoy, Rüstem Topser,
Raif, Tevfık, Tatar Rıfat usta kavi ağaç seçer,

Akasyadan ispit, başlık (ve poyra), parmak, çevresinde çember,
“Ne çekerse öküz çeker, araba boşuna öter.”
Rajko Penço (Yarmacıoğlu) keser biçer, takar faytonlara teker.
Şılak pirinç fener, manda derisi siyah körükler,

Sülman Aga döşer, Deli Haşan hem boyar hem süsler.
Bıçkı işi, demir işi, zanaat için hüner lâzım,
Salih-Emin Eryonar, Yasef (Özsarfati), Altıntaş Reşat-Hâzım.
Nalsız at yürümez, toynak incinir, tırnağı keselim,

Haşan Nalçakan, Hilmi, Bekir Çaktı, Altınelmas, Halim.
Nalbant Mehmet Uyrum seyyardır, takımlar zenbilinde,
Hüseyin Küçükkızanlıklı ile kızı Seyide,
At, öküz nallar, tırpan, orak biler eli belinde.

Her işin erbabı var, Ali-Ethem Dökümcü çilingir,
Tesviyeci Îzzet-Fikret Gen, Peşinci, Ali Eridir,
Boz Hamdi, Piliç Emin, Evliya Mehmet iş ehlidir,
Kadir Şahin, Küçük Kadir, Alman Osman teknik bilir.

Soğuk demir doğrama Şeref ve İzzet Kızıldemir,
(Körpe) Mustafa Dökmen, madene şekil verir, ruh verir
Makasçı Mahmut’tan sorulur arabanın yaylan,
Pulluk, dingil Dobranyalı’nın emeğidir, teridir.

“Edimekâri” sandık anılır, Abdullah (Yardım) Usta’yla,
Adet böyle, düğün, demek başlar duayla, alayla,
Hüsmen, Cümbüş Bakî, Aguş çalar, gelin oynar edayla.
Takı takmak, kına yakmak, çeyiz sermek gelenektir Osman, Şerif, Emin Tanınmış peşrev yapar zurnayla.

Kemanî (Kalak!) Mehmet, takımı lâcivert, pabucu sandal,
Nara atar “şaba-şaba”, def vurur Bedriye Bambal.
Çifte kiriş Şahap’la, daire Mehmet avaz-avaz,
“Edime Köprüsü”yle, “Ey Gaziler’i” çalar ince saz,
“Kırmızı gül” de olsa, “El akçesiyle düğün olmaz”.

Niyazi İyikes, şık iskarpin ustadan, ter- temiz,
Osman Nuri (Kızılgök), Hayri Uysal, Ahmet Gökay, Mustafa Öniz, Şuayip Endir,
Mustafa Arcan, Sadık Sözbir, (Panayot(Kaygulu)
Yotis, RomanyalI İsmail (Güner), Hayri Kaleli,
Yunanlı (Dolman) Moiz, Zarif Hidayet, (Hayri) Erkencioğlu,
(Tıkır) İsmail Kilsedar, Hazım Erbil, Lâtif Gamsız, körüklü çizme, gövde dar.

Sezai Girgin, Salih Coşkuntuna, YusufYenice,
Necati Elma bir terlik diksin, gezin-dur gönlünce,
Frezeci İhsan (Atamgüç), çift dikiş, rugan, videla kundura,
Hazırcı Emin Çavuş, Ömer Bender, Hüseyin Bönce.

Veli-nimet’tir müşteri, ölçü verir, model seçer,
Sayacı İbrahim (Şanlı), Mehmet (Apa), saya diker, gamba biçer,
Karayağız boyacı gençler birbirinin yaşında,
Ortakapı’da, Abacılar, Kazancılarbaşı’nda.

Cilâ (boya), Hamit, Haşan Şenay, Ahmet Parlatanlar Lostra
“Edirne’nin boyacısı birinci” söz oldu şarkılara.
Mehmet Gültekin, su böreği nefis, şanlıdır adı,
Tatlıcı İsmail (Bilen), İsa-Musa-Salih (Karavit) ağız tadı,

Rüstem Şar, börekçi Cahit-Salih tutmuş bu kanadı,
Pastacı Zogo (Mestan), Vefa (Şükrü Geliş), Yusuf (Dobranyalı), bırak artık inadı.
Bir de tatlıcı Musa Sönmez var, protokol adamı!
Silindir şapka, Kızılay rozetli siyah takımı.

Kabadayı “Arap Remzi” nacak taşır, kuşak arası,
Sessiz Sinema’yı tanıyan ilk’lerdendi burası,
Sahnede piyano sesi, işin raconu, numarası.
Aziz İşbilen (Yeni Sinema) Şerif Bey, “Maarif’ Hikmet Halıcı, Ayvazoğlu, Karadayı (Cumhuriyet), Konuksever (İnci) sinemacı.
(Üstat) Ferdi Tayfur’la, (Adalet) Cimcoz filmlerin dilidir ezelî,
Cahide Sonku “Beklenen Şarkı”; Kahveci Güzeli,
Suzan Yakar, Zeki (Müren), Münir (Nurettin) şarkı söyler, titrer perde, Lorel-Hardi, Toto, “Üç Ahbap Çavuşlar( Arşak Palabıyıkyan)” şimdi nerde?

Kötü (!) “Apaçi” yi kovalar, İyi kovboy’un atı!
Zenci Joe neden hep köle, kimin mülkü “Vahşi Batı”?
Hint, Arap filmleri, ağdalı, danslı, yalelli şarkılı,
Abdül Vahab, Yusuf Vehbi,(Şark Bülbülü) Ümmü Gülsüm olmalı! “Kerem’in Çilesi”, “Gizli Yara”, “Yavrum İçin”,“Avara’mu”, Gözler iki çeşme, gözyaşı sel gibi, hayat bu mu!

Hüseyin Peyda ağlatır, “Mezarımı taştan oysunlar!”
“Kör’le Kötürüm”, “İpsala Cinayeti yedi ölü var”
Çıt-çıt çekirdek! Şifasız aşıklar, veremli kızlar.
Dehşet saçan Mumyalar, “Frankeştayn”, “Kurt Adam”, “Drakula”, Kanlı gözler, kürkler giyer, kâh bürünürdü bir çula!

Nöbetle dilenirler, Deli Ayşe, Kör Hafız, Pari,
Sırayla hamallar, Tekirdağlı, Başak! (Ahmet), Sadık, Nuri,
Boncuk gözlü Abdullah, yük bekler sırtında semeri,
Talika’cı Mehmet Çelik, Pişik Osman’la Koreli.

Şapat “bit var”, Kako ıslık sesine tepesi atar,
Deli sarhoştan korkar, herkes kendi aklını satar.
Nineler kaynatırdı, üzüm, karpuz, pancardan pekmez,
Mayhoş “hardaliye” şifadır, hekim, ilâç gerekmez.

“Edirne’nin ardı bağlar” türküsü hep yaşayacak,
Sakaoğlu, Deftardar, Sabuncu, Çukurbağ, Altıparmak,
Dörtkaya’da köşk, Kavgas’ta bağevi, çardak, salıncak,
Al-pelvan, müşküle, razzaki, hafızali, yapıncak,
Cız-bız köfte, börek, çörek, kilim, testi kapkacak,
Sazlı sözlü “bağ âlemleri” anılarda kalacak.

Teknede ezilir üzüm, şarap yaparlar şırayı,
Sirkeci Şerif Kızılkaynak, atmaz cibre’yi, posa’yı,
“Baba Aron” içince mey’i, tutturamaz dengeyi,
“Kakavan Abdullah” kükrer(!), bekler köşede yengeyi.
Düğme kopuk, mintan sökük, yoktur ayakta çorabı,
Elden düşmez yanm şişe “Güzel Marmara” şarabı,
“Tozduman (Halil)”, “Çekirdekçi Mahmut”, aklından çıkmaz bade, Sevinir içer, dertlenir içer, dolana dek vade.

“Çöpçatan” Prezante, iş bitirir göster önce parayı,
Bayramlı (İbrahim) nara atar, şaşırır Hanya’yı Konya’yı.
Koç Hüseyin (Sarbat), “bezm-i mey”de çeşnigir’dir, zevk adamı Caddenin bir farkı mı var, bu halkın yakıştınm’ı,
Sol cenah işlek, sağda bir bölüm “Enayi Kaldırımı”!
İdris (Bayraktaroğlu)Beyin deposunda saf şıra, yıllanmış şarap, Rakıcı Rıza Baba’nın mahzende, hayal kur, gör serap,
İsrail Raytan (Mum-bar), (Yasef) Adato, bilir Bekri’yi, Hayyam’ Karanlık, Moşe, Ruhi (İpek) Baba görmüş türlü eyyamı.

“Yumruk mezesi”, leblebi yeter ve de birkaç kiraz,
Kaşığın ucuyla pilâki, imansız peynir biraz;
“Köp’oğlu mamçası”, Haydarı, konular pek afakî,
Ölçü dipli kadeh, “bebek” rakı, ya da “karafaki”!
Yarmacı Fehmi Eryener kepek eler, tezgâhta kalbur,
Hüseyin Sen “Ense kulak yerinde!” kömürcü-nalbur.

İnşaatı sor Ali Selânik, Hüsnü Altıer’e!
Kömürcü Taşkıran, Yalçındağ; Olukçu (Mehmet) Karadere.
Alipaşa’da, nargileyle lüle, her çeşit marpuç,
Herkesin bir düş’ü var, “Arabın derdi kırmızı pabuç!”
“Karaya al bağla, geç karşısına ağla” demişler,
Hürmüz abla ister “cıyak renk” allı-pullu terlikler.

Fethi Hügüllü’de bakraç, Yusuf Güçyener’de gem, yular,
Rafet Çakırlı, David Yahya, hazır soba borular.
Altın köstekli, altın dişli zahireci Şakir Beşer,
İbrahim (Olguner) saç keser, ak’ı kara’sı önüne düşer.
Kitapçı Hilmi Atakan hoş sohbet, tatlıdır sözü,
Şevki Bey müşfik, oğlu Ferit (Evrensel) serttir, çekilmez yüzü. (Kabzımal) Gani’el, Vamatopu, Günaydın, Edin, Pomakoğlu,
Pekiyi, Çelikyay, Cankaflı, Çoğ, Özgün, Balcı, Kutlu.

Genç adamla Luna el ele (göz göze), farz’et “Romeo-Jülyet”!
Kızılcık Bahçesi’nde yakıcı olur mehtap, “Ya Medet”
Bahçevan Yaşar Ada, Cerrahoğlu, Çubukçu, Küçümen,
Bekâr Osman (Bağtaş), Topal Osman (Doksatlı) işe başlar gün doğarken Dolaplıbahçe’de, göbekli marul, taze mısır,
Cevat Koman, Serezli, Adil, ten yanık, eller nasır.

Yaz gelir Meriç kurur, “dolap beygiri” döner durur.
Kevser, Zeliha hanımlar (Macar) sağmal’dan güğüm doldurur.
Tilkici Salih, Cafer Aga’nın ünlüdür inekleri,
Şehrin göbeğinde ahırlar, uçuşur sinekleri.
Mamo’nun dişleri yok, Sultana’nm topuzlu saçı,
Filurik hanım, Matmazel Maria, kolyede haçı.

Hırşi Bacı, Diruhi, gömlek ütüler, kola yapardı,
Bir pansiyoncu, bir kireççi, iki Mannik hanım vardı.
Karaağaç’lı Onnik Yazıcıyan, Ziraat’te usta,
Alis Yakupyan, Izlatka, fistan diker ipek tafta.

Tanaş fayton koşar, Lado (Keşiş), Zaven (Zadik)in, aklı kitapta.
Yılbaşı hindisi, Topik, Paskalya (çöreği), Bocuk kabağı,
Siyah giyinir yaşlılar, bağlarlar türban başbağı.
Rizinka, Zaruhi, Yakut, Viıjin, Barkif, adları var,
Bu dilber hanımlar, kimi Ermeni, kimi de Bulgar,
İtalyan Luıza, Maryet, Çeresta, zarif ve kibar,
Petro Tunca’da balık tutar, Mariya çevrede satar.

Divitin, pazen, basma’dan fistan bir başka düzendi,
Akif Hoca, (David)Adato, Uzunköprülü(Razon), Tevfık (Karabekir) Efendi,
Direkler’de, Nazire Abla, Roza, Sabiha Hanım,
Hoca’da (Halil Çekili) susak, kefen var, dünya fanidir a canım!
Mehmet -Hikmet Kartel, ponponlu terlik, pantufla, fantezi,
Özer Kardeşler,(Ahmet-Cemal)Çakanlar’da, saten, kaput bezi Çeyiz, Veis (Muranlı), Mişel Ovadya (Menahem), Gürgendereli, “Para konuşturur, elbise yürütür”, söz temsili!

Terzi Hüseyin (Gürleyik ve Elçin), Salih Güldiken, Niyazi Uzelli,
Mehmet (Kıyıcı),Osman (Uğur), (H,Gürpınar) telâ dikerken sağa eğrilir beli! Mehmet (Öğütken),Talât, San Mustafa, Fikret (Balkan) Hamdi Kassara, HamdiYıldıran, Fuat (Kuvalı), Sabri (Çekili), İsmail (San), Mordu, Sara, Hayrettin (Erlinç),Metin (Tezer), Faruk (Erman), Ahmet Topuz ‘un usta eli, Rasiha, Ayşe, Fatma, (Nigâr),Yıldız Hn., gelinlik biçer (pullu) biyeli”.
Zift kaynatır, bağlar kılları, yanında bir şişe gaz,
Fırçacı Salamon (Alkalay)’da kırk çeşit fırça vardı en az.
(Tahsin) Sıragezen ipek kozası alır, olmuştu kazaz,
Salamon Razon, Moiz Kaneti, Yasef Malki’yi de yaz.

Ahmet Karamat’ın peşkir, çorap, (Buldan işi) harman mendilleri.
Unutmam gönül dostu esnafımı, tatlı dilleri,
Mehmet Yakut, Emin Ertan, Rafet Serçe çarşıda bezzaz.
Porselen tabak, demlik, sürahi, Sabetay Doğanyaz.
Ciddî, meraklı, mahir saraçlar birbirinin dengi,
Koşumlar, semer, kaltak, heybe, eyer, kırbaç, üzengi.

Dizilmiş tezgâha yanyana, usta, kalfa, çırak,
Elde muşta, cilde (mengene), teber denilen yuvarlak bıçak.
Saraciye, yiğide (şirazesi) süslü kispet, faytona körük,
Sanatta üstat Hüsnü Kayışbudak, tanır gezgin, yörük,
Beğen al kuskun, başlık, tasma, Halil Küpe, Mehmet Yay,
Zamanla alışır koşuma, tımarlı kısrak’la tay.

Saraç Hüseyin Cildam, Mehmet Taybakan, Halit Bakkal,
Murat Korkmaz, Halil Çoğ, İbrahim Nazlıay, Sabri Topal..
Çuhacı Tahsin, aba “kalçın” diker kavi bilekli,
Hakkı Arlı “eşek semeri” satar ağaç iskeletli.
Palamut, zırnık, şap, tuz koymadan, deri tabaklanmaz,
“Sepiciye sorarsan dünyada kötü koku olmaz!”
“Debbağ sevdiği köseleyi yerden yere vururmuş”
1 abak Halit, Halil, Şükrü (Şıdım), Kâmil Çoğ tabakhane kurmuş.

Sayacı Murat (Hayhay), Çankçı Menahem, Köseleci Kâşif (Bilir)
Kimi ariftir, kimisi de “Çarıklı erkân-ı harp”,
Edime işi çank pek namlıdır, tanır şark ve garp.
“Dede burnu”, “Kara çank” biçer, ham manda derisinden,
Hakkı, Nesim (Çiprut), kaytan düğümler bileğin gerisinden,
Mal sağlam, “Asılırsan İngiliz ipiyle!” gibisinden.

Bilen bilir, sahtiyan mercan, galoş, makara ökçeli,
Mest, yemeni, atkılı dağlı kundurası, ağaç çivili.
Yüz seksen beş kunduracı var, hepsinde sanat bilinci,
Mestçi Emin, Sabri Kula, Kuşçu Mehmet yemenici,
Recep Çavuş (Koçtürk), San İsmail (Şıdım), Külâhlı (Nuri), (Kızanlıklı) Necati
Körüklü süvari çizme diker, ’’Çelik Çizme Hamdi”.

Bekçi Mustafa, Pinhas Muaraf, ünlü Hakkı Göndiken,
İsmail Çoğ, Selim-Sami Gökdemir kardeş, Yaşar Erişken.
Ferhat Avcu pabuç işler; Şükrü Kaftan, Remzi (Akçealan) terziyken Hüsnü Bildik, Mösyö Yahya, Ahmet Şenkal, ceket, cepken.
Terzi (Topal) Sait’ten “abiye”bekler, (dansöz) Nana, Zeki Müren, Meslekten isim almış, (terlikçi) Basıkçı (Şükrü), Sabri Pekiştiren, Hakkı Çuhacı, (T) Çetinmakas, (H.)Sönmeyenmakas, (Şükrü) İşgören.
“Alipaşa direği” Sait, bekçidir sülâleden.

Zenbil elde, torba sırtta dolaşır akı, karası,
Yaylı, tokmaklı Hallaç’ın, “pamuk atalım” narası,
Seyyar lehimci Maçkalı Haşan gezer sokak sokak,
“Gürültüde boşa gider hallaç’ın marifeti!” (şu işe) bak.
“Kirez, domatiz, patetiz, suvan, büber”! yüklü tablası,
Şeytan kantar’lı”, Güllü Abla’nın “İmaret baklası”,
Kâh endaze’yle bez satar, kâh tane’yle bamya, incir,
Peşpeşe sepetçi, kalaycı, eskici, kopmaz zincir.

Orası dar bir sokak, (işte) te Sarfati, ötede san Jak,
Sererler yere çergeyi, hurda kumaş, aba, şayak,
Naciye, Hacerika, Şükriye’de neler var, neler,
Iskat elbise, kelepir palto, ucuzdur hem kıyak.
Zekiye’de fide, çiçek tohumu, gerekmez tarif,
“Fayton beygirleri” nidasıyla tavuk satar (Faytoncu) Arif. “Nesim Ecevit” meyve toplar, upuzun merdiveni, Lâğımcı-bacacı”, tam takım kazma kürek eldiveni.

Çerçi Yusuf da (Pazarcıklı) incik boncuk, (Kel) Fethi’de esans’lar,
Hüneri çoktur, çay suyunda pişirir yumurtayı,
“Tarakçı” Hüseyin Kızıltuna, sümeği (sümek) kendi sarar,
Digor (Sivrioğlu), Esenkal, bir de onun üç “Yapak Tarağı” var.

Karagöz’de rastık, düzgün, Ahmet’te “koz helvası ” hazır!
Nesim Lago ünlü tüccardır, işi yün, yapak, deri,
Kağıtçı İhsan Bey, Arap Hamdi (Tezgör), Bohor (Bakış) duymaz sesleri.

Gemici feneri, şinanay, “beş numara”, kamineta,
Lâmba şişesi, vantuz (Mordu) Civre’den, filozoftur (Timuçin) Yekta. “Çeyiz düzerler”, (ipek) kerrake’li damat sanki mihrace! Hanımlarda kara çarşaf, yeldirme, (beyaz yaşmak) yeşil ferace.
Aktar Arif, Pinhas’la Hayim (Adato) iş üzre ekseriya.
“Patlakgöz” İsak, Marko Ovadya, hava-civa, kimya!
Kimyon döver Kmacı Muhittin (Dinç), aktar (Kayalar) Zekeriya.
“Okka her yerde, dört yüz dirhemdir”, değmez aramaya.

Hocaoğlu (Benakman), Salamon (Levi), durmaz yazar elde diviti,
Kan taşı, saz kalem, Viktorya boya”, “Öküzbaş” çiviti,
“Göz kadehi”, kavli çakmak, şimşir tarak, pire tozu,
“Çift canbaz ustra”, “Zaza Jilet”, misvak, keçi boynuzu.
Tahta kaşık, lavanta, tarçın, kekik, çamsakızlan,
Dillerde destan Edime’ nin vakur, güzel kızlan.

Bir simgedir, havlu serilmiş kubbeler, sağlı sollu,
Abdullah Hamamı, Mezitbey, Tahtakale, Sokollu.
Nejat’ın (Uygun), Fenerci’nin hamamında masaj’cı, natır,
Tahsin tellâktır, Külhan Ahmet (Üstev), göbek taşını ısıtır.
Erkek hamamı, kadınlar hamamı, gelin hamamı,
Kese-sabun, peşkir-peştamal yüz on kuruş tamamı.

Hallaç Omer, Sedvan (Erkli), yorgancı Ahmet (Sülün), Pehlivan Aga, Ahmet Atik, (izzet) Açıkgöz, Mehmet Tuğla, şilte-tabura,
Yirmi şapkacı’da, “arakçin” (keçe külâh),bere, takke, “şubara” Paçanz, Özer, Deniz kasket, Zümbül (Vatan) süslü kapelâ,
Kunduz kılı fötr, melon, (Dilsiz )Ester Bahar’da, geçme ıska Emek çok, göz nuru sermaye, çıknk’ta pamuk iplik,
Kol gücüyle pala dokur Hatçe (Kutoğlu) Nine, elde mekik.
Şerife Haklum kâh kilim tezgâhında, kâh örer çetik.

Kavafıye, kösele, keçi deri dizili raf-raf Direk çarşısında Menahem Pinhas, Şapat Muaraf.
Mayadağ’da kolonya, İsak Kalvo’da ceket, mintan,
Urgan, yular, Mustafa Bağdatlı, Danon, Mutaf (Bükmen)Osman,
“Tütün-müskirat”, kibritle çakmak Mitrani Naftali, Akkaynak(Faik), Mehmet Şentel,(Jandarma)Ahmet, İbrahim Serezli, Bacağını kaybetti nikotin’den, “Bürger” dediler,
Yine tütün sattı Sermet Öztüre, böyledir kader.

Akordeon çalar, “Adios Muçaços” Şamil Kaneti,
Ulvi Uğurlu ritmiyle vurur bateri’ye bageti.
Keman Kemal (Yeşilay), Saksofon Avni Beşer, Süleyman Ertuna, İlk dans, Komparsita, Valanzia, İmparator, Mavi Tuna.
Mark altmış altı kuruşa, iki yüz yetmişe Dolar,
Çanta dolusu taşınırdı Drahmi, ne kıymeti var?
Dokuz yüz liraya bir ev al, memurun bütçesi dar,
“Mor Binlik” büyük paradır, bilmeyiz milyon, milyar.

Balıkçı Hamit (Mişokka), Hakkı Süsesi, İsmail (Ciğerciler) heyecan Fosfor kafadadır, eti az pişir ye, balığı canlı,
Böyle söyler İsmail Dalgıçlar, mavi-mavi bakar,
Meyve al dinç kal, Hayri aga, (İbrahim) Lüleci, (Hüseyin) Hızlılar.
Hepsi yerli, piravuşta, bardak erik, ahlat, zerdali,
Köşe başında, Bahattin Kuruyemiş’le (babası) Ali.
Ölçeği litre, bardak, fincan, (Balıkpazannda) küçücük dükkânında
 Açık şırlan, gündöndü yağ satar, yağcı Hüsnü Çıvgar.

Selâmi (Yalçındağ)gömlekçi’dir, boncukçu (Erşengün) Dündar
Mişon(Abut), Recep (Vardar),(M) Sözer muşmula, hünnap, üvez sor kaç İbrahim Kelleci, Salih Kelemer, işkembe, paça.
Masatçı Hakkı Çetin, Çarkçı Sabri (Tannkut), bıçak bileyici, Ahmet Çorbacılar küp, testi, Gülbahar leblebici,
Mahmut (Mülver), Bekir Çömlekpınar çömlekçi, Mıstağ hasırcı. Evde zembil dokur, gezer satar Haşan Pırasacı.
Tüfekçiler’de Fıçıcı (Fehmi), Tüfekçi Hasip vardı,
Tamburacı Çıkmaz’da, bir tüfekçi Erol (Söyüncü) kaldı.

Kemane’yle toma’da biçti iştifan’lar (topaç), lüle’ler.
Sonra manav oldu baba-oğul Refık-Rahmi Erdinçler,
Kadayıfçı (Yusuf) Vatansever, Tahin Helvacı Esat var,
Hazım Ayaz, Emrullah Kıyaktır, (Muzaffer) Çilli, Ramazan Şar.
Kesriyeli (Rıfat) sabah simit satar, öğlen (eşekle) bağa koşar.

Sebzeci Ilhan Ertos, oduncu Çakmak Kardeşler,
Köfteci Ali Cihan, bakkal Süleyman Kirişçiler,
Kasap Veli Uskan, Tayyar (Ertopuz), Yaşar Arpaçtan et işler,
Yalnız yaşar berber Ali (Kalfa),çorap örer elinde şişler.
Menahem Adato, Pepo Şoef (mandrada) teneke lehimler.

Tütüncü Kara İbrağam(!), Seyyar Kâmil, (Dinçman) Abdurrahman Dizilmiş,
Köylü, Birinci, Boğaziçi, Baframaden,
Yenice, Gelincik, Sipahi (ocağı), Hususî (kokulu), Yeni Harman,
Askı vitrin taşır sigaracı Sokol’lu Süleyman.

Remziye “Altıok’a” tutkun, Emine(ve Nezafet) “Demirkırat”! Nalbur Sülbiye (İşbakan), eczacı(!) Neyama, iğneci Fitnat,
Acente sekreteri Cemile, Avukat’ın (Fortüne) Matmazel,
Totocu Ulviye (em. Hemşire), Çerçi Sara (Vido)’yla çarşı ne güzel.
Mehmet Korur’un pınl-pırıl Susam Helva camekânı,
İşporta Necati (Erzen), Mehmet (İşbilen), Direk Çarşısı’ mekânı. Fıçıcı Hüseyin-terzi Raşit (Kutoğlu), çekirdekçi kör Rıdvan (Güvenli), İyi yarışlar diler Hayati, küheylânı rahvan.
İsraf olmasın, dükkânda ampul yanar onbeş mumluk,
Ceket yıpranmasın, “kalem efendilerinde” (siyah) kolluk.

Nikâh Memuru Süleyman Cengizay, Osman Türkkan.
Belediye zabıta, Komiser Alâaddin Dündar,

Idris, Nedim, Sıtkı, Rahmi, Nazif, Ihsan, Haydar,
Süleyman Ek tellâl, Mehmet Örs, tartf ya basar ayar.
Cambaz Veysel, telde yürür Manyas’ta, (düşmez!)ne var korkacak, Zurnayla “Her yer karanlık”, Mümtaz (Soyder) telde takla atacak, Boncuk Necdet, burun mosmor, üstü başı salkım saçak,
İbiş’te uzun kırmızı pantalon, sırık’tan ayakçak.
Palyaço, Mehter Marşıyla (yürür), iki ileri bir geriye,
Tenekeci İbrahim(Pehlivancık), lehim yapar ibrik, huni’ye Köfteci Mustafa Çakay’ın köşesidir durağı,
Yağmurda çınlar şemsiyeci Hasan’ın (Hayrat) kulağı.

Keşkek döverler (Balıkpazan) taş dibekte, elde ağaçtan tokmak, Rıza aga su taşında, pedalla biler bıçak, nacak,
“Karagöz kuzunun, karagöz kellesi sıcak sıcak”
Bakır tepside “pişmiş kelle’ler sırıtır biteviye,
Emin Çengellenmiş’den, “Hazır lop kebabı ye”
“Sırça köşk’de oturursan eğer, atma komşuna taş”
“Otu çek, köküne bak”, renk değil, asl’olan baştır, baş.
“Yılan, define, ecel, hangi taşın altında bilinmez”
“Para ve kadın yaşlılıkta gerek”, alın yazısı silinmez!

“Bildik ayranı, bilmedik yoğurda değişme”, der bilen,
Osman Cay, Albert Sarfati, Andon Keşiş, Esat Ergülen,
Yento, Hüseyin Erşet, (Salih) Menlik’le Yörükçü İsmail,
Kılsedar, Rasna, İsmail (Halil)Teksöz, Vardar, Yako Sotil, Sivrikaya (Halil), Büyükgöze (Salim), dem vurur ekşimik, lor’dan Mazalto (Pepo), İbrahim Mayalar, ödün vermez san’atından.
Mis Meyve Sabun’un, “Pay-i taht” ile yaşıttır dünü,
Arif Reşat Çamdere sayesinde gördü bu günü.

“Badem Ezmesi”, “lâ’ti lokum”, “Deva-i Misk” damak tadı,
Şerif Sadık Ezmen, (Hüsamettin) Eriten, Recep Çırpan kanıtı,
Bohor Desalto, Mişon-Baruh (Benun), (D.Kaneti) İlyazer Kazan başında ustalar Turhan (Sayınbaş), İlhan (Çırpan) badem ezer Mustafa Usta, Selâmi (Kirişçiler), Mehmet (Maltepe) fitil çeker Ali Poma, Hakkı Kamber, Rafet Bayrak(tar) şeker keser.
Minnetle öp usta eli, bu geleneksel terbiye,
Pandispanya, (şifa niyetine) “nöbet şeker”, acıbadem kurabiye.
Ferah, Selâmet gazozu berrak, bilyeli cam kapak,
Çardaktan,(Gazioğlu) Zıpkınkurt, Vatansever,doldurur pak mı pak.

Çilingirler başında, sifoncu Cuma’lı Süleyman,
Dan’dan boza, Aslan Pekgeçgil, Kulealtı’nda Dinçman.
Sütlü mısır, kestaneci Haşan, aşure Fatma nine,
Ayrancı İbram(!), pelteci Arif, tertemiz daha ne?
Zenbil, peşkir sağ elde, kalaylı tencere, maltız solda,
Tava köfteyi (Ahmet Kavuranlar),bekler meraklısı dört-göz yolda.

Kavrulmuş fıstıkçı Yento, elmacıdır Salamon elmacı,
Her zaman yanında vardır, bir tadımcı bedavacı.
“Ekmek aslanın ağzında”, herkesin kendince sanatı,
Söğüt dalına dizer Cemil, sazan, yayın, kızıl kanat’ı.
Sezai (Ordubakan) posta kapısında adres yazar, “mektup zarflar”,
Esmer bir kadın, mani çektirir tavşana, hoş lâflar.

Elde kırma, Külhan Şükrü arar “avcılar, nişancılar.”
Gez-göz-arpacık, “Ha vur bakayım düşmanı gözünden!”
Osman Cicik niyet, tombala, şans bu, arama neden,
“Beş halka yirmi beş, cigara bedava, (h)emmen- (h)emen!”

Dilâverbey’de su şırıldar Sersebil’de, Kaskat’da,
“Sevdim bir genç kadını ”, “Mazi içimde bir yaradır”
“Ayrılık” tango’ları, Bülbül Park’ta, hoparlör (asılı) dalda,
Necip Celâl, Fehmi Ege, Zehra Eren (kaldı) anılarda.

Parkta, Fehmi, Hamdi, (Arap) Nuri, Çakır İsmet,
garson Emin Kurabiye satar, vitrin kolda gezer Hüsamettin.
Alâattin’ buzlu badem, “tek-tekçi” meyhane dolaş!
Ehl-i keyfin dem yeridir Meriç’te Enver’in salaş.
Alibey, (Sağır) Ahmet, (Kambur) Nuri, gazete satmak için yarışta.
(Deli) Selim adlı bir kızan kaldırımda inletir gırnata,

“Davulcu çocuğu eğri yürür davul taşımaktan”,
Herşeyin bir nedeni var, “balıklar kokarmış baştan”.
Garson Tosun, Kıvırcık(Hasan), Köçek Nazmi, serpuş başında,
Gezer aynı tempoda, benzer ritm var salınışında!

Avare Bekir, elde çıngırak, sinema afişi sırtta,
İlân eder, sözle şarkıyla, hangi film oynar bu hafta.
Reşadiye’de (Cumhuriyet Sinema) balo, konser, sihirbaz, hanendeler, Aysel Tanju, İnci Birol, (Çılgın bakire) Nana, Luiza Nor rakseder, Muallâ, Radife, Arif Sami, Ahmet (Üstün), (Nigâr) Uluerer,
Safiye, Müzeyyen, Sabite, Perihan, Hamiyet’ler.

Operet, kanto, vodvil, “Facia-yı aşk!”, komedi,
Vasfı Rıza, Muammer Karaca, Tevhit Bilge, Tek Sadi.
İsmi var, nerde kaldı, eski Maarif Tiyatrosu,
Bir zamanlar anılırdı (Denizkızı) Eftelya, Macar Triosu.

Kumpanyalar postu serer, sahne kurar çadıra,
Tavşan çıkarır şapkadan, Zati Sungur, Abrakadabra.
Şevki Şakrak, Tevfık(İnce),Dümbüllü düşer bizim tarafa,
“Kavuklu, Pişekâr” orta oyunu, gerek yok çok lâfa,
Gündüz nane satar, gece düet yapar “Artiz” Mustafa.

Neler gördü gözlerim, sığındım İlâhi güce,
Taş plâkta “Bu ne sevgi”yi okuyor Abdullah Y üce,
Teşhir ediyorlar bir tepside, elinde nargile,
Zafer Han’da, boyu altmış beş santim, sesi ince,
Seyri on kuruşa, İbrahim Tetik isimli cüce.

“Aralandı”, şenlik getirir, oriyantal, varyete,
Sanat hiç önemli değil, eğlence olsun millete,
Dolgun göğüs, tombul rakkaseler, ne demekse diyet.
Feryat figan hatunda, güya “şarkı çığırmak”, niyet,
“Sıtma görmemiş sesler” sahnede, hepsi ağır sıklet,
Yüz okka dansöz, etli kalça göbek, elde kastanyet.

Selâmlar bir sağdan bir soldan, (kes-kes) aşağıdan yukardan,
Seyirci sivil, asker, “başıbozuk”, uzak diyardan.
Körmutlu (Çok pahacı) İbrâm pek muzip,Drogman Ali (işçi seçer),basmaz faka,
Feridun(İmren), Parlak Moiz, Mustafa Sedat, (Fethi) Kızılkaya,
Salim (İrçel) bilir,“Pamukaki”,“Ören bayan”,“Çapa marka”,
Çakbil Çetin(Özbil),Sabri Kaleli, Gilda’da (T.Kundakçı) fındık kuka.

Çorap kaçtı, ilmek tutsun, koş Nune’ye, Nadir Abla’ya,
Jüli, (replise) ipek çorap çeker, tireden dokur (Biranıl) Asiya.
Tüccar terzi Halil Ünalan, kibar esnaf Azizi lya,
Rozalina, Kara Çocuk, (Vitali) Yahya gelmiş bir araya.

Saten düşes, astar, telâ sor Özsarfati Mordehay’a.
İş Bankası yerinde beş-altı taksi yapar tadat,
Şoför (sağır) Mahmut, Yusuf T ıktık, Haşan Vatan, Remzi, Sedat,
Hızlıydı Tatar Mehmet, çok hesapçı Senyelli Kâni,
Muzaffer, Nedim, Küçük Hüsnü yok artık, herşey fani!

Gümüşçü (Nesim Bahar) Kızanlıklı, Muzaffer Şendil hesaplar santimi.
Sarraf Mordehay (Bahamu), Blanko, Jak Asa ölçer altın milyemi.
Saatçi Mehmet (Dereboy), Şenelli (Fikri), Kerman, Remzi Ay kuş,
Hilmi Ali (Aykan), Omer Efendi, onanr yelkovanı, akrebi
Kuyumcu (Agop Edirneli oğlu) Garbis Kaya gençti  yenemedi veremi.

Cumartesi Şabat’tır, iş tutmaz hiçbir Musevi,
Ateş yakmaz, dükkân açmaz, bayrama hazırdır evi.
“Mağen David”, “Menore” kutsal, “Mezuza”yı on kez öper,
Seçerler “trofa”, “koşer”, yemek gün evvel pişer.

“Muavenet-i Hayriye Cemiyeti”nde sosyal işler,
Zamanla “İsrail” kuruldu, göçtüler üçer, beşer.
“Sefarad” Kültür ve mezhebi’nde burda Yahudi’ler,
“Lâdino” (Judeo Espanyol) dili konuşur, tümü Sinagog’a gider,
Şehlâ bakan Nesim Kalvo, Davudî “Maftirim” (İlahî) söyler,
Başta “kipa” kürsüde yer alır, beş Kalvo Birader.

Edirne’de nüfusu çoktu, “es komşu no es yabancı”
Cemaat’in ulusu Yuda Romano, Haham’ ı Pinto.
Ayin’i yöneten, vaaz veren, deneti iyen hep o
Çok ünlüymüş (Edirneli) Yağmurcu Haham Las Luvyas, Rav Becerano.
Selâmlaşır, şakalaşırlar kendi aralarında,
“Buenos diyaz, komo staz, muços grasya, muy bueno”

Yemekler, boyos, püpitas, kueşkoz, pişkalo, ancinaro Hoş sohbet, dürüst esnaf,
“Akarçeşme” Şamil Kasuto.
“Şalom”, selâm manâsınadır der Aron Taragano,
Bülbül Park’ta, Cumartesi dinsel kahvaltı “Seuda”
İnanç-bayram, Faşadura, BritMila, Barmitzva, Drahoma,
(Kundak biçme, Sünnet, Ergenlik, Çeyiz Törenleri sırayla)
Purim, Sukot, Pesah, Yom Kipur, Hanuka, Roş Aşana.
On kuruşa soba yakar “ateşçi”, gezer sokakta,
İzak yemek taşır, diziyle “sefer tası” sınkta.

Kemâl engellidir, Nacet jilet satar ortalıkta.
Sason Polikar zorlanır, koltuk değneğiyle yürür,
Domino, aznifte rakipsiz, liderliği sürdürür.
Menahem Bello işi, tuzlu balık, çiroz, lâkerda.
Lâstik pabuç, Rıfat Mizrahi,Amerio Simento,
Fracaldo börek ünlü, sarı kiraz reçel yapar Yento.

(Tüccar idi) Kara Nesim-lsakAvigdor, Vitali-MoizHalfon,
Sepetçiler Bakkalı, Nesim (Sarfati),Baharatar Salamon,
Levi,Pinhas-HayimAdato,NikSalamon,(Sarfati’ler) Jak-Leon,
Moşe (ve Nesim) Eskenazi, Kaneti, Raytan, İsak-Yako Kamhi, Çiprut,
Haras, Îlyazer, JakToledo, Simento Hiki.

Viktor Adato, (Jojo) Yasef Romano, Grasyani, Konfıdon Hayim-İsrael-Liko Kan(Kohen),
Mazalto, Razon, Matalon.
Fredi (Özsarfati), Mordu Menda, kimi yolcu, kimisi hancı,
Peynir (Teneke) lehimler Albert Bahar, bakkal Zahar Besancı.

Hatırlarım, Grasya, Sinyora, Fortüne, Anna, Raşel’i Lusi, Klara, Dora, Sara,
Luna, Suzan, tant Ameli,
Nurit, Neyama, Nadya, konuşurlar aksanlı, nağmeli,
Matilda, Viki, İvet, înez, Roza, Sultana, Soli,
Ester, Donna, Röne, Rita, Franka, Dina, Lili, Neli,
Meri, Anjel,Rejina,(hepsi) Tevrat’tan alınmış besbelli.

Perukâr Mardik Zadik (eşi Agavni), Habil Güre, Basri, Tufan,
Zeki (Kasrat), Şükrü İzci, perdah yapar, otalar saç kıran,
Yorgun Ahmet Çamlıdere, Kâmil Tasarlar, Hamdi Gülân,
Diş çeker Salih (Öke), “bardak vurur” hacamatçı Biricik Osman.

“Hergün sakal kesmek, yar’e name yazmak gibidir” der,
“Bön tüccar işine, saf koca evine traşsız gider.”
(Berber) Kadir Oruntak tabelâ yazar bulunca zaman.
Ahmet Çelik saç tarar, “Ehli Tabiat” çorbacıdır Osman.

Hamdi Hoca (İskender Köylü) çuval içre kırık testiyi birleştirilmiş,
Keramet mi var, icazet kimden, kim ona el vermiş!
(Arabacı) Behçet’le “Altın dişli”, ekmek yer kırıktan, çıkıktan,
Su yolcu’lar: Mehmet (Ödem), Hüseyin Sugözleyen, Şerif Eşder’miş.

Keskin ustra Emrullah (Çiroz), Murat Batıgöç, göçmen Haşan,
Sarı sakal Ahmet (Kartopu) sakin, Mümin saz çalar meraktan.
Ondüleci Remzi, Müşerref (ve Hatice), süsler gelin, kız, madam
Sünnetçi-Berber Ahmet Mil, bacak varis, gözler nemli,
Cerrah Mehmet, Ömer Ünlüsoy, (elli yıldır) kambur olmuş, en kıdemli.

Baba öğüdü iyi dinle, “Mıh tutmaz çürük tahta”
Marangoz Tevfık, Kadir (İşsevenler),(N)Alışkan,(H) Fisek tezgâhta.
“Birini denediysen, bir defa denemek yeter”
Tornacı Özakıncı (Hüseyin), Gümülcineli, Kiriş, (Ali)Tunçer.
Futbolcu Abdullah, Barbaros, Abit (Karavit), (pastacı) Haşan, Konkor (Rıza), Fırtına(Nihat), Bik Metin, Cahit, Nahit, Yönel Turhan. İzzet -Sami (Tütün), Canpolat, Agop Rahmi, Rıdvan Tuzladan,
Erdil Ayvazoğlu, İlhan Bozdoğan, Ozkır Seyhan,
Basketçi, Türker, Ruhi, Aldo, Liko, Leon, (Alpkonur) Şeref- Özkan.

İffet Bilim, Aysel Esin, Sezai Olgaç raket sallar,
Rıfat Yılmazer, Aldo Dorfani, Sadık Yuki gergin kollar,
Ondört-Onbeş metruk tenis kordu var, sanma ki şaka!
“At, avrat, silâh” gibi, çok kutsalmış “Raket, İsteka!”

Sanat, spor, tutkudur Bilârdo, kitap yazılsa caiz,
İsteka elde, Nik Salamon, Kefal’cı Ziya, Kasap Ramiz,
Savcı Bilgen, Kel Mehmet, Emrullah (Sen), Mecit, Kaneti Moiz.
Spor’da çok şey öğretti Muvaffak Alkopan her dalda,
Gençler yetişti, ringte, minderde, kulvarda, pedalda.

Halk coşar, Edime spor, Meriç spor maçının zevki başka,
Millet hakeme gözlük takar, kulp takar gelince aşka.
Kıl Atillâ, Süflî hayat Mustafa, Devekuşu Mâlik,
San Doğan, Kabak Cahit, daha neler affetsin Hâlik.
Konuksever’le, Naftali amatör sporun bilgesi,
Doktor (!) Mehmet ilk yardıma koşar, sanki topun gölgesi.

Hakem Fahri, Hüsnü, Necati, Çekver, Ekselâns Ahmet
Boksör Demirtaş, Cemşit, Şevket, Lâvton( Ahmet), Nurışık Kâmran,
Ahmet (Bilginoğlu),Köse Mustafa, Mehmet (Elligram) Orhan Yargan.
Atıcı Sudi, ha bre koşar Koreli (Bahattin), güreşçi (Keke) İlhan.
Geçmişi çok eski, “Şahların sporu, sporların şahı”,
“Kurşun değil, gümüşten saçma” atarmış iyi avcı,
Doktor (Nadir), ŞükrüTanış, Postacı Rahmi, eşraftan (Bilgen) Savcı,

Boz tilkiyi çıkarır ininden, gözü pektir zağar’cık,
Avcıda anı çok, korkma salla, kolay dolmaz dağarcık!
Cavit Takan, Süreyya Baskıncı, İbrahim Gürleyik,
“Rast gele!” uçana-kaçana, tavşan, keklik, üveyik.
SuakacaklıTevfık, Domurcalı Kâmil, Dağdeviren,
Ayşe Muazzez Hanım, Mösyö Bocetti, Şerif Bilgen,

Maksutoğlu, Ali Havsa, Şazi Kıvanç, Tunaman Rabbani,
Şener (Yunus),Yolageldili, Bekir Kara çiftlik çubuk sahibi.
Katır Sadık, Manda Mehmet isimleri şaka gibi.
Genç işadamları Rafet Ürenli, Rıfat Yılmazer,

Mustafa Akıncı, Faruk Tosun, Dörtok Şinasi-Omer,
Muhittin Ağaoğlu, Şahap Yeşil, Rahmi Akıncan,Namık Haseki, Mustafa Rende, Raif (Alamut), (Es) Süleyman Anmalıyım dostlarım Nino, Aldo Dorfani Italyan,
Zerefşan Korur, Rüçhan Köyatası,şık-kibar her zaman.
“Pire, aygır, katana4 ’yiğitten lakabıyla” söz et!
Burunsuz Hüseyin, Lâstik Necati, Jilet Necdet,

Güvey Mehmet, Hünnapçı Mehmet, Kel Fami, Tatar Bülent
Şişko Kemal, Kambur Fikri, Arap Nuri, Pitko Mithat,
Dırış Burhan, Tavukçu Orhan, Süzme Erol, Köfte Şefik,
Kedi Fikret, Rampi Recai, Kamış Ali, Babu Refik,
Şoma (!) Haşan, Topal Ekrem, Pişik Osman, Yamyam Hikmet, Çatlak Hafız,
Sümüklü Recep, “Elçiye olmaz zahmet”.
Ulvi Bey, Eski Cami ayaz’ında dener (yeni) paltosunu,
Meraklıdır Kuşkafa Orhan bozar elin radyosunu.

“Tak-ı Zafer”le bezenir bayramda Saraçlar Caddesi,
Ellerde meş’ale, fener alayı “Donanma Gecesi”.
“İbret-i âlem”, “yağlı ip”, “Darağacı” kurulur bazı,
“Üç Şerefeli” önünde, son ‘idam hükmü’ infazı!
Yaftada “Rasim Dik” yazar, gözünden aksa da yaşı,
Olaya tanık karşıdaki üç yeşil “İbret Taşı”.

Yün eğirmek hünerdir, öreke’nin tacı yapağı,
Tahmis’te, kavrama, tırpan, çakmak taşlı döven, kaşağı,
Zeki (Yığın)ökçe diker, Cevat boyacı, Kurtuluş terzi.
Selâhattin (Ayan) zahire, Ahmet Göğüsgeren kahveci.
Kireççi Nazif (Saraç), Hüseyin (Kireççi), derme-çatma’dır, tavanı,
Marangoz Enver (Köprülü)de cam, kapı, İlhan (Akkır)da arı kovanı.

Arı beyi’ni izler, maske, tütsü, bir tutam (Oğul otu) melis,
Mehmet (Arıcı), İbrahim (Lüleci), Şahap Sengelli’nin ballan nefis!
Misola’cı Tıktık Ali, çakır gözlü, solgun beniz,
Nazmi Altınkarağaç falçata, tahta çivi, elde biz,
Bit pazan’nda Ali Kunduracılar var, bilmezsiniz,
Kundura yamar, Odavişte, Muharrem (Yahşibeyli) bir de Aziz.

Yaşamda itibar kazanmak zordur, kaybetmek kolay,
Düşmeye gör, herkes seyirci olur, acıdır olay!
Umumhane işletirmiş sıkma baş’lı hanım, (adı Fikriye) Kocagöz,
Kredisi pek geniş, güvenli, senetmiş verdiği söz!

Dükkânı sırtında, “tedarikçi” Natan’ın, yumak, lâstik,
Sayar bir nefeste, iğne-iplik, emzik, bebe patik.
Eskici (Ölü) İbram’la Haşan (Kiremitçi), “hurda alimünyüm”,
“Boş şişe, eski gazata(!), iyi fiyata alüyümmm (!)”.

İbrahim Tosun, İrfan Şaban, Fikret Önder, Karabekir , Behzat Önengüt,
Rasim Geçit, Mustafa Üzer (çorbacı) hep tacir. Camcı Hüsamettin (Gürsoy),
Ahmet (Işıkseren),yarmacı Ertay İsmail, Emek kutsal, “Ter kurumadan hakkını almalı ecir”
Arifi ümmi’si var, her kapıyı açar tatlı dil,
Sirkeci İsmail (Uyguner), köseleri Kâmil (Denkel), sobacı Mefadil (Sen).
Serezli Tevfık Şatır, buzhaneye Tunca’dan buz bekler,

Sor, nasıl döner değirmenler, kim güne gün ekler,
Fabrikatör Edip Ağaoğullan, Kemal Dönertaş,
Un sanayiinde, yıllardır yerleşik bir köşetaş.
Sonra Arif Altınalmaz, Haşan Osma, Mehmet Köker.
Göl Mahalle’nin Hafız Raif’i elekten un çeker.

Sadullah Usta’nın beş taşlıdır kara değirmeni,
Unutmayayım Halil Vardarlı, Mehmet Yağveren’i At döndürür çarkı,
Yorgi (ve Hırşi), Yasef Pepo susam ezer, (Sabahattin) Parsoy,
(İsak) Duenyas, (Ahmet) Çetin, (Osman) Tosdoğan.
(Nesim) Susam, (Nesim) Antika yağ süzer.

Resim işi fen işi, biraz yan dur, gülümse, şöyle bak,
Körüklü makinadan neler çıkacak, kuş çıkacak “Hatırda isim, duvarda resim kalır” İnsan fani, gider.
Foto Ali Riza(Nunşık), iki kardeş Enver’le Dilâver.
Fettah, Cevdet, Behçet, “Foto maton Şevki Boral”, Çekver.
Hem foto, hem mühürcüdür, müezzin Niyazi Kemer,
Eskilerden Haseki’yle Rüştü Anıl şip-şak çeker,

Rötuş işler Hikmet’le Tunç, hayâl ekler Mecit Etker,
Poz ver, Clark(Gable) gibi bir kaş yukarda, (ve) saat olmalı kolda, Hanım süzgün bakmalı,
Greta Garbo kalmalı solda! (solda sıfır!)
“Ucuz attan sürat bekleme, yalnız kişner” oyun bozar,
Darb-ı mesel var, “Bahşiş atın dişine atılmaz nazar”,
Burma bıyık, at canbazı “Bey-aga”lar, çarşı, pazar,

Sofla Recep(İziyet)le, Ali (Yelgin) “çiğ yemez ki kamı ağırsın”,
“Kulağı kesilen merkep ko'(bırak) kendini at sansın!”.
“Mestan ağcı” bilir, “Atı geçer, canı yanan eşek”,
Nodul’u yiyince, fırlar kart mal, olur bir deli fişek!
Soydan kasap, Ertopuz, Dermenci, Nevrekop, Celepgezer,
Küçücük dükkânı bekler, Korhan’ la Kenan Durmazer.

“Bakmakla öğrenilse sanat, kediler olurdu kasap”
“Eşek at olmaz, ciğer et olmaz” der (Dağlı) Eşrefle Şahap,
Topal Turgut Dağlı Ömer, Hüseyin (Altınelli), Şinik (Ertopuz) Teoman, Koşer(!) et satar, Elia (Benbiçaço),Yako (Şebahar), Nesim’le Natan.
“Eti boyundan, kızı soyundan, köpeği mandradan al”
Necati (üşenti), Osman (Ergüder), Bayram, Kâmil, Rıfat, Ramiz, Celâl. İzzet Aygün (ve Mustafa) iyi kokoreç sarar, tuzlama yapar,
Uykuluk, Ciğer sarma, bumbar mevsimidir ilkbahar

Nefis olur börek, “Sac” üstünde, Çerepne kapağında,
(Fındık kadar) tereyag kat, ağır çevir, kavur kahve dolabı’nda.
Ağır pişmeli cezve, “köpükte naili pire gezmeli!”,
Raşit Ergül, “kırk yıl hatın kahvenin der, dinlemeli.
Esnaf Kahvesi, Bahçeli Kahve, Ankara Kıraathanesi,
Çınaraltı, Gazi Parkı, Lâz’lann (Selâh-Kadir Kuntel) Kahvehanesi,
Bülbül parkı Ali Sarp’ın kiralıktır iskemlesi.

Kokeralp (Karaağaç), Kara David’in (Tahtakale) serin aşmalı bahçesi.
Udî Ahmet, dolap’ta kahve kavurur, döver dibek’de,
Ayşekadın, hankapı’da “Dibekçi Sadık” var bir de.
Salih Serezli’nin (Camlı Kahve), ince belli bardak, “vay vay fincan” Dağlı Rasim, Kara Ahmet (Sincap), Muhsin Güzel’de, “tavşan kan”, Seher Abla (Balıkpazan), Sabri Akaygün kahvesi pek yamandır, Kavakaltı Arif Ayan, Şumnulu İbrahim Şandır.

Hayri Kaleli, Emin Çavuş, Moiz Kohen kavaf,
Gazi Parkı arkasında Acem (Mehmet Kitapçı), mücellit, hem sahaf. Mustafa Koç, kavurcak’ta mısır, tasta fıstık hep gevrek,
Saç’ ayağı, çerepne kapağı nerde araman gerek.
Çamaşır leğeni, çinko tas, Çilingirler’de ara,
Bakırcı Ilyas, Kenan, Mehmet Es bakır döver bir sıra,
(Köse) Pepo, Nesim Adato, Otelci (İbrahim) Hayri bey orada,
Yirmi beş no’lu peynir istersen Mehmet Ay’a uğra

Kaşkavalcıoğlu, (Mehmet)Duruktuna Alipaşa ortası,
Köylü Pazarı Isak Matatya yumurta toptancısı,
Nefis körelt!, Raif Kartel “ekmek peynir satıcısı”.
Yemekler tel dolap’ta, kuyuda; neymiş ki buzdolabı,
Buzcu (Mehmet) Şuta testereyle keser satar buz kalıbı.

Duadır, “Su gibi aziz ol”, “Altın olsun tuttuğun toprak!”
Sinekli Suyu (Müftüzade) Şerif Bey hayratı, şifalı kaynak.
Mahalle çeşmesi, eşekli saka, köşede kıyıda,
Damacana’lı “Sinekli Su”cu vardı çok sayıda.
Kadir Hayta, üst baş urba ıslak, yaz demez, kış demez,

Çift atlıyla su taşır, kardeşi Mehmet yanında çömez.
Edime süpürgesi ünlü, ince san telli, boy boy,
Değer katmış Bakî (Yaltınk), Demir, Rebeka, İrfan Ulusoy,
Remzi Toros, Salih Elkut, Şevket Terkos, Mehmet Uzunsoy,
İsmail Yüksel, Remzi’yle Ali İmrak, (Abdullah Sevinir),
Hüsnü Ülke: Tabaktel, Kuşoğlu, Kantar, Dindoğru, Timurçin, Dülger,
Bürücü, Demir bilek, Ergüt, Selâmi Yüksel, (Ethem) Demirtaş,
Sessiz efendi bir usta vardı adı Şaban Yarbaş.
Kükürt solur (Zehir solumak!) hurdacı, zareci, bağlayıcı, dikici. Kırmızı, yeşil ip, (elde kefane!) dokuz sıra dikiş “sıçan dişi”, Aynalı’sı, Kalçalı’sı var, süpürgemiz usta işi!
Kömürcü (Ahmet) Karlık, Yento şarkı söyler, pek şakacı,

llyas İpekten bakkal, Enver Uludere mahrukatçı,
Motor, şasi deyince, Rahmi, Fevzi, Sefer, Halit ağcı!
Kaportacı Garip Mustafa yaratır otobüsü baştan,
Acem Muharrem (Kitapçı), Kamyon kasasını var eder yoktan.
“Küçük mavi”, “Perlika”, “Kontra”, kiralık “velespit”ler,
Süslü mü süslü, Göricke, Miele, Bauer, Adler.
Bisikletçi İbrahim, Ekrem (Paraşüt), Marko (Basan) dan aynalı, zilli, Macuncu Dağlı Ahmet, çekirdekçi (Kör) Rıdvan Güvenli.

Saygı görür hizmet veren, vefakârdır Edime’li
Fidanlık Müdürü Hadi(Hrant) Gümüş, Tahir Erman, (Aydoğmuş) AI
Bekçi Parası, Yol vergisi, Tanzifat, Tenvirat,
(Hakkı) Keçeli, (Haşan) İşlik, (Ruşen) Görgün; Özel İdare’de bürokrat.
Sorun çözer Yusuf Dörter,(Ekrem) Sülün, Acem Necdet, (Tapucu) Kâmil, Komser Hamdi Korur,
Kont Mustafa, Maliyeci (Evren) Tevabil. Mergup (Nurengin) Mimar,
Tarık Altay Maliye’de veznedar, Küçücük kalemiyle, tek meteliği kırk kez sayar.
Necmi Abi (Ige), Ekrem Demiray herkesin dert babası,
Öğretmen (Hulusi) Meçikoğlu,Ruhi Esin, Sait Köyatası,
Haşan Basri (Ramses!), Mesut, Hikmet, Müfit beyler lisan hocası,
Tarihin var Çetin Ispaha’sı, Salih Zorlutuna’sı.

“Her lisan, bir insan”, ne demek anlarsın düşersen dara,
Fransızca öğretir, madmazel Meri Gerliç, madam Sara.
Ciovanni D’orfani, Fahrî İtalyan Konsolos’tur,
Murat Özgür, Kayışbudak, (Mehmet) Bıçakçı nasıl unutulur
Nuri Atabay (Yzb), Eyüp Çavuş, hala izleri durur.
(Lokantacı) Süleyman Kaçak, Basri Tuncer işin biberi tuzudur!
“Yararken ye, Yakışırken giy!” inan ki yaşam budur.

“Sos” lâkaplı (Süleyman) hocamız şiir yazar, okurda okur,
“Ali Baba geluuru!” (geliyor) hasır iskemle dokur.
Kalmadı ne çift, ne de basma körük, çekiç örs, keser,
Demirci Ayvaz, Osman Kısaç, Arif Çekiç’ler,
Kalfa tav verir, usta çırak çift kişi demiri döver,
Dan-dun, kulaklar sağır, ateşten gözler çapaklı ekser.
Çiçekçi Sezai’nin elinde şaşula, zıvana,
“Çiçek dalında güzeldir”, emek gitmesin boşuna.

Sait’le Ali (Sütpişiren) körpe oğlak, süt kuzu bulur, varsa,
Kara Zülküf, düm-tek’le “ayı oynatır”, toplar parsa.
Birkaç (pejmürde) kızan, on kuruşa “ampur çeker” orda-burda. Bahriye Hayrat, (Safiye) Tüylü, sülük vurur ruz-i bahurda,
Ti sesi var adı Ali, iple bağlı çatlak gözlük,
“Lâzım olannn! Erbabı bilir, mayasıla vur sülükkk!”
“Parmak bastı polisi”, “Taharri memuru”ndan ürkülür, “Müstantik”,
“Mektupçu” ünvanları ile saygı görür.

Hükûmat’a(!) derdin’ duyurmak bir istidaya bakar,
On altı kuruşluk pul kâfi, herşey karakaplı’da yazar,
Arzuhalci Nurettin, (Mehmet) Takan, (Basri) Oruntak, Topal Reşit,
Hüsmen (Devrim), Sait (Ertin), Şemsettin (Hakdiyen), Namık Ergin mütaahhit
Otçu Apti, keresteci Ahmet-Mehmet Özhisar, (İbrahim) Bildik,
Esenkal, İşbakan, Göktepe, Cemal-Kemal Keser, Gedik,
Şaban Açıkgöz, Halim Öztaş, Mehmet Adriyatik.

Konakkuran, Binatamir var, Ali Osman Aga var,
Beşer budur, “Duvarcı unutulur, bitince duvar!”
İnşaatçı Mustafa Rende, Arif Şirmen, Haydar Kalfa,
Temel atar Şakir Paçalı, “büz”(künk) döker Tülü Mustafa.
Ustadan öğren, “Kuş yuvasını gide gele kurar”,
“Bir gecelik konuk dahi, duvara bir çivi çakar”.

Sıvarken, Necdet Alterler, Ali Hurma’yı izleyin,
Kesik kulak, yalancı Süleyman, TEVEKKEL (Mazlum) Hüseyin,
Küstüm Ahmet, Veznikli Ahmet, zembili var Aziz’in,
“Deli kız evde, delik taş kalmaz yerde”,demeyin!
Dülger Lâtif, Mehmet, Yakup, Yusuf, Cemal, Mecit-Ali Belli “Kata” (Muzaffer Güngörür),derz’1 i döşer tuğlayı, hünerli, yatkın elli! Marangoz Hikmet, Kâzım-kunduracı Şükrü (Vanî) Vanlı,
Bisikletçi, sonra kuyumcu Metin – Abdullah Şanlı.

Evvel araba yapardı Hızarcı Haşan İşbaşaran,
Ali Muhallebici (Marangoz) ceviz biçer möbleyi saran.
Herşeyin ustasıdır (Haşan-Ahmet) Dumancı, gramofon, gaz ocak, Acele yok, pazarlık yok,keyfi gelince yapacak.
Kalaycı Ali, İsmail Aysan, Azime Abla bir de Hacı,
“Kasaptaki ete soğan doğranmaz” olma sakın hayalci.

Tenekeci Ali-Veli Kıyı, Hamdi (peynirci), Gilân Hilmi,
Kalaycı Rasim, Rüstem Bakırcı, hazır havya, lehimi
Otelci Çakal; Radyocu Osman (Uçkun), Hulusi (Sevdik),
Şevket Boral, İbrahim Zuma-zanlı’ya koşar derdi olan komşu!
Sebzeci (M.) Lepki, Rafet Erol, Küçümen, Ahmet Soysal,
Tütüncü (berber) Şevket’te koruk suyu, Nami Bey’de turşu
Atalar der ki, “Erdem’ in ödülü, bizzat kendisi”
Emin Çizgin, Fuat (Soyhan) Ressamdır, hoştu Varol (Tütün)un sesi. Çetinkol (Mustafa), Orunç (Arif), Murat Nalça’nın hurufat’la işi “Edirne Sesi” (Rıza) Ataktürk’ün, o bir bilge kişi,
Vilâyet Matbaası’nın pîr’i ünlü Ali (Şeren) Abi’si.

M.Kemal Özer, “Vatandaş” (yazar) nedir günün hadisesi,
Tek yaprak “İbret”, bir de Turgu’ nun “Edirne” gazetesi.
“Edirne Postası” Üstad Necmi (Gücüyener) Bey’in ceridesi.
Arif Nihat (Asya), (Cahit) Irgat, Suat Vural bilir şiir dilini
Turanlıoğlu (Uluğ), Akıncıoğlu (Niyazi) okşar gönül telini.

Ruy-i dil (tatlı yüz), dev Arif Hoca, bayramda “Yavrukurt” olur,
Yüzkırk okka Nesim oğlu bahçıvan Kemal, (zor yürür) sık solur,
Rindmeşrep Muhtar (Erdemer) hocamız var, Mukbil Özkan ‘ ’tenor” dur.
Şalom’un vücudu pek heybetli, elbisesi dardı,
Bedestanî Recep (Şendil),acep kaç arşın kuşak sarardı!
“Göz terazi, el mizan’dır”, ticarette ölçü, mihenk,
Küçük pencereli dükkânlar, tahtadan asma kepenk,
Çukur Bakkal, dev kilitle bağlar, kapı zincirini,
Narin (M.Dolman-A.Gürses) muhteşem vitrinde sergiler zevklerini.

Boneli aşçı, üstünde ak önlük, pantul’da (pantalon) yama,
Aş’lar dizili ocakta, yanm tül perde (briz-biz) ilişik cama.
Hesap et, kararınca ye, “ne ka (kadar köfte!) küfte, o ka ekmek”
Sıyır porselen tabağı, kalmasın içinde yemek!

Bol kepçe Çınar lokantası Hasan’la Kenan İnağ’lı,
Baba oğul çalışırlar Zeki’yle Zekeriya Tatlı,
Arif Arıcan’m kış-yaz kuru fasulye pilâvı,
Ciğerci Necati ve Baba Kadir tezgâha bağlı,
Hünkârbeğendi, elbasan tava, musakka, cacık,
Paça, işkembe, tereyağlı pirinç çorba sıcacık,

Yonga, İdris(Hüseyinka), Kaçak (Haşan), “Aşevi Haşan Aşçı” namı Dağlı.
Çorbacı Haşan, aşçı Mümin Bayram, (Bahçeli Lezzet Lokantası) Hakkı Zağralı.
Hamit Çata, Halil Nazıroğlu, az soğan bol kimyon,
Köfteci Ahmet Şavur, Ahmet Gürsözlü, Nazmi (Çelik) Şampiyon.
Hüseyin Çakal meraklı işi bırakmaz (çoluk) çocuğa,
Mey içerken sohbet bozulmaz, müşteri geçer ocağa.

Değirmen dönmez Seyit (Açıkalın) Usta, Kemal Nural olmadan,
Yakup Karakuş, Mehmet Atsızlar, (ilk sahip) Levon Fındıklıyan.
Bekir Palabıyık, Şamil (Kalvo), (İbrahim) Zağra, malı hesaplıyan
Su değirmeni Haşan “Döntaş”, un öğütür Tunca’da,
Sadi Satı, Cemal Nural’ın derdi (viran) jeneratör Skoda.
Otobüsler yolcu taşır şehre, köyden taşradan,
Emektar “iktisat”, tavan basık, kapısı arkadan.

Sonradan, Güven, Serhat, Ergene, Dalkılıç, Konforlu,
Korhan Hepgezer, Mehmet-Osman Çardaktan, Çakıroğlu,
Cevat-Cavit Zıpkınkurt, Hilmi-Orhan-Kemal Erakman,
Havsa’lı Y ılmaz, balık istif yolcular yetiş el-aman,
Şemsi-Nail Akbulut, Keşan’a otobüs var, isabet,
Biletçi Ruşen (Çileli), Seyfı(Özgür), Rıza (Göktuna), kıyasıya rekabet.

Akaryakıt şehrin merkezinde, ölçü litre, teneke,
Benzin açık satılır, evham yapma, neymiş tehlike!
Shell, BP, Soconi Vacum (Mobil-oil), Petrol Ofisi, Türk Petrol, Sarfati, Halfon, Taranto, Benun, Ayvazoğlu’nda kontrol
Bizim kızan’lar zevkle çalar, İzzet, Mişel, Turhan, Metin,
Mahir, Aron, Albert, Komanlı, Salih, Demir, Bahattin.
Bando şefi Mehmet Yalgın sakin-vakur, biraz durgun.

Köylüoğlu (Hasan), Organ (Mustafa) bıkkın, dinamo’da bitmez sorun
Elektrik arıza peşinde, Hidayet, Osman, Veysel,
Merdiven elde, kanca, palaska belde, koşar yorgun.
Telefon (konuşmak) sırayla, acele yok, olmalı bir keramet Telgrafçı (teknisyen) Nurettin (Bitirgeç),
Gıyasî Ergüt, Lûtfı Şeremet,
“Balkır” ışıltıları parlar minare’de uzaktan,

Mahyacı Haşan, Mustafa İşlekel, kandil(leri) şavkıtan.
“Kaynana zırıltısı”, oyuncak yapar (Durmayüksel) Hakkı’yla Turan,
Ağaç işler, nalın, yastağaç, tabut biçer “ha bire”,
Mezarcı “Hâkim Hüseyin!” (Ülkeok) mevta’yı yatırır kabire,
“Dan dan” (Mustafa), duaya erer, düdük çala, pedal çevire!
Başkasına kazarken çukur, yatak oldu Koca Ömer’e Mezartaşçı,
Hüseyin, Nazif (Taşçı), Fatiha oku fakire!

Şehrin simgesidir kubbelerin alemi, Hilâl’i Hafız Nazmi (Ülgen)
“Ayna çatlatır!”, duysa “Habeşî Bilâli”. “Tanrı Ulu’dur” der, “Tanrı’nın elçisidir Muhammed (SAV)” der, Türkçe okunur İlahî ezan (en son: 14.5.1950), namaza davet eder.
Salih Şıdım mütedeyyin, hıfzetmiş lâfz’ı, meali,
Üç şerefeli müezzini İbrahim (Sayınsoy) engin bilgili.
Hafız (Rakım) Ertür “Tecvid” okur, Hafız (Kara) İbram’ı cihan tanır, Rüstem (Tozan) Hoca muzip, Balcı Salim Arıcı bilim timsali.

Her şerefe’den bir makam salâ verir cumaya,
Derunî ezan sesi yansır, mana katar semaya Saba, Hicaz, Eviç, Uşşak’ ahengiyle vecde gelir,
Ehli İslâm hamd’eder, beş vakit secde eder Hûda’ya.
“Bir hayat kurtaran, tüm dünyayı kurtarmış sayılır.”
Kutsal (Mâide) Sure’dir, fedakâr hekimleri anımsatır.

Hippokrat der ki, “Ağrıyı dindirmek İlâhi bir iştir”,
Marazın ipucu, solgun yüz, bazen çürük bir diştir!
Şifa verdi Öğütmen, Koman, Baydur, Olgaç, Cevat Eke,
Nadir Cent, Şamil Haras, (Ali Rıza) Alperat, Yasef Bayer namı “keke”
Tüm insanlığa adanmış hazır eller, müşfik kalpler,
Kazancıgil, Özmerdiven, Etker sürmedi mesleğe leke.

Mustafa Alper, İbrahim Sakaroğlu, İsmail Tunçman,
Süleyman Dağdeviren, Lütfü Çotuk, Firuzan Akman,
Saadet Yardım, Aysel Esin, Kâmuran (Yolageldili), Yalkın Güler, Kemal Amş, Faruk Çaylı, Vedat Atlığ, (Sertabiboğlu) Muzaffer,
Rahmi Bankacı, (Hüseyin) Gültekin, (Ahmet) Kurt, Sait Ataözden, Recep Duru, Nejat Karsak, (H) Zorluoğlu, Sedat Sözmen.
Eski üstadlar, Suzan Güney, Ahmet Vefık (Giray) de, moral, hüner, Sabri Sıdal, İsmail Hakkı, Mayısyan, Ragıp Üner.
Makbule Hanım, Basri İzbul, Vasil, Garti, Saranga,
Hekimlik zor, Toledo koşuşur elinde şırınga,
Özveriyle bir anılır beyaz gömlekliler, ilginç,
(Şükrü) Fazıl, Abdülkadir Yücel beylerde de aynı bilinç.
Sait (Özaydın) kalfa işini görür, dişhekimi adına,
Kerim Baba’nın Fatma Hanım diş çeker sevabına.

Bakkal Tahsin kerpeten’i (yen’inde) saklar, ispirtoyla silerin!
Makbule(Öğütmen) Hanım, yaraya sıcak kahve iyidir dermiş.
Acı çeken şifa umar, bekler sessiz, sakin,
Diş Hekimi sayısı az, Nuri Günyal, İhsan Ertekin,
Macit Çıray, Aron Matatya, sonraları ben Tekin…

Kimyager (T) Şıpka, (A) Fenerci, Cemal Meral, Sabahat Engin
Eczacı Albert, (Ş.) Önengüt’ün Sıhhat, diler afiyet,
Mustafa Tunca’nın Şifa, Suat Nazmi'(Sıdal) nin Cumhuriyet,
Çil İlâcı Fazıl Soysal’ın, (P.) Nurışık’ın Hürriyet,
Şükran Eczanesi (Ferit) Çardaklı, işte budur keyfiyet.

Baytar Mehmet (Nalıncıoğlu), Veliyettin Ozkır,
Cahit Süs, Ruhi (Dirgin), (Gökmen) izzet.
“Çok adalet, çok adaletsizliktir” der Çiçero,
Önce dava vekili Hayim, Nesim, Reşit istida yazardı.
Hukukçu, ince eledi sık dokudu, hak aradı,
Avukat Hayrettin Belli oldu Başkan, kuruldu Baro.

Cüppe giydi Yusuf Çetin-Bergüzar Ardalı, (İhsan) Tümkan,
Yusuf Cemil (Üner), Savni Gizligöz, (S) Bizbahar, Kemal Şağban, OrhanTülümen, EdipTürkmen, Nejat Köknar, Sengelli İlhan, Mahir Ülküsal, Cevat-Sinan Sayın, Bilgen Süleyman.
Sabahattin Şenveli, Ruhi -Hamdi Uğurlu, (Rasih) Gürkan,
Sami (Tütün), Hilmi (Oral) Ehat Vardar, Yolageldili Turhan. Abdülhalim Altınel, Zafer Arıkbağ, Cay Burhan.
Adliye’de başkâtip Rasim Cebbar’la İmren Haşan.
Noter Salih Gerçek, yanında Şevket Gitsin (yeminli) yazman.
Evvel, Hilmi(Tunca), Hamdi (Çiler) “kâtibi adiF’di tanınan.

“İbret-i âlem içindir ceza”, bu söz atadan kalma,
“Başkasından dersler al, başkalarına ibret olma!”
“Hem nalına hem mıhına vur” hakka et riayet,
“Erkenci kuş kapar solucanı” siftahtadır bereket.

Peremeci’nin hakkı var,” denginle tartıl tartılırsan!”
Budur gerçek, “Bir kazan eti kokutur, bir baş soğan”
Arkadaş seç, “İtle yatan bitle kalkar” sıçramasın kir,
“Hayatta en üzücü şey, kaybolmuş yeteneklerdir.”

“Otuz-Otuzbeş Bin kadar nüfus”, geçinir giderdik,
Yerliler birbirini tanır, yabancıyı seçerdik.
Kimsenin “ipini pazarlamak” değildir işimiz!
“Görmedik, duymadık, demedik”, “Üç Maymun’u” belledik.
Şer’i unut, hayır düşün, “Ağız gül, dil dikeni’dir”
Kusur gizli kalmaz, “Sır dudak kıvrımında gizlidir”.

Kispete vurduk! Eleği astık, eledik ak unu,
“Güzellik on’dur, dokuzu don’dur” iyi belle bunu.
“Çark-ı Felek” hızla döner, adım adım hep ileri,
Düş kursak, zaman dursa, tüm nehirler çağlasa geri,
Mümkün mü acep, duymak o sesleri, görmek o yüzleri!
Tüm özlemlerim sizde yaşar Türkiyem’in gençleri.

Hatamız varsa hoşgörün, üslûbumuz bu bizim,
“Zarf değil mazruf önemli”, önyargısız’dır söz dizim Aşina Yüzler’dir bunlar, affetsin demediklerim,
Gördüklerimi yazdım, hepsi gerçek söylediklerim.
Dağarcıkta çok sözüm var, defter doldu, kalem bitti,
Yarım yüzyıl geçti, esnaf, sanatkâr, üstadlar kimdi? SAYINBAŞ,
sevgi saygıyla an, küçük büyük bizdendi,
Bin dokuzyüz elliler’den çoğu ruhta, kalplerde şimdi.

Yaşam savaşının, kâh inişi vardı, kâh yokuşu,
Bazen aheste, kimi dolu dizgin sürer bu koşu.
Tarih oldu eski dostlar, sanki Zümrüd-ü Anka kuşu,
Uçtular Kaf Dağın ardına, anar duyarım huşu!

Diş.Tbb.Tekin SAYINBAŞ
28/10/2012
kaynak; “Benim insanlarım Saraçlar Caddesi’nde aşina yüzler-Tekin sayınbaş,Edirne Belediyesi yayını.”