ÖLÜMÜNÜN 50. YILINDA BABAM NECMİ İGE
Babam Necmi İge’nin ölümünün 50.yıldönümünde ( 08.12.1953) kendisini rahmetle anarken
hayat hikâyesini de kısa bir şekilde sizlere aktarmak istedim. Necmi İge, 1897 yılında Edirne’nin Küçükpazar
semtindeki, dedelerinden kalma, îğcioğlu Ahmetaga konağında doğdu. Babası Ahmet bey (büyük babam),
Selanik’ten Edirne Vilayet kalem-i mahsusuna tayin olmuş bir memur idi. Ne yazıktır ki oğlu doğmazdan önce genç
yaşında vefat etmişti. Annesi Hasan Sezai sülalesinden Adviye hanım’dır. Naciye ve Muhsine ismindeki kızları
gibi oğlunu da okutacaktır. Bu aralar Selimiye Saray Hamamını işletmekte
ve erkek kardeşi Edirne Defterdarı Emin Bey’ den destek görmektedir.
Necmi mekteb-i iptidaiyeyi (ilkokul) Kadri Paşa Okulu’nda tamamlar. Rüştiyeyi bitirir. İdadinin (lise) son
sınıfında Yunan Harbi patlak verir, askere alınır. Okul yıllan ve tatillerde dayısı Emin Ber’in Karabulut
Çiftliğinde yeğeni Fikret (Önder) ile geçirdiği günler geride kalmıştır. Edirne Yunanlılar tarafmdan işgal
edilmiş,ordu dağıtılmıştır. Önce onbaşı sonra Çavuş olan genç delikanlı Necmi. sivilleri giyer, ayağına yemenileri
geçirir ve Karabulut Çifliği üzerinden Anadolu’ya silah ve cephane kaçıran teşkilatta gizlice çalışmaya başlar. Zira
kendisi Trakya Paşaeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Edirne mensuplarını tanımakta,onların konaklarında yaptığı
toplantılarmda kulak misafiri olmakta ve yollarına gaz lambası tutarak hizmetlerinde bulunmaktadır. Yiğit
delikanlı Necmi, bir gece vakti Taşhan’ın bir odasında Sırrı Bey ve arkadaşlarının önünde, masa üzerindeki Bayrak,
Silah. Kuran’a el basarak yemin eder ve teşkilata alınır. İşte bu aydın milliyetçi ve vatansever eylemci
gruptan, başta Emin Bey olmak üzere, Öğretmen – Hafız Gülşen-i Sırrı Bey (dedem), Haşim İşcan, Bahattin Balkır
gibi eşraftan birçok kişi eski küçük bir istimbotla (gemi) Ege denizinin güneyinde küçük bir ada olan Milos’a
sürgün edilirler. Emin Bey esaret şartlarına dayanamayıp orada ölür. (Milos Faciası Milliyet Gazetesi)
Delikanlı Necmi bir gece çatışma sırasında oyalama ateşi için artçı kalır ve yakalanır. Sarayiçi
civarında Çukur çayır mevkiindeki karokola getirilir. Burada Yunan işkencesine maruz kalır.
Dövülür. Kolundaki saatin parçaları etrafa saçılır. Yunan subayı ” sen Kemalist ölecak”
deyince Necmi ,kan dolu ağzından yunanlı subayın üstüne doğru tükürür ve
“ben ölecek bir Kemalist, ama arkada var yüz bin Kemalist” der…Öldü diye civarda yol kenarındaki hendeğin içine
atarlar… Ölmemiştir…, uzun süre evde ihtimamla bakılır, iyileşir. Fakat artık tek böbreklidir. Diğeri dumura
uğramıştır. Aylar, yıllar büyük sıkıntılar içinde parasızlık aileyi perişan etmiştir. Tarlalar ekilip biçilememiştir..
Dayısı Milos’ta ölmüş; saray hamamı top mermilerinden hasar görmüş kapatılmıştır. Sağlıklı olan işgücü
askerdedir., İstiklâl harbi yıllarıdır. Aile borçla geçinmek zorunda kalmış, sonraları gelen hacizden dolayı çiftlik;
hamamın kubbelerindeki tonlarca kurşun satılarak Emin Bey’in ailesi hacizden kurtarılmıştır. Cumhuriyet ilan
edilir, Yunan kaçar . Edirne’ye dönen dedem Sırrı Bey veremden hastadır., son demleridir. Türk süvarilerinin
kaldırım taşlarında akseden nal sesleri dııyar, şükür duasını ardından ruhunu teslim ederek ismi unutulan nice
şehit ve gazi safına katılır.
Edirne’de yeniden teşkilatlanma başlar. Vilayette memur olarak kısa bir süre çalışan Necmi Bey, Atatürk’ün
silah arkadaşı Trakya Genel Valisi General Kazım Dirik tarafından kurulmakta olan Edirne Müze memurluğuna
tayin edilir. Kısa bir süre sonra 35 yıl boyunca devam edecek olan Müze Müdürlüğü hayatı başlar. Müzeye
arkeolojik ve etnoğrafîk binlerce eser kazandırır.
Atatürk’ün Edirne’mizi ziyaretinde, gece ve gündüz çok yakınında bulunanarak hem korumalığını hem de
rehberliğini yapmıştır. Atatürk’ün, kendisine halk tarafından takılan lakapla (Necmi Ağabey) hitap etmesini ömrü boyunca unutmamış ve uğruna kan döktüğü Yüce Önderinin ilkelerini ve inkilaplanm, çağdaş medeniyete ulaşma
konusunda verdiği direktifleri hemen benimseyip uygulayan ve uygulatan olmuştur.
1936 yılında hasene Hanımla evlenmiş; Ahmet Ünal, emin Ender ve Sinan adlarında üç erkek evlat sahibi
olmuştur. Hasene Hamın öğretmen Hafız Sırrı Bey’in büyük kızı ve aynı zamanda Hasan Sezai Hazretlerinin kızı
tarafından torunudur.
Necmi Bey, Yardım severliği, alçak gönüllülüğü, yol göstericiliği ile herkesin sevgi ve saygısını kazanmıştır
ve isminin yanma “ağabey” lakabı takılarak “Necmi abey” olarak anılmıştır. Müze Müdürlüğü görevi yanı sıra, 30-35
yıl süresince ; Emniyet teşkilatında, Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu ile Türk Hava Kurumu Yönetim
Kurullarında çalışmıştır. Bunların dışında Vilayet Protokol görevini sürdürmüştür.
Kırklareli’de Vize / Saray höyük kazılarına katılmıştır . 18 Haziran 1953 d e p r e m i n i n camilere ve eski eserlere verdiği hasar kendisini çok üzmüştür. Aynı yıl Sabuncu Bağlan ilerisinde bulunan bir arkeolojik eserin kurtarılması sırasında, yorulan kalbi fazla dayananamış, hastalanmıştır. O günün koşullarında en iyi şekilde tedavi edilmesine rağmen 08 Aralık 1953 tarihinde 56 yaşında kalp krizinden hayata veda etmiştir.
Resmi Cenaze töreni yapılarak bandonun çaldığı cenaze marşı eşliğinde Selimiye Camii’nden eller üstünde
taşman tabutu Buçuktepe Aile Mezarlığı’na defnedildiğinde arkasında 3,13,16 yaşlarında üç erkek evlat, tarifsiz
acılar içinde bir eş ve ablasını bırakıyor, İğe ailesi için zor günler tekrar başlıyordu. Bu günde onu rahmetle anıyoruz.
Ruhu şad, mekanı cennet olsun.