Balkan Savaşı MAĞLUBİYETİMİZİN NEDENİ !

1912-1913 Balkan Savaşı Faciasının nedenlerini bu güne kadar okuduğum onbeşe yakın Balkan Savaşı ile ilgili kitap arasında en iyi anlatan bu hatırattır (C.Bulut).. 
İ Ş T E  M A Ğ L U B İ Y E T İ M İ Z İ N  N E D E N İ !
Hatırat sahibi Aralık ayında Mahmut Şevket Paşa’yı evinde ziyaret eder,aralarında aşağıdaki konuşmalar geçer..
“Ekselansları, katıldığım muhtelif muharebeler hakkında olduğu gibi, ricat sırasında gördüklerim ve duyduklarım hakkında beni uzun uzun sorguladı. Zaman zaman kurşun kalemle notlar alıyordu.
Bitirdiğimde ayağa kalktı, elleri arkada, odayı enine ve boyuna arşınladı.
“Bütün bunlar çok üzücü, dedi, ve ben orada olsaydım bunlar olmazdı.”
“Ekselansları bir soru sormama izin verirler mi?.. Bakanlığınız zamanında komşularımızla savaşmak ihtimaline karşı ne yapmayı düşünüyordunuz?”
Konuyu, savaş bakanı olmadan önce incelemiştim, ama bu mevkii işgal ettiğimde ve von der Goltz ile çalışırken çözümledim. Birlikte, konumu itibariyle savaş alanına dönüşecek olan Trakya’nın her yanını gezdik ve ordumuzun toplanma yeri olarak Ergene’nin sol kıyısında, Çorlu tarafında karar kıldık ve bir kere üstünlüğü ele geçirince saldırıya geçilebilecekti.
Hep meşhur Goltz’un planı önüme geliyordu; bu yaşlı Alman mareşalinin genelkurmayımızı etkilemesi olağanüstüydü.
“Ekselansım, savaşa hazır mıydık?”
“Tabii ki, geçen yıl Türkiye’ye diğer dört müttefik gücün toplamındakinden daha çok top temin ettim. Her Türk topu farklı türde 750 mermi ile donatılmıştı. Tüfek başına 850 fişek olmak üzere 850.000 Mauser[1] satın aldım; orduyu makineli tüfeklerle donattım, tek kelimeyle ülkeyi silahlandırdım, askerleri giydirdim, süvarisini kurdum, daha ne yapabilirdim ki?
“Ama ekselansları, bizi levazım öldürdü, hiçbir şey vaktinde gelmedi ve yerine ulaşmadı; ben bile dört gün aç yaşadım, açlıktan ölmeye yazdım.”
“Evet, yenilgimizin nedenlerinden biri de budur, sorumlu olan bunu öngörmeliydi.”
Öngörmek, evet, öngörülmeliydi, cevap çok doğruydu, ama o da bakan olduğu üç yıl boyunca geri hizmeti öngörmemişti. İşbirlikçisi Goltz da öngörülmesi gerekeni öngörmemişti, daha da temel başka bir şey daha vardı.
Ve bu temel olandı: Bir teşkilâtlanma usulü, eğitim kuralları, Türk ordusunun gelenekleriyle ve Osmanlı ırkının davranış alışkanlıklarıyla uyum sağlayan ama ülke kaynaklarını dikkate alan bir teknik gelişme metodu bulmak. İşte ancak o zaman sağlam ve siyasetimizi savunacak durumda bir ordumuz olabilirdi. Böyle davranmadık ve kendimizi dev aynasında gördük: şimdilik iyi yetişmiş, iyi komuta edilen 500.000 kişilik güzel bir ordu ile yetinmek yerine birden büyük devletlerin “milyon”larına sahip olmak istedik. Alman eğitmenler getirttik, Prusya’nın kurallarını tercüme ettirttik, Berlin’deki ve Spandau’daki gibi geçit törenleri yaptık: Bütün bunlar, tabiatıyla, bize “yaradılış”dan gelmiyordu, “taklit” di, nedenlerini bilmeden; ve bu orduyu gerçek hedefine, savaşa yürütme zamanı geldiğinde her şey teşkilâtındaki sağlam temel eksikliğinden çatırdadı.”
 
Süloğlu’dan Çatalca’ya Balkan savaşı 1912
1 inci Mızraklı Süvari Alayı teğmeni Selim
Bir Türk Subayının defteri, sayfa.53
Fransızcadan Çeviri.. Fazıl Bülent Kocamemi