Prof.Dr.Ahmet DAVUTOĞLU ; “Edirne başşehirdir. Başşehirler kolay teslim olmazlar. Başşehirler baş verirler, ama baş eğmezler”Kategori: Balkan Savaşı, Cumhuriyet Dönemi, Genel, Güncel, Kültür Yaşam, Tarihte BugünEklenme Tarihi: Ara 31st, 2011Ekleyen: CengizAhmet Davutoğlu Edirne’de Sarayiçinde yaptığı konuşma lütfen okuyun işte tarihteki yeri ile Edirne’miz bu…kıymetini bilelim.. Ahmet Davutoğlu, burada yaptığı konuşmada, Edirne müdafaasının büyük kahramını Şükrü Paşa’nın, badece bir şehri değil, bir milletin izzetini, insanlığın onurunu savunduğunu söyleyerek, ”Bugün şehit düşmenizin 100. yılında, Rumeli’nin her bir köşesinden gelmiş evladı fatihanın temsilcisi konuk bakanlarımız ve milletvekillerimizle, sayın valimizle, belediye başkanlarımızla, dünyanın dört bir köşesinden gelen ve sizin şahadetiniz üzerine kurulan büyük Cumhuriyetin temsilcisi olan büyükelçilerimizle Edirne’nin aziz hemşehrileri ve bu aziz bayrağı taşıyan gençlerimizle huzurunuzdayız” dedi. Bazı şehirlerin sadece tarihi mekanlar olmadığını, milletin en büyük fedakarlıklarını sembolleştirdiğini belirten Davutoğlu, Edirne’nin böyle bir şehir ve şehitlerinin de o milletin asırlarca süzülen büyük kültürünün temsilcileri olduğunu vurguladı. “Edirne başşehirdir. Başşehirler kolay teslim olmazlar. Başşehirler baş verirler, ama baş eğmezler” diyen Davutoğlu, “Biz bu şehitleri unutmayacağız. Unutmadığımızı göstermek için 4. Büyükelçiler Konferansı vesilesiyle ülkemize gelen büyükelçilerimizle 100. yılda Ankara’daki toplantılardan sonra bu aziz şehitlerimizin huzurunda saygı ile eğilmek üzere Edirne’ye geldik” ifadesini kullandı. -Edirne savunması- Edirne’de 5 ay 5 gün süren muhasaranın kısa bir savaş olmadığını ifade eden Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ![]() Cengiz Bulut ve Prof.Dr.Ahmet Davutoğlu Taşodalar'da 28-29 aralık 2011 “Bu bir milletin varoluşu ile ilgili ve tarihte hiçbir zaman yok edilmeyeceği ile ilgili bir gizli iradenin, bir büyük iradenin Edirne’nin şahsında sembolleşmesiydi. Edirne 1362′de Türk şehri olduğunda İslami başka bir şehrin, İstanbul’un kapısını açtı. Edirne müdafaası büyük Cumhuriyetin kuruluşunun, bir de başka başşehrin Ankara’nın doğuşunun da önünü açtı. Edirne’de savunulan sadece geçmiş değil gelecekti. Eğer Edirne’de bu savunmayı Şükrü Paşa, bu aziz şehitlerimizle birlikte yapmamış olsalardı, belki biz bugün sadece bu topraklarda değil de Anadolu’da tutunamaz olacaktık. Onun için bu aziz şehitlerimizin huzurunda ne kadar tazimle eğilsek azdır. Onlar 5 ay 5 gün, her türlü baskıya, her türlü açlığa, ıstıraba, çileye boyun eğmeyerek, onlara direnerek var olma mücadelesi verdiler. Bu mekanlar büyük acılara şahit oldu. Biz Şükrü Paşa’nın mektuplarında bu acıları duyduk ve o şehitlerin de belki de hiç yazmadıkları mektuplarda, yüreklerinde hissettikleri sızılarla bu acıları duyduk. Bu acılarla birlikte yeşeren bir büyük umudu da büyük direnci de duyduk. Ama sadece biz duymadık, sadece Ömer Seyfettin anlatmadı Edirne muhasarasını, sadece Şükrü Paşa o kahramanca mektupları yazmadı. Dünyanın öbür köşesinden, başka köşelerinden insanlar Edirne muhasarasını ile birlikte insanlık onurunu keşfettiler. Bir büyük şair İkbal, Muhammedi İkbal, Hazreti Mevlana’nın manevi öğrencisi Hint diyarından Edirne’ye seslendi. En güzel dizleriyle, en vurgulu cümleleriyle Edirne’ye seslendi. O muhasara şartları altında ordunun ihtiyacı için gayri Müslim halktan da alınmasına karar verilen erzakın alınması üzerine dönemin müftüsünün tepki göstermesi ve erzakın geri dağıtılması bir insanlık dersidir, bir insan hakları dersidir. İşte bu haber Hint diyarına ulaştığında İkbal, bunu dizelere döker.” Bakan Davutoğlu, İkbal’in, Edirne muhasarası ile ilgili, Türk askerleriyle ilgili yazdığı şiir ve hatıraları okudu, Lübnan’dan Şekip Arslan’ın, topladığı yardımlar ile Edirne muhasarasına yetişmeye çalıştığını kaydetti. O dönemde herkesin Edirne için seferber olduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu: ”İşte burada, bu aziz mekanda şehit düşen, bu aziz şehitler, hem bir şehrin onurunu korudular, hem bir milletin izzetini korudular, hem de bütün bir insanlığa büyük bir ders verdiler. Onları hiçbir zaman utmayacağız. Aziz şehitlerimiz ruhunuz şad olsun. Daha önce sizden bize terk edilen topraklardan gelen bu evladı Fatihan temsilcisi bakanlarımız, milletvekillerimiz sizin ideallerinizi Rumeli’de yaşatmaya devam ediyorlar. Sizin emanetiniz olan bu aziz vatanı dünyanın her bir köşesinde temsil eden büyükelçilerimiz başları dik, sizden aldıkları o onuru dünyanın her köşesine taşıyorlar. Bu onur ebediyete kadar taşınacak. Hiçbir şey bize Edirne’de Sarayiçi’nde yaşananları unutturmayacak, ama o acı ve ıstırap üzerinde Balkanlar’da bir barışı da yine biz, bazı şehitlerin torunları inşa edeceğiz. Balkan halkları ile birlikte, Balkan Savaşı’nın 100. yılında onun için ‘Balkan Savaşı’ndan Balkan barışına’ diyoruz. Ümit ederiz ki bazı şehitlerimizin o büyük mirası üzerinde Balkanlar tekrar huzur, barış ve refah diyarı olur. Aziz şehitlerimiz ruhunuz şad olsun. Allah mekanınızı cennet eyledi, inşallah bu cennet vatanı da bize sizin torunlarınız olarak savunmak gerektiğinde sizin kadar cesaretle, dirayetle ve onurla savunmayı nasip eder. Ruhunuz şad olsun, emanetiniz sağlam ellerdedir.’ [adsenseyu4]
Konu Yazari: Cengiz (Cengiz ) ... Yorum Yap |
Ziyaretçi İstatiğimiz
Meta Sevdiğimiz Linkler Ayni Kategoriden Yazılar
Kategori: Balkan Savaşı, Cumhuriyet Dönemi, Genel, Güncel, Kültür Yaşam, Tarihte Bugün
|