EDİRNE’DEKİ YALILAR VE KAYIKLAR II.

EDİRNE’DEKİ YALILAR VE KAYIKLAR (II)

Paylaşım; Şener Kulalar

Yazan : Ord.Prof.Dr. Süheyl Ünver

Zevrak Saltanatı;

Bu yalılar Tunca ve Meriç kıyılarına sıralanmakla kalmamış, zevrak denen büyük ve küçük sandal ve kayıklarla iki sahil arasında gidiş, dönüş temin edilmişti. Suların kabarık olduğu bahar aylarında zevraklarla geçiş kolay olurdu. Fakat yaz aylarında, suların çekilmesi ihtimali karşısında dere yataklarının taranmasına ve seyrü sefere engel olmamasına itina gösterilirdi.

Vezirlerin, büyüklerin belde eşraf ve zenginlerinin yaldızlı birkaç kişilik veya tek  piyade kayıkları vardı.

Lâkin diğer semtlerde büyük konak, köşk ve saraylarda oturan ve sahilhaneleri olmayanların bile gezinme için tezhipli ve devirlerinin hususî tezyinatıyle bezenmiş köşklü zevrakları vardı.

Yalnız bu zevraklardan padişaha mahsus olanları çok meşhurdu. Yirmi çift kürekçinin süratle yürüttükleri bu yaldızlı kayığın teknesi sulara altın süslerini aksettirerek geçerken kenarlarda sıralanan halk Avcı Sultan Mehmed’i selâmlar ve ”Yaşa” feryadı etrafı çınlatırdı.

Padişahın bu fevkalâde güzel ve İstanbul’da Deniz Müzesi’nde duran sedefli yazılı ve klasik tezyinatlısının hemen aynı olan köşklü kayığı geceleri seyre çıkarsa başa ve arka tarafına diğerlerinden fark olunması için birer kırmızı fener asılırdı.

Edirne Sarayı, Tunca sahillerindeydi. Nehrin Adalet, Bostancıbaşı, İftar kasırları arasından geçen kolu saray imtidadınca kesme taşlı rıhtımla örtülü idi. Hattâ Fatih zamanında zemini de mermerle kaplanmıştır ki, kalıntıları hâlâ görülmektedir. Sarayın içinden geçen köprülerin tamiri sırasında yanlarındaki kısımlar ve zevraklara binmeye mahsus rıhtım merdivenleri de onarılmıştır.

Demirtaş Kasrı ;

Demirtaş diye anılan kasır, Demirtaş su menbaı ile Meriç sahilinde yer almıştır. Bu kasra, kasr-ı padişahî de derler. Yaptıran, Avcı Sultan Mehmed’dir. Bu kasrın yerinde Birinci Sultan Ahmed’in (1603-1617) rıhtımlar üzerinde bina ettirdiği bir küçük köşk vardır. Divanhanesi ve hamamiyle on odalı bir kasırdır.  

Edirne’ye Gelen Bir Kral;

Edirne’ye vazife ile gelen ecnebi sefirler eskiden kale içinde bazı reayâ evlerinde misafir edilirdi. Sultan Mehmed’in müsaadesiyle yabancı misafirlere tahsis edilmiştir. Marguis de Nointel (1672-1673) ve Lady Montague (1717) burada kalmışlardır.

De Nointel ile gelen sefaret kâtibi Antoine Galland hatıralarında der ki: ”18 Mart 1673 perşembe günü uzun iki kayığa binerek, Dördüncü Sultan Mehmed ve maiyeti saraya mahsus ahırların bulunduğu Ahır köyüne geçmiştir. Bu kayıklar nehrin kenarında sefirin misafir kaldığı dairenin önünden ve yakınından geçmişti. Akşam aynı kayıkla dönerken şiddetli bir yağmura tutuldular.”

1125 (1713) de Üçüncü Sultan Ahmed’in emriyle Dimetoka’da oturan İsveç Kralı Demirbaş Charles, Edirne’ye getirtilerek bu kasırda misafir edilmiş, sonra Saray-ı Âmire’ye davetle Alay Köşkü’nde oturtulmuştur.

Lady Montague Edirne’den 71.nci mektubunda der ki: 

”…Size şu mektubu yazdığım sırada Tunca kenarında bir evdeyim. Nehir, odamın pencerelerinin altından akıyor. Bahçem yüksek servilerle (1) üzerleri sabahtan akşama kadar birbirlerine bin türlü nüvazişler yapan güvercinlerle dolu. . . Nehir kenarlarına hep meyva ağaçları dikilmiş. Altlarında her akşam kibar hanımlar eğleniyor.”

(1) Kavak ağaçları olacak.