http://edirnetarihi.com/duzenleme1.png

Şeyhülislam Musa Kazım Efendi



Yazar: Cengiz Bulut | Cengiz Bulut Yazıları, Osmanlı Dönemi | 26 Mar 2013 | 0 Yorum

Levent Güngör Musa Kazım Efendi (1858 – 1920) Osmanlı Devleti’nin son yıllarında 4 kez şeyhülislamlık görevini üstlenmiş din adamı. Kendisi mason idi ve Nakşibendi’ydi.Ayrıca İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesiydi.
Musa Kazım Efendi, 1858 yılında Erzurum’un Tortum ilçesi Pehlivanlı köyünde doğdu. Balıkesir’de Selahaddin Ali Şuuri ve Lutfi Efendilerden, İstanbul’da da Kazasker Eşref ve Hoca Şakir Efendilerden ders aldı. Müderrisliği döneminde Hukuk Mektebinde, Mektebi Sultani, Dar-ül Fünun ve Dar-ül Muallimin’de hocalık yaptı. 1907′de Bab-ı Fetha Tetkik-i Müellefat Başkatipliğine ve daha sonra da kurul üyeliğine getirildi. İttihat ve Terakki’nin bilim kuruluşunda yer aldı. II. Meşrutiyetin ilanından sonra (1908) İbrahim Hakkı Paşa, Mehmed Said Paşa, Said Halim Paşa ve Talat Paşa kabinelerinde dört kez şeyhülislam olarak görev aldı. I. Dünya Savaşından sonra, İttihat ve Terakkinin önde gelen öteki üyeleriyle birlikte tutuklanarak 15 yıl kürek cezasına çarptırıldı. Sürgüne gönderildiği Edirne’de 1920 yılında öldü.

Yılmaz Akçaalan

Şeyhülislam Musa Kazım Efendi

Osmanlı devrinin yüz yirmi birinci şeyhülislamıdır. Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Pehlivanlı (Vıhik) köyünde 1858 tarihinde doğdu. O köyün yerlilerinden ve Çelikoğulları’ndan İbrahim Efendi Hocanın üç oğlundan en büyüğü idi. İlköğrenimini, köy imamı ve babasından okudu. Sonra babası, Şeyh Mehmet Efendiye götürdü. İlmi, manevi kemaliyle herkesin kalbi sevgi ve saygısını kazanmış, mübarek bir zat olan Şeyh Mehmet Efendi, gözlerinin içi pırıl pırıl , zekâ parlayan küçük Musa’yı çok sevmişti. Onu okşayarak hayır dualarda bulundu. İleride “Büyük adam” olacağını söyledi. Geleceğin büyük adamı, 16 (1874) yaşında köyünden ayrılarak Erzurum’a geldi. Burada bakacak kimsesi yoktu. Okumak istiyordu. Aklına Konya’da ders okutan kendi köylüsü ve aynı zamanda teyzesi oğlu olan Müderris Ahmet Efendi geldi. Hemen onun yanına gitti. Üç yıl onun yanında okudu. (1877) oradan Ahmet Efendinin tavsiyesi üzerine Balıkesir’e gitti. Orada dedesi ve akrabaları vardı. Orada eğitimine devam etti. Selahattin Aales- Suudi ve Lütfü Efendilerden dersler almıştır. İstanbul a giderek Kazasker Eşref Efendinin derslerine devam etmiş ve ayrıca Hoca Şakir Efendinin derslerine de devam etmiştir. 1888 de Ulumi âliye den icazet almıştır. Aynı yıl müderris olarak Fatih camiinde dersler vermeye başlamıştır.

Nüsuh rütbesini alınca icazet vermeye başladı. Muallim Naci ve Ahmet Mithat Efendiye dersler vermiştir. Türkçe tefsir hazırlamak istemiş, başlamış ise de bu eser bazı engellerden ötürü tamamlanamamıştır. İstanbul hukuk okulunda mecelle müderrisi, Galatasaray mektebi sultanisinde akaid hocalığı, Darul-fünun ve Darül Muallim hocalığı yaptı. Şeyh Bedrettin Simavi nin “Varidat “ isimli ünlü eserinide Arapça dan Türkçe ye çevirdi . 1904 de mahreç payesine yükseldi. 1907 de Meşihat dairesi yazarları tetkik kurulu başkâtipliğine ve arkasından bu kurulun üyeliğine atandı. Meşrutiyetin ilanından sonra kurulan Büyük ilim kurulu üyeliğine atandı. İttihat ve Terakki partisine girerek Ayan Meclisi üyeliğine seçildi.

12.07.1910 tarihinde Sadrazam İsmail Hakkı Paşa kabinesinde Meşihat (Şeyhülislamlık ) makamına yükseldi. Hakkı Paşanın Avrupa seyahatlerinde Sadrazam vekilliği yaptı. 29 Eylül 1911 de hükümetle birlikte istifa etti. Sadrazam Sait Paşanın 8. Sadarete geçişinde, 30,09.1911 tarihinde yine kabineye Şeyhülislam olarak girdi. Üç ay sonra 31.12.1911 tarihinde görevinden, hükümetle birlikte çekildi. Sonra 08.05.1916 tarihinde Sadrazam Sait Halim Paşanın kabinesinde üçüncü kez Şeyhülislam olmuş ve 03.02.1917. de istifa etmiştir. Talat Paşanın 04.02.1917. tarihinde kurduğu kabineye Şeyhülislam olmuş, ayrıca Evkaf Nezaret vekilliğini de yapmıştır.

Talat Paşa Brest-Litovsk antlaşması için yurtdışına çıktığında bakanlar kuruluna başkanlık etmiştir. 08.10.1918 tarihinde İttihat ve terakki Partisinin hükümetten çekilmesiyle Şeyhülislamlıktan ayrılmıştır. Mondros ateşkes antlaşması sonrası Damat Ferit Paşa hükümeti, Terakki önderleri tevkif yoluna gidildiğinde, Musa Kazım Efendi de, Sait Halim Paşa ve arkadaşlarıyla birlikte Bekir ağa bölüğüne hapis edilmiş, hastalığı sebebiyle Edirne’ye gönderilmiş, diğer arkadaşları Malta’ya sürülmüştür. Musa Kazım Efendi, Bekir ağa bölüğü, divanıharp de verilmiş olan 1919 tarihli kararda 15 yıl kürek cezasına mahküm edilmiş, fakat bu ceza aynı kararla geçici olarak sürgün cezasına çevrilmiştir. 10 Ocak 1920 tarihinde Edirne de ölmüştür. Muradiye Camii bahçesinde mihrap önüne gömülmüştür.(1)

Musa Kazım Efendi, hakkında ileri sürülen çeşitli iddialara cevap olarak 14 Kasım 1911 tarihinde yayımladığı beyannamesinde şahsi hayatıyla ilgili bazı ayrıntılara yer vermiş bu arada tasavvufla olan ilişkisi hakkında da bu beyannamede şunları söylemiştir.

‘’Hususi ahvalimden bahsetmek ve meşrebime dair izahat vermek, dünyada hoşlanmadığım ahvalden ise de haiz olduğum makamın ulûhiyeti itibari ile bana vuku bulan taarruzlara karşı sükûtu ihtiyar eylemek maslahata muvafık olamayacağından, bu bab da hulâsaten ber-vechi âti beyanı hâle mecburiyet hâsıl oldu.

Bu aciz, tahminen on iki yaşımda olduğum halde, tarikat-i âliye-i ilmiyeye salik oldum. Allah`ın inayeti ile o zamandan bu zamana gelinceye kadar bütün ahval ve ef’alimi o meslek-i âlinin mukteziyâtında tevfik etmeğe gücüm yettiği kadar çalıştım.

Uzun senelerden beri dış temizliğime itinada betrdevan olduğum gibi, saliki bulunduğum Nakşibendî tarikatının bu abd-i acize bahşetmiş olduğu manevi feyizler sayesinde hâsıl eylediğim kalp temizliği ve ruh safiyetini beşer kederlerinden muhafaza eylemekteyim. Allah’ın inayetiyle gerekli ilimleri hakkıyla tahsil ve bu bilgileri câmii şeriflerle, yüksek ve orta mekteplerde talim ettiğim gibi, tefsir tasavvuf ilmiyle çok uğraşarak bu sayede Kuran-ı kerim’in on cüzüne ait olan ve henüz basılmamış bulunan takriben üç bin sahifelik bir tefsiri şerif de vücuda getirdim… Vs” Musa Kazım Efendiye masonluğu yakıştıranlar utansın.

Mezar taşı kitabesinde; İngilizler tarafından mazlumen Edirne’ye sürülen ve burada vefat eden Musa Kazım Efendi kabridir. Ruhuna Fatiha. 10 Kanuni sani 1920 yazısı vardır.

ESERLERİ

Musa Kazım Efendi yenilikçidir. Safvetül-Beyan fi tefsiri kuran, Surei ihlâs, Şeyh Bedrettin Varidat tercümesi, Vahdeti vucuda dair risale tercümesi, Abdu’l Hakayık, İslam da cihat, Ahlası şerif tefsiri, Külliyatı şeyhülislam Musa Kazım, Hüccetül islam, İmamı Gazali nin Tuhafetu felsefesi, İbni Rüşt ün vecibesinin tercümesi.

(1)Dr. A.Kadir ALTUNSU-Osmanlı Şeyhülislamları. S.233

Edirne Tarihi Tanıtım Projesi..

Yorumlar

Translate

EnglishFrenchGermanItalianPortugueseRussianSpanish

Edirne Kitaplığı Kataloğu

e-mail Üyelik Sistemimiz

Mail adresinizi girin:

Delivered by FeedBurner

.

İstatistik

  • 297Bu gönderi:
  • 692740Toplam okunan:
  • 207Bugün okunanlar:
  • 14938Aylık okunma:
  • 365249Toplam ziyaretçi:
  • 161Bugün kü ziyaretçiler:
  • 2Şu anda online olan ziyatçiler:

Ziyaretçi Haritamız

Edirne Hava Durumu

Mynet

Edirne Tarihi E-Mail Girişi