Edirne Saray Hamamları

EDİRNE SARAYINDA HAMAMLAR
Dr. A. Süheyl ÜNVER
Edirne şehri, hamamları itibarile İstanbul kadar ehemmiyetlidir. Elyevm orada yalnız bulunduğu yerin bir kısım arsası mevcut olan sarayın hamamları ise İstanbul sarayı hamamlarından daha çok ve daha güzeldir. İstanbul sarayı daha dar bir sahaya sıkıştırılarak yapıldığı halde, Edirne’de bu yer darlığı olmadığından saray daha geniş bir sahaya yapılmıştır.
İstanbul sarayı nasıl bir noktada sürme bir altın nokta gibi parlarsa Edirne’de saray kuş bakışı ile bir zerefşan manzarası verir. O güzel saray ve kasırları ve müştemilâtı muayyen yerlere serpilmiştir. Her iki saray aynı teşrifat usullerine dahil olduğundan meydanları ve merasimin yapıldığı yerler birbirine benzerler. Fakat şu sayacağımız Edirne sarayları hamamlarının değil İstanbul’da hatta dünyada emsali yoktur.
Ve tarihler de böyle bir kayıt koymamışlardır. Tarihlerimizde bir çok vakalardan bahsolunur. Her nedense ikinci derecede ehemmiyeti olmıyan şahıslara da büyük mevki verilmiş ve onlardan, bir çok terfi ve tayin ve azillerinden bol bol ve faidesiz bir surette bahsedilmiştir.
Tarihin bu cihetleri bazı noktalardan faidesizdir. Bizim tarihler ekser vekayiin cereyan ettiği yerlerden hiç bahse bile lüzum görmezler. Bunun nekadar fena olduğunu şimdi bu gibi yerlerin tavsifini yaparken anlıyoruz. Eski tarihimizde binalar oralarda geçen vekayi kadar, hatta daha fazla mühimdir. Edirne sarayı bizim tarihçilerin ihmal ettikleri mühim bir yerdir.
Yalnız avcı Sultan Mehmet IV zamanında vekayii tespite memur olan Apti paşa saraydan bahsetmez, yalnız vekayı meyanında şu kasır yapıldı der. Mehmet IV sarayındaki ve mayetindeki zevata eserler yazdırdığından bostancı Başı Aşık Ali Ağaya da Edirne Sarayı üzerine bir risale yazmasını söylemiştir.
O da Sarayı Cedidi Sultanî namında bir eser yapmıştır. Bunun ilk ve son karii de merbum Edirne hastahanesi rontgen mütehassısı ve Türkiye’de rontgen üzerine ilk çalışanlardan doktor Rıfat Osman Tosya olmuştur. Edirne’de sabık belediye reisi Dilâver bey kütüphanesinden Rıfat beye 1913-(1328) de verilen 1329-1913 ve müellif hattı ile olan ve (1065) ve ya 1062 tarihini taşıyan bu kıymetli eser Bulgarların Edirneyi muvakkat istilâlarında yapılan ve 1913(1329) Bulgar yağması diye maruf yağmada doktor Rıfat Osman Tosya’nın diğer eserleri ile yok olmuştur.
Bostancı başı Aşık Ali Ağanın, sarayın şehir civarında Hacı İzzet paşanın valiliği zamanında yapılan karakol hizasında tekye kapı kabristanında, kabrini 1926 Edirne ziyaretimde doktor Rıfat Osman Tosya ile beraber gördüm. Taşında 1088 tarihi okunur (1677). Eserin ayrıca istinsah edilmiş bir sureti hiç bir vesile ile ele geçmemiştir. Yalnız hafızasına büyük bir itimadı olan Rıfat Osman çok dikkatli okuduğu bu eserin mühim yerlerini aynen naklederdi;
Ve bu parçaları da Edirne Sarayı hakkında yazdığı ve halen Kültür Bakanlığımızın almasını beklediğimiz Edirne Şehri eserleri ve sarayı hakkında hazırlanmış kitabından merhumun hayatında müsaadesile iktibas etmiştik. Edirne Sarayı hamamları itibarile son derece ehemmiyetli bir yerimizdir.
Hamamları burada şimdi sıralayalım. . . saray hamamaları-5
Baltacılar Hamamı; Babı Humayun Cıvarında,
*Ak Ağalar Hamamı; Babüssaade cıvarında,
Enderun Hamamı; Üç hamamdır. (Enderunu humayunda; Seferli, Kilerli, Hazineli, namiyle maru üç hamam vardır.)
*Sultan Mahmut Kasrı Hamamı; Haremde (Havuzlu Hamam diye maruf dur.)
*Sultan Ahmet Kasrı Hamamı; Haremde, Kalfalar Hamamı; Haremde, *Şehzadeler Hamamı; Haremde, *Valide Sultan Hamamı; Haremde,(Lâlî Hamam diye maruftur.) *Hastalar Hamamı; Haremde, *Kızlar Ağası Hamamı; Haremde, Yatak Hamamı; Haremde, Haremi Humayun Hamamı diye maruftur. Haremi Hünkâr sofası cıvarında, Mimar Sinan Eseridir. Kedikân Hamamı; Divan kapısı civarında, Zülüflü Baltacılar Hamamı; Dairelerinde, Bostancılar Hamamı; Dairelerinde, *Kum Kasrı Hamamı; Kasır dahilinde, *Hazine Kethüdası Hamamı; Kubbe altı cıvarında. Enderun hamamları ile beraber yekûnu yirmi biri bulmaktadır. Bunların hepsi zinetli ve metin yapılmıştır. Lâkin, Rıfat Osman merhumun notları arasından çıktığına ihtimal verdiğim diğer bir listede bunlara da tesadüf ediyoruz: Miftah Ağası hamamı, Baş Çuhadar hamamı, Silahtar Ağası Hamamı, Aynalı Kasır hamamı, Gülhane hamamı, Kuşhane hamamı, Aşçılar hamamı, Valideler hamamı, Çamaşırcılar hamamı, Veznedarlar hamamı, Seferli hamamı. Bu yirmi adet hamamı ihtiva eden listede * işaretli hamamlarda mevcut olduğundan onlar tekrar buraya yazılmamıştır. Bunlarda isim iltibasını da zannetmiyoruz. Bu on bir hamam isimleri diğerlerine uymuyor. Bunların mevcut olmıyan eski dairelere ait olması isimlerinden mülahaza olunabilir. Bu hamamların çoğu sarayın 1293(1877) infilâkinde bile mevcut değildi. Şu hamamlarda şehirde olmakla beraber sarayı cedidi amire ve atiki alâkadar eder. Sultan Selim hamamı- Murat I tarafından Sarayı Atik’in beterdaran (baltacılar) efradına mahsus iken bu koğuşların Sultan Selim Camii’nin inşasından sonra hedmiyle burası çarşı hamamı ittihaz edilmiştir. Camiin inşası esnasında amele ve ustalara tahsis olunduğu rivayet edilir. Fil Hamamı (namı diğerle) Kızlar Ağası hamamı Saraçhane köprüsünün talimhane ciheti nihayetindeki bina Darussaade Ağası Yusuf Ağa tarafından yıkılarak hamama tahvil olunduğundan Fil hamamı diye maruftur. Bir aralık burada Sarayın fili durduğundan bu adı almıştır. 4 Saray Hamamı- Talimhane meydanına cıvar Malkoç mahallesinde idi. Saraya yakın olduğundan bu isim verilmiştir. Kırk sene evvel metrük iken bilâhere yıkdırılmıştır. Hızır Ağa Hamamı-Sarayı atike ait bir meşcere dahilinde bir kasırda idi. İşte Edirne’nin meşhur ve büyük 32 hamamından başka bu hamamlar Sarayı Atik ve Sarayı cedidi Amireyi alâkadar eder. Biz buna Edirne’de Buçuk tepedeki sarayın hamam harabesini ve sair uzak mesafedeki kasırların hamamlarını katmıyoruz. Bu hamamlar icabında on bine yakın muhafız ve mustahdimlerin bulunduğu ve koca bir şehir mahiyetinde olan vasi bir saraya çok görülmemelidir. Türklerin temizliğine misal olan bu hamamların bu kadar çok olmasına diğer bir sebepde saray da ayrı daire ve kasırlarda bulunanların bir birilerine ve bilhassa bu vesile ile ihtilat ettirilmemelerine dikkat olunması idi. Demek saray amirlerinin ayrı hamamları olduğu gibi haremde hastalar için de ayrı bir hamam yapılmıştır. Hele Cihannüma kasrı sağ yanında olan hamam-ki buraya plan ve maktalarını koyduk, Sarayın en mühim hamamlarından biridir. 1451-1454(858-855) arasında yapılmıştır.
Padişahlar burada oturdukça emanetlerin hıfzolunduğu bu binaya yanındaki hamamda yıkanılmadan sokulmaması adet haline girdiğinden ehemmiyeti fazladır. Eski Rus istilâsında bu hamam Ruslara Harem hamamı diye gösterilmiştir. Ve hareme sokulmamışlardır.
Bu maksatla 1829-1830 tarihli eserde bu yanlış bir surette zikredilmiştir. Kanuni Süleyman’ın haremde Mimar Sinan’a yaptırdığı Yatak Hamamı pek büyüktü.
Bu hamamın ortasında Bursa kaplıcalarında olduğu gibi bir havuz olup havuzun muhitinin üzerindeki kubbeye müntehi olan mermer sutunlar ve etrafta da Türk hamamlarında görüldüğü tarzda halvetler vardı.
Bu hamam zannıma göre, Edirne’yi alt üst yapan 1165(1751) hareketi arzında rahnedar ve yahut tamamen mahv ve harab olmuştur. Doktor Rıfat Osman’ın elinde mevcut olan keşifnamelerde hiç bahsı geçmemiştir. Bunun haritasiyle tarifi Aşıkı Billah Ali Ağa risalesinde mevcut olup taktirlerle yazdığını gene Doktor Rıfat Osman merhum hikâye ederdi.
G. Saygar et A. Desarnod-Album d’un voyage en Turquie fait par I’ordre S.M.L.’Empereur Nicolas fer en 1829 et 1830. Paris. Bibl. Nat.S. d’estampes Ub. 139 Şahsi tetkiklerim 1928. R. Osman Tosya 11.6.1928 mektubundan.
3 1240 (1828) de Şair Keçeci Zade Mehmed İzzet Molla Manzumei Mihnetkeşan’ında, Evsafı Sarayı Edirne şiirinde kısmen gördüğü bu saray hamamlarını böyle tavsif eder. ”O hamamlar ki cihanı gülşeni Seza bülbül olsa gelip külhanı” Bu makaleye plân ve resimlerini koyduğumuz Cihannüma kasrı hamamı pek mükemmel ve muntazamdır. 1293 Rus harbinde yanındaki Cihannüma kasrı cephanalik olduğundan Ruslara bırakılmamak için Kumandan ve Vali ihtilâfı neticesinde infilak ettirilmiş ve sarayla beraber bu hamam da harap olmuş ve saray ayrıca üç gün yanmıştır. Eğer bu infilak olmasaydı, bugün Topkapı sarayı gibi ecnebileri celbedecek bir Edirne sarayımız olacaktı. Bu harabeye dönen hamamın altın ve gümüşlü hamam kurnaları ve ayine taşları ve saire inhidamın altından sökülerek 30 sandık içinde sair bekaya ile beraber İngiltere’ye götürülmüş olduğunu Doktor Rıfat Osman merhum vesikalara istinat ederek muazzam eserinde beyan etmektedir. Haremde yatak Hamamının şöhreti o kadar büyüktür ki insan tekrar buraya dönmekten kendisini alamıyor. Doktor Rıfat Osman benim sorgularım üstüne yazdığı 20 Kânunuevvel 1339 (1923) tarihli Edirne Sarayına ait bir makalesinde şu satırlara tesadüf ediyoruz: Mimar Sinana Sarayda Hünkâr sofası denilen cesim bir divanhane ile itisalinde 11 kuranlı yatak hamamı namile meşhur bir hamam inşa ettirilmiş ve bu divanhanelerin çeşmeleri ile hamama lâzım olan suyu Edirne Şehrine 961 (1553)de Haseki Sultan namına getirttiği sudan tefrik ettirerek su yollarını, Tuncadan Sultan Süleyman köprüsü (Sarayiçi Köprüsü) vasıtasıile geçirtilerek terazi kasrına getirilmiştir. Görülüyor ki bu hamama çok ehemmiyet verilmiştir. Hamamın kubbesi büyüklüğüne sayılan tepe pencere adetlerinin çokluğu bir misal tutuluyor. cihannuma-kasrı-hamamı Sarayı Cedidi Amire eserinde çok malûmat ve resimlere tesadüf olunacaktır. Edirne Sarayı harabesinde kum Kasrı gibi mühim bir selâmlık Kasrının yanındaki Hamam bu hamamların yeğâne yadıgârıdır. Hamam orada resimde görüleceği veçhile mustakil bir binadır. Gene depo olarak kullanılmaktadır. Ve halen içinde bir şey olmadığından çok haraptır. Ve üstü kiremit örtülüdür. Plânın üçüncü numarasında Padişah kurnası tesmiye edilen yer vardır. Halen bu düz sıvalı hamamın kubbe ciheti aynen duruyor. Burası vaktile cephanalik olduğu halde her nasılsa yıkılmamış. 6 Haziran 1936 tarihinde Edirne sarayı yerini mahellen tetkimde bu hamamın yapılış tarzını pek mükemmel buldum. Kubbede havayı tecdit için ayrıca hava delikleri yapılmıştır. Bu hamamda Padişah kurnası olduğundan yalnız padişahın yıkandığı zannolunmamalıdır. Doktor Rıfat Osman’ın kanaatına göre, Edirne Sarayında Padişahların yıkandığı hususî hamam yoktur. Rast gele, canlarının istediği yerlerde yıkanırlarmış.

Kaynak : YÜCEL Aylık Kültür Mecmuası Nisan – 1937 Bilgi Notu : Yazı edirne tarihi facebook grup üyelerimizden Sayın; Şener Kulalar tarafından grubumuzda 5 bölüm halinde paylaşılmıştır.