Galland’ın günlüğünde Edirne

  1.  Edirne

                    Galland’ın günlüğünün en önemli bölümü kuşkusuz Büyükelçi Nointel’in Sultan IV. Mehmet’in bulunduğu Edirne kentine gerçekleştirdiği iki yolculuğun anlatıldığı sayfalardır. Nointel Edirne’ye ilk kez güven mektubunu sunmak için gitmiştir ancak bu tören Galland’ın günlüğü başlamadan önce gerçekleşmiştir. Sultanın genellikle Edirne’de bulunmasına karşın resmi başkent İstanbul olduğu için Avrupa ülkelerinin büyükelçileri arada bir, o da saraydan izin gelince, Edirne’yi ziyaret etmekle yetinmek zorunda kalmışlardır. Bu ziyaretler genellikle bahar aylarında gerçekleşmektedir. O dönem İstanbul’dan Edirne’ye atla beş, altı günde gidilmektedir. 27 Mart 1672 günü vezir ağası kaymakamdan “Ekselansın seyahatnamesine ait emirnamesini” getirmiştir. Bunun üzerine Büyükelçi ve maiyeti at üstünde yola çıkmışlar, birer gece Ponte piccolo/Küçük Çekmece, Silivri, Çorlu, Burgaz ve Babaeski’de kaldıktan sonra 3 Nisan öğleden sonra Edirne’ye varmışlardır. Edirne’de de aynı İstanbul’da olduğu gibi büyükelçiler birbirini ziyaret etmekte, hatta birbirlerine yiyecek göndermektedirler. “Büyükelçi, Venedik Balyozuna bir keklik ve yabani güvercin böreği, iki domuz sucuğu ve dana yolladı” (C. I, s. 91). 9 Nisan günü bayramın ilk günüdür. Nointel maiyetiyle birlikte Sultan IV. Mehmet’in Selimiye Cami’sine bayram namazına gidişini izlemek için söz konusu camiye açılan bir sokaktaki dükkândan padişah alayını izlemiştir. Galland alaydaki tüm ileri gelenlerin ve son olarak da padişahın giysilerini tüm ayrıntılarıyla betimlemiştir.

                    Bayramdan sonra Osmanlı ordusu sefer hazırlıklarına başlamış, Edirne’ye çok sayıda yeniçeri gelmiştir. Tüm hazırlıklar bittikten sonra ordu karargâha gitmek üzere 7 Mayıs günü Edirne’den ayrılmıştır. Alay halinde sefere çıkan ordu Galland tarafından hayranlıkla betimlenmiştir. “Padişahın camiye gidişlerinde, büyük ve küçük bayram günlerinde, Ekselansın huzura kabul edilişinde ve Kandiye’nin zaptından sonra kadırgaların muzaffer girişlerinde Osmanlı İmparatorluğunun şevket ve haşmetine ait bazı levhalar görmüştüm, fakat Zat-ı Şahane’nin bugün sefere gitmek üzere Edirne’den dışarı çıkışındaki ihtişamın ve hayret verici debdebenin, güzelliğine yakışacak hiçbir şey görmemiştim” (C.I, s. 113). Galland bu ihtişamı ve bu zenginliği yıllar sonra çevireceği Binbir Gece Masalların’datekrar yaratmaya çalışacaktır. Galland Osmanlı’ya olan hayranlığını kendi kralını da kollayarak ifade etmiştir: “Bununla beraber şu kat’i bir gerçektir ki bu alay bütün hayatımca gördüğüm şeylerin en güzeliydi ve Fransa hariç dünyanın hiçbir yerinde bundan güzel bir tören yapılamazdı” (C. I, s. 114).

                    Padişah Edirne’den ayrıldıktan sonra Büyükelçi Nointel kapitülasyonların metnini birkaç kez Reis ül-küttab’la görüşmüş fakat taraflar metnin tüm maddeleri üzerinde hemfikir olamamışlardır. Nointel 3 Haziran günü son bir kez Veziri görmek için karargâha gitmiş ancak kendisini göremeden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu durumda Büyükelçi İstanbul’a dönmüş, kapitülasyonlar da başka bir bahara kalmıştır. Büyükelçiye yardım etmek amacıyla Edirne’de bulunan Chevalier d’Arvieux, kendisini İstanbul’da bekleyen Diamant gemisiyle kentten ayrılmıştır.

                    Ertesi yıl, 30 Nisan günü alınan bir mektupla Büyükelçi Nointel Edirne’ye davet edilir. Bu davet üzerine Nointel, 12 Mayıs 1673 günü Edirne’ye gitmek üzere maiyetiyle birlikte yola çıkar. Bu kez kent dışında, Bosnaköy’de ikamet etmiştir. 22 Mayıs günü Büyükelçi, başkâtibi ve iki tercümanıyla birlikte Reis ül-küttabın ziyaretine gitmiştir. Kahve ve şerbet ikramından sonra bir saat görüşmüşler ve kapitülasyonlara ilave edilecek maddeler hakkında mutabık kalmışlardır. Ancak Osmanlı tarafı metni yazdırmak için birkaç gün müddet istemiştir. 1 Haziran günü Nointel bir takım hediyeler takdim etmek üzere Sadrazama gitmiş ama onun yokluğunda ancak kâhyasıyla görüşebilmiştir. Kâhya ona hazır olan kapitülasyonları dört nüsha halinde göstermiştir.

                    3 Haziran günü Sadrazam Büyükelçi’ye haber yollamış ve kendisini kabul edeceğini bildirmiştir ancak Padişahın yanına gitmek zorunda kaldığı için Büyükelçi’yi aldıramamış, Büyükelçi boşuna birkaç saat beklemiştir. Ertesi gün Büyükelçi’yi almaya gelecek olan beygirler ve çavuşlar yerine bir ağa gelmiş, Sadrazam’ın Padişah’ın sarayına gitmek zorunda kaldığı için görüşmeyi ertesi güne ertelediğini bildirmiştir. “Ekselans bu subayı pek fena bir şekilde kabul etti. Onu karşısında oturtmak üzere tercümanın getirmiş olduğu açılır kapanır iskemleyi geri yollattı ve tercümana kendisiyle böyle oynanmasını pek fena bulduğunu ve bundan sonra Vezirin kendisini dilediği zaman aldırmaya teşebbüs edebileceğini ve canı isterse gideceğini söyledi” (C. II, s. 61). Tercüman tüm bu söylenenleri aynen nakletmekten çekinmiştir ancak Ağa, Büyükelçi’nin hoşnutsuzluğunu sesinin tonundan ve hareketlerinden anlamış ve kendisine gösterilen nezaketsizlikten hiç memnun kalmadığını ayrılırken tercümana söylediği “gâvur ve kafir” sözcükleriyle ifade etmiştir.

                    Sonunda, 5 Haziran 1673 günü Sadrazam’ın yolladığı beygirler gelmiş, Büyükelçi “Türklerin adetlerini taklit ederek etrafında hizmetkârlarına mahsus kıyafete girmiş on iki yasakçı ve on seyis bulunduğu halde ilerlemiştir” (C. II, s. 62). Şehrin sınırına gelindiğinde bostancıbaşı Büyükelçi’yi karşılamış ve kendisine Sadrazam’ın sarayına kadar eşlik etmiştir. Büyükelçi kabul salonuna alınmış, kendisine bir iskemle verilmiştir. Salona giren Sadrazam iri altın çiçeklerle süslü bir sedire Türk usulü oturmuş ve Büyükelçi’yi selamlamıştır. Söz alan Büyükelçi ilk olarak iki kez bekletildiği için Sadrazam’a serzenişte bulunmuş, daha sonra kapitülasyonların imzalanması için neden bu kadar beklenildiğine anlam veremediğini ifade etmiş, ancak dünyanın en kudretli imparatorları olan Osmanlı ve Fransız Kralları arasındaki dostlukla ilgili yüceltici sözler söylemiştir. Kahve içildikten sonra Sadrazam bir ipek torba içinde kapitülasyonların yazılı olduğu ruloyu Padişah’ın mektubuyla birlikte Büyükelçi’ye sunmuştur. Mektubu alnına götürüp öptükten sonra Büyükelçi’ye vermesi için Reis Efendi’ye uzatmış, Büyükelçi ayağa kalkıp mektubu almış, öpüp tekrar yerine oturmuş ve bu mektubu almayı uzun zamandır beklediğini söylemiştir. Gidiş ve dönüş dâhil tüm bu merasim üç saat sürmüştür. Günün kalan kısmı şenliklerle geçmiş, Büyükelçi Saint-Laurent şarabı ile Kral’ın sağlığına kadeh kaldırmıştır. Akşama doğru iki meşaleci Büyükelçi’nin odasının önünde Arapça dua okumuş, kendisine mutluluk dilemişlerdir. 8 Haziran günü Padişah’ın ve Sadrazam’ın mehter takımı kapitülasyonların yenilenmesi nedeniyle Büyükelçi’yi eğlendirmeye gelmişlerdir. “Fakat Türklerin pek ziyade hoşlarına giden ahenkleri Fransız kulaklarının asla hoşuna gitmemektedir” (C. II, s. 66). Edirne’de başka işi kalmayan Büyükelçi, 22 Haziran günü İstanbul’a dönmek üzere yola çıkmıştır.

Kaynak;
Arzu ETENSEL İLDEM ://www.turkyurdu.com.tr/yazar-yazi.php?id=775


https://www.turkyurdu.com.tr/yazar-yazi.php?id=775