Kategoriler
Fazıl Bülent Kocamemi Yazıları Savaşlar

Edirne Kuşatması Günlüğü, Gustave Cirilli,Fazıl Bülent KOCAMEMİ

Balkan Savaşında; Gustave Cirilli adındaki kişinin Edirne kuşatması boyunca şehirde yaşarken tuttuğu günlükte anlattıkları, tarihe ışık tutmak açısından çok önemlidir. Bu günlük sonradan ama gecikmeden 1913 yılında “Edirne kuşatması günlüğü” adıyla kitap halinde Fransa’da yayımlanmıştır. Kitapta belge niteliğinde bölümler tarihimizi aydınlatmaktadır. Ancak, eserin 22-25. Sayfalarında Türk ulusunun asil duygularını çok güzel dile getiren bir bölüm vardır ki, bu bölümü paylaşmadan geçersem kendimi af edemeyeceğimi anladım. Bölüm Bulgar Kralı Ferdinand’ın ve
Türk komutanı Nazım Paşa’nın kendi ordularına savaş öncesi söylediklerini içerir. Gelin, birlikte okuyalım ve gerçek uygarlığın ne olduğunu görelim.
Bulgar Ferdinand şöyle sesleniyor askerlerine:
“Görevimiz haklı, büyük ve kutsaldır. Yüce Tanrı’nın desteği ve koruyuculuğuna adanmış inançla Türkiye’deki Hıristiyanların insan hakları için savaş ilân edildiğini Bulgar ulusunun bilgilerine sunarım. Bizim yanımızda ve bizimle birlikte ortak düşmana karşı Balkan Devletleri Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ aynı amaca hizmet etmek üzere Bulgaristan’ın yanındadır. “Haç”ın “Hilâl”e, hürriyetin despotluğa karşı mücadelesinde adalet ve gelişimi seven herkesin sempatisini kazanacağız.”
Yazar bu cümlelerin haclı seferini çağrıştırdığını ve bunun XX. Yüzyıla hiç yakışmadığını belirttikten sonra,
“Türkler bırakın kendi dindaşlarını, önyargıların ve asırlardan beri süren nefretin varlığına rağmen emirleri altındaki diğer inanışlara karşı bile asla böyle aşırılıklara tevessül etmemişlerdir” diye ekliyor.
Gelelim Savaş Bakanı General Nazım Paşa’nın subay ve askerlerine nasıl seslendiğine:
“Hayatınız bahasına savunacağınız davanın mutlak kutsallığına ve yasallığına rağmen unutmayın ki, cesaretin haricinde başka bir örnek daha vereceksiniz. Bunun adı, insan hakları kanununa saygıdır. Boş yere ve vahşice kan akıtmamak; zayıflara ve masumlara, kadınlara, çocuklara ve esirlere karşı zalim davranmamak; silâhsız kişilerin mallarına ve hayatına el sürmemek ve bütün halkın saygı gösterdiği dinî yapılara saygılı davranmak gerekir. Yüreklerinde savaşı lânetledikleri ve size dost eli uzatmaktan mutluluk duydukları halde şeflerinin emrine uydukları için savaşan aldatılmış zavallılara acımak gerekir.”
Bu sözlerin sahibi ben değilim, bizden biri de değil. Bu sözler bütün Balkan savaşını izlemiş ve Edirne savunmasını baştan sona Edirne’nin içinde yaşamış bir Fransız’ındır. Benim onun sözlerini çevirmemin nedeni ise, zamane insanlarımızın birçoğunda müşahade ettiğim “kendini küçük görme, Batı’yı gözünde büyütme” şuursuzluğuna isyanımdır.
Aynı kitabın 37. Sayfasından bir bölümde ise;
“ 50.000 ya da 60.000 Müslümanın ve zaten kan kokusuyla tahrik olmuş asker yığınının arasında boğulmuş durumdaki Hristiyanın bulunduğu yerde halkın huzurunu bozacak mahiyette tek bir hadisenin cereyan etmemesi dikkati çekmeyi hak eden bir olaydır. Kesinlikle yetersiz jandarma ve polis gücüyle, gayrimüslimler ve bilhassa yabancılar Avrupa’nın en güvenli şehirlerinde oldukları kadar güven içindeler.”
Fransızcadan Çeviri
Araştırmacı-Yazar;  Fazıl Bülent KOCAMEMİ-İstanbul
 

Kategoriler
Cumhuriyet Dönemi Edirneli Şahsiyetler Osmanlı Dönemi Resimler

Edirne Kızlar Okulu Müdürü olan Angele Gueron'un Muhasara Günlüğü

Muhasara Öncesi Edirne'yi Terk.

BİR OKUL MÜDÜRÜNÜN KALEMİNDEN BALKAN SAVAŞI’NDA EDİRNE
Muhasara Günlüğü
Balkan Savaşı’nda Karaağaç’taki Edirne Kızlar Okulu Müdürü olan Angele Gueron, 30 Ekim 1912 ile 27 Mart 1913 tarihleri arasında tuttuğu günlükte, aylarca kuşatma altında tutulan kentte yaşanan acıları, sivil hayatın zorluklarını anlatıyor.