Cengiz Bulut Paylaşımları Edirneli Şahsiyetler Genel

Edirneli Şair Fatih Sultan Mehmed Han

SULTAN MEHMED HAN (ll.)
‘Tevarih.-i Al-i Osman” da ”Ebü’l-Feth” adıyla anılır. “Avni” mahlasını almıştır. Sultan II.Murad’ın oğludur. Buna müyesser olan fetih Osmanlılardan bir başka padişaha müyesser olmamıştır.
Ebü’l-Feth denmesine de sebep budur Her cins latifeye kabil, her çeşit hünere mail, özellikle ilim ehline son derece rağbet gösterir ve iltifat ederdi ki hiç bir padişah etmemiştir O şevkle İstanbul’u feth edince danişmendlerin “Semaniye” diye adlandırdığı Yeni Cami’yi yaptırdı ve çevresine de sekiz medrese inşa ettirdi. Her binanın arkasına tetimmeler yaptırıp medreselere büyük mollalar tayin etti. Böylece onları çalışmaya teşvik etti. O zaman ilim adamlarına çok itibar vardı. Kabiliyetli danişmendlerin her birinin değerine göre padişah, defter tutup yanında saklardı. Medrese veya kadılık boşalınca defterine bakar, görevi uygun olanına verirdi. İsfaharu kabil adına olan medrese talebeleri için bile defter tutmuştu. Bu bakımdan her kişi’ ilmi arzular, okumağa can atardı. Onun şairler zümresine ettiği itibar ve verdiği şöhreti hiç bir padişah vermemiştir. Onun devrinde toplanan şairler başka hiç bir padişah zamanında bir araya gelmemiştir. Onların her birine ulu dirlikler verir, her an huzuruna getirir ve karşılıklı şiir söyletirdi. Arab’dan ve Acem’den marifetli kimseleri aratır, buldurur ve korur gözetirdi. Kısaca nazik tabiatlı, hüner sahibi, hünerin her çeşidini seven, hüner sahiblerini koruyan bir kimseydi. Karşılıklı konuşmalarda hoş sohbet, latife sever padişahtı. Yalnız gezmeyi severdi. Rivayet ederler ki bir gün tek başına kılık değiştirip gezerken bir derviş bunu tanımış.
  Yanına varıp “Allah üç yüz yirmi dört bin peygamber yarattı. O peygamberlerin her biri aşkına bana bir akçe ver” demiş. Sultan Mehmed görmüş ki istediği çok akçe eder. Dervişe şöyle demiş:
“Hoş sen o peygamberlerin birer birer adını söyle ben de her biri için birer akçe vereyiın ”
    Derviş ise o kadar peygamberin adını nereden bilecekti. Beş on peygamberin adını ancak söyleyebilmiş. Fazla söylemeğe gücü yetmemiş.O da on akçeden fazla vermekten kurtulmuş.
Şiirleri çoktur  Sözleri merdane ve gazelleri aşıkanedir.
Tabiatı yüksekte Uçar yüce vadide dolaşır. Gazel üslubunda seçkindir. Nazım eşsiz, şiirleri ata sözü ve deyimlerle karışıktır.Bu beyitler onun meşhur olan gazellerindendir.
Sâkıya mey ver ki bir gün lale-zar elden gider
İrüşür fasl-ı hazan bağ-ı bahar elden gider
Gırra olma dilbera hüsn ü cemille kıl vefa
Baki kalmaz kimseye nakş u nigar elden gider
“Saki sonbahar mevsiminin gelişiyle bahar güzelliklerinin
kayboluşu gibi bir gün ömrün güzellikleri de sona
erecek, içki sunmaya devam et.
“Ey dilber, güzelliğinle  gururlanma ve vefalı ol.
Çünkü güzellikler ebedi değildir, bir gün elden gider.
“Sevgili için yiğitçe mücadele etmem gerekir. Çünkü
rakib it gibi murdar olmazsa yar elden gider.”
Bu beyt de onlanrın gönle hoş gelen şiirlerindendir.
Benüm sen şâh-ı meh-rûya kul olmag iledür fahrum
Gedâ-yı dilber olmak yeg cihanun padişahundan
. “Benim övüncüm senin gibi ay yüzlü güzellerin şahına
Kul olmamdan dolayıdır. Sevgilinin dilencisi olmak,
dünya padişahlığına tercih edilir.”
Kaynak ; Sehî Bey  Tezkire “Hest Behişt” / Prof.Dr.Mustafa İsen