EDİRNE’DE TARİHİ BUZ KAYMA GELENEĞİ,İ.Hakkı Soyyanmaz,Destanı Edirne

 

İ.Hakkı Soyyanmaz Hocamız 1990 yılında kaleme aldığı destan tarzında Edirne’deki buz kayma geleneğini daha sonra bir ansiklopedi olan Edirne tarihini anlattığı “Destanı Edirne” kitabına da koymuştur, yüzyıllarca yıllık bir gelenek olan buz yarışları-eğlenceleri en son Sayın İbrahim Ay’ın belediye başkanlığı döneminde düzenlenmiş çok ta ilgi çekmişti, İ.Hakkı Soyyanmaz hocamızın Edirne tarihi’ni yazdığı destan tarzında ki ansiklopedik bilgilerin olduğu kitabındaki Edirne’de buz kayma geleneği ni aşağıda satır satır okumanızı öneririm.. Cengiz Bulut
MURAT HAN’dan, Pehlevan Güreşleri,
Ok atıp, Gürs Kırıp, At Yarışları.
Bayır buzunda, KIZAK KAYIŞLARI,
            Güç bulur, davul ile zurnadan.
                        ——–o——–
EDİRNE’de görenektir BUZ KAYMAK.
Göreneği, Gelenekten de saymak,
Zaman ile olur, âdetler koymak.
            Her âdet te gelir, evvel zamandan.
                        ——–o——–
KIZAK KAYMA GELENEĞİ ; BÜYÜK FETİH’ten,
Daha önce başlar, FATİH’ten.
İlham aldı, görenekten, tembihten;
            Akıl etti, gemi yedmek, karadan.
                        ——–o——–
Buz kaymaktan ve kızaktan FATİH HAN,
İlham alıp, buyruk verdi; <<-Tez heman
Kaydırılıp insin. >> Dedi. Donanman,
            Yağlı kızak ile, HALİÇ SIRTI’ndan.
                        ——–o——–
Nakışlı kızağı vardı, fildişinden,
Ellik’le – Bellik’i, al ibrişimden.
Kaymaya başladı, ufak yaşından,
            Teşvik gördü, MURAT HAN’la, LALA’sından.
                        ——–o——–
Muradiye Bayrı’nda kayardı.
Buz’u, Saray Kalfaları yapardı.
Kaydıkça, boşalırdı önü ardı.
            İnmek istemezdi, Kızak’la, at’tan.
                        ——–o——–
Yirmi dokuz yıl ; Birinci Murat Han,
Yirmi sekiz yıl ; İkinci Murat Han,
EDİRNE’den buyruk aldı, Tüm Cihan,
            Saray Kuran iki adaş Hanlardan.
                        ——–o——–
Hüdavendigâr’dan ; SARAY–I  ATİK,
İkinci Murat’tan ; SARAY–I  CEDİT,
İkisinin de iki oğlu var yiğit;
            Biri YILDIRIM HAN, Biri FATİH HAN.
                        ——–o——–
SARAY–I  ATİK hendekleri dardı.
Zahrı ; TEKKE KAPISI’na uzardı.
Ortada UMURBEY KAPISI vardı,
            Akşam kapanır. Açılır sabahtan.
                        ——–o——–
Hendeklerin suyu, çöplüce akar,
Köprüce’ler günbegün yatıp – kalkar,
Umurbey Kapısı, Bayır’a bakar,
            Kopuşan kızaklar, dalar kapıdan.
                        ——–o——–
İKİNCİ  MURAT  CAMİSİ yapıldı.
Bayrın yanları, hendek bırakıldı.
HENDEK KARLARI, Bayır’a atıldı.
            Buz suyu döküldü, Bayrın başından.
                        ——–o——–
Kaydıkça, buz gevşer, üstü pütürder.
Bayır çıktıkça, sırttan duman tüter,
MURAT HAN, Kolundan tutup; <<-Yeter.>> Der.
            Hamama gider, Mehter arkadan.
                        ——–o——–
Saray Halkı, ayrı ayrı kayardı.
Her kayışta, hepsi HAN’a uyardı.
Cam Ustası ; rengârenk buz boyardı,
            Bayır dolar, donmuş renkli sırçadan.
                        ——–o——–
KARDAN ADAM gibi, top top kar alıp,
Evvelinden hazırlanır, her kalıp,
Karşıki ESKİ SARAY’dan kaldırıp,
            Buzbayrı’na taşınırdı akşamdan.
                        ——–o——–
Karlı – buz, evvelinden dondurulur,
Her şekle, sıcak şiş’le yondurulur,
Üzerine espaplar kondurulur,
            Cam’dan olmuş sanır idi her insan.
                        ——–o——–
Kar – buz’a, şekil vermek ayrı hüner,
ÇARKIFELEK’leri, maytap’la döner.
Akşamları yakılır, mumlu fener,
            Yaz’ı – Kış’ı, MURADİYE BAYRI’ndan.
                        ——–o——–
Her usta, bir başka marfet yapardı.
Ufak parçaları, sonra takardı.
Şekillerden, Kayık – Gemi de vardı,
            Nakil olur, Kızaklı Kaydırak’tan.
                        ——–o——–
Bayrın hendeğine doldurulur.
Merkeplere, sübyanlar bindirilir,
(AT), (KATIR), (EŞEK CENNETİ) denilir,
            Her yıl, başka Cennet gelir, BUZLAK’tan.
                        ——–o——–
Kış gelince, aylak kalır ustalar,
Yedibin amele ile, kalfalar.
Altmış yedek, onyedi ünlü mimar,
            Boş durup, can sıkılır, aylaklıktan.
                        ——–o——–
Marangoz’a, ESKİ SARAY’da iş var,
Dülgâr  n’etsin ? Dışarda  kar–buz–kış  var.
Her mimarda ; ayrı–ayrı buluş var,
            Hoşlanmaz hiç biri aylak durmaktan.
                        ——–o——–
 
Yedibin amelenin, kopsa ipi,
Sokak–sokak dolaşır, hayta gibi.
Başıboş’un, tutulmazsa sapı;
            Edepsizlik akar, köşe bucaktan.
                        ——–o——–
Kar, yerden kalkmak bilmez, geçse aylar,
Boş yerlere yapıldı buz hanaylar,
İçi fenerli, sırçadan saraylar,
            Hendeklerde, yer kalmadı hanlardan.
                        ——–o——–
Meyva Bahçeleri, kuru dallardan,
Çiçek Bahçeleri, çalı–çırpıdan,
Üzüm Bağındaki, boncuklu kirpiden,
            Çakal, kurt–kuzu vardı, hepsi buzlardan.
                        ——–o——–
Kar yağdıkça, yeniden tazelendi,
Yanlarına yenileri eklendi,
Hepsine de, ayrı bir CENNET dendi,
            Bahşiş geldi, FATİH’in Babası’ndan.
                        ——–o——–
Çentezli, sarı lira, ak akçalar,
İçi dolu, çamaşırlı bohçalar,
Sevindi amele, kalfa, ustalar.
            Nasip aldılar İKİNCİ MURAT’tan.
                        ——–o——–
Her biri, taltif aldı, ödül kaptı,
Ayni usta ; Cami – İmaret yaptı.
Başlanan SARAY’ı tamamlattı,
            Şehre su getirdi, yerin altından.
                        ——–o——–
Çeşmelerin suyu aktı, hem  bol–bol.
İş taksiminde, oldular iki kol,
Şehrin altından, açtılar tünel, yol,
            YILDIZ ile HIDIRLIK arasından.
                        ——–o——–
Yaz çalışıp, kışın olmaz boş durmak,
Yapılmazsa, düşman üzre saldırmak,
Buz üstünde çalışıp, iş kondurmak,
            Hayırlıdır, yan gelip te yatmaktan.
                        ——–o——–
Cam işine benzer, buz yapışları,
İLK MURAT’tandır, PEHLİVAN GÜREŞLERİ,
CİRİT ile AT ve KIZAK YARIŞLARI
            Her sporun Koca Pîrî; MURAT HAN.
                        ——–o——–
Her sene BUZ CENNETİ’nin başkası,
Renk–renk, zümrüt, yakut, safir elmas’ı.
Çok yenmez ; Tadımlıktır KAR HELVASI,
            Farkı yoktur, kaymaklı dondurmadan.
                        ——–o——–
Eşyaların pek çoğu, BUZ’la – KAR’dır.
BUZ CENNETİ’nde, cam olan da vardır.
Bilinmez ki ; Hangisi buzdandır !?..
            Her birisi, ayırt olmaz billûrdan.
                        ——–o——–
 
Boyandıkta ayrılmaz, cam’ı – buz’u,
At, merkep, katır, geyik, kuş, kurt, kuzu,
Altın varaklı, koçların boynuzu,
            Bakıldıkta sanılır, som altından.
                        ——–o——–
Ağaç dalı ; yaprak, meyva donanır,
Donanıp ta, uygun renge boyanır,
Parlatılmak için, üstü sulanır,
            Asılmış fenerler, sarkar GAYGAY’dan.
                        ——–o——–
Elden düşmez olur, Kar Tezgele’si,
Cennetlere at olup, her birisi,
Dilden düşmez iken, CENNET DERESİ,
            Geceleri yaktırılan, cam şamdandan.
                        ——–o——–
SIRÇA ; (Cam sırrı)’dır, bugün bilinmez,
İçten bak görünür, dıştan görünmez,
Nalça üstü sırdır, eki bulunmaz,
            Yapılışı farklı olur, düz camdan.
                        ——–o——–
HÜDÂVENDİGÂR SARAYI’nda vardı.
Saray’da, SIRÇACI KULLAR yapardı.
(Sülük dumanı) ile sırçalardı,
            Körük ile, duman üfler, donmadan.
                        ——–o——–
HAREM DAİRESİ’ne, dıştan bakılmaz.
AK AĞALAR’dan geru, kimse sokulmaz,
HAREM’den başka, her yere takılmaz,
            Tüm aktarıldı, CEDİD’e sonradan.
                        ——–o——–
Pek çok eşya yapılırdı, hep camdan,
Zeytinyağ kandili, aynalı şamdan,
O gün ; Eser yoktu,  GAZ LÂMBASI’ndan,
            Şavklandırma olur, çıra’dan, mum’dan.
                        ——–o——–
YAĞ KANDİLİ’nde, zeytinyağ yakılır.
Yağı üste çıkar, altta su kalır,
Mukavva’ya, pamuk fitil takılır,
            Çift kapak, asılı durur tavandan.
                        ——–o——–
EDİRNE’nin toplu meslek erbabı,
Sayıları çoktur, olmaz hesabı,
Hepsi almak ister, şehitlik sevabı,
            FETİH için, yardım etti Yaradan.
                        ——–o——–
EDİRNE’den İSLÂMBOL’a yol uzak,
Yük çeker her hayvan, sığır, at, buzak.
Dingil çekmez, kullanıldı çift kızak
            Ağır yükler, nakil oldu kızaktan.
                        ——–o——–
Ağır yükler gitmez, yerde saydırır.
Zorluk, oyun bozar. İşten caydırır.
Akıl etti, kızak ile kaydırır,
            Bütün yükler taşındı, zorlanmadan.
                        ——–o——–
 
Olaki, BUZ CENNETİ ustaları,
Kondurdular, Rumeli’ne HİSAR’ı,
En sonunda, sıyırup palaları
            FETHÜ İSLÂMBOL’a dalıp Surlardan.
                        ——–o——–
Kimi şehit oldu. Kimi giriftar,
İçlerinde, nice yiğitleri var.
Durmadan çalışmak ; Fetihler yapar,
            Rahmet dileyelim Cenab–ı Hak’tan.
                        ——–o——–
Kış gelince, aksar talim–i  ok–yay.
ESKİ SARAY ; olur SIRÇA’DAN SARAY.
Kar–buz yerden kalkmaz, geçer birkaç ay.
            Yerde kalan kar ; Kurt yapar bir yandan.
                        ——–o——–
Kızak kayan Şehzade, buzda revan,
Kimisi tuğ takar, kimisi nişan.
Evvelinden gelir, tekmil Mehteran,
            Name–i Davet ; Perdeli Borudan.
                        ——–o——–
Donatılır buzun önü arkası.
Üstlerinde vardır, (Saray Hırkası),
Her görenin gelir, durup bakası,
            Saraylı’yı tanırsın, hep Kaftandan.
                        ——–o——–
Akşamdan yanar, şamdanlı camekân,
Kolağsı’nda, sim sırmalı camadân,
Gerdan burup, Nazar kılar, yamadan,
            Buyruk verir : <<-Buz yapılsın.>> Der heman.
                        ——–o——–
Nöbet tutar, Saraylı kırk uşak.
Koç bıyık, Keçe külah, kaba kuşak.
Belde durur, Kara kulak çift bıçak,
            Buzbayrı’nı tevtiş eder uzaktan.
                        ——–o——–
Buzbayrı’nda, kar ezilirken yerde,
İMARET’te pişer, pilâv’la–zerde.
Kâse–kâse dağıtılır, her ferde,
            Muradiye Bayrı’nın üst başından.
                        ——–o——–
İmaret Pilâvu, etli doğruklu,
Derviş’le, ulemâ yeşil sarıklı,
Baltacı, Bostancı, iri kavuklu,
            Buz yapana, pilâv dağıtır mutfaktan.
                        ——–o——–
Fetih sonu olmadı. BUZ CENNETİ,
Saray ile taşınınca ümmeti
Kalkınca da Sultanların himmeti
Ne bir bilen kaldı. Ne de bir yapan.
   ——–o——–
Buz cenneti’n, seyir etmek pek tatlı,
Her şekil buz. Kuşlar, buzdan kanatlı.
Şehzadeler ; (BUZ EŞEKLİ), (BUZ ATLI).
            Semerleri ; Postekili kaftandan.
                        ——–o——–
 
Altındaki postekiler, çift katlı,
Canlı ata binmiş ise ; (BERATLI)
Sayılırlar. Gezer–tozar hep atlı.
            Görenler de, selâm durur karşıdan.
                        ——–o——–
Ata binip, kızak ile buz kayan,
Ödül için, atlambaç’ta sıçrayan
Şehzadeler, isim alır; (PÜR TUĞYAN).
            Kavuk geyip, tuğ takınır Saray’dan.
                        ——–o——–
Kayışlarda, Buz Bayırı açılır,
Kaydıkça da, gümüş akçe saçılır.
Yorulunca ; (HALVET) deyip, geçilir,
            Ardından da gider, tekmil Mehteran.
                        ——–o——–
Ata binip, buz kayana var berat.
Şehzade önde gider. Altında at.
Ahalî ardından, cumbur comaat
            (CUNDÎLİK FERMANI) istenir HAN’dan.
                        ——–o——–
(Kapı Ağzı)’na dizilir Mehteran,
Arz ırgalanır, name–i sedadan.
Haberciler gelir, SULTAN HATUN’dan,
            Bir (TUĞ) alır, Şehzade Babasından.
                        ——–o——–
Türklerde TUĞ takınırdı her KAĞAN,
(BEYLİK TUĞU) ile kalkan, yatağan,
OSMAN BEY’e, SELÇUKLU’dan armağan,
            (Bin ikiyüz seksenyedi) Yılından.
                        ——–o——–
HANEDAN sayılır, HAN’dan tuğ alan.
TUĞ ; Hem bir nişandır, hem sır taşıyan.
SARAY–HİSAR arası muhaberan,
            Tuğ ile olur. Alışkın kuşlardan.
                        ——–o——–
(KUŞHANE)’de özel yetişir kuşlar.
Kuşbâz’lar ; ip ile yapar atışlar,
Tüy üzerine, hep konmaya başlar,
            Başka yere konmaz, tüylü kavuk’tan.
                        ——–o——–
ATLI HABERCİ’ye, yok ise zemin,
HABERCİ kuşlar kullanılır hemin.
Atmaca, Şahin; Kısa yolda emin,
            Güvercin yol beller, gelir Iraktan.
                        ——–o——–
Haber bağlanıp, bırakılır salık,
POSTA KUŞU gelir, HİSAR’dan savuk,
Baş’ta duran, Tuğlar takınmış kavuk
            Üstüne konar. Yanlışlık yapmadan.
                        ——–o——–
Tuğlu kavuk az, keçe külâh çoktur.
Tuğ takan dışına, konanı yoktur.
Konar ise bahşiş, nasibî Hak’tır.
            (HAK FERMANI) var Hüdavendigârdan.
                        ——–o——–
 
Kimin konsa, HABER KUŞU başına,
Hiç bakılmaz, rütbesine yaşına.
<<-DEVLET KUŞU KONDU.>> Denir aşına,
            Altın dolu kese gelir, Saray’dan.
                        ——–o——–
Âdetlerin çoğu, bugün bilinmez.
Unutmadan, bugünlere gelinmez.
Yazılmışlar, Kayıtlar silinmez,
            Zaman gelir, okunurlar kitaptan.
                        ——–o——–
Zaman yetmez, âdetleri saymaya,
Gerek yoktur, yeni kural koymaya.
Yine dönsek, Bayır buzu kaymaya,
            Sözün etsek, buz yapıp ta kaymaktan:
                        ——–o——–
EDİRNE’nin eteği, düz yayılır.
Yokuşlardan beş bayırı sayılır.
Hem dik, hem uzundur, buz kayılır,
            Yine söz açalım ; BUZ’la – KIZAK’tan.
                        ——–o——–
Bayır buzu, ezelinden âdettir.
Hoş âdet–i  terennüm, bir sâdettir.
Boş kızak gezdirmek ; (BUZA DAVET)’tir,
            Davul ile, semt–semt ve her sokaktan.
                        ——–o——–
İpe bağlı, boş kızaklar sürünür,
Kızaklarda ; Bakır –kürek görünür.
Davul önde, kızak ardı yörünür,
            Bayır dolar, buz yapmaya koşandan.
                        ——–o——–
Davul–zurna, haber verip duyurur.
Buzçu usta ; Karcı, sucu ayırır,
Emirleri (Buzçu Kâhya) buyurur,
            Genç, ihtiyar hiç yılmaz buz yapmaktan.
                        ——–o——–
Davul–zurnayla olur, BUZ BAYIRI,
Buzçu Başı ; Ustaları ayırı.
Her usta da, güçlü çırak kayırı,
            Karcı–sucu, iş taksimi olmadan.
                        ——–o——–
Usta, hemen başlar, buzu yapmaya.
Davul sesi duyan, gelir bakmaya.
Hiç birisi eve gitmez yatmaya,
            Atlambacı, katılaşıp donmadan.
                        ——–o——–
Su verilir, süpürgedir fırçası,
Yer ayazı, takır–takır nalçası,
Yalap–yalap şakır, şılar sırçası,
            Nöbet tutulup, buz beklenir akşamdan.
                        ——–o——–
Bayır olur, takır–takır, sır, nalça.
Kayar iken düşen, olur bir fırça.
Yalap–yalap şakır, sanki cam–sırça,
            Billûr gibi parlar, dondan–ayazdan.
                        ——–o——–
 
Ustalıksız yapılan buz, yan çeker.
Bozuk yerde, bütün kızaklar seker.
Kızak ile kayanı, berbat eder,
            Yapan Usta, lânet alır kayandan.
                        ——–o——–
Çukur–tümsek, nerede vardır bellenir,
Ayni yerde düşen, daim gözlenir.
Bozuk yerler, yeni baştan ellenir,
            Tekrardan, buz onarılır akşamdan.
                        ——–o——–
Atlambaçtan ayak üstü atlanır,
Atlanırken, hata varsa saptanır.
Buzbayrı’na, her gün bir kat kaplanır,
            Kar atılıp, su dökülür donmadan.
                        ——–o——–
Çukur ise, atlambacın ortası,
Çarpık atar, buzda kayan herkezi,
Parça–parça olur, kızak arkası,
            Pek çok olur, Kırık kızak toplayan.
                        ——–o——–
Kırılanı arar–durur kimisi,
Ya ayağı kayıptır, ya çivisi.
Kar içinde bulunsa da birisi,
            Vaz geçer, diğerini aramaktan.
                        ——–o——–
Buzbayrı’nda, antik giyip kayılır.
Sim–sırmalı, urbalar giyilir.
Kefiyeli başlık, kaşa eğilir.
            Köstek sarkar, camadanın altından.
                        ——–o——–
Kırkbeş arşın, poturların kaytanı,
Bürüncüktür, giydikleri mintanı.
Aba giymek, sıcak tutar insanı,
            Soğuk geçmez, altı kulaç kuşaktan.
                        ——–o——–
Aba giyilmezse, yaşlı darılır.
İbrişim şal kuşak, üste sarılır.
Kefiye dolanıp, buza varılır,
            Kızak altı, sabunlanır kaymadan.
                        ——–o——–
EDİRNE’de her bayır, Buzbayrı’dır.
Kimileri düzdür, kimi eğridir.
Her bayırın, Buz Ustası ayrıdır,
            Şehir halkı, geri kalmaz kaymaktan.
                        ——–o——–
Muradiye’ye yap, HUZUR BUZU’nu,
Arnavut Bayrında, tez kes hızını,
Bademlik’le, Köprüce’dir uzunu,
            Tekke’yle, Kırlangıç’ı unutmadan.
                        ——–o——–
Her bayırda, değişiktir üst yamaç,
Ona göre yapılır, her atlambaç.
Dik olanda, kuşak fırlat, göbek aç,
            Atladıkça, peş–gir’e kalk, uzaktan.
                        ——–o——–
 
Kızak üstü, postekiden kaplanır.
ASKI ALIŞ ; Evvelinden saptanır.
Atlambaç’tan, ayak üstü zıplanır,
            Otuz arşın fırlarsın, atlambaçtan.
                        ——–o——–
(Çevre kapan kayıcılar), sayıktır.
Alışlarda, hızın kesmek ayıptır.
Her seferde askı, alta kayıktır,
            (Taban Buzu) kayıp, alır ayaktan.
                        ——–o——–
İp kurulur, Kızak altı yağlanır.
Çevre aldıkta, koluna bağlanır.
Tekrar kalkıp, kapmaması sağlanır,
            (Büyük Ödül) konur, daha sonradan.
                        ——–o——–
Baştan başlanır, aradan dalınmaz.
ASKI’da ; Ardından kızak salınmaz.
Usûl : (Birden fazla çevre alınmaz).
            Akçe dolu yağlık, sarkar mızraktan.
                        ——–o——–
Kızak çivisi, kuru kızılcıktan,
Minderi, çılbırı, gökçe boncuktan,
Buz kaymaya başlanır, kör encekten
            Takır–takır ses gelir, her bayırdan.
                        ——–o——–
Acemiler kayar iken, sallanır.
Kayılırken, hep küçükler kollanır.
Önden büyük, sonra ufak yollanır,
            Tedbir alıp, kaçınılır kazadan.
                        ——–o——–
Kadınlar da buz kayarlar, hep gece.
Sırtlarında yeldirme’yle, ferace,
Çarşaflılar takınırlar, tül–peçe,
            Peçeliler, seyrederler kenardan.
                        ——–o——–
Genç, yaşlı ayırmaz. Kayar her biri,
Dede bile kızak kayar, dibdiri.
İster olsun, ak sakal Tekke Pîri,
            İster olsun Paşa, ister Vezîran.
                        ——–o——–
Toplu kayar isen, yoktur bir güven.
Hazır bekler ; Zil–Çan takılı düven
Ardından da, çıngıraklı merdiven,
            Dolup – taşar, Ak sakallı yaşlıdan.
                        ——–o——–
Düveni, Usta Kayıcı götürür,
Arkada, curcunacılar oturur.
Merdivendekiler, çömelik durur,
            Her birinin ellerinde, Zil’le – Çan.
                        ——–o——–
Kimi binip, düvene ters oturu.
Kimi susar, kimi ıslık öttürü,
Kiminin de, buz süpürür poturu,
            Kiminde de, süpürgedir camadan.
                        ——–o——–
 
Kimi yatık, kimi de dik durur.
Kimi yanda olanları, hep korur,
Kimi önde oturana tutunur,
            Kimisi de BAYRAK tutar ayaktan.
                        ——–o——–
Saraylı’nın (Kızak Ağacı) bulunmaz.
Abanoz – Pelesenk ; Çok sert, yonulmaz.
Koka ile fildişi, hiç görülmez,
            Eser yoktur. Gül ile Yılan Ağacı’ndan.
                        ——–o——–
Kızağına, kakma yapar kimisi.
(LÜLECİLER HANI İŞİ), çivisi.
Kızılcık’la, şimşir’dendir, iyisi,
            Zarar görmez, atlambaç’tan, kaymaktan.
                        ——–o——–
(Kızak Ayağı)’na, Kızılcık özü.
Acıbadem ile, hünnap, üvez’i,
Yemişken’in kullanılmaz beyazı,
            Şimşir kızak ; Hayal oldu yokluktan.
                        ——–o——–
Şimşir Kızak ; Buzbayrı’nda çok kaçar.
Seyredenler derler : <<-Havada uçar>>.
Önündeki kayanları, hep geçer,
            Üzerinde var ise, usta kayan.
                        ——–o——–
(ŞIRLAĞAN FIÇISI) ; Dut’tan yapılır.
Katırtırnağı ; Altta dip takılır.
Kızak için, yıllanmışa bakılır,
            (FIÇI ALTI), çok kaçar kızılcıktan.
                        ——–o——–
Düzgün kaymanın, yegâne nedeni ;
Peşli olursa, Kızağın tabanı,
Atlambaç’tan, buruk atar adamı,
            Yana çeker, alıkonmaz sapmaktan.
                        ——–o——–
Düzgün kayanın, ardından kayılır,
Düşen ; Hep düşer. Sonunda bayılır.
Kızak alttan fırlar, yere yayılır,
            Korunamaz, gelip çarpan kızaktan.
                        ——–o——–
Kimi ağır gider, kimisi kaçar.
Kimi ayak kitler, kimi çok açar,
Kimi yolda kalır. Kimi hep geçer,
            Kimisi de, inemez atlambaçtan.
                        ——–o——–
Katar kayan, haber verip duydurur.
Atlambaç, hepsini birden fıydırır.
Toplu atıp, ileriye çüydürür,
            Yalpa yapıp, çözülürler sonradan.
                        ——–o——–
Arkasından gelen, yana sapışır.
Sapışmazsa, kızakları tokuşur.
Kaza yaptım deyip, hemen savuşur,
            Tanıdık kimse, farkına varmadan.
                        ——–o——–
 
Tüm kızaklar, hışım gibi kopuşur.
Kimi ürküp, öndekine yapışır,
Kimi bacak sıkar, kimi apışır,
            Seyirciler, kaçışırlar yanlardan.
                        ——–o——–
Kızaklar katar olur, üçer – beşer.
Atlambaçta devrilir, çoğu düşer.
Seyirciler koşup, başına üşer,
            Ya kolundan çeker, ya da bacaktan.
                        ——–o——–
Acemi gider, o yana – bu yana.
Arkadaki geçer iken yan yana ;
Çarpışırlar, kaza gelir meydana,
            Kaçınılır, zincirleme kazadan.
                        ——–o——–
Kayanlar, hep kaymak ister aralı.
Seyirciler bakar, iki sıralı.
Düşenlerden varsa, baygın – yaralı,
            Hemen yana çeker, tutup kolundan.
                        ——–o——–
Çarpışık kayandan, seyirci kaçar.
Zigzaglı gelip, sürünerek geçer.
Ayağı çarpar, tırpan gibi biçer,
            Öndekileri devirir, sıradan.
                        ——–o——–
Kimi kayan gider, hep ayni yandan.
Seyirciler kaçar, bacak yayandan ;
Çarpılıp ta düşen çoktur, kayandan,
            Gülüşmeler başlar, çevre yanlardan.
                        ——–o——–
Kimi kayan sapar, kara saplanır.
(Kar Ayısı) gibi, kar’la aklanır.
Karlarını silker durur, paklanır,
            Silkindikçe, karlar tozar sırtından.
                        ——–o——–
Bozuk kızak ; Buz’da olur kaşağı.
Atlambaçta kalır. İnmez aşağı.
Sarkakların belindeki kuşağı,
            Yerde gezer, kuyruk olur arkadan.
                        ——–o——–
Kızak ipi tutulur, hep tek elle.
Atlambaç’ta yön verilir, sırt–belle.
Taban vurmaz ise, çarpar  baş–kelle,
            Farkı yoktur, tersten salto atandan.
                        ——–o——–
Çift atlambaç’ta, DONANMA KAPISI,
Al Bayrak’lı, mum fenerli yapısı.
VALİ – PAŞA, Ahalînin hepisi,
            Geri kalmaz, seyre gelip, bakmaktan.
                        ——–o——–
Üç–beş  düven, olunur Uzun Katar,
Atlambaç ; çüğdürüp, fıydırır atar.
(Davul–Zurna) ; Takırtıya cûş katar.
   Zurna:<<-Kay-Kay>>Der. Davul:<<-Buzdan-Buzdan>>
                               ——–o——–
 
Kiminin, çok fazla gelir okkası,
Kimi yolda saçar, gümüş akçası,
Kiminin de fırlar, pabuç ökçesi,
            Kiminin de, bacak çıkar kalçadan.
                        ——–o——–
Kimi düşer, yere vurur arkası.
Kiminin buza çarpar, kafa tası,
Kiminin de incinir omurgası,
            Canı çıkar, ÇIKIKÇI aramaktan.
                        ——–o——–
Buz kayardık kışları, kana – kana.
Kırılan ; Baş, el, kol, bacak, bir yana.
Bayrak olur, bulanınca kar, kana,
            Öleceğin bilse de, kayar durmadan.
                        ——–o——–
Ayaz yemiş nalça için ; – Cam nedir !?..
Yiğit olan, er kişiye ; – Can nedir !?..
Fışkırana (pekmez) denir ; – (Kan) nedir !?..
            Kan, renk alır. Ay – yıldızlı Bayrak’tan.
                        ——–o——–
Ne kar yağar, ne buz tutar Beyahû !..
HAK işidir, belli olmaz bâdehu,
Yer–Gök  ak–pak olur, kalmaz siyahı,
            Isı farkı ; (Tabaka–i  OZON)’dan.
                        ——–o——–
Kasım’da başlar, geçmişteki kışlar.
Zemheri’de kırk gün, kavurur–haşlar.
Boncuk–boncuk durur, kirpikte yaşlar.
            Bıyık ; Çıngıl olur, nefes almaktan.
                        ——–o——–
Sonbahar’da, ayva fazla olmazsa,
Kaynar tencere, ateşte donmazsa,
Kış boyunca kar, kuşağa ermezse.
            Denir ; <<- Bu yıl kış geçti, anlamadan>>.
                        ——–o——–
Son yıllarda bir oldu, Kış ile yaz.
Kışlar geçer, gece bile yok ayaz.
Buz yapıcak kadar, fazla kar yağmaz,
            Söz edilmez, BUZ YAPMAK’tan, kaymaktan.
                        ——–o——–
(Bin dokuzyüz altmış)’lardan buyana,
Ne kış olur, ne kar yağar her yana,
Kızağını atan çoktur tavana.
            Eser yoktur, Buz kaymaktan, kızaktan.
                        ——–o——–
Kızaklar duvarda asılı durur.
Elliğin, bellemesin, ipi çürür.
Minderini; Güveler yer – bitirir.
            Çeyrek asır geçti, Buz kaymadan.
                        ——–o——–
EDİRNE’nin  kar’ı–buz’u, donları,
HAKKI söyler, tekmil bütün bunları.
Hayal eder, Buz kaydığı günleri,
            Bildiriği : (Bin dokuzyüz doksan’dan).