Şevket Süreyya Aydemir,Mustafa Ersoy

Şevket Süreyya Aydemir
“Ben bir sınır şehrinde doğdum. –Edirne- Evimiz, bu şehrin kenar mahallesi idi. -Sofu İlyas Mahallesi- Çocukluğuma ait ilk anılarım, bir yangına ait. Şehrin doğu yönündeki bir köyden, yükselen alevler, karanlık ufukları, kızıl alevlerin aydınlatışıdır.” “Suyu Arayan Adam” kitabından.
 
Zamanın zengini, çiftlik sahibi, Dertli Mustafa Bey’in oğlu Nuri Bey’i Bulgar Komitacıları kurtarmalık almak amacı ile kaçırırlar. Nuri Bey kurtarılamaz. Cenazesi konağa getirilirken porta kapıları aniden açılır, kalabalık bir grup, cenazeyi konağa getirir. Havuz başında oynayan küçük Şevket’i, ayakaltında kalmaması için, Arap halayık kucakta kaçırır.
Şevket Süreyya’nın Dertli Mustafa Bey’in bu felaketi ilk anılarıdır. Bunları okurken büyük heyecan duydum. Çünkü bu çiftlik bizim köy sınırları içindedir. Bu acıklı olayın hikâyesi, benim zamanıma kadar ulaşmıştı.
Öğrencilik yıllarımda, olayı bir kompozisyon ödevi olarak anlatmıştım.
Şevket Süreyya’nın babası konağın bahçıvanıdır. Okur-yazar değildir. Mustafa Bey, oğul Nuri Bey’in ölümünden sonra içine kapanır. Dertlenir. Halk ona, Dertli Musta Bey lakabını takar. Kısa süre sonra derdi, ölümüne sebep olur. Çiftlik dağılır. Çalışanları da dağılır.
Şevket Süreyya’nın annesi, mahallenin tek oku-yazar hanımdır. Mahallenin hem öğretmeni, hem terzisidir. Oğlu Şevket’e okuma-yazmayı annesi öğretmiştir. İlkokula Taş Mektep’e –Fevzi Paşa – gider.
Edirne Öğretmen Okulu son sınıfında iken, ağabeyi Sarıkamış Savaşı’nda şehit olur. Şevket, okulu bırakır. Ağabeyinin, cephede bıraktığı boşluğu doldurmak için, cepheye teğmen rütbesi ile gider. Kahramanca mücadele eder.
Savaş sürerken, Rusya’da ihtilal olur. Çar devrilir. Sosyalistler iktidara el koyar. Savaşı durdururlar. Cephedeki ilk çözülme, tesadüfen, Şevket’in cephesinde başlar.
Şevket durumu, cephe komutanına bildirir. Alay komutanlığından gelen direktifler doğrultusunda, arkadaşı Hüseyin Avni Ulaş’la mütareke görüşmeleri yapar. Çar Ordusuyla yıllardan beri süren savaş sona erer.

Şevket Süreyya Edirne’ye döner. Yarım kalan okulunu bitirir. Öğretmen olur.
Günün meşhur kadın romancısı, Müfide Ferid’in “Aydemir” adlı romanını okur. Romanın kahramanı, Şevket’i çok etkiler. Kendisine idol seçer.
Aydemir Turan sevdalısıdır. Şevket Süreyya da Turan sevdalısı olur. O bundan böyle Aydemir’dir. “Yüce Turan, güzel ülke, / Söyle, sana yol nerde?” der İlk görev yeri tayinini, Azerbaycan’a ister. Azerbaycan’da adını, Aydemir olarak tanıtır. Özellikle, Azerbaycan’ın en mahrumiyet bölgesinde görev ister.
Öğretmenlik görevini yaparken, “Turan” birliğini kurma çalışmalarını da sürdürür. “Hepimiz hem Türk’üz, hem de hepimizin vatanı birdir. Bu vatan ne Türkiye, ne de Azerbaycan’dır. Bu vatan Turan’dır.” der.
Rusya’da sosyalist rejim Sovyet Birliği adı altında, Azerbaycan’a kadar gelir. Azerbaycan da Sovyetler Birliği’ne federasyon olarak katılır. Aydemir de “Şark Milletleri Kurultayı”na 1 Eylül 1920 Bakü’de Azerbaycan delegesi olarak katılır.
Azerbaycan, Sovyet Sosyalist Federasyonu’na katılınca, Aydemir’in Turan ütopyası sona erer. Kendisini sistem içinde, ya fabrika işçisi, ya da üniversite öğrencisi olma zorunda görür.
– Öğrenciliği seçer.
– Moskova Üniversitesi Ekonomi Bölüm’ü öğrencisi olur 1921-1924
– Kader, onu aynı okulda, iki Türk kardeşi ile buluşturur. Büyük Türk Şairi Nazım Hikmet ve Valâ Nurettin’le. Türklerin ilk eğitimli sosyalistleri.
1923 yılında Lenin ölünce yerine Stalin geçer. Aydemir, yeni yönetimle uyumlu değildir. Okulunu bitirince, 1924 de yurda döner.
İstanbul’a gelir. Barbaros Okulu’na vekil öğretmen olur. Hem öğretmenlik, hem de Sosyalist Şefik Hüsnüler’in Aydınlık mecmuasında ekonomi ve siyasetle ilgili yazılar yazar.
Aydınlık mecmuası, yasalara göre suç sayılan, siyasi yazılardan ötürü kapatılır. Yazarların, kimisi yurt dışına kaçar. Aydemir, tutuklanır. İstiklal Mahkemesi’nde yargılanır. 10 yıla mahkûm olur. 1926 yılında, Cumhuriyet Bayramı’nın 3. yıl dönümü münasebeti ile çıkarılan Af Kanunu’ndan faydalanır.1,5 yıllık mahkûm iken Afyon Cezaevi’nden tahliye olur.
Aydemir, büyük bir tedirginlik içinde, mütevazı bir köy öğretmenliği için, Ankara’ya görev istemeye gider.
Ankara’nın, yetişkin elemana çok ihtiyacı vardır. Planlamacı ve ekonomist Aydemir’e MEB’da Yüksek ve Teknik Öğretim Umum Müdür Yardımcılığı görevi verilir.
Aydemir, büyük bir şevkle görevine başlar.
“Bu ülke için herkes, bütün yeteneklerini, cevherlerini ortaya dökmeli.” diyordu. Gündüz, gündelik rutin işler, geceleri planlar projeler, önemli işler, yapılır. Genç MEB Mustafa Necati, Aydemir’in omzuna elini koyarak:
– Bak arkadaş, burada ne istersen yap! Ama bizim çocukları komünist yapma, der.
– Aydemir de:
– Sayın Bakanım, benim çocuklarla işim olmaz. Siz kendinizi kollayın der. Bakan da kuvvetli bir kahkaha atar. Çevrelerindekiler de güler.
Aydemir, Sovyet Sosyalist rejimde gördüğü planlı ekonomi bilgilerini, genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti ihtiyaçlarına adapte eder. Afyon Cezaevi’nde,”Çağdaş Türkiye’nin Gelişme Yönleri” adlı etüt çalışmasını hazırlamıştı. Devletçilik Esaslarına dayanan bu Milli İktisat çalışmasını Mustafa Kemal’e sunmuştu.
Daha sonra, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, İsmail Hüsref Tökin, Vedat Nedim Tör, Şevki Yazman, Burhan Belge ile birlikte KADRO dergisini çıkardı.
Bu Aydın grubu yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti(TCD)’nin teorisyenleri oldu. Bu grubun en büyük teorisyeni de Şevket Süreyya Aydemir’dir.
Kemalizm’in 6 ayağından biri ‘Devletçilik’tir Aydemir Devletçilik denilen ekonomik modelin, hem teorisyeni, hem pratisyeni olmuştur.
Aydemir, ayrıca yakın tarihimizi, en doğru, tartışmasız saygı duyulan yazarıdır. Tek adam, İkinci Adam, Makedonya’dan Orta Asya’ya Enver Paşa, Menderes’in Dramı.  İnkılap ve Kadro adlı eserleri edebi ve tarihi şaheserlerdir.
Edirne’den Turan sevdası ile çıkan, iyi bir sosyalist olan, ama Kemalizm’de karar kılan Aydemir’i kaç Edirneli biliyor acaba?