Edirne Sarayının havaya uçurulması 1878,F.Bülent Kocamemi

Kaynak; “Plevne’den İstanbula 1877-1878” Fransızcadan çeviren; Fazıl Bülent KOCAMEMİ
Savaştan önce Edirne’deki tartışmasız en ilginç yerlerden biri kentin Kuzey’inde bulunan Eski Saray’dır.

Ne yazık ki bir süre önce bu tarihi anıt silâh deposu olarak kullanılmış. Strukof’un süvarileri Edirne’ye yaklaşınca vali, binlerce pistonlu tüfeği ve birkaç fıçı barutu yok etmek için sarayın havaya uçurulmasını emretmiş.
Böylece, Ruslar’ın kesinlikle beğenmeyeceği birkaç eski silâhı ortadan kaldırmak için Türkler bu muhteşem Arap mimarisini harap ettiler ve tren garında elimize geçen bir yığın Krupp topunu sapasağlam bıraktılar.
Bu harabenin görüntüsü kadar hüzünlü bir şey yoktur. Ana duvar delik deşik olmuş. İçeride, bu duvara dayanmış ve yuvarlak top gülleleriyle, boş bombalarla ve obüslerle dolu uzun bir avlunun yerinde artık yeller esiyor. Duvarlarda çatı kirişlerinin girdiği delikler hâlâ görünüyor. Duvarın üstünde, şurasında, burasında birkaç fresk boyası kalmış. Giriş kapısının her iki yanında Türk alfabesiyle yazılmış iki büyük arma yerinde kalmış.
Her yerinde harap olmuşluk ve perişanlık hâkim.
Küçük sevimli bir köşkün dumanla kararmış çatısız dört duvarı arabesk resimlerle süslü. Çevresinde patlamanın şiddetiyle eğilip bükülmüş, namlusu delinmiş, dipçiği kırılmış binlerce tüfek dolu.
Bu avlunun orta yerinde ana bina bulunuyor ama ne halde !
Çatısı yok, döşemeleri yok, sadece mermer ve taş yığınları var. Birkaç duvar mucizevî bir dengeyle ayakta duruyor. Kare biçimli kuleden sadece tek parça halinde yıkıntıların önüne düşen kâgir kubbesi kalmış.
Büyük merdiven, cami nişi gibi bezeli giriş kapısı ve modern fayanstan yapılmış iki anı plaketi sağlam kalmış.
Eski Saray’ın dip tarafında duvarları tamamen yeşilimsi renkte ve altın yaldız süslemeli İran fayanslarıyla kaplı ünlü hamamı yer alıyordu.
Eşsiz bir harika gözüyle bakılan bu hamam bugün bir enkaz yığınından başka bir şey değil.
Beraberimizde getirdiğimiz Bulgarlar uzun süre enkazda arama yaptılar. Eski İran seramiklerinden sağlam kalmış birkaç parça bulmayı ümit ediyorduk.
Heyhat ! Araştırmalarımız sonuçsuz kaldı. Yangın öylesine güçlüydü ki, ateşin etkisiyle bütün seramik karoların emayesi akmıştı ve binanın taş ve enkazıyla garip bir bileşim meydana getirmişti.
Eski Saray’ın çevresi çıplak ve mahzun. Göz alabildiğine kadim mezarlıklar; likenlerin garip yazıları kemirmekte olduğu harabeye dönmüş mermer mezarlar; granit dikilitaşların boy gösterdiği tarlalar; Yunan, Bizans, Müslüman mezar taşları, geçmişin büyük halklarının tozlarını serptikleri yaşlı toprağı kaplıyor.